AvukatOfisi Ekibi

Ceza Hukuku

Tarih: 11-02-2026

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu (TCK 132. madde) düzenlenmesindeki temel amaç, bir taraftan insanın kendi kişiliğini ifade etmesinin bir aracı olan sözlerinde özgür olmasını, herhangi bir etki ya da baskı altında olmaksızın düşüncelerini serbestçe dile getirebilmesini sağlamak; diğer taraftan özel yaşamı korumak suretiyle anayasal bir hak olan manevi varlığını geliştirme hakkını güvence altına almaktır. Türk Ceza Kanunu’nun 132. maddesinde haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçu dört fıkradan oluşmaktadır;

Madde metninde, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlali suç olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu suç, belirli kişiler arasındaki haberleşmenin içeriğinin öğrenilmesiyle işlenmektedir. Kişiler arasındaki haberleşmenin ne suretle yapıldığının suçun oluşumu açısından önemi yoktur. Bu haberleşme, örneğin mektupla, telefonla, telgrafla, elektronik posta yoluyla yapılabilir. Bu suç açısından önemli olan, haberleşmenin belirli kişiler arasında yapılmasıdır.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

Makale İçeriği

Toggle

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Nedir?

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, kişilerin gerek Anayasa gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereğince de korunmuş olan bireylerin Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması kapsamında haberleşmelerin koruma altına alınması amacıyla düzenleme altına alınmıştır. Bu suç seçimlik hareketli suçtur. Madde kapsamında üç ayrı fıkra düzenlenmiştir. Fıkralarda yer açıklanan fiillerden bir tanesinin gerçekleştirilmesi suçun tamamlanmış sayılması açısından yeterlidir. İhlal bakımından mağdurun haberleşmenin gizliliği hakkının farklı şekillerde ihlali yeterlidir. Bu ihlal sürekli olabileceği gibi tek seferlik de olabilmektedir. Suçun gerçekleşmesi bakımından konut sahibinin rıza göstermemesi yeterli olabilmektedir.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, Türk Ceza Kanunu’nun Özel Hükümler kitabının İkinci Kısmının “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar”  başlıklı dokuzuncu bölümünde düzenlenmiştir. TCK m.132 Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuna ilişkindir. Yasa maddesine göre bir kimsenin haberleşmesinin gizliliğini ihlal eden kişi; mağdurun şikayet etmesi üzerine 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. İlgili suçun kayı0t altına alınması durumunda verilecek ceza bir kat artırılırken, kaydın paylaşılması yani ifşa edilmesi durumunda 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecektir. Son olarak ise Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu konu edinen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 132. madde metni şu şekildedir;

Madde 132

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal SuçuTCK 132. Madde

Kanun Maddesi5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 132

ŞikâyetŞikayete tabiidir.

Zamanaşımı8 yıldır.

Tutuklama ve Adli KontrolTutuklama ve adli kontrol kararı verilebilir.

UzlaşmaTCK md.132’de düzenlenen tüm fıkraları uzlaşma kapsamında yer almaktadır.

Etkin PişmanlıkEtkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir.

İndirimŞartları varsa 62 indirimi uygulanabilir.

Memurluğa EtkiVerilen cezanın 1 yıl üzeri olması durumunda Memuriyete engeldir.

Görevli MahkemeAsliye Ceza Mahkemesidir.

haberlesmenin gizliligini ihlal sucu tck 132

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Şartları

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu; iki veya daha fazla kişinin, başkaları tarafından bilinmeyeceği inancıyla, belli iletişim araçları kullanarak (internet, telefon, faks, mektup vb.) gerçekleştirdiği haberleşmenin dinlenmesi, okunması, kaydedilmesi veya ifşa edilmesi ile oluşan bir suç tipidir. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, benzer nitelikte fiiller içerse bile kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi, kayda alınması ve ifşa edilmesi suçu; özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, kişisel verileri ele geçirme, yayma veya başkasına verme suçu ve bilişim suçları ile karıştırılmamalıdır. Haberleşmenin bir araçla yapılması gerektiği için, kişiler arasında haberleşme niteliği taşımayan konuşmaların çıplak kulakla dinlenmesi bu suçu oluşturmaz. Ancak bu durum özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (m.134) kapsamında değerlendirilebilir. Böyle bir konuşmanın, ses veya görüntü kaydına alınması halinde ise TCK m.133’deki suç söz konusu olur.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun şartları şu şekilde ifade edilebilir:

