AvukatOfisi Ekibi

Ceza Hukuku

Tarih: 29-01-2026

Mala zarar verme suçu TCK’nın 151. maddesinde düzenlenmiştir. TCK 151/1 maddesinde mala zarar vermenin temel şekli yer almaktadır. Suç; başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkma, tahrip etme, yok etme, bozma, kullanılamaz hale getirme ve kirletme suretiyle işlenebilmektedir. Örneğin başkasına ait binanın duvarına yazı yazmak, afiş veya ilan yapıştırmak veya resim yapılarak kirletmek şeklinde gerçekleştirilebilir. 151. maddesinin 2. Fıkrasında başkasına ait sahipli hayvana zarar vermeye ilişkin hükümlerin yer aldığı görülmektedir. Burada, haklı bir neden olmaksızın, sahipli hayvanı öldürme, işe yaramayacak hale getirme veya değerinin azalmasına neden olma halleri suç sayılmıştır. Mala zarar verme suçu iki şekilde işlenebilir:

Mala zarar verme suçu Türk Ceza Kanunu’nun 10. Bölümünde yer alan Mal Varlığına Karşı Suçlar arasında düzenlenmiştir. TCK 151. madde de basit hali, TCK 152. madde de ise mala zarar verme suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. Bu makalemizde, AvukatOfisi Ekibi olarak sizlere TCK 151-152’de düzenlenen, mala zarar verme suçunu, mala zarar verme suçunun özelliklerini, unsurlarını, cezasını, mala zarar verme suçunda görevli mahkemeyi, mala zarar verme suçunda zamanaşımını, uzlaşmayı, etkin pişmanlığı, şikâyet süresini, mala zarar verme suçunda adli para cezası, erteleme ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılması hususlarını izah edeceğiz.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

Makale İçeriği

Toggle

Mala Zarar Verme Suçu Nedir?

Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirletme eylemine mala zarar verme suçu denir. Mala zarar verme suçu ve cezası “Malvarlığına Karşı Suçlar” bölümünde TCK 151. ve 152. madde arasında düzenlenmiştir. Mala zarar verme suçu TCK 151 madde;  “Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Haklı bir neden olmaksızın, sahipli hayvanı öldüren, işe yaramayacak hale getiren veya değerinin azalmasına neden olan kişi hakkında yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.”

Bugünkü Türkçe de eşya kelimesinin karşılığı olarak da kullanılan mal ifadesi inceleme konumuzu oluşturan suç açısından menkul, gayrimenkul ve sahipli hayvanları ifade etmektedir. Zarara maruz kalan malın bir değerinin olması gereklidir. Ekonomik değer şart olmayıp, malikinin nazarında manevi bir değere sahip olması bu suçun oluşumu için yeterlidir. Birçok ülke kanunlarında mal kavramı yerine “şey” deyiminin de tercih edildiği görülmektedir. Mal; dış alemde maddi bir bünyeye sahip, kişilerce elde edilip üzerinde egemenlik kurulmuş şey olarak tarif edilmektedir. Bu nedenle maldan söz edebilmek için dış âlemde bir yer işgal etmesi gereklidir. Bunun katı veya sıvı olmasının önemi yoktur.

Haklar ve talepler zarara uğrasa bile bu bağlamda mala zarar verme suçu oluşmayacaktır. Mala zarar verme suçunun ayırıcı özelliği başkasının malına zarar verme kastı ile hareket edilmesindedir. Öncelikle maddi veya manevi değere sahip ve başkasına ait bir malın varlığı ve bu mala zarar verilmesi gereklidir. Malın, değerinin olmaması veya çok azlığı bazı hallerde suçun oluşumunu engelleyebilmektedir. Örneğin bir kibrit çöpünün kırılması, bir toplu iğnenin bükülmesi veya içilip bitmekte olan bir sigaranın kırılması gibi. Malın önceki fiziki görüntüsü değişmiş olsa bile zarar meydana gelmedikçe mala zarar verme suçundan bahsedilmez. Örneğin, başkasına ait tarladaki biçilmiş halde bulunan mahsullerin toplanmasında, malın fiziki görünümü değişmesine rağmen ortada bir zarar yoksa suç oluşmayacaktır.

Mala Zarar Verme SuçuTCK 151. Madde

Zamanaşımı8 yıl

Kanun Maddesi5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 151

Görevli MahkemeAsliye Ceza Mahkemesidir.

Memurluğa EtkiCezanın bir yıl ve daha üstü hapis cezası olması durumunda Memuriyete engeldir.

Etkin PişmanlıkEtkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir.

Tutuklama ve Adli KontrolNitelikli hallerde Tutuklama ve adli kontrol kararı verilebilir.

İndirimŞartları varsa 62 indirimi uygulanabilir.

ŞikâyetŞikâyete tabidir.

UzlaşmaUzlaşmaya tabidir.

Mala zarar verme – Madde 151

Mala zarar vermenin nitelikli halleri – Madde 152-

(1) Mala zarar verme suçunun;

a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında,

b) Yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis hakkında,

c) Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında,

d) Sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesisler hakkında,

e) Grev veya lokavt hallerinde işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,

f) Siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,

g) Sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak, İşlenmesi halinde, fail hakkında bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Mala zarar verme suçunun;

a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak,

b) Toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle,

c) Radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak, İşlenmesi halinde, verilecek ceza iki katına kadar artırılır.

mala zarar verme sucu tck 151

Mala Zarar Verme Suçunun Şartları Nelerdir?

Mala zarar verme suçunun şartları şu şekilde ifade edilebilir.

a-) Taşınır veya taşınmaz mala zarar verme suçu

b-) Mala zarar verme suçunun konusunun hayvan olması

İlgili Yazı: Takibi Şikayete Bağlı Suçlar

Mala Zarar Verme Suçunun Unsurları

Mala Zarar Verme Suçu Cezası Nedir?

Mala zarar verme suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Özel Hükümler başlıklı İkinci Kitabında, Kişilere Karşı Suçlar başlıklı İkinci Kısmın Onuncu Bölümünde Mal Varlığına Karşı Suçlar başlığı altında 151. maddede düzenlenmiştir. Suçun nitelikli hallerine ise 152. maddede yer verilmiştir. Bu suç, mala zarar vermeye ilişkin genel hüküm niteliğindedir.

