Mağdurun — İlgilinin Rızası (TCK 26. Madde)
Mağdurun – İlgilinin Rızası (TCK 26. Madde) Ceza Hukuku Tarih: 23-01-2026 İlgilinin rızası, hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilir ve eylemi baştan itibaren hukuka uygun kılar. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’n da birinci kitap, ikinci kısım ve ikinci bölümde düzenlenen ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerden olan ilgilinin rızası, açıklanan hukuka uygun olarak verilmiş rıza neticesinde işlenen fiilden dolayı faile ceza verilmesine engel olan hukuka uygunluk sebebidir. Kelime anlamı ile rıza; razı gelmek, kabul etmek, onaylamak anlamlarına gelmektedir.

Mağdurun – İlgilinin Rızası (TCK 26. Madde) Ceza Hukuku Tarih: 23-01-2026 İlgilinin rızası, hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilir ve eylemi baştan itibaren hukuka uygun kılar. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’n da birinci kitap, ikinci kısım ve ikinci bölümde düzenlenen ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerden olan ilgilinin rızası, açıklanan hukuka uygun olarak verilmiş rıza neticesinde işlenen fiilden dolayı faile ceza verilmesine engel olan hukuka uygunluk sebebidir. Kelime anlamı ile rıza; razı gelmek, kabul etmek, onaylamak anlamlarına gelmektedir. Ceza hukukunda rıza ise, kişinin kendi iradesi ile bir fiile onay vermesi anlamını taşır. İlgilinin (mağdurun) rızasının hukuka uygunluk nedeni olabilmesi için aşağıdaki şartların bir arada bulunması gerekir: Rıza kişinin üzerinde mutlak surette tasarrufta bulunabileceği bir hakka ilişkin olmalı, İlgili (mağdur) rıza açıklamaya ehliyeti olmalı, Rıza en geç fiilin işlenmesi anında açıklanmış olmalı. Ceza Kanununun 26/2. maddesinde ilgilinin rızası düzenlenerek; “Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edilebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.” denmektedir. İlgilinin rıza göstermesi, hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmekte ve eylemi baştan itibaren hukuka uygun kılmaktadır. İlgilinin rızasının olması her olay için hukuka uygunluğu sağlamaz. İlgili Makale: İnfaz Hesaplama Makale İçeriği Toggle Mağdurun – İlgilinin Rızası Nedir? İlgilinin rızası; “kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edilebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızadır.” Türk Ceza Kanunu 26/2. maddede düzenlenen ilgilinin rızası için rıza açıklaması kanunun da açıkça belirttiği üzere ilgili kişileri ilgilendirmekte olup, bu rıza açıklaması ve fiilleri hukuka uygun hale getiren bu müessesenin işlemesi için kişinin mağdur sıfatını haiz olması gerekmemektedir. Buradan, rızanın mağduriyet ortaya çıkmadan açıklanması gerektiği anlaşılmaktadır. Rızanın hukuki mahiyetiyle ilgili çeşitli görüşler bulunmakla birlikte, Türk Hukukunda rızanın hukuki işlem olduğu görüşü genelde benimsenmiştir. Kendisine hukuki sonuç bağlanan irade açıklamaları hukuki işlem sayıldığına göre, bir hakkı kullanma yetkisi veren rıza da (mutlak tasarrufa elverişli bir hakka ilişkin olduğunda) hukuki işlem niteliğinde olup, eylemi hukuka uygun kılmaktadır. Rızanın hukuken korunması ile kişilerin kendi hayatları üzerinde ve gelecekleri üzerinde kendi kararlarını verebilmelerine olanak tanır. Bu şekilde korunan rıza ile kişilerin hür iradeleri de bir noktada desteklenmektedir. Sadece cezalandırma amacı gütmeyen ceza normları aynı zamanda suçları önleme işlevi ile kişisel hakları koruduğu gibi aynı zamanda kişinin hak ve menfaat üzerindeki haklarını da korur. Şikayet hakkı ve şikayetten vazgeçme hakkı bu duruma örnek olarak verilebilir. İlgili Makale: Müstehcen Video ve Resim Silme magdurun ilgilinin rizasi nedir Rızaya Dayalı Hukuka Uygunluğun Koşulları Nelerdir? İlgilinin rızası her suç tipi için geçerli değildir. Rızanın hukuka uygunluğu için kanunun bu duruma izin veriyor olması gerekmektedir. Bu husus affetme (suç tipini ortadan kaldıran rıza) yahut izin verme (hukuka uygunluk nedeni olan rıza) şeklinde tezahür edebilir. Rızanın suçlara etkisini anlayabilmek için kast varsa kastın içeriği, rızanın ve hatanın şartlarının belirlenebilir olması gerekmektedir. Hukuka uygunluğun koşullarından olan rıza açıklaması mutlaka yapılmalıdır. Bu açıklama açık bir şekilde yapılacağı gibi kapalı yani zımmi bir şekilde de yapılabilir. Kapalı yani zımmen bile ortaya konmamış rıza açıklaması yoksa, fiil hukuka uygun hale gelmeyecektir. Unutulmamalıdır ki, kişinin başkaca tehditlerden korunması için suça sessiz kalıyor olması zımmi rıza gösterme anlamına gelmemektedir. Hata, hile, tehdit