İlgili Makale: Erişimin Engellenmesi ve İçerik Kaldırma

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Unsurları

Türk Ceza Kanunu madde 132/2’de haberleşme içeriğinin öğrenildikten sonra başkalarına aktarılması, yani ifşası, suç olarak düzenlenmiştir. Fail tarafından haberleşme içeriğinin kaç kişiye aktarıldığının önemi yoktur, bir kişiye aktarılmasıyla dahi bu suç oluşacağı gibi birden fazla kişiye aktarılmasıyla da tek suç oluşacaktır. Bu suçun oluşabilmesi için, haberleşme içeriği ifşa edilirken haberleşmenin taraflarının da ifşa edilmesi ya da içerikten tarafların anlaşılabilir olması gerekir. Taraflarının kim olduğu bilinmeyen, anonim haldeki haberleşmelerin ifşası halinde bu suç oluşmayacaktır. İfşayı öğrenen kişi sayısı önemli olmadığı gibi, haberleşme içeriğinin ne kadarının ifşa edildiği de önemli değildir. İfşa edilen kısım haberleşmenin bir kısmı olabileceği gibi tamamı da olabilir. Haberleşme içeriğini açıklayan fail aynı zamanda haberleşmenin gizliliğini de ihlal etmiş olacağından, fail hakkında hem TCK madde 132/1, hem de 132/2’den ceza verilmesi ceza normlarına aykırılık teşkil ettiğinden, TCK madde 44 uyarınca daha ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılacaktır.

Türk Ceza Kanunu madde 132/3 uyarınca haberleşmenin tarafı olan kişinin, karşı tarafın rızası olmaksızın, haberleşmeyi alenen ifşa etmesi de suç teşkil eder. Yani haberleşmenin tarafı da haberleşmenin gizliliğini korumakla yükümlüdür. Ancak bu fıkrada düzenlenen suçun ikinci fıkrada düzenlenen ifşa suçundan önemli farkları vardır. Öncelikle haberleşmenin tarafı olan kişinin haberleşmeyi alenen ifşa etmesi gerekmektedir. Alenen ifşanın gerçekleşmesi için, içeriğin televizyon, internet ya da radyo gibi haberleşme vasıtalarıyla yapılması gerekmektedir. Bu suçta haberleşme içeriğinin aktarıldığı kişi sayısı önem kazanır, alenen ifşa arandığı için tek bir kişiye aktarılması TCK madde 132/3’ü oluşturmayacaktır. Haberleşme içeriğinin alenileştirilmesi sonucu belirsiz sayıdaki kişilerin bu içeriği öğrenmesi gerekmektedir. Bu sebeple kişinin tarafı olduğu haberleşmeyi kaydetmesi ya da bir arkadaşına anlatması bu kapsamda suç değildir. Kaydettikten sonra ifşa ederse suç teşkil edecektir.

Bu suçun oluşması için haberleşme içeriğinin karşı tarafın rızası olmaksızın ifşa edilmesi arandığından, karşı tarafın rızası olmaması bu suçun tipiklik unsurudur. Dolayısıyla, karşı tarafın rızası konusunda yanılgıya düşen ve ifşa eden kişi bu yanılgısından yararlanır ve cezai sorumluluğu ortadan kalkar. Hukuka uygunluk nedenleri bu suç bakımından uygulanabilir. Hukuka uygunluk nedenleri ise, hakkın kullanılması, zorunluluk hali, kanunun verdiği yetkinin kullanılması, ilgilinin rızasıdır. Disiplin yetkisinin kullanımı nedeniyle bir velinin çocuğuna gelen mesajı okuması hakkın kullanılması kapsamında olup hukuka uygunluk nedeni teşkil eder. Bir suçun mağduru konumunda olan ve başka türlü ispat şansı olmayan mağdurun veya yakınının, söz konusu haberleşmeyi kaydetmesi zorunluluk hali kapsamında hukuka uygunluk nedenidir. İşverenlerin, işyeri uzantılı e-postalar üzerinden işçilerin haberleşmelerini izlemeleri hukuka uygunluk nedeni teşkil etmemektedir. Ancak, bir sözleşme ile işçi bu denetime rıza göstermişse, ilgilinin rızası hukuka uygunluk nedeni oluşturacaktır.

Aynı şekilde kanunun verdiği yetkinin kullanılması hukuka aykırılığı kaldırır (TCK m.24/1). Bu bakımdan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (CGTİK) m. 68/2 uyarınca hükümlülere gelen mektupların denetimi, CGTİK m. 66/1 uyarınca telefon görüşmesinin idarece dinlenmesi, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.135, Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu (PVSK) ek m.7 uyarınca iletişimin denetlenmesi, CMK m.129 uyarınca postada elkoyma veya CMK m.122 uyarınca belge ve kağıtların incelenmesi çerçevesinde kişiler arasındaki haberleşme içeriklerinin öğrenilmesi halinde fiil hukuka uygun olacak ve suç oluşmayacaktır. Ayrıca haberleşen tarafların, üçüncü bir kişinin haberleşmeyi öğrenmesi ve kayda alması konusundaki rızaları suçun oluşmasını önler. Hukuka uygunluk nedenleri sınırları içerisinde kalan bu tespit ve kayda alma durumlarında, kişilerin bu edindiği bilgileri üçüncü kişilere ulaştırması halinde ifşa etmek durumu söz konusu olduğundan haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi suçu oluşacaktır. Bu durumda fail haberleşme içeriklerine hukuka uygun olarak ulaşmış, ancak bunları üçüncü kişi ya da kişilere ulaştırmak suretiyle ifşa etmiş olması nedeniyle suç oluşmaktadır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Cezası Nedir?

