AvukatOfisi Ekibi

Ceza Hukuku

Tarih: 26-03-2025

Çocukların cinsel istismarı suçu; “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı” suçlar bölümünde TCK 103. maddede düzenlenmiştir. Çocukların cinsel istismarı suçu, kanunda belirlenen belli yaştaki çocukların (0-12, 12-15, 15-18 yaş aralığı) bedenine fiziksel temasta bulunma şeklinde cinsel davranışlar sergilenmesi ile oluşur (TCK 103/1). Cinsel istismar suçunda mağdur çocuk olup suçun en önemli unsurudur. Çocuk, TCK’nın 6/1-a maddesinde, “henüz 18 yaşını doldurmamış kişi” olarak tanımlanmaktadır. TCK 103. madde fiilin niteliğine ve yaşa göre düzenlenmiştir. Buna göre maddenin birinci fıkrası cinsel istismar suçunun sarkıntılık düzeyinde kalması ve basit şekilde gerçekleştirilmiş halini; ikinci fıkrası vücuda organ veya sair cisim sokma şeklinde gerçekleşen nitelikli halini düzenlemiştir. Buna göre,

Cinsel istismar kavramı geniş tanımlamadır. Sadece tecavüzü değil, bedensel teması içeren her türlü hareket istismar kapsamındadır. Çocuğun okşanması, öpülmesi veya failin kendi cinsel organına dokundurtması gibi hareketler istismar kapsamındadır. Cinsel istismar suçu tüm çocukları kapsamaktadır. Ancak ilgili hükümde 18 yaş altınındaki çocukların yaşına göre bir ayrım yapılmıştır. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda mağdurun yaşı bizim hangi maddeyi uygulayacağımızı gösterir. Türk Ceza Kanunu madde 103’te kanunen çocuk yaştaki bireylere karşı işlenen cinsel suçlar düzenlenmiştir. İlgili maddede mağdurların yaşını 0-12, 12-15 ve 15-18 olarak kategorilere ayırmış ve nitelikli halleri sıralamıştır. AvukatOfisi Ekibi olarak bu yazımızda “Çocukların cinsel istismarı suçu ve cezasından (TCK m. 103)” bahsedeceğiz.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

cocuklarin cinsel istismari sucu nedir

Makale İçeriği

Toggle

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Nedir?

Çocukların cinsel istismarı suçu 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi cezalandırılacaktır. Aslında bu madde, 102. maddedeki cinsel saldırı fillerinin çocuklar için yeniden düzenlenmiş halidir. Kanun koyucu yetişkinler için cinsel saldırı ifadesini kullanırken, çocuklar için cinsel istismar deyimini tercih etmiştir. Çocukların cinsel istismarı suçu çocukların sağlığını, sağ kalımını, gelişimlerini ya da ilişkilerindeki güven duygusunu olumsuz olarak etkileyen fiziksel, duygusal, cinsel istismar, ihmal ve diğer sömürü türleriyle sonuçlanan kötü davranışlar olarak tanımlanabilir.

TCK’nın 103/1-a ve b maddesine göre cinsel istismar kavramı, “on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla beraber fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara yönelik her türlü davranış ile diğer çocuklara yönelik tehdit, cebir, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen davranışlar.” olarak tanımlanmaktadır. Çocuk istismarı; fiziksel istismar, duygusal-psikososyal istismar, çocuk ihmali ve cinsel istismar olmak üzere 4 gruba ayrılarak incelenmektedir.

Suç mağdurlarının çocuk olması sebebiyle bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması özel öneme sahiptir. Bu bakımdan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümleri titizlikle uygulanmalı ve zaten mağdur olan çocuk, yargılama sürecinde daha da mağdur edilmemelidir. Çocukların cinsel istismarı suçu, bu istismar türlerinden birinin çocuğa tatbiki şeklinde gerçekleşebileceği gibi birden fazla istismar çeşidinin birlikte uygulanmasıyla da kendini gösterebilir. Bu bakımdan, özellikle çocuğun fiziksel veya cinsel yönden istismarında, yapılan eylemin ayrıca çocuğun duygusal açıdan istismarına da yol açtığı görülmektedir.