Mala Zarar Verme Suçu CezasıKanuni Dayanağı

TCK 151 Basit Hali Cezası4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası

TCK 151/2 Basit Hali Cezası4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası

TCK 152 Nitelikli Halleri Cezası1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası

TCK 152/2 Nitelikli Halleri CezasıCeza iki kat arttırılır

151.maddenin 1.fikrasında düzenlenen mala zarar verme suçunun temel şeklinin yaptırımı dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası olup, hakim bu seçimlik yaptırımlardan birini tercih ederek, somut olayın özelliklerine, zararın miktarına ve suçun işleniş şekline göre TCK’nun 61.maddesinde öngörülen hususları göz önünde bulundurarak alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirleyip uygulayacaktır. Adli para cezası ise, TCK’nun 52.maddesi dikkate alınarak 5 günden az 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen gün sayısının en az 20 en fazla 100 Yeni Türk Lirasıyla çarpılması suretiyle tespit edilecektir. Mala zarar verme suçunun konusunun hayvan olması haline ilişkin suçun özel şeklini düzenleyen 151. maddenin 2. fıkrası uyarınca faile 1. fıkrada öngörülen seçimlik yaptırımlar uygulanacaktır. Mala zarar verme suçu cezası dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.

152.maddede mala zarar verme suçunun nitelikli halleri tanımlanmıştır. Bu hallerin nitelikli unsur sayılmasının nedeni, verilen zararın büyük bir kitleyi etkilemesinin olanaklı bulunmasıdır. Bu nitelikli haller ağırlıklarına göre üç fıkrada düzenlenmiş, maddenin ikinci fıkrasında mala zarar verme suçunun çeşitli suretlerde işlenmesi nitelikli unsur olarak belirlenmiş ve bu durumlarda faile verilecek olan cezanın birinci fıkraya göre üç katına kadar artırılacağı hükme bağlanmıştır. Üçüncü fıkrada sayılan neticelerin gerçekleşmesi halinde faile birinci ve ikinci fıkra uyarınca verilecek olan cezanın iki katına kadar artırılacağı öngörülmüştür.

a) 152. maddenin 1.fıkrasında gösterilen nitelikli haller

Maddenin 1.fikrasında 7 bent halinde sayılan mala zarar vermenin nitelikli hallerinde faile bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verileceği öngörülmüştür. Anılan nitelikli haller şunlardır;

152.maddenin (a) bendinde, mala zarar verme suçunun konusunu, kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine özgülenmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşyanın oluşturması, bu suçun nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bu nitelikli halin oluşabilmesi için mala zarar verme suçunun kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve tesislerle, buralarda bulunan veya bu bina ve tesislere ait olan eşya ya da kamu hizmetine veya kamunun yararlanmasına özgülenmiş eşya hakkında işlenmesi yeterli olup, bu eşyanın mülkiyetinin kamuya ait olması şart değildir. Eşyanın “kamu yararı” veya “kamu hizmeti” amaçlarına özgülenmiş sayılabilmesi için, kişi ayrımı gözetilmeksizin, bedeli karşılığında veya bedelsiz olarak herkesin yararlanmasına sunulmuş ve suçun işlendiği sırada da bu niteliğini koruyor olması zorunludur. Kamu yararı ve hizmetine özgülenmiş bu eşyanın devlete veya özel kişilere ait olması bakımından bir ayrım gözetilmemiştir. Bu bakımdan yer, bina, tesis veya diğer eşyanın kamu yararına veya hizmetine özgülenmiş bulunması yeterli olup, fiilen böylece kullanılmış olması da şart değildir. Önemli olan, eşyanın kamu hizmetine veya kamunun yararlanmasına tahsis edilmiş olmasıdır. Örneğin, karakol binasının kapı camının kırılması; emniyetin hizmet otosuna zarar verilmesi; cezaevindeki koğuşta yatak, battaniyenin yakılması, lavabonun kırılması; Taşkömürü İşletme müessesesine ait bekçi kulübesinin camının kırılması, belediyeye ait sokak lambasının kırılması, kanalizasyon boru ve mazgallarına, trafik işaret ve levhalarına, bir park yerindeki oturma veya oyun gruplarına zarar verilmesi ve benzeri durumlarda fail 152/1-(a) bendi hükmüne göre cezalandırılacaktır.

152.maddenin 1.fikrasının (b) bendinde, mala zarar verme suçunun, yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis hakkında işlenmesi, mala zarar verme suçunun nitelikli unsuru olarak tanımlanmıştır. Bu nitelikli halin konusunu, yangın, sel ve taşkın, kaza ve diğer felaketlere karşı korunmaya özgülenmiş eşya oluşturmaktadır. Yasa koyucu, burada bazı felaket durumlarını (yangın, sel ve taşkın, kaza) örnekseme yöntemiyle göstermiş “ve diğer felaketlere karşı” ifadesiyle de her türlü felakete karşı korunma amacına tahsis edilmiş eşya veya tesis hakkında işlenen mala zarar verme suçunun bu bent kapsamına dâhil olduğunu vurgulamıştır. Bu düzenlemede, eşya veya tesisin devlete veya özel kişilere ait bulunması bakımından bir ayrım gözetilmemiştir. Örneğin barajlar, toprak kaymasına, su taşmasına engel olmak amacıyla yapılmış koruma araçları ve diğer yapı ve setler, yangın söndürme araç ve aletleri, demiryollarındaki sinyalizasyon söndürme araç cihazları, gemilerde kaza halinde yolcuların can emniyeti için hazırlanmış can yelekleri gibi eşyalar hakkında işlenen mala zarar suçları bu bent kapsamında değerlendirilecektir.