TCK’nın 132/1. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçunu veya aynı maddenin 3. fıkrasında kendisiyle yapılan haberleşmenin içeriğinin diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa edilmesi suçunu işleyen kimse 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Eğer birinci fıkradaki haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçunun, içeriğin kaydı suretiyle işlenirse, faile birinci fıkranın birinci cümlesi uyarınca verilecek ceza bir kat artırılır. Bu durumda öncelikle temel ceza birinci fıkranın birinci cümlesine göre belirlenecek, daha sonra aynı fıkranın ikinci cümlesi uyarınca artırım yapılacaktır, verilecek ceza da 2 yıldan 6 yıla kadar olabilecektir.

TCK’nın 132. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak alenen ifşa etme suçunu  işleyen kimse 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. TCK’nın 132. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen düzenlenen suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde de faile aynı ceza verilir. Bir kamu görevlisinin görevini kötüye kullanmak suretiyle haberleşme içeriğini basın yayın yoluyla ifşa etmesi durumunda TCK’nın 132. maddesinin 2. fıkrasıyla belirlenecek temel cezadan aynı Yasanın 137/1-a maddesi uyarınca artırım yapılarak cezaya hükmolunacaktır.

5352 sayılı Yasa ile, maddenin dördüncü fıkrasındaki “Kişiler arasındaki haberleşme içeriğinin basın ve yayın yoluyla yayınlanması halinde, ceza yarı oranında artırılır” hükmü kaldırılıp, üçüncü fıkraya “İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayınlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur” hükmü eklendiğinden, artık suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi artırım nedeni olmaktan çıkarılmış ve sadece üçüncü fıkra için suçun işleniş şekillerinden birisi olarak kabul edilmiştir. Haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçunun, haberleşme içeriğinin kaydı suretiyle gerçekleşmesi durumunda, kaydın yapıldığı aletler, cep telefonları ve kaydın yapılmasına yarayan diğer aksamın müsaderesine de karar verilir. 15% Ancak yapılan kayıtlar, konuşmaların kaydedildiği CD gibi, müsadere edilmez, bu kayıtların dosyada delil olarak saklanmasına karar verilir. Faile hapis cezası verildiği takdirde TCK’nın 53/1 maddesindeki hak yoksunlukları uygulanacaktır Bu suçun kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi durumunda da verilen cezanın hapis veya para cezası olup olmadığına ve hatta ertelenmiş olup olmadığına bakılmaksızın TCK’nın 53/5. maddesi gereğince verilecek cezanın yarısından bir katına kadar kamu görevinden yoksun bırakılmasına da karar verilir.

Konut Dokunulmazlığının İhlali SuçuKanuni Dayanağı

TCK 132 /1 fıkra cezasıBir yıldan üç yıla kadar hapis

TCK 132 /2 fıkra cezasıİki yıldan beş yıla kadar hapis

TCK 132 /3 fıkra cezasıBir yıldan üç yıla kadar hapis

Suçun Kamu Görevlisi Tarafından İşlenmesi (TCK m.137/1-a):Verilecek ceza temel haline verilecek cezanın ½ oranında artırılır.

Belli Bir Sanat veya Mesleğin Sağladığı Kolaylıktan Yararlanarak İşlenmesi (TCK m. 137/1Verilecek ceza temel haline verilecek cezanın ½ oranında artırılır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Nitelikli Hallerinin CezasıVerilen ceza bir kat artırılır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Temel Hali Cezası: Suçun temel hali; üçüncü kişi olan failin, iki veya daha fazla kişi arasında aleni olmayan haberleşmeyi, özel bir çaba göstererek elverişli araçlar kullanarak “dinlemesi” veya “okuması” ile meydana gelir. Suçun temel halinin; yani “dinleme” veya “okuma” yoluyla haberleşmenin gizliliğinin ihlal suçunun cezası TCK m. 132/1-1.cümle uyarınca, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Türk Ceza Kanunu m. 140 uyarınca, bu suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde tüzel kişilere yönelik güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Nitelikli Hallerinin Cezası: Haberleşme içeriğinin kayda alınması hangi araçla olursa suçun nitelikli halini oluşturacaktır. Örneğin içeriğinin okunabilir bir şekilde mektup fotoğrafının çekilmesi yahut üçüncü kişilerin kendi aralarında yapmış oldukları telefon konuşmalarının ses kayıt cihazıyla kaydedilmesi fiilleri suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halini oluşturacaktır. Bu durumda faile verilecek ceza temel haline verilecek cezanın 1 kat fazlasıdır.

Suçun Kamu Görevlisi Tarafından İşlenmesi (TCK m.137/1-a):  Haberleşmenin gizliliği ihlal suçu, şayet bir kamu görevlisinin göreviyle alakalı yetki alanı içerisinde kalan bir hususta işlenmişse, verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Örneğin polis memurunun mahkeme kararıyla dinlemiş olduğu kişiye ait ses kayıtlarını üçüncü kişilere sızdırması halinde suçun nitelikli hali meydana gelir. Bu durumda faile verilecek ceza temel haline verilecek cezanın ½ oranında artırılmasıyla belirlenir.