ve cebir gibi iradeyi sakatlayan haller neticesinde kişi irade açıklamasında bulunursa da bu durumda rıza gösterilmiş sayılmamaktadır. Rızaya Ehliyet Bir kişinin açıkladığı ilgilinin rızası olabilmesi için; rıza açıklamaya ehil ve ilgili hakkın sahibi bulunması gerekir. Medeni Kanun uyarınca bütün insanlar hak sahibi ler. Hak sahibi olanların, hakları üzerinde rıza açıklama yetkileri de olmalıdır. Rızanın konusunu oluşturan hakkın sahibi olmayan bir kişinin rıza beyanının hukuken bir değeri yoktur. Bir mala paylı olarak sahip olanlar, oybirliğiyle rıza açıklamalıdırlar. Tüzel kişiler rızalarını yetkili temsilcileri aracılığı ile açıklarlar. Gerçek kişiler bakımından rıza açıklamaya yetkili olmak için ise öncelikle ayırt etme/temyiz gücüne sahip olması zorunludur. Ayırt etme gücü, kişinin eylem ve işlemlerinin neden ve sonuçlarını, önem ve kapsamlarını anlayabilmeleri için gerekli olan bilinç, anlayış ve iradeye sahip olmaları olarak tanımlanmaktadır. Medeni Kanununun 13. maddesi uyarınca, reşit olan ve kendisinde akıl hastalığı, zayıflığı, yaş küçüklüğü veya sarhoşluk gibi bir neden bulunmayan kişinin ayırt etme gücünün var olduğu karine olarak kabul edilmektedir. Kural olarak, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı bulunmayan herkesin rıza açıklama ehliyeti vardır. “15.04.1942 gün ve 14-9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve Ceza Genel Kurulunun 15.02.1972 gün ve 43-50 ile 02.03.2004 gün ve 44-58 sayılı kararlarında; ayırt etme gücüne sahip küçüklerin doğrudan doğruya kişiliklerine karşı işlenmiş bulunan suçlardan dolayı dava ve şikayet hakkına sahip oldukları belirtilmektedir… Bu düzenlenen (TCK m.6/1-a, 103) hareketle çocuklara karşı işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da iki kategoride ele alınması gerekmektedir: Birinci kategoride yer alan “onbeş yaşını tamamlamış” çocukların kendi iradeleriyle serbestçe hareket etme hakkı, niteliği itibariyle üzerinde mutlak surette tasarruf edebilecekleri bir hak olmadığından, bu haklarının ihlaline yönelik olarak gerçekleştirilen eylemlerle ilgili gösterdikleri rıza, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmeyecektir. Buna karşın ikinci kategoride yer alan “onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış” çocuklara karşı işlenen suçlarda (cinsel istismar) ise, mümeyyiz olmaları halinde rızaları hukuka uygunluk nedeni olabilecektir.” (YCGK 30.06.2015, 2014/14-678 – 2015/267) Yaş Hukukumuzda 12 yaşını tamamlamayan küçüklerin hiçbir durumda rıza açıklama ehliyetleri yoktur. 12-15 yaş arasındakiler, temyiz gücüne sahiplerse bazı konularda rıza açıklama ehliyetleri . 15 yaşını tamamlayıp, 18 yaşını tamamlamayanların ise çoğu konuda rıza açıklama ehliyetlerinin bulunduğu kabul edilmektedir. Gerek medeni hukuk, gerekse ceza hukukunda küçüklük, rıza ehliyeti konusunda kuraldan ayrılmayı gerektirmektedir. Medeni hukuk bakımından ayırtım gücünün olay bazında değerlendirilmesi gerekirken, ceza hukukunda bazı suçların mağdurları yönünden yaş sınırı getirilmiş, yine failin yaş küçüklüğü incelenirken de 15 yaşın tamamlanmamış olması, algılama ve irade etme yeteneği bakımından olaysal değerlendirme zorunlu kılınmıştır. Kanunda belirli bir konuyla ilgili olarak rıza açıklamak için belirli bir yaşta olmak aranıyorsa, bu yaşın esas alınması gerekir. Örneğin 103. madde yönünden 15 yaşın, 234/1. madde bakımından 16 yaşın sınır yaş olarak esas alındığı görülmektedir. Çocuklar üzerinde bilimsel deney yapılabilmesi için ana, baba veya vasinin yazılı muvafakatinin alınması da zorunlu görülmüştür (TCK M.90/3) . Ayrıca 1219 sayılı Kanunun 70. Maddesi uyarınca küçükler ile ayırtım gücü olmayanların
Mağdurun — İlgilinin Rızası (TCK 26. Madde) konusunda detaylı bilgi için avukatofisi.gen.tr sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Sonuç
Mağdurun — İlgilinin Rızası (TCK 26. Madde) hakkında yukarıda sunulan bilgiler genel niteliktedir. Kişisel hukuki durumunuz için profesyonel avukat desteği almanızı öneririz.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu konuda ne yapılabilir?
Konuya ilişkin olarak lisanslı bir avukattan hukuki danışmanlık almanız önerilmektedir.
Yasal süreç ne kadar sürer?
Yasal süreç, davanın türüne göre değişir. Birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir.
Hukuki danışmanlık almak neden önemlidir?
Her davanın kendine özgü koşulları vardır. Doğru strateji için uzman desteği kritik önem taşır.
⚠️ Yasal Uyarı: genel bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki tavsiye yerine geçmez.