Maddenin 1.fikrasının (c) bendinde, mala zarar verme suçunun, Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında işlenmesi mala zarar verme suçunun konu bakımından bir nitelikli unsuru sayılmıştır. Devlet ormanı statüsündeki yerlerde bulunan ağaç ve fidanlara zarar verilmesi, 6831 sayılı Orman Kanununda ayrı birer suç olarak tanımlandığından, bu tür eylemlere Orman Kanunu hükümleri uygulanacaktır. 152/1-(c) bendini uygulanabilmesi için ağaç, fidan ve bağ çubuklarının sadece dikili olması yeterli olup meyve vermeleri koşulu aranmamış, keza bunların bulundukları yere de önem verilmemiştir. Bu itibarla, kişilerin özel mülkünde veya yol kenarlarında, ark ve bahçelerde, kamuya ait (orman statüsündeki yerler hariç) diğer alanlarda bulunan ağaçların tahrip edilmesi halinde bu bent hükmü uygulanacaktır. Bu bentteki “bağ çubuğu” deyiminin asma fidesi, “fidan” deyiminin ise ağaç ve ağaççıkların yeni yetişeni şeklinde anlaşılması gerekir. Ancak, dikilmemiş yabani bağ çubukları bu bendin kapsamı dışındadır.

Maddenin 1.fikrasının (d) bendinde, mala zarar verme suçunun, sulamaya veya içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesisler hakkında işlenmesi konu bakımından nitelikli bir unsur sayılmıştır. 152/1-(d) bendinin uygulanması bakımından, sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesislerin kamuya veya özel kişilere ait olmasının önemi yoktur. Söz konusu tesislerin (yapıların) sulamaya, içme sularının sağlanmasına yaradığından söz edilebilmesi için fiilen sulama ya da içme suyunun sağlanması amacı gerçekleştirmesi gerekir. İçme suyu yolları, değirmen arkı, belediyeye ait su boruları, kaynaktan eve su getiren borular, içme suyuna mahsus çeşme, Devlete ait su işlerinin kanalı, sulama amacıyla yapılan kanallar ve yapay su yatakları, su depoları ve benzeri yapılara karşı işlenen fiiller (d) bendi kapsamında değerlendirilecektir. “Afet” deyimi, doğanın sebep olduğu yıkım anlamına gelmektedir. Afetlerden korunmak amacıyla inşa edilen tesislere yönelik zarar verme fiilleri bu bent kapsamında mütalaa edilecektir. Sulamaya ve içme sularının sağlanmasına yarayan tesisler dışındaki yapılar, örneğin, kanalizasyon, bataklık kurutma kanalları gibi tesisler (d) bendinin kapsamı dışındadır.

Maddenin 1.fikrasının (e) bendinde, grev veya lokavt hallerinde işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşyaya zarar verilmesi, mala zarar verme suçunun bir nitelikli hali olarak kabul edilmiştir. Failin greve katılan işçi veya lokavt ilan eden işveren olması gerekmemektedir. Grevden yana olan ve olmayan işçiler arasında çıkan bir arbedede zarar verme suçu işlenecek olursa yine bu bent hükmü uygulanacaktır. Keza, sendika, konfederasyon veya işyeri işgalleri sırasında da bina, makine veya başka mallara zarar verilecek olursa yine bu bent (152/1-(e) bendi) hükmü uygulanacaktır.

Maddenin 1.fikrasının (f) bendinde, mala zarar verme suçunun, siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında işlenmesi, mala zarar verme suçunun konu bakımından bir nitelikli unsuru olarak tanımlanmıştır. 765 sayılı eski Ceza Kanunumuzda bulunmayan bu nitelikli hal yeni bir düzenlemedir. TCK’nun 152/1-(f) bendinde öngörülen nitelikli halin oluşması için, suça konu olan eşyanın “siyasi parti”, “kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlarına” ait olması veya bunlar tarafından kullanılıyor olması ve failin suça konu malın bu kuruluşlara ait olduğunu bilerek bunların bina, tesis veya eşyaları hakkında zarar verme fiilini işlemiş olması gerekir.

Maddenin 1.fikrasının (g) bendinde; sona ermiş olsa bile, kamu görevlisinin yerine getirdiği görevle ilgili olarak öç almak maksadıyla malvarlığına zarar verme hali nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir.

b) 152. maddenin 2.fıkrasında gösterilen nitelikli haller

152.maddenin 2.fikrasında mala zarar verme suçunun çeşitli suretlerde işlenmesi nitelikli unsur olarak belirlenmiş, üç bent halinde gösterilen bu nitelikli hallerde faile 151.madde veya 152.maddenin 1.fikrasına göre verilecek cezanın iki katına kadar artırılacağı öngörülmüştür. Bu nitelikli haller şunlardır;

152.maddenin 2.fikrasının (a) bendinde, mala zarar verme suçunun yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak işlenmesi, suçun işleniş şeklinin ortaya çıkardığı tehlikeli durumdan dolayı cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli bir hal sayılmıştır. Suçun yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanılarak işlenmesi halinde, meydana getirdikleri veya neden oldukları ağır zararlı sonuçları nedeniyle yasa koyucu bu durumları cezayı artırıcı neden saymıştır. Patlayıcı maddeler dinamit, dinamitten yapılan maddeler ve benzeri patlayıcı maddelerdir. 152/2-(a) bendindeki nitelikli halin oluşması bakımından, mala zarar verme suçunun “yakarak”, “yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak” işlenmesi yeterlidir.

152.maddenin 2.fikrasının (b) bendinde, mala zarar verme suçunun toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle işlenmesi verilecek cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli bir hal sayılmıştır. Bu nitelikli halin gerçekleşmesi için, “toprak kayması”, “çığ düşmesi”, “sel” veya “taşkın” ile mala yönelik zarar arasında nedensellik ilişkisinin kurulması ve failin kastının da bunun sonucu olarak mala zarar vermeye yönelik olduğunun belirlenebilmesi gerekir. Diğer bir deyişle, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkına neden olma durumlarının failin eylemiyle fiilen gerçekleşmesi ve mala zarar verme suçunun bu surette işlenmesi gerekir.