Belli Bir Sanat veya Mesleğin Sağladığı Kolaylıktan Yararlanarak İşlenmesi (TCK m. 137/1-b):  Bu durumda fail sahip olduğu mesleğin kendisine sağladığı kolaylıktan yararlanarak haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu işlemektedir. Örneğin tamircinin kendisine tamir edilmek üzere bırakılan telefondan mesajlaşma içeriklerini okuması halinde suçun nitelikli hali meydana gelecektir. Bu durumda faile verilecek ceza temel haline verilecek cezanın ½ oranında artırılmasıyla belirlenir.

İçeriğin Basın veya Yayın Organlarıyla Yayınlanması:  Türk Ceza Kanunu’nda 2012 yılında yapılan değişikliğe kadar, haberleşme içeriğinin basın ve yayın organlarıyla yayınlanması halinde cezanın artırılması öngörülmekteydi. Ancak 2012 değişikliğiyle birlikte, söz konusu eylem nitelikli hal olmaktan çıkarıldı. Dolayısıyla artık haberleşme içeriklerinin basın ve yayın organları aracılığıyla ifşa edilmesi halinde ceza miktarında herhangi bir değişiklik yapılmamaktadır. Öte yandan, 23/05/2013 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununun 19. maddesinin 4. fıkrasındaki “Türk Ceza Kanununun 124 üncü ve 132. maddeleri kapsamına giren suçların hizmet sağlayıcılarının çalışanlarınca işlenmesi halinde verilecek cezalar iki katına kadar artırılır” hükmüne de dikkat edilmelidir. Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63/3. maddesi ise şu hükmü amirdir: “Elektronik haberleşme hizmeti vermek üzere yetkilendirilmiş bulunan işletmecilerin personelinin, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının İkinci Kısmının Dokuzuncu Bölümünde düzenlenen, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçları işlemesi halinde haklarında bu bölümde öngörülen cezalara hükmolunur. Ancak 137’nci maddeye göre yapılacak artırım bir kat olarak uygulanır.” Dolayısıyla, bu nitelikli hal kamu görevlisi tarafından ve görevi kötüye kullanmak suretiyle ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenirse, verilecek ceza 137. madde uyarınca yarı oranında artırılacaktır. Fakat bu suçun, elektronik haberleşme hizmeti vermek üzere yetkilendirilmiş bulunan işletmecilerin personelleri tarafından işlenmesi halinde Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63/3. maddesi uyarınca verilecek ceza bir kat artırılacaktır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda İndirim Halleri: Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun düzenlendiği kısımda cezayı azaltan bir indirim haline yer verilmemiştir. Ama koşulların gerçekleşmesi halinde genel hükümlerde düzenlenen indirim nedenleri uygulanabilir.

haberlesmenin gizliligini ihlal sucu cezasi

Haberleşmenin Gizliliğinin İhlali Suçu Örnekleri

Haberleşmenin Gizliliğinin İhlali Suçunun Özel Görünüşleri

Öte yandan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu bilişim sistemine girmek suretiyle yapılmışsa, bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet verildiği için, bilişim sistemine girme suçu (TCK m. 243) ile haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu (m. 132/1) bakımından fikri içtima söz konusu olur. Haberleşmenin gizliliğini ifşası aynı zamanda hakaret suçunu (TCK m. 125) da oluşturuyorsa fikri içtima kuralları uygulanır. Bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet verildiği için, bu suçla hakaret suçu arasında fikri içtima söz konusu olur. Failin sorumluluğu en ağır cezayı gerektiren suçtan olacaktır.Bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı kişiye karşı haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun birden fazla işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümleri uygulanır. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için “aynı suçun” işlenmesi gerekir.

TCK m. 43/1’e göre, bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri aynı suç sayılır. Bu bakımdan haberleşmenin gizliliğinin ihlali (TCK m. 132/1 c. 1) ile suçun nitelikli hali olan gizlilik ihlalinin kayıt suretiyle yapılması (TCK m. 132/1 c.1) aynı suç sayılır. Bir suç işleme kararının icrası kapsamında önce bir kişinin telefonları dinlense, başka bir gün aynı kişinin telefon konuşmaları kaydedilse TCK m. 43/1 hükmü gereğince ceza artırılarak verilir. Ancak TCK m.132’de üç ayrı suç tipi düzenlendiğinden, aynı kişiye karşı 132. maddenin değişik fıkralarındaki suçların işlenmesi halinde zincirleme suç söz konusu olmaz. Fail, her birinden ayrı ayrı cezalandırılır. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun, birden fazla kişiye karşı tek bir fiile işlenmesi halinde de zincirleme suç söz konusu olur (TCK m. 43/2). Örneğin, aynı mektubun iki kişiye gönderildiği durumda, mektubun açılarak içeriğinin öğrenilmesi hali böyledir.

Uzlaşma, Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Soruşturma ve Kovuşturma Evresi

Soruşturma Evresi: Şikayet, TCK m. 73’te; “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Bir suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olabilmesi için kanunda bu durumun açıkça belirtilmesi gerekir. TCK m. 139’da, “(1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.” şeklinde yapılan düzenleme ile haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun soruşturulmasının şikayete bağlı olduğu açıkça öngörülmüştür.

