İdari Yargı Kararlarının Uygulanmaması

İdari Yargı Kararlarının Uygulanmaması İdare Hukuku Tarih: 02-09-2025 İdari yargı kararlarının uygulanmaması, Anayasanın 138. maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK)’nun 28. maddesindeki hükümleri kapsamında hem tazminat hem de cezai sorumluluk doğurur. İdare 30 gün içinde işlem tesis etmek zorundadır.

İdari Yargı Kararlarının Uygulanmaması

İdari Yargı Kararlarının Uygulanmaması İdare Hukuku Tarih: 02-09-2025 İdari yargı kararlarının uygulanmaması, Anayasanın 138. maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK)’nun 28. maddesindeki hükümleri kapsamında hem tazminat hem de cezai sorumluluk doğurur. İdare 30 gün içinde işlem tesis etmek zorundadır. İptal ve yürütmenin durdurulması kararlarının idarece uygulanmasından anlaşılması gereken, dava konusu idari işlemin o ana kadar doğurmuş olduğu tüm etki ve sonuçları gidermektir. İdari yargı kararlarının uygulanması hakkında düzenlemeler şunlardır: Anayasanın “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin dördüncü fıkrasına göre; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez”. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinde; “İdari yargı teşkilatına bağlı mahkemelerin esasa veya yürütmenin durdurulmasına ilişkin verdiği kararların, idare tarafından geciktirilmeksizin yerine getirilmesi gerektiğini ve buna ilişkin sürenin, kararın ilgili idareye tebliğinden itibaren 30 günü geçemeyeceğini belirtmiştir. İYUK madde 28’in 3. ve 4. fıkralarında ise; idari yargı kararlarının yerine getirilmemesi durumunda, idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği, kararın gerekliliklerini yerine getirmeyen kamu görevlisi olsa dahi, davanın kamu görevlisine karşı değil, idare aleyhine açılması gerektiği ifade edilmektedir.” İdari işlemler, idarenin kamu gücüne dayalı olarak yaptığı ve tek yanlı tesise ettiği iş ve eylemlerdir. Bu işlemler idari yargının denetimine tabidir. İdarenin bu işlemlerinin haksız ve hukuka aykırı olması halinde kişiler tarafından iptal davası açılır ve işlemin iptaline karar verilmesi halinde idare tarafından bu kararlar uygulanır. Ancak kimi durumlarda idare tarafından mahkeme kararlarının uygulanmadığı görülmektedir. İdare tarafından işlemin iptaline karar verilmesi halinde idari birimlerce mahkeme kararı uygulanır. Ancak bazen idari kurumlar bu kararı hiç uygulamaz ya da eksik uygular. Bununla birlikte geç uygulama, şekli anlamda noksan uygulama ya da diğer sair durumlar kişilerin maddi ve manevi zarara uğramasına neden olmaktadır. ve Danışmanlık olarak bu yazımızda idari yargı kararlarının uygulanmamasından bahsedeceğiz. İlgili Makale: İptal Davası Makale İçeriği Toggle İdare Mahkemelerinin Verdiği Kararların Sonuçları İdare mahkemelerinin verdikleri kararların sonuçları İdari Yargılama Usulü Kanunu ile hüküm altına alınmıştır. Bu sonuçlardan en önemlisi de idari işlemin tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırılmasıdır. Bu durum idari işlemin hiç var olmamış gibi sayılmasını sağlayacaktır. İptal kararlarının geçmişe etkili olması ve iptal kararlarının da genel etkili olması idare mahkemelerinin verdiği kararların sonuçlarını oluşturmaktadır. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinde idare mahkemelerinin verdiği kararların sonuçları düzenlenmiştir. Yasa maddesine göre, idare mahkemelerinin verdiği kararların durumuna göre idare tarafından gecikmeksizin işlem tesis edilmesi veya eylemde bulunulması gerekir. Nitekim aksi takdirde hakkında işlem tesis edilmeyen kişinin maddi ve manevi tazminat davası açması dahi mümkündür. İlgili Makale: Yürütmenin Durdurulması idari yargi kararlarinin uygulanmamasi tazminat İptal Kararlarının Uygulanmaması Durumları İdare mahkemeleri tarafından yürütülen davalar iptal davaları ve tam yargı davaları olarak ikiye ayrılır. İptal kararları doğrudan uygulanmalıdır zira idari işlemin hukuka aykırılığı tespit edilmesiyle birlikte hukuki sonuçları da ortadan kaldırılmalıdır. İdarenin verdiği iptal kararlarının uygulanmaması 6 farklı şekilde ortaya çıkmaktadır. Bunlar işlemin hiç uygulanmaması, gereği gibi uygulanmaması, geç uygulanması, eksik uygulanması, şekli uygulanması ve hükmün yerine getirilmesinde imkansızlık