152.maddenin 2.fikrasının (c) bendinde, mala zarar verme suçunun radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak işlenmesi, 151.maddeye veya 152/1.fikraya göre verilecek cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli bir hal olarak kabul edilmiştir. Bu nitelikli halin oluşması için doğrudan mala yönelik nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanılması ya da malın radyasyona maruz bırakılması gerekir. TCK’nun 6/1-f bendinde nükleer, radyoaktif, kimyasal ve biyolojik maddeler ceza kanunlarının uygulanmasında “silah” deyiminin kapsamına giren silah benzeri araçlardan sayılmıştır.

c) 152.maddenin 3.fıkrasında gösterilen nitelikli hal

6545 Sayılı Kanunla eklenen fıkra hükmüne göre, mala zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji, ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması halinde 152. maddenin ve 2.fikraları hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.

mala zarar verme sucu cezasi

Mala Zarar Verme Suçu Örnekleri

Mala Zarar Verme Suçunun Özel Görünüşleri

Uzlaşma, Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Kararı

Mala Zarar Verme Suçunda Soruşturma ve Kovuşturma Aşaması

Mala zarar verme suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Şikayet olmadan yargılama yapılamaz. Bu suçlar 6763 sayılı Kanunla değişik Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma kapsamındadır. Mala zarar verme suçunun nitelikli hallerinin Kanun’da düzenlenmiş olduğu TCK 152. madde de öngörülen mala zarar vermenin bu nitelikli halleri dolayısıyla soruşturma ve kovuşturma yapılması şikâyete tabi değildir. Bu suçlardan dolayı, Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma ve kovuşturma yapılır.

Savcı, suçun işlendiği ile ilgili bilgi edindikten sonra kolluk mahiyetiyle araştırmaya koyulacaktır ve bu araştırmada şüphelinin hem aleyhine, hem lehine delil toplamalıdır. Nitekim savcının görevi, bir suç işlendiği iddiasını araştırmaktır ve eğer gerçekten yeterli delile ulaşırsa dava açacak, aksi halde kovuşturmaya yer olmadığı (takipsizlik) kararı verecektir. Savcının bir iddianame düzenlemesi için, suçun işlendiği yönünde yeterli şüphe söz konusu olmalıdır. Böyle bir yeterli şüphe şartının şart koşulmasının nedeni, yargının iş yükünün gereksiz davalarla artırılmaması ve insanların gereksiz yere yargılanmamasıdır. Aynı zamanda, soruşturma evresinde gerçekleştirilen araştırmalar sonucunda savcı iddianame düzenlenerek kamu davası açılmasını talep edebilir.Mala zarar verme suçunda 151. maddede yer alan fiillerin ve suçun basit halinin gerçekleştirilmesi halinde, mağdurun şikâyeti ile soruşturma evresi başlatılacak ve delillerin toplanması gerçekleştirilecektir. 152. madde de yer alan fiillerin ve suçun nitelikli hallerinin oluşması halinde ise, soruşturma evresi re’sen başlatılacaktır.

Artık soruşturma bitmiştir, ortada bir ceza davası vardır ve her şey aleni bir şekilde yapılmaktadır. Kovuşturma, çelişmenin de uygulanacağı alandır ve hüküm, kolektif olarak verilecektir. Yani yargılama makamı, savcılık makamı, savunma makamının işbirliği söz konusudur. Kovuşturma evresi, iddianamenin kabul edilmesi veya kabul edilmiş sayılması ile başlar. Kovuşturmanın içinde farklı evrelerden bahsedilebilir; duruşma hazırlığı, duruşma, hüküm ve kanun yolu bu evrelerdendir. Soruşturmanın tamamlanması sonrasında mala zarar verme suçuna ilişkin kovuşturma aşaması gerçekleştirilecek ve kovuşturma evresinin tamamlanması sonrasında faile verilecek ceza belirlenecektir.

Gözaltı ve Tutukluluk Hali

Gözaltı hali, CMK’nın 96. hükmünde düzenlenmiştir. Gözaltı süresi, 24 saattir. Bu 24 saat haricinde ise yakalamadan itibaren hâkim önüne çıkarılana kadar 12 saatlik yol süresi vardır. Yani gözaltı süresi toplam 36 saati geçemez. Savcının gözaltı kararı verebilmesi için bunun soruşturma için gerekli olması lazımdır ve suç işlendiği şüphesini ortaya koyan somut deliller bulunmalıdır. Birden fazla kişinin bir şekilde karıştığı (3’ten fazla) ve olayın çözülmesi için birden fazla kişi hakkında işlem yapılması gereken durumlarda, 24 saatlik sürenin, cumhuriyet savcısı tarafından toplamda 3 gün daha uzatılması mümkündür. Ancak bu uzatma her seferinde 1 gün içi yapılabilir. Sürenin sonu geldiğinde, cumhuriyet savcısı ya tutuklanması için, ya da adli kontrole tabi tutulması için sulh ceza hâkimine sevk eder veya salıverme kararı verir.

CMK madde 91/4 hükmü, gözaltı ile ilgili olarak özel bir düzenleme öngörmektedir. Burada sayılan suçlardan biri söz konusu ise ve bu konuda bir suçüstü hali bulunuyorsa, bir mülki amir tarafından belirlenecek kolluk amirleri tarafından, 24 saate kadar ve kamu düzenini bozacak toplumsal olaylar sırasında 48 saate kadar gözaltı kararı verilebilmektedir. Yani, gözaltı kararını yalnızca cumhuriyet savcısının verebiliyor olması kuralına önemli bir istisna getirilmiştir. Burada kolluk amiri gözaltı kararı verir ve bu sürenin sonunda cumhuriyet savcısına haber verir. Yani cumhuriyet savcısına haber verilmeden önce, bu süreler boyunca gözaltında kalabilecektir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan bu düzenlemelere göre mala zarar verme suçunda Cumhuriyet Savcısı’nın gözaltı kararı vermesiyle gözaltı halinin gerçekleşmesi mümkündür.

Tutuklama en ağır koruma tedbiridir; çünkü kısıtlı bir süreyle de olsa kişi, hakkında bir kesin hüküm bulunmadan özgürlükten mahrum edilmektedir. Tutuklama, CMK madde 100 ve devamında yer alan hükümlerde düzenlenmiştir. Tutuklama kararını, sadece hâkim verebilir. Bunun haricinde savcının veya kolluk amirinin tutuklama kararı vermesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Tutuklama her zaman ihtiyaridir. Muhakemenin yürütülmesinde esas olan sanığın/şüphelinin tutuksuz olmasıdır, dolayısıyla tutuklama her zaman bir istisna niteliğindedir ve bunun uygulanmasının zorunlu tutulduğu bir hal de yoktur. Olayda muhakeme şartı varsa, tutuklama kararı verebilmek için bunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Tutuklamanın somut koşulları bulunmaktadır. Bu koşullar;

Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Bu nedenle, mala zarar verme suçunun 152. maddesinde düzenlenen nitelikli hallerinin gerçekleşmesi halinde tutuklama kararı verilebilir. Fakat 151. maddesinde düzenlenen suçun temel hali için tutuklama kararı verilmesi mümkün değildir.