Savcı, suçun işlendiği ile ilgili bilgi edindikten sonra araştırmaya koyulacak ve bu araştırmada şüphelinin aleyhine ve lehine olan delilleri toplayacaktır. Savcı, araştırması sonucunda yeterli delile ulaşırsa iddianame düzenleyerek dava açacak; aksi takdirde kovuşturmaya yer olmadığı (takipsizlik) kararı verecektir. Savcının bir iddianame düzenlemesi için, suçun işlendiği yönünde yeterli şüphenin varlığı gerekmektedir. Yeterli şüphe şartının aranmasının temel nedeni ise kişilerin gereksiz yere yargılanmalarının önüne geçilmesini sağlamaktır.

Kovuşturma Evresi: Kovuşturma evresi; görevli ve yetkili mahkemenin Cumhuriyet Savcılığı’nın sunduğu iddianameyi kabul etmesi ile başlar ve yargılama sürecini ifade eder. Kovuşturma evresi mahkeme tarafından yürütülmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere soruşturma evresinde şüpheli olan şahıs kovuşturma evresinde sanık olarak isimlendirilir. Kovuşturma evresinde sözlü yargılama yapılır ve yargılamalar duruşmalı olarak ilerler. Duruşmada sanık ve sanık vekili dinlenir bunun yanı sıra müşteki yani şikâyet eden kişi de dinlenir. Ayrıca müşteki sıfatına sahip olan taraf, katılma talebi sunduğu takdirde mahkemenin kabulü ile katılan sıfatına sahip olur.

Sanığa verilecek ceza kovuşturma evresinin sonunda belirlenir. Ancak sanık bu aşamadan önce kendisine isnat edilen suçu ve cezasını tam olarak öğrenmiş olmalıdır. Ayrıca cezalandırılması için de suçu işlediği sabit olmalıdır. Örneğin Haberleşmenin Gizliliğinin İhlali Suçunun faili olarak iki şüpheli varsa ancak hangisinin suçu işlediği sabit değilse her ikisi de beraat edecektir. Bununla birlikte, kovuşturma evresi neticesinde verilecek kararlar beraat, HAGB hatta zamanaşımına uğradığı takdirde davanın düşmesi şeklinde sıralanabilir Haberleşmenin Gizliliğinin İhlali Suçunun kovuşturma evresi tamamlandığında sanığın suçu işlediği sabit ise verilecek ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenecektir. Artırım ve indirim nedenlerinin uygulanması da mahkemenin takdirine kalacaktır.

haberlesmenin gizliligini ihlal sucu beraat

Haberleşmenin Gizliliğini İhlali Suçunda Gözaltı ve Tutukluluk

Gözaltı hali, CMK’nın 91.maddesinde düzenlenmiştir. Usule uygun olarak (CMK m. 90) yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz. O halde gözaltı süresi toplam 36 saati geçemez. Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.

Öte yandan toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak tutuklama, koruma tedbirlerinin en ağırıdır. Zira kişi, sınırlı bir süreyle de olsa hakkında bir kesin hüküm bulunmadan özgürlüğünden mahrum bırakılmaktadır. Tutuklama, CMK m. 100 ve devamında düzenlenmiştir. Tutuklama kararını sadece hâkim verebilir; savcının veya kolluk amirinin tutuklama kararı vermesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Muhakemenin yürütülmesinde esas olan sanığın/şüphelinin tutuksuz olmasıdır; tutuklama ise her zaman istisna niteliğindedir. Tutuklama koruma tedbirinin zorunlu tutulduğu bir hal bulunmamaktadır. Olayda muhakeme şartı varsa, tutuklama kararı verebilmek için bunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Tutuklamanın somut koşulları bulunmaktadır. Bu koşullar şunlardır:

Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere, hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, TCK m. 132’de haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçuna ilişkin ceza miktarı dikkate alındığında, tutuklama şartlarının varlığı halinde, bu suç bakımından tutuklama koruma tedbirinin uygulanabilmesi mümkün olabilecektir. Bu suçla ilgili tutukluluk süresi CMK’nın 102/1. maddesi uyarınca en çok 1 yıldır. Zorunlu hallerde bu süre 6 ay daha uzatılabilir. Bu süreye kanun yolunda geçen süre dahil değildir.

İfade, Savunma ve Yargılama Süreci

İfade, kişi hakkında yapılan suç duyurusu ve şikayet nedeniyle olay hakkındaki bilgi ve savunmasının alınması için yapılan bir usuldür. Nitekim haberleşmenin gizliliğini ihlali Suçu şikayete tabi bir suç olduğundan kişinin şikayette bulunması gerekmektedir. Bu nedenle, mağdur şikayette bulunduğu için suç hakkında beyanları alındıktan sonra failin ifadesi de alınır. Eğer şüpheli şahıs ifadeye gitmiyorsa bu durumda hakkında yakalama kararı çıkarılacaktır. İfade kolluk görevlileri tarafından alınabileceği gibi bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından da alınabilir. Buna benzer şekilde sorgu ise şüpheli ya da sanığın hakim ya da mahkeme huzurunda kovuşturma evresinde suç hakkında dinlenmesidir.