Çocuğun, ebeveynleri ya da bakımıyla sorumlu kişilerce “kaza dışı” yaralanması ya da çocuğun bu kişilerce yeterince gözetilmemesi sonucu zarar görmesi olarak tanımlanmaktadır. Çocuğun sağlıklı bir yaşam sürmesine, gelişimine ya da onura yönelik gerçekleştirilen ve çocuğu fiziksel açıdan zarara uğratan ya da uğratabilecek vasıftaki kasti eylemler, fiziksel istismar olarak kabul edilmiştir. Fiziksel istismar, çocuk istismarı türleri içerisinde en çok görülen ve en kolay tanılanan istismar türüdür. Çocuğun fiziksel yönden istismarı; dövme, yakma, zehirleme, zorla su içirme, boğma gibi farklı şekilde görülebilmektedir. Çocuğun vücudunda oluşan lezyonlar, istismarın tespitinde yol gösterici olmaktadır. Ekimoz, hematom, yanıklar, sıyrıklar gibi ciltte oluşan lezyonlar fiziksel istismara uğrayan çocuklarda yaygın olarak görülmektedir.

Duygusal istismar da tıpkı fiziksel istismar gibi sıkça rastlanan fakat tespiti zor bir istismar türüdür. Bazı kaynaklarda duygusal istismar kavramı yerine zihinsel istismar, duygusal kötü muamele, psikolojik istismar, sözel istismar gibi kavramların kullanıldığı da görülmektedir. Duygusal istismar, çocuğun kendisini etkileyen tutum ve davranışlara maruz kalarak veya ihtiyaç duyduğu ilgi, şefkat ve bakımdan mahrum bırakılarak psikolojik yönden hasara uğratılması durumudur. Duygusal istismarın başka bir tanımı, çocuğun duygusal bütünlüğünü veya öngörüsünü bozan her türlü eylem ya da eylemsizliktir. Çocuğun yeteneklerinin üzerinde talep ve beklenti içinde olma ve saldırganca davranma olarak da tanımlanması mümkündür. Duygusal istismarın oluşumuna sebebiyet veren davranışlara çocuğa küfretme, yalnız bırakma, aşağılama, korkutma, reddetme, bağırma, tehdit etme, sevgi göstermeme, duygusal bakımdan ihtiyaçlarını karşılamama, küçük düşürme, alaylı konuşma, aşırı otorite kurma, bağımlı kılma, aşırı koruma ve kabul edilemez cezalar verme örnek olarak verilebilir.

İhmal, çocuğa bakmakla yükümlü olan kişinin ya da kurumların bu yükümlülüğünü fiziksel ve duygusal yönden yerine getirmemesi durumudur. Çocuğun beslenmesinin, tıbbı ihtiyaçlarının, eğitiminin ve güvenliğinin her ne sebeple olursa olsun göz ardı edilmesi halinde ihmal meydana gelecektir. Bir görüşe göre ihmalin pasif, istismarın ise aktif davranış olması hasebiyle ihmal kavramı pasif çocuk istismarı olarak tanımlanmalıdır. Fiziksel ihmal, çocuğun beslenme, barınma, sağlık, giyinme gibi temel gereksinimlerini karşılamada yoksunluk veya yetersizlik olarak tanımlanmaktadır. Bu davranışlara örnek olarak çocuğun yaşına uygun yiyeceklerle yeterince beslenmemesi, yaşadığı fiziki çevrenin yetersiz oluşu, temiz giydirilmemesi örnek verilebilir. Çocuğun fiziksel ihmali sonucunda çocukta ölüm ya da yaralanma meydana gelmişse, TCK m.83 ve TCK m.88 vücut bulacak olup kasten öldürmenin veya kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi nedeniyle fail cezalandırılır.

Çocukluk döneminde maruz kalınan cinsel istismar, çocuğun hastalanmasına bazen ölmesine sebep olabilen ve yetişkinlik dönemine kadar devam edebilecek psikolojik ve fizyolojik etkilere sahip olan bir şiddet türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Cinsel istismar kavramı, gelişimlerini tamamlamamış çocuk ve ergenlerin, cinsel aktivitelerde bulundurulmaları veya ailevi rolleriyle ilgili sosyal tabulara aykırı olarak kullanılmaları olarak tanımlanmıştır.