İfade, Savunma ve Yargılama Süreci

İfade, kişi hakkında yapılan suç duyurusu ve şikayet nedeniyle olay hakkındaki bilgi ve savunmasının alınması için yapılan bir usuldür. Ancak mala zarar verme suçunun temel hali şikayete tabi olsa da nitelikli halleri şikayete tabi bir suç değil resen araştırılması gereken bir suçtur. Bu nedenle, resen soruşturulması yapılan bir suç hakkında kişinin ifadesi alınır. Eğer şüpheli şahıs ifadeye gitmiyorsa bu durumda hakkında yakalama kararı çıkarılacaktır. İfade kolluk görevlileri tarafından alınabileceği gibi bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından da alınabilir. Buna benzer şekilde sorgu ise şüpheli ya da sanığın hakim ya da mahkeme huzurunda kovuşturma evresinde suç hakkında dinlenmesidir.

Savunma hakkı ise şüpheli ya da sanığın en önemli haklarından biri olup irade özgürlüklerini ifade etmektedir. Çünkü kişi üzerine isnat edilen suç hakkında kendisini savunabilmelidir. Bu nedenle kişiye ayrıntılı olarak üzerine isnat edilen suç anlatılır. Ayrıca kendisini savunabilmesi için belirli bir süre de kişiye verilmektedir. Şüpheli şahıs kendisini bizzat savunabileceği gibi bir avukatın yardımından da yararlanabilir. AvukatOfisi Ekibi olarak bu noktada destek vermekteyiz. Yargılama özel görevli mahkeme olan asliye ceza mahkemelerinde yürütülecektir.

mala zarar verme sucu beraat

Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme

Yargıtay Kararları

Mala Zarar Verme Suçu Yargıtay Kararları

T.C Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2014 / 37526 E. 2015 / 20842 K. ve 02.07.2015 tarihli karar;

“Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılmaz hale getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddi varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.

… olay yerinde keşif yapılarak, suça konu muz bitkisinin sanığın taşınmazına sarkıp sarkmadığı ve budamanın ne derecede yapıldığı ve muz bitkisinin TCK’nın 152/1-c maddesinde sayılan dikili ağaç, fidan, bağ çubuğu niteliğinde olup olmadığı konusunda ziraat ve fen bilirkişilerinden rapor alınarak, sanığın eyleminin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 140. maddesinin 1. fıkrasında hukuka uygunluk sebebi olarak düzenlenmiş olan yasal düzenlemenin kapsamında kalıp kalmadığının da tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 29.01.2014 T. 2013/27148 E. 2014/1481 K. Sayılı karar,

“Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.”

Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 23.05.2012 T., 2012/3346 E. 2012/12227 K. Sayılı karar,

“Müştekiye ait aracın park halindeyken çalınması ve bir süre sonra hasarlı olarak bulunması şeklindeki olayın bir bütün halinde hırsızlık suçunu oluşturduğu, müştekinin fiili kullanımından çıkan ve artık sanığın hakimiyetinde bulunan araca zarar verilmesi eyleminin mala zarar verme suçunun unsurları arasında bulunan ”başkasının taşınır malını tahrip eden…” unsurunu içermediği ve bu eylemin müştekiye yönelik olarak gerçekleşmediği anlaşıldığından; unsurları itibariyle oluşmayan mala zarar verme suçundan sanığın beraatı yerine, yazılı biçimde mahkumiyetine hükmedilmesi, Bozmayı gerektirmiş.”

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 10.12.2015 T. 2014/21202 E. 2015/22875 K. Sayılı karar,“

KARŞI OY: Aşağıda sunduğumuz nedenlerle sayın çoğunluğun, mala zarar verme suçunun oluşmayacağına ilişkin bozma gerekçesine katılmıyoruz.

Sanığın, hırsızlık eylemini gerçekleştirmek için veya hırsızlık eylemi sırasında, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan eşya veya mal dışındaki, eşya veya mala bilerek ve isteyerek zarar vermesi halinde, eylemin hırsızlık suçunun yanı sıra ayrıca mala zarar verme suçunu da oluşturacağını düşündüğümüzden, sayın çoğunluğun yukarıda yazılı gerekçeyle mala zarar verme suçunun oluşmayacağına ilişkin bozma gerekçesinin yanlış olduğunu düşünmekteyiz.

Somut olayımızda; suça sürüklenen çocuklar eylemin işlendiği sokakta müşteki kuruma ait faal durumda bulunan telefon kablosundan 65 cm kesmek suretiyle çaldıkları sırada, tanıklar tarafından görülüp yapılan ihbar üzerine kolluk görevlilerince yakalanmışlar ve suça konu kablo parçası da olay yerinde ele geçirilmiştir. Müşteki kurum yetkilisi ifadesinde; suça konu 65 cm uzunluğundaki kablonun değerinin, 8,5 TL olduğunu, ancak, bunun kesilmesi nedeniyle oluşan kurum zararının 850 TL’yi bulduğunu beyan edip, mahkemeye sunduğu Hasar Keşif Tutarı Formundaki ayrıntılı dökümde malzeme giderinin 331 TL olduğu belirtilmiştir.

Faal durumdaki telefon kablosundan kısa bir parçanın kesilerek alınması halinde, iki direk arasındaki tek parçadan oluşan bir kablonun mevcut kısalma nedeniyle artık aynı yerde kullanılması mümkün olmayacağından, hırsızlık suçunun yanında mala zarar verme suçunun da oluştuğunun kabulü gerekmektedir.

Somut olayımızda, çalmak için kesilen ve hırsızlık suçunun konusunu oluşturan kablo 65 cm uzunluğunda ve 8,5 TL değerinde ise de; mala zarar verme suçunun konusunu oluşturan kablo daha uzun olup 331 TL tutarındadır. Dolayısıyla mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusu bir birinden farklı iki ayrı kablolardır. Bu sebeple olayımızda her iki suçun da unsurları itibariyle oluştuğunda hiçbir kuşku bulunmadığını düşünmekteyiz. Sayın çoğunluğun bozma gerekçesindeki “Mala zarar verme suçunun konusunun hırsızlığa konu kablolar olduğunun anlaşılması karşısında, eylemin bir bütün olarak hırsızlık suçunu oluşturduğu ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağı …” biçimindeki kabul ve gerekçesinin somut olayımız ile örtüşmediği kanaatini taşımaktayız.