Savunma hakkı ise şüpheli ya da sanığın en önemli haklarından biri olup irade özgürlüklerini ifade etmektedir. Çünkü kişi üzerine isnat edilen suç hakkında kendisini savunabilmelidir. Bu nedenle kişiye ayrıntılı olarak üzerine isnat edilen suç anlatılır. Ayrıca kendisini savunabilmesi için belirli bir süre de kişiye verilmektedir. Şüpheli şahıs kendisini bizzat savunabileceği gibi bir avukatın yardımından da yararlanabilir. AvukatOfisi Ekibi olarak bu noktada destek vermekteyiz. haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu işlendiği takdirde koruma tedbirlerinin uygulanması da mümkündür. Örneğin koruma tedbiri ve uzaklaştırma kararı konulabilir. En önemlisi de kişinin teknik araçlarla izlenmesi mümkün hale gelir. Suçun örgüt kapsamında işlenmesi halinde tanık koruma programından yararlanılması da mümkün olur. Tanık yalnızca suçun mağduru değil aynı zamanda bu kişinin yakınları da olabilir. Yargılama 5235 sayılı kanunun 10, 11, 12. Maddeleri uyarınca asliye ceza mahkemelerinde yürütülecektir.

Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme

Yargıtay Kararları

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Hakkında Mahkeme Kararları

Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2017/874 K.

Sanıklar hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı TCK’nın 136/1. maddesinin uygulanmasının talep edildiği iddianamede, sanıkların, katılan ile katılanın arkadaşının facebook hesaplarından birbirlerine gönderdikleri mesajları ele geçirip, kendi lehlerine yaydıkları şeklinde tarif edilen eylemlerinin, TCK’nın 132/1 ve TCK’nın 132/2. madde ve fıkralarındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebileceği; ancak, katılan tarafından bilgisayarın açık halde unutulması nedeniyle tesadüfen katılana ait facebook mesajlarını gören sanık Gülşah’ın, katılanın, kendisine, annesine, personel amiri olan diğer sanık Bülent’e ve bir başka işyeri arkadaşına karşı haksız bir saldırıda bulunduğu düşüncesine kapılmasının ardından ve başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, kaybolma olasılığı bulunan delilleri muhafaza etme ve sanık Bülent’in de iş akdinin haklı nedenle fesh edildiğini ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettikleri bilinciyle davrandıkları kabul edilemeyeceğinden, sanıklara yüklenen fillerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanıkların CMK nin 223/2-a maddesi gereğince beraatlerine karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2019/7462 K.

İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin TCK’nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesinin aynı Kanunun 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, TCK’nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylemin aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin TCK’nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 80. maddesi ile TCK’nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eyleminin suç olarak düzenlendiği,

Belirli veya belirlenebilir iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmemeleri gerektiği yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, gizliliği sağlamaya özen gösterip, elverişli araçlar (internet, telefon, telsiz, faks, mektup, telgraf, kağıt vb.) ve ortak semboller (söz, yazı, işaret vb.) aracılığıyla paylaştıkları bilgi, düşünce, duygu ve tutumlarının; özel hayata ilişkin olsun ya da olmasın, başka kişi veya kişiler tarafından, özel bir çaba gösterilerek, doğrudan veya dolaylı şekilde (zarfı açılmadan ışığa tutulan mektupta olduğu gibi), okunmak veya dinlenmek suretiyle öğrenilmesi eyleminin TCK’nın 132/1-1. cümlesinde; anlaşılabilir olsun ya da olmasın, başkalarının haberleşme içeriklerinin kaydı, yani; yazı, ses, görüntü, özel işaretler gibi ortak sembollerin, başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; ses veya görüntünün, manyetik bant üzerine, yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, kopyasının alınması, elektronik iletinin taşınabilir belleğe veya CD’ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi eyleminin TCK’nın 132/1-2. cümlesinde haberleşmenin gizliliğini ihlal başlığı altında suç olarak tanımlandığı, bu madde kapsamında yer verilmeyen kişinin kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini kaydetmesi eyleminin, koşulları bulunduğu takdirde, aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; haberleşme içeriklerinin, haberleşmenin muhatabı olan diğer kişi tarafından, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması eyleminin TCK’nın 132/3. maddesinde tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirileceği,

Görüldüğü üzere, kişilerin tarafı oldukları konuşma ve haberleşme içeriklerini kaydetmeleri TCK’nın 133/1. maddesi ve 132/1-2. cümlesi kapsamında suç olarak düzenlenmediği gibi, konuşmada, kişiler arasında vasıta bulunmaksızın iletişim gerçekleştiği halde, haberleşmede, elverişli bir araç sayesinde kişilerin iletişime geçtikleri,

Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre; sanığın, babası olan katılan ile yapmış olduğu telefon konuşmasını kaydedip, yapmış olduğu kaydı annesine vermesi şeklinde gerçekleşen olayın TCK’nın 132. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilmesinin gerekeceği, ancak; sanığın, telefonla yapılan görüşmenin, tarafı olması nedeniyle TCK’nın 132/1-2. cümlesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği gibi tarafı olduğu haberleşme içeriğini annesine vermesi eyleminde de TCK’nın 132/3. madde ve fıkrasında aranan aleniyet unsurunun gerçekleşmediği, konuşma içeriği incelendiğinde katılanın konuşmalarda geçen kendisinin başka bir bayan ile gayri resmi yaşadığına dair durumdan sanığın annesine bahsedebileceğini belirtmesi nedeniyle sanık hakkında TCK’nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun da yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından sanık hakkında TCK’nın 132. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan beraate karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek dosya kapsamına göre uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 133/3. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan yazılı şekilde mahkumiyete karar verilmesi bozma nedenidir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2015/20 K.