doğması şeklinde altıya ayrılır. Hiç Uygulamama (verilen kararı cevapsız bırakma): İdarenin yargı kararlarına kayıtsız kalması, hiçbir eylem ve işlemde bulunmaması halidir. Gerektiği Gibi Uygulamama: İdare, yargı kararlarına karşı kayıtsız kalmamakta fakat kararı gereği gibi yerine getirmemektedir. Eksik Uygulama: İptal kararına konu işlemlerin bir kısmının yerine getirilip, bir kısmının getirilmemesidir. Geç Uygulama: YUK madde 28’de idarenin gecikmesizin yargı kararlarını uygulamaya ve işlem tesis etmeye mecbur olduğu açıkça belirtilmiştir. Yüksek Mahkeme kararlarında bu süreyi “makul süre” olarak kabul edilmiş ve bu sürenin kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz (30) günü geçemeyeceği belirtilmiştir. Bu süre içerisinde uygulanmayan kararların, gecikmesi dolayısıyla oluşan zararlardan idare sorumlu olacaktır. Şekli Uygulama: Bazı durumlarda idare, mahkemece verilen işlemin iptali kararını gereği gibi yerine getirir. Fakat ardından, kısa süre içerisinde iptal kararı doğrultusunda tesis edilen işlemler kaldırılarak veya iptale konu olan işlemin benzeri tesis edilerek iptal kararı etkisiz hale getirilebilmektedir. Bu durumda yapılan işlemler formaliteden öteye geçmeyecek olsa da idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Hükmün Yerine Getirilmesinde İmkansızlık: Kararın uygulanmasına başka bir hukuki kuralın bulunması engel oluşturmakta (hukuki imkansızlık) ya da karar fiili imkansızlıktan kaynaklı olarak uygulanamamaktadır. Bu tür imkânsızlıklarda da idarenin maddi ve manevi zararlardan oluşacak sorumluluğu devam edecektir. İdari işlemin hiç uygulanmaması, idarenin eylem ve işlemde bulunmaması durumunu ifade eder. İdarenin kararı gereği gibi uygulamaması ise idarenin tamamen kayıtsız kalmadığını ancak eksikleri olduğunu ifade etmektedir. Bunun yanı sıra işlemin bir kısmının yapılır bir kısmının yapılmaması halinde eksik uygulamadan söz edilecektir. İdarenin işlemi uygulaması ancak 30 günlük makul süre içerisinde uygulanmaması halinde ise idarenin geç uygulamasından bahsedilecektir. Bu 30 günlük süre idareye tebliğ tarihinden itibaren başlamaktadır. İptal Kararlarının Uygulanmamasında İdarenin Sorumluluğu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinde idarenin kararları uygulamaması halinde doğacak sorumluluğu düzenlenmiştir. İdari mercilerin her birinin kararın uygulanmamasında birtakım sorumlulukları bulunmaktadır. Yasa maddesine göre, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.” Şeklinde düzenleme yapılarak idarenin tazminat sorumluluğunun olduğundan bahsedilmiştir. Bununla birlikte Danıştay’ın verdiği kararlarda iptal kararlarının uygulanmaması hatta geç uygulanmasında idarenin ağır hizmet kusurunun olduğu kabul edilir. İptal kararlarının uygulanmaması hususu hizmet kusuru ile kamu görevlisinin kişisel kusurunun iç içe olması nedeniyle hem idareye hem de kamu görevlisine karşı tazminat davası açılabilmektedir. Ancak davalı olarak her ikisinin de gösterilmesi mümkün değildir. Çünkü dava idareye karşı açılır ve idare tarafından da kamu görevlisine rücu edilir. İptal Kararlarının Uygulanmamasında Kamu Görevlisinin Sorumluluğu Kamu görevlisinin göreviyle ilgili işlemlerinde görevini yerine getirmemesi ya da geç getirmesi hizmet kusurudur. Bu nedenle hizmet kusuru yalnızca

Avukat  Ceza Muhakemesi Kanunu 46. Madde (CMK)

İdari Yargı Kararlarının Uygulanmaması konusunda detaylı bilgi için avukatofisi.gen.tr sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Sonuç

İdari Yargı Kararlarının Uygulanmaması hakkında yukarıda sunulan bilgiler genel niteliktedir. Kişisel hukuki durumunuz için profesyonel avukat desteği almanızı öneririz.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu konuda ne yapılabilir?

Konuya ilişkin olarak lisanslı bir avukattan hukuki danışmanlık almanız önerilmektedir.

Yasal süreç ne kadar sürer?

Yasal süreç, davanın türüne göre değişir. Birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir.

Hukuki danışmanlık almak neden önemlidir?

Her davanın kendine özgü koşulları vardır. Doğru strateji için uzman desteği kritik önem taşır.

⚠️ Yasal Uyarı: genel bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki tavsiye yerine geçmez.

Tagged , , ,
AVUKATI ARA