Konunun tartışılması gereken diğer bir yönü ise, hırsızlık saikiyle hareket eden sanığın, çalmak istediği bir malı, bulunduğu yerden alıp götürebilmek için, zorunlu olarak kesmesi, kırması veya sökmesi gerekiyor ise; bu takdirde sanığın, çalmak istediği eşyanın dışında kalan, eşya veya mala yönelik bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiği mala zarar verme eyleminden de sorumlu tutulup tutulamayacağı sorunudur.

Konuyu somut olayımız üzerinden biraz daha irdeleyecek olursak: Failin, iki direk arasındaki faal durumda ve bir bütün halinde olan kablodan, bir kısmını (olayda 65 cm) çalmak için zorunlu olarak kesmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle bir eşyanın bir kısmını veya bir parçasını, bütünden ayırarak çalmak için, çoğu zaman zorunlu veya doğal olarak kesilmesi, koparılması, sökülmesi veya kırılması gerekmektedir. Bunun tabii sonucu olarak çalınan parçanın, dışında kalan diğer parça veya kısım, ya kullanılmaz hale gelmekte veya değeri azalmakta, buna bağlı olarak da her durumda hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın çalınması dışında ayrıca bir zarar da meydana gelmektedir. Hatta bazen bu zarar, somut olayımızda olduğu gibi hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinden çok daha fazla olmaktadır.

Dava konusu olayımızda aslında failin amacı, mevcut eşyanın bir kısmını yani kablonun bir parçasını çalmak ise de, zorunlu olarak kestiği kablonun kalan kısmına zarar verdiğini bildiğinde de kuşku bulunmamaktadır. Zarar verme amacıyla veya saikiyle hareket etmediği düşünülse bile, TCK’nın 21/1. maddesindeki failin kastına ilişkin, suçun kanunî tanımındaki unsurlarını “bilerek ve istenerek” gerçekleştirmesi biçimindeki objektif kriter gözetildiğinde, somut ve benzeri olaylarda, sanığın, mala zarar verme suçu yönünden de, suç işleme kastıyla hareket ettiğini, başka bir ifadeyle mala zarar verme suçunun da manevi unsurunun, yani kast öğesinin gerçekleştiği kabul etmek gerekmektedir. Aksine bir yorumla; suça konu eşyanın bulunduğu yerden alınıp çalmak için kesilmesi veya kırılması zorunlu ise mala zarar verme suçu oluşmaz gibi bir sonuca ulaşmak kanuna ve hukuka uygun düşmeyeceği gibi mantıki bir izahı da olamaz. Öncelikle hukuken hiçbir kimsenin suç/hırsızlık işlemek gibi bir zorunluluğu veya ihtiyacı olduğu kabul edilerek, bu suçu/hırsızlığı gerçekleştirmek için, başka bir suçu/mala zarar vermeyi işlemek durumunda kaldığından bahisle, bu ikinci suçun/mala zarar verme suçunun oluşmayacağını kabul etmek olanaklı değildir. Kaldı ki kişinin, kanunen ve hukuken kabul edilebilir bir gerekçeyle bir suç işlemek zorunda kalması halinde, değil mala zarar verme suçu, hırsızlık suçunun da manevi unsuru gerçekleşmemiş olacaktır. Dolayısıyla sanığın, hırsızlık suçunu işlemek için suça konu kabloyu bulunduğu yerden kesmek zorunda olduğu gerekçesine dayanılarak, ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı gibi bir sonuca varmak hukuken mümkün değildir.

TCK’nın 21/1. maddesinde, “Kast, suçun kanunî tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” biçimindeki tanım gözetildiğinde, sanığın, hangi saik ile olursa olsun başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen tahrip etmesi, kesmesi, bozması veya kullanılmaz hale getirmesi halinde, eylemin mala zarar verme suçunu oluşturacağında kuşku bulunmamaktadır. Mala zarar verme suçunda failin genel kast ile hareket etmesi gerekli ve yeterlidir. Sanığın burada hırsızlık saikiyle hareket etmesi, hırsızlığa konu eşya dışında kalan eşyaya yönelik zarar verme suçunun manevi öğesinin gerçekleşmesi açısından hiçbir önemi bulunmamaktadır.

Somut ve benzer olaylarda hırsızlık suçunun yanı sıra, mala zarar verme suçunun da oluşacağı konusunda, TCK’nın mala zarar verme suçuna ilişkin madde metni ile konuya ilişkin aynı Yasa’nın genel hükümleri dışında, ayrıca yasal bir dayanak aramaya gerek yoktur. Ancak TCK’nın 142. maddenin 4 ve 5 fıkralarındaki düzenlemeler, aksine yorumlar için engel teşkil edecek niteliktedir.

Maddenin 4. fıkrasında, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmayacağı, biçimindeki düzenleme ile öncelikle hırsızlık suçunu işlemek amacıyla bir başka mala zarar verilmesi halinde bunun ayrı bir suç olduğu ifade edilmiş; yine mala zarar verme suçunu düzenleyen TCK’nın 151/1. maddesinde soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet arandığı halde, burada şikâyet koşulunun aranmaması suretiyle, soruşturma koşulları sanık aleyhine ağırlaştırılıp soruşturma ve kovuşturmanın kamu adına yapılacağı belirtilmiştir.

Maddenin 5. fıkrasında ise; hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılacağına ilişkin düzenleme ile de; aslında hırsızlık suçunun konusunu oluşturmayan, ancak hırsızlık eylemiyle ilintili olarak meydana gelen, bu nedenle ceza hukukundan daha çok tazminat hukukunu ilgilendiren bir zarar nedeniyle, sanığa, hırsızlık suçu için verilecek cezanın iki katına kadar arttırılmasını ön gören bir yasal düzenleme karşısında; hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla mala zarar verme suçunun işlenmesi durumunda, eylemin ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağını kabul etmek olanaklı değildir.