Sanığın, eşiyle arasındaki boşanma davasında tanıklık yapan ve aynı zamanda bacanağı olan katılanın, duruşmada, eşinin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu bildiği halde ilişkiyi bilmediğine dair yalan beyanda bulunarak suç işlediğini ispat etmek amacıyla, katılanla yaptığı telefon görüşmesinde, katılana özel olarak sorular sorarak, katılanın cevaplarını ve aralarındaki tüm konuşmaları cep telefonuyla gizlice kayda aldığı, bilahare ses kayıtlarını CD’ye aktarıp C.Başsavcılığına ibraz ederek katılan hakkında yalan tanıklık suçundan şikayetçi olduğu ve kayıtları boşanma davasına da delil olarak sunduğu olayda; sanığın, bir daha delil elde etme olanağının bulunmadığı bir durumda iken, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, katılan hakkında C.Başsavcılığına yapacağı şikayete ve boşanma davasına delil oluşturmak amacıyla hareket ederek gizlice kayıt yapıp, bu ses kayıtlarını içerir CD’yi, adli makamlara delil olarak sunduğu, somut olayda, sanığın, hukuka uygun davrandığı kabul edilmeyeceğinden ifşa suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu oluşmuştur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi -2015/3 K.

Sanığın, haberleşme içeriğini kaydedip, bu kaydı içeren CD’yi, görülmekte olan dava dosyasına delil olarak vermesi biçimindeki eylemleri, 5237 sayılı TCK’nın 134/1-2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal ve TCK’nın 132/3. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçları kapsamında değerlendirilebilir ise de, görüşme ayrıntıları dökümünü üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına dair hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, boşanma davasındaki iddiasını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediğinden suç oluşmamıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2019/3132 K.

Haberleşme içeriklerinin, haberleşmenin muhatabı olan diğer kişi tarafından, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması eyleminin TCK’nın 132/3. maddesinde tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirileceği,

Görüldüğü üzere, kişilerin tarafı oldukları haberleşme içeriklerini kaydetmeleri TCK’nın 132/1-2. maddesi kapsamında suç olarak düzenlenmemiştir.

İncelenen dosya kapsamına göre; sanığın, katılan ile yapmış olduğu haberleşme içeriklerini kaydedip, tanık …’e dinletmesine konu olayda, sanığın söz konusu kaydı tanık …’e aleni bir şekilde dinletmemesi nedeniyle yerel mahkemece verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.”

Yargıtay 12. Ceza Dairesi -2014/14161 K.

Sanığın, emri altında çalışan kardeşine disiplin cezası vermesi sebebiyle kendisini telefonla arayarak hakaret ve tehdit eden katılanla olan konuşmasını kayda aldığı ve telefonun hoparlörünü açarak odasında bulunanlara dinlettiği, sonrasında konuşmaya dair seslerin bulunduğu cd’yi Cumhuriyet Başsavcılığına vererek şikayetçi olduğu olayda; sanığın başka şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken kendisine yönelik hakaret ve tehdit içeren görüşmeyi kayda aldığı, sanığın eyleminin hukuka aykırı olduğunu kabul etmek mümkün olmadığı gibi, esasen bu halde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket ettiğinden de söz edilemeyeceği için ifşa suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu oluşmamıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi -2014/13367 K.

Taraflar arasında hakaret, tehdit, kasten yaralama suçlarından açılmış çeşitli davalar bulunmaktadır. Müşteki erkek, kendi amcasına hiçbir kadınla ilişkisi olmadığını, eşi olan kadın sanık tarafından iftira atıldığını söylemiş, bunu duyan sanık da iftira atmadığını ispatlama çabasına girmiştir. Taraflar arasında uzun süredir devam eden geçimsizlik olup, katılanın, amcasına, herhangi bir bayanla gayrimeşru bir ilişkisinin bulunmadığını beyan ettiğini öğrenen sanığın, katılanın kendisini zan altında bırakan sözlerinin doğru olmadığını, aile içi geçimsizliğin kaynağının, katılanın olumsuz tutum ve davranışları olduğunu ispatlama amacıyla daha önceden bildiği katılana ait elektronik posta adresinin ve bu adresle bağlantılı facebook hesabının internet şifrelerini kullanmak suretiyle bilişim sistemindeki katılana özel kısımlara girdiği ve katılanın S. isimli bir bayana gönderdiği elektronik iletileri ele geçirdikten sonra, eşi tarafından aldatıldığının eşinin yakınları tarafından öğrenilmesini sağlamak amacıyla onlara göndermesi haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaz.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi -2014/8990 K.