Cinsel istismar, hukuki açıdan da ele alınarak hem ulusal düzeyde hem de uluslararası platformlarda, çocukların bu tür davranışlara karşı korunması amacıyla birçok düzenlemeye konu edilmiştir. Türk Hukuku’nda da çocuklara yönelik gerçekleştirilen cinsel istismar fiilleri, TCK md.103’te suç olarak düzenlenmiştir. Anılan maddede, cinsel istismar olarak nitelendirilecek davranışlar, mağdurun yaşı ve algılama yeteneği baz alınarak ikili bir ayrıma tabi tutulmuştur. Buna göre; 0-15 yaş aralığında olan çocuklar ve 15-18 yaş aralığında olup fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış bu suçu oluştururken, 15-18 yaş aralığında olan ve fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş çocuklara karşı ise yalnızca cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, cinsel istismar olarak kabul edilecektir. Çocukların cinsel istismarını konu edinen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. madde metni şu şekildedir:

TCK Madde 103 – Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ağır Ceza Mahkemesi) Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Asliye Ceza Mahkemesi) Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz. (Ağır Ceza Mahkemesi)

(3) Suçun;

a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,

d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

Çocuğun Cinsel İstismarı SuçuTCK 103. Madde

Kanun Maddesi5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 103

ŞikayetŞikâyete tabi değildir. suçu işleyen fail çocuksa ve suç sarkıntılık düzeyini aşmamış ise bu suç mağdurun veya mağdurun velisinin şikayetine bağlıdır.

ZamanaşımıOlağan dava Zamanaşımı 15 yıl, Olağanüstü dava zamanaşımı 22 yıl 6 aydır.

Tutuklama ve Adli KontrolTutuklama ve adli kontrol kararı verilebilir.

UzlaşmaUzlaşmaya tabi değildir.

Etkin PişmanlıkEtkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir.

İndirimŞartları varsa 62 indirimi uygulanabilir.

Memurluğa EtkiMemuriyete engeldir.

Görevli MahkemeAğır Ceza Mahkemesidir.

Çocuklara Karşı Cinsel İstismar Suçunun Şartları Nelerdir?

Çocukların cinsel istismarı suçu 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ise; çocukların cinsel istismar suçu Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kitap, ikinci kısım, altıncı bölümünde “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” başlığı altında yer almaktadır. Cinsel istismar suçunun işlenebilmesi için de belli başlı şartların varlığı gerekmektedir.

Cinsel Taciz Suçu ve Cezası – TCK 105. Madde

cocuklarin cinsel istismari sucu

Basit Cinsel İstismar Suçu (TCK 103/1)

Basit cinsel istismar, çocuğun vücudu üzerinde, cinsel arzuları tatmin amacı ile yapılan ancak cinsel ilişki boyutuna varmayan temas içeren her tarla cinsel davranışlardır. Temas unsuru gerçekleşmediği takdirde basit cinsel istismar suçu oluşmaz, cinsel taciz suçu oluşur. Temas unsuru gerçekleşmiş, ancak ani ve kesik hareketler şeklinde gerçekleşmiş ise, bu kez de basit cinsel istismar suçu oluşmaz, sarkıntılık düzeyinde cinsel istismar suçu oluşur.

Sanığın eylemleri devamlılık gösteriyorsa, ani ve kesik mahiyette değillerse, basit cinsel istismar suçu oluşur. Sanığın eyleminin hangisi olduğunu tespit edebilmek açısından, eylemin gerçekleşme şekli ve süresi önem taşımaktadır ve her olay için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Keza, TCK’nın 103. maddesi metninde de çocuğun cinsel istismarının tarifi açık ve net olarak yapılmıştır. 5237 sayılı TCK’nın 103/1. maddesine göre cinsel istismar deyiminden;

a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileye başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılır.

Suçun yasada öngörülen ceza yaptırımları ve mağdurun yaşına göre dörtlü bir ayrım yapılabilir,

TCK’nın 103/1-2. cümlesine 24/11/2016 tarih 6763 sayılı kanunun 13. maddesi ile eklenen “Mağdurun on iki yaşımı tamamlamamış olması halinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz” şeklindeki ek cümle ile suçun cezası tamamen mağdurun yaşına göre basamaklı hale getirilmiştir.