Aslında TCK’nın 61/1. maddesinin (f) ve (g) fıkraları gözetilerek, sanığın, bir başka suçu işlemek saikiyle mala zarar verme suçunu işlemesi durumunda, mala zarar verme suçundan temel ceza belirlenirken, anılan fıkralarda düzenlenen failin “kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı” ile “ güttüğü amaç ve saiki” uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiği halde, sanığın hırsızlık suçunu işleme saikiyle hareket edip, bu suçu gerçekleştirmek için mala zarar verme suçunu işlemesi nedeniyle, ayrıca mala zara verme suçunun oluşmayacağı sonucuna ulaşmak, anılan TCK’nın 61. maddesi ile de çelişmekte, madde metnini aksine bir yorum oluşturmaktadır.

Yukarıda ifade etmeye çalışılan görüşümüzün istisnası; sanığın, hırsızlık eyleminin konusunu oluşturan eşyaya zarar vermesi durumunda, eylem ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayıp sadece hırsızlık suçunu oluşturacaktır.

Tartışma konumuza doğrudan ışık tutacak Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş aynı nitelikte birçok kararı bulunmaktadır. Bu kararlarda, sanığın hırsızlık suçunu işlemek amacıyla, çaldığı malın kendisine zarar vermesi halinde, başka bir ifadeyle mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı tanışır eşya olması halinde, ayrıca mala zarar verme suçundan da ceza verilemeyeceği, ancak hırsızlık eylemi gerçekleştirilirken suça konu mal dışında bir başka eşyaya zarar verilmiş ise, mala zarar verme suçunun ayrıca gerçekleşeceği belirtilmiştir.

Nitekim Ceza Genel Kurulunun 21.01.2014 gün ve 686-19 sayılı kararında; “Buna göre, mala zarar verme suçunun gerçekleşebilmesi için failin, başkasına ait taşınır veya taşınmaz bir mala TCK’nun 151/1. maddesinde sayılan “kısmen veya tamamen yıkmak, tahrip etmek, yok etmek, bozmak, kullanılmaz hâle getirmek veya kirletmek” şeklindeki seçimlik hareketlerden herhangi biriyle zarar vermiş olması gerekmektedir.

Ceza Genel Kurulunun 17.12.1984 gün 198-436 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; mala zarar verme suçu genel kastla işlenebilen bir suçtur, suçun oluşması için failin belirli bir amaç ya da saikle (özel kast) hareket etmesine gerek yoktur.

Mala zarar verme suçunun manevi unsuru ile ilgili olarak öğretide de; “Bu suçun oluşması için, failde özel kast daha doğru bir ifadeyle zarar verme amacı aranmaz” (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku Özel Kısım, 2005, s.157-158), “Mala zarar verme suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Failin suçun maddi unsurundaki hareketleri bilmesi ve neticeyi gerçekleştirmek istemesi yeterlidir” (İsmail Gürocak, Türk Ceza Kanununda ‘Mala Zarar Verme’ ve ‘İbadethane ve Mezarlıklara Zarar Verme’ suçları, TBB Dergisi, 2011) şeklinde görüşlere yer verilmiştir.

Hırsızlık ve mala zarar verme suçları 5237 sayılı TCK’nun onuncu bölümünde “mal varlığına karşı suçlar” başlığı altında düzenlenmiş olup her iki suçun da koruduğu hukuki değer kişinin mal varlığıdır. Hırsızlık eyleminde fail zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden tamamını veya bir kısmını almak suretiyle, müştekinin mal varlığına zarar vermektedir. Mala zarar verme suçunda ise başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkıp, tahrip etmek ya da yok edip bozmak suretiyle kullanılamaz hâle getirip veya kirleterek zarar vermektedir. Her iki suç tipinde de mağdur mal varlığı itibarıyla zarar görmektedir. Hırsızlık suçunda suça konu mal, alıp götürülmek suretiyle mağdurun zilyetliği tamamen ortadan kaldırılmaktadır. Mala zarar verme suçunda ise malın mutlaka alınması gerekli olmayıp, çoğunlukla malın tamamı ortadan kaldırılmamakta, zarar verilerek kısmen veya tamamen kullanılmaz hale getirilmektedir. İki suçu bir birinden ayıran önemli özellik ise; hırsızlıkta fail faydalanma amacıyla eylemini gerçekleştirdiği halde, mala zarar verme suçunda mağdura zarar verme düşüncesiyle hareket etmektedir. Mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı tanışır mal olması halinde, ayrıca mala zarar verme suçundan da ceza verilmemesi gerekmektedir. Ancak hırsızlık eylemi gerçekleştirilirken suça konu mal dışında bir başka eşyaya zarar verilmiş ise, mala zarar verme suçu ayrıca gerçekleşecektir. Örneğin, aracın camı kırılarak içerideki telefonun alınması halinde hırsızlık suçu yanında, ayrıca hırsızlık suçunun konusunu oluşturmayan araç camının kırılmış olması nedeniyle mala zarar verme suçu da oluşacaktır. Bununla birlikte hırsızlık suçunun konusunu oluşturan eşyanın çalınması sırasında ayrıca bu eşyaya zarar verilmesi de söz konusu olduğu hallerde, bu durum 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulmalıdır.” biçiminde konu tartışılıp ilkesel olarak; hırsızlık suçunun konusu ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı taşınır olması halinde, ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı, ancak hırsızlık eylemi gerçekleştirilirken, hırsızlık suçuna konu mal dışında bir başka eşyaya zarar verilmiş ise, mala zarar verme suçunun da gerçekleşeceği kabul edilmiştir.

Burada hemen belirtmek gerekir ki, sayın çoğunluğun bozma gerekçesindeki yazım biçimi ile Ceza Genel Kurulunun kabul ettiği görüş aynı gibi gözükmekle birlikte, aslında içerik itibariyle farklılık arz etmektedir. Öncelikle somut olayımızda yukarıda arz ettiğimiz gibi, hırsızlık suçunun konusu ile mala zarar verme suçunun konusu aynı değildir. İkincisi; somut olayda sayın çoğunlukça, uzun olduğu anlaşılan kablonun küçük bir kısmı kesilerek çalınmaya kalkışılması biçimindeki eylemde, çalınmak istenen parça ile geride kalan büyük parçayı tek bir eşya/mal kabul edip, her iki suçun konusunu oluşturduğu kabul edilmektedir ki, bu maddi gerçeğe aykırı olduğu gibi, Ceza Genel Kurulunun kabul ettiği görüşle de çelişmektedir.