Sanığın, sulh ceza mahkemesinde görülmekte olan şikayetçinin taraf olmadığı bir dava dosyasına delil olmak üzere şikayetçi ile yaptığı telefon görüşmesini, şikayetçinin rızası olmaksızın kayda alarak bu kaydı mahkemeye delil olarak sunarak ifşa etmesi şeklinde gelişen eyleminde, sanığın, şikayetçi tarafından kendisine karşı işlenmekte olan ve ani gelişen bir suç bulunmadığı halde, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, yeni bir delil elde etmek amacıyla hareket ederek, şikayetçi ile arasındaki telefon görüşmesini gizlice kaydedip, bu ses kaydını içerir CD’yi, şikayetçinin bilgisi ve rızası dışında, dava dosyasına delil olarak sunduğu, atılı eylemin TCK’nın 132. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal etme suçunu oluşturur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2018/10736 K.

Oluşa ve dosya kapsamına göre; katılanın erkek arkadaşı ile yapmış olduğu içeriği özel mesajlarını ele geçiren sanığın, bu mesajları katılana göndermek yerine yetkisiz üçüncü kişi olan tanık …’ya göndermesi nedeniyle sanık hakkında TCK’nın 132/2. madde ve fıkrasında düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyete hükmedilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraate karar verilmesi, kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA karar verilmiştir.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği

………  (Suçun İşlendiği Yer Buraya Yazılacak) Cumhuriyet Başsavcılığı’na

Müşteki: İsim Soyisim (TC Kimlik No) – Adres

Vekili: AvukatOfisi Ekibi

Şüpheli: İsim Soyisim (TC Kimlik No) – Adres

Suç: Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m. 132)

Suç Tarihi ve Yeri: …/…/…

Konu: Şüpheli hakkında işlediği suç nedeniyle soruşturma başlatılması ve soruşturma sonucunda kamu davası açılması talepli şikâyet dilekçesidir.

Açıklamalar           :

Hukuki Sebepler: TCK ve ilgili her türlü yasal mevzuat.

Hukuki Deliller: Tanık, yemin, video kaydı, fotoğraf görüntüleri, mesajlar ve ilgili her türlü yasal delil.

Sonuç ve İstem : Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli hakkında soruşturma başlatılmasını, soruşturma sonucunda kamu davası açılması yönünde karar verilmesini saygılarımla vekâleten arz ve talep ederiz.

Müşteki Vekili

AvukatOfisi Ekibi

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular

Suçun niteliği gereği kişinin tarafı olduğu haberleşmeyi ihlal etmesi mümkün değildir. Çünkü zaten haberleşme içeriğini kişinin bizzat kendisi üretmektedir. Bununla birlikte, kişinin tarafı olduğu konuşmayı diğer tarafın rızası olmadan ifşa etmesi suçun sübuta ermesine sebebiyet verecektir. Örneğin kişinin arkadaşıyla yapmış olduğu whatsapp konuşmalarını, onun rızası olmadan ifşa etmesi halinde bu suç oluşur.

TCK m. 139’da açıkça ifade edildiği üzere, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Yani mağdurun yetkili makamlara herhangi bir şikayeti olmazsa, Cumhuriyet Savcılığı re’sen (kendiliğinden) suçu soruşturmaya başlamayacaktır.

Telefon veya internet gibi ortamlar üzerinden gerçekleştirilen haberleşmelerin kaydedilmesi, paylaşılması ve yayılması hususları haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaktadır.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu TCK 132.maddede düzenlenmiştir. ilgili düzüenleme şöyledir” Madde 132- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır. (2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.”

Whatsapp yazışmalarının resmi kurumlara ibraz gibi durumların haricinde paylaşılması ifşa edilmesi suç oluşturacaktır.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

AvukatOfisi Ekibi, AvukatOfisi Ekibi Bürosu’nun kurucusudur.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

, lise eğitimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı bursu ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

S1. Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu nedir?

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu hakkında yasal süreç ve dikkat edilmesi gerekenler için avukatınıza danışmanız önerilir.

S2. Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu nasıl yapılır?

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu süreci, ilgili kanun hükümlerine göre şekillenir ve her dosya özgündür.

S3. Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu ne kadar sürer?

Hukuki süreçlerin süresi, dosyanın karmaşıklığına ve mahkeme takvimine bağlıdır.

S4. Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu masrafı ne kadardır?

Hukuki süreç masrafları, davanın türüne ve süresine göre değişiklik gösterir.

S5. Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu için hangi belgeler gerekli?

Gerekli belgeler davanın türüne göre farklılık gösterir; detaylı bilgi için avukatınıza başvurunuz.

S6. Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu zorunlu mudur?

Hukuki süreçlerde profesyonel destek almak, hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir.

Hukuki tavsiye değildir. Herhangi bir konuda bilgi almak istiyorsanız mutlaka avukatınıza danışmanız gerekmektedir.

Avukat  Akyazı Ağır Ceza Avukatı ile Dava Sürecinizi Yönetmek
AVUKATI ARA