Ceza Muhakemesi Kanunu 98. Madde (CMK)
Ceza Muhakemesi Kanunu 98. Madde (CMK) Genel Tarih: 29-04-2025 Ceza Muhakemesi Kanunu 98. madde (CMK); yakalama emrinin hangi hallerde ne şekilde düzenleneceğine ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Madde de, yakalama emrinin hangi durumlarda verileceği ve bu konuda yetkili olan merciler gösterilmiştir.

Ceza Muhakemesi Kanunu 98. Madde (CMK) Genel Tarih: 29-04-2025 Ceza Muhakemesi Kanunu 98. madde (CMK); yakalama emrinin hangi hallerde ne şekilde düzenleneceğine ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Madde de, yakalama emrinin hangi durumlarda verileceği ve bu konuda yetkili olan merciler gösterilmiştir. CMK’da tutukluluk kararının, sanığın yüzüne ve avukatının varlığında verilmesi öngörüldüğünden, gıyabi tutukluk kaldırılmış, 248/5.md-fıkrası gereğince, ayrık olarak, yalnızca yurt dışında bulunan kaçak şüpheli ve sanıklar hakkında kabul edilmiştir. Kaçağın tanımı ise CMK’nın 247. maddesinde yapılmıştır. 1412 sayılı Kanunun 91. maddesinde bulunan tutuklama kararına dayalı yakalamaya, madde de yer verilmemiştir. Bunun yerine, yargıca yakalama emri çıkarılma yetkisi tanınmıştır. Makale İçeriği Toggle Ceza Muhakemesi Kanunu 98. Madde Yakalama Emri ve Nedenleri (Değişik: 25/5/2005 – 5353/10 md.) Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir. Yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleri de yakalama emri düzenleyebilirler. Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re’sen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim veya mahkeme tarafından düzenlenir. Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli, bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceği gösterilir. Ceza Muhakemesi Kanunu 98. Madde Gerekçesi Madde, yakalama müzekkeresinin ne gibi hâllerde çıkarılacağını ve bu hususta yetkili mercileri göstermektedir. Tasarı gıyabî tutuklama kararı verilmesini esasta kaldırmış ve sadece bir istisnayı 248. maddenin 5. fıkrasında kabul etmiş bulunduğundan 1412 sayılı Kanunun 131.maddesinde yer alan tutuklama müzekkeresine dayanılarak yapılacak yakalamaya maddede yer verilmemiştir. Bunun doğurabileceği sakıncaları ortadan kaldırmak amacıyla, hakime “yakalama müzekkeresi” düzenleme yetkisi verilmiştir. (5353 sk değ.) 5271 sayılı Kanunun 98. maddesinin birinci fıkrasına bir cümle eklenmiştir. Böylece, tutuklama talebinin reddi kararına itiraz üzerine merciin itirazı yerinde görmesi halinde, bu arada serbest bırakılmış olan kişi hakkında tutuklama kararı vermek üzere yakalama emri düzenlenebilmesi mümkün hale getirilmiş ve bu suretle 271. maddenin dördüncü fıkrasıyla uyum sağlanmıştır. Birinci fıkraya göre soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, şüphelinin kaçak olması veya saklanması hâlinde, Cumhuriyet savcısının istemi ile yakalama müzekkeresi verebilecektir. İkinci fıkra ise belirli hâllerde Cumhuriyet savcısının ve kolluk kuvvetlerinin yakalama müzekkeresi verebileceklerini hüküm altına almıştır: Bu hâller yakalanmış kişinin kolluk görevlisinin elinden kaçması ya da ceza infaz kurumu veya tutukevinden kaçmış bulunmasıdır. Bu hüküm kaçan şüpheli, tutuklu veya hükümlü için geçerlidir. Üçüncü fıkra, kovuşturma evresinde kaçan veya saklanan sanık hakkında mahkemece re’sen veya Cumhuriyet savcısının istemi ile yakalama müzekkeresi verilebileceğini ifade etmektedir. Dördüncü fıkra, yakalama müzekkeresinin ne gibi kayıtları içereceğini göstermektedir. Buna göre: Kişinin açıkça eşkâli, bilindiğinde kimliği, adı geçene yöneltilen suç ve yakalandığında nereye gönderileceği müzekkerede gösterilecektir. İlgili Makale: Meşru Müdafaa Ceza Muhakemesi Kanunu 98. Madde Yakalama Emri ve Nedenleri Emsal Kararlar Yargıtay 12. Ceza Dairesi E: 2013/26786 K: 2014/4530 Ceza Muhakemesi Kanunu 98. Madde Yakalama Emri ve Nedenleri Davacı hakkında Adana 5. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 05.05.2012 tarih ve 2008/991 esas, 2009/611 sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği, Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23.12.2010 tarih ve 2009/753 esas, 2010/1197 karar sayılı ceza dava dosyasında da davacı (sanık) hakkında Hakaret ve Bilişim Sistemine Hukuka Aykırı Olarak Girme suçlarından yürütülen kovuşturma sonucu, davacının (sanığın) hakaret suçundan beraatına, Bilişim Sistemine Hukuka Aykırı Olarak Girme suçundan ise, mahkûmiyetine karar verildiği ancak, gerek soruşturma, gerek Sulh Ceza Mahkemesinde yürütülen kovuşturma, gerekse Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan kovuşturma safhalarında davacı (sanık) hakkında herhangi bir yakalama emri çıkarılmadığının Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.07.2012 tarih ve 2012/162 sayılı muhabere yazısı ve bu yazıya verilen cevabi yazılardan anlaşılması karşısında, 5271 sayılı CMK’nın 97 ve 98. maddeleri kapsamında, davacının yakalanma nedenine ilişkin, yakalama tutanağı ve dayanak yakalama emri ve nedenleri ile ilgili bilgi ve belgeler dosyaya getirtilerek sonucuna göre, davacının tazminat talebinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, Mahkemenin Kabulüne gelince; davacının tazminat talebine esas, yakalamanın davacı hakkında yapılıp bitirilen yargılama ve kovuşturmadan sonra gerçekleştiği, konuya ilişkin 5271 sayılı yasanın Tazminat İstemenin Koşulları başlıklı 142/1. maddesinde öngörülen “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen 1 yıl içinde tazminat isteminde bulunabilir” hükmü ve aynı Kanunun 141/1. maddesinin (a ve g) fıkralarındaki ”Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,” ve ”Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,” şeklindeki düzenlemeler dikkate alınarak davanın yakalama işleminin gerçekleştiği 20.07.2012 tarihinde serbest bırakılma ile öğrenildikten sonra 10.08.2012 tarihinde, kanunda belirtilen üç aylık dava açma süresi içerisinde açılmış olduğunun anlaşılması karşısında, yerel mahkemece haksız işlem tarihi yerine, isabetsiz değerlendirmeye dayalı olarak, davacı hakkında Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinde 23.12.2010 tarihinde yapılıp bitirilen ve 25.02.2011 günlü, kesinleşme tarihi esas alınarak davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığı ve davacının suç soruşturması veya kovuşturması sırasında yakalanmadığı, söz konusu yakalamanın CMK’nın 141 ve 142. maddeleri uyarınca tazminat talebine konu olamayacağı gerekçesi ile reddine karar verilmesi, İsabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak bozulmasına 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Yargıtay 6. Ceza Dairesi E: 2008/70 K: 2009/4124 Ceza Muhakemesi Kanunu 98. Madde Yakalama Emri ve Nedenleri Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan şüpheli A. A. D. hakkında yürütülen soruşturma sırasında, Konya 3. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 06/09/2006 tarihli ve 2006/1127 değişik iş sayılı yakalama emrine istinaden şüphelinin Antalya ilinde yakalanmasını müteakip, sanığın yakalama emrini veren Konya Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosuna sevkini sağlamak amacı ile sadece sevk için cezaevine konulmaksızın derhal bu mercie ulaşımını sağlayacak süre kadar olmak üzere sevk için tutuklanmasına, sevki sağlayacak bi
Ceza Muhakemesi Kanunu 98. Madde (CMK) konusunda detaylı bilgi için avukatofisi.gen.tr sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Sonuç
Ceza Muhakemesi Kanunu 98. Madde (CMK) hakkında yukarıda sunulan bilgiler genel niteliktedir. Kişisel hukuki durumunuz için profesyonel avukat desteği almanızı öneririz.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu konuda ne yapılabilir?
Konuya ilişkin olarak lisanslı bir avukattan hukuki danışmanlık almanız önerilmektedir.
Yasal süreç ne kadar sürer?
Yasal süreç, davanın türüne göre değişir. Birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir.
Hukuki danışmanlık almak neden önemlidir?
Her davanın kendine özgü koşulları vardır. Doğru strateji için uzman desteği kritik önem taşır.
⚠️ Yasal Uyarı: genel bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki tavsiye yerine geçmez.