Bu nedenle yukarıdaki açıklamalarımız ışığında, hırsızlık amacıyla eşyanın bulunduğu yerden alınabilmesi için, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan eşyanın dışındaki eşya veya mala zorunlu olarak zarar verilmesi durumunda, bu zorunluluktan bahisle mala zarar verme suçunun oluşmayacağı sonucuna ulaşmak mantıken olanaklı olmadığı gibi, yasal dayanaktan da yoksundur. Böyle bir sonucun kabul edilmesi durumunda, hırsızlık yapmak amacıyla bir başkasının malına zarar verilmesi halinde, mala zarar verme suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı gibi neticeye ulaşılacaktır ki, hukuken bunu kabul etmek mümkün değildir.

Yukarıdaki nedenlerle sayın çoğunluğun, “Mala zarar verme suçunun konusunun hırsızlığa konu kablolar olduğunun anlaşılması karşısında, eylemin bir bütün olarak hırsızlık suçunu oluşturduğu ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağı …” biçimindeki bozma gerekçesi somut olayımızla örtüşmediğinden bozma görüşüne katılmıyoruz.

Mala Zarar Verme Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği

………  (Suçun İşlendiği Yer Buraya Yazılacak) Cumhuriyet Başsavcılığı’na

Müşteki: İsim Soyisim (TC Kimlik No) – Adres Bilgileri

Vekili: AvukatOfisi Ekibi

Söğütözü Mah. Söğütözü Cad. No:2 Koç İkiz Kuleleri B Blok Kat:4 Daire:7, 06530 Çankaya

Şüpheli: İsim Soyisim (TC Kimlik No) – Adres Bilgileri

Suç: Mala Zarar Verme Suçu (TCK 151-152)

Suç Tarihi ve Yeri: …/…/…

Konu: Şüpheli hakkında işlediği suç nedeniyle soruşturma başlatılmasını, soruşturma sonucunda kamu davası açılması talepli şikâyet dilekçesidir.

Açıklamalar

Hukuki Sebepler : TCK ve ilgili her türlü yasal mevzuat.

Hukuki Deliller: Tanık, yemin, video kaydı, fotoğraf görüntüleri, mesajlar ve ilgili her türlü yasal delil.

Sonuç ve İstem: Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli hakkında soruşturma başlatılmasını, soruşturma sonucunda kamu davası açılması yönünde karar verilmesini saygılarımla vekâleten arz ve talep ederiz.

Müşteki Vekili

AvukatOfisi Ekibi

İmza

Mala Zarar Verme Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular

Türk Ceza Kanunu’na göre mala zarar verme suçu, kasten işlenebilen bir suç olup taksirle işlenmesi mümkün değildir. Yani taksirli hali yasada düzenlenmemiştir. Maddi hasarlı trafik kazalarında çoğunlukla taksir söz konusu olduğundan, mala zarar verme suçunun oluşması mümkün değildir. Bu durumda oluşan trafik kazasında yalnızca hukuk mahkemelerinde tazminat talebinde bulunulabilir. Ancak, pek tabii kişinin aracına zarar vermek kastıyla trafik kazası gerçekleştirilmiş ise, bir başka deyişle bir kast söz konusu ise bu durumda mala zarar verme suçu oluşacaktır. Bu halde suçun cezası, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.

Mala zarar verme suçunda beraat kararı aşağıdaki hallerde verilmektedir:

CMK 223. madde kapsamında mala zarar verme suçunda beraat kararı verilir.

Mala zarar verme suçunun temel hali, uzlaştırma kapsamındaki suçlardan bir tanesidir. Dolayısıyla, mala zarar verme suçunun varlığında mağdur ve suç şüphelisi arasında anlaşma yapılarak ceza yargılamasının sona ermesi mümkündür.

151.maddenin 1.fikrasında düzenlenen mala zarar verme suçunun temel şeklinin cezası dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Hakim bu seçimlik yaptırımlardan birini tercih ederek, somut olayın özelliklerine, zararın miktarına ve suçun işleniş şekline göre TCK’nun 61. maddesinde öngörülen hususları göz önünde bulundurarak alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirleyip uygulayacaktır.

“Hızlı bir şekilde çözüme ulaşabilmek ve hak kaybı yaşamamak adına; hukuki prosedürlerin her aşamasına hakim olan tecrübeli uzman ekibimizle birlikte AvukatOfisi Ekibi Bürosu olarak bu alanda hizmet vermekteyiz. Hukuki destek için buradan ulaşabilirsiniz.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

AvukatOfisi Ekibi, AvukatOfisi Ekibi Bürosu’nun kurucusudur.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

, lise eğitimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı bursu ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

S1. Mala Zarar Verme Suçu nedir?

Mala Zarar Verme Suçu hakkında yasal süreç ve dikkat edilmesi gerekenler için avukatınıza danışmanız önerilir.

S2. Mala Zarar Verme Suçu nasıl yapılır?

Mala Zarar Verme Suçu süreci, ilgili kanun hükümlerine göre şekillenir ve her dosya özgündür.

S3. Mala Zarar Verme Suçu ne kadar sürer?

Hukuki süreçlerin süresi, dosyanın karmaşıklığına ve mahkeme takvimine bağlıdır.

S4. Mala Zarar Verme Suçu masrafı ne kadardır?

Hukuki süreç masrafları, davanın türüne ve süresine göre değişiklik gösterir.

S5. Mala Zarar Verme Suçu için hangi belgeler gerekli?

Gerekli belgeler davanın türüne göre farklılık gösterir; detaylı bilgi için avukatınıza başvurunuz.

S6. Mala Zarar Verme Suçu zorunlu mudur?

Hukuki süreçlerde profesyonel destek almak, hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir.

Hukuki tavsiye değildir. Herhangi bir konuda bilgi almak istiyorsanız mutlaka avukatınıza danışmanız gerekmektedir.

Avukat  Kasten Öldürme Suçu Savunma Dilekçesi
AVUKATI ARA