İlgili Makale: İnterpol Kırmızı Bülten

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Unsurları

Yasa koyucu henüz 15 yaşını tamamlamamış çocukların bedenleri üzerinde gerçekleşecek cinsel eylemlere rıza gösterme ehliyetlerinin olmayacağını kabul etmiştir. Bir diğer husus kanun koyucu 15 yaşını tamamlamamış çocuklar ile on beş yaşını tamamlamakla birlikte algılama yeteneği gelişmemiş çocukları da aynı statüde kabul etmiş ve suçun mağduru olarak değerlendirmiştir. Mağdurun 15 yaşını tamamlamış olmakla beraber algılama yeteneği gelişmiş olması halinde suçun oluşabilmesi için mağdura yönelik cinsel tatmin amacıyla gerçekleşen eylemin cebir, hile, tehdit ve iradeyi etkileyen başka bir neden ile gerçekleşmesi gerekmektedir. Nitekim bu kapsamdaki çocuğa yönelik rızaen cinsel ilişki boyutuna varan eylemlerde istismar suçu oluşmayacaktır. Diğer şartların bulunması halinde reşit olmayanla cinsel ilişki suçu oluşacaktır. Mağdur kendisine karşı işlenen bir suçtan dolayı vücut bütünlüğünde veya ekonomisinde zarara uğrayan kişidir. Yani mağdurun hak ve menfaatleri ihlal edilmektedir.

Çocuğun vücudu üzerinde tasarrufta bulunabilmesi için belirli bir yaşa gelmesi gerekse de, çocuğun psikolojik ve fiziksel gelişimini dış müdahâleler olmaksızın tamamlayabilmesi cinsel özgürlüğün başka bir ifadesidir. Dolayısıyla cinsel istismar suçunun hukukî konusu, çocukların cinsel dokunulmazlığı kadar cinsel özgürlüğünü de içermektedir. Kanun koyucu cinsel istismarı suç olarak düzenlemekle çocuğun cinsel dokunulmazlığını, cinsel özgürlüğünü ve cinsel yönden düzgün ve sağlıklı gelişimini sağlamayı, bu minvalde çocukları hem başkaları hem de kendilerine karşı korumayı amaçlamıştır.

Nitelikli Cinsel İstismar

Türk Ceza Kanunu 103. maddesinde çocuklara yönelik cinsel istismar suçunun nitelikli halleri de sayılmıştır. Buna göre:

Suçun cezasını arttırır.

cocuklarin cinsel istismari sucu cezasi

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Cezası

Çocukların cinsel istismarı suçu esas olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmünün 1. fıkrası 1. cümlesinde: Çocukların cinsel istismarı suçu işleyen kişinin 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı belirlenmiştir. Fail ve mağdurun niteliklerine ve suçun işlenme biçimine bağlı olarak cezalar azalıp artabilmektedir. Çocuğun Cinsel istismarı suçu için yapılacak yargılama ağır ceza mahkemelerinde görülecektir.

Çocukların Cinsel İstismarı suçunun cezası, Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, 8 yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (TCK md.103/1-birinci cümle)

Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması halinde verilecek ceza, basit cinsel istismar durumunda 10 yıldan, sarkıntılık durumunda 5 yıldan az olamaz. (TCK md.103/1-üçüncü cümle)

Fail Burak, 15 yaşından küçük olan mağdur Asya’yı vücuduna zorla organ sokmak suretiyle birkaç kez, mağdurun ruh sağlığının bozulmasına sebep olacak şekilde istismar etmiştir. Burada öncelikle fail hakkında m. 103/2’ye göre temel ceza tayin edilmelidir. Bu ceza fiil zorla gerçekleştirildiğinden m. 103/4 gereğince yarı oranında arttırılacaktır. Teselsül eden fiil cinsel istismar olduğundan zincirleme suç hükümleri bu aşamada uygulanacak ve m. 43 uyarınca failin cezası arttırılacaktır. En son olarak da m. 103/6 uyarınca en az 15 yıl ceza tayin edilecek ve 103/6 uygulanmadan önce bulunan teselsül nedeniyle artırım miktarı 15 yılın üzerine eklenecektir.

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu CezasıKanuni Dayanağı

TCK 80 Basit Hali Cezası8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası

Çocukların Cinsel İstismarı Suçunun Teşebbüste KalmasıTCK m. 35’te yer alan teşebbüs hükümleri gereği verilecek cezada indirim yapılabilir.

Çocukların Cinsel İstismarı Suçunun İhmali Davranışla İşlenmesiÇocukların Cinsel İstismarı suçu kasten işlenebilen bir suçtur, ihmali davranışla işlenemez.

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Örnekleri

Cinsel İstismar Suçunun Özel Görünüşleri

Fail aynı suç işleme kararının icrası kapsamında aynı mağdura karşı, aynı suçu farklı zamanlarda birden fazla kez işler ise, hakkında tek bir suçtan dolayı ceza verilecek; ancak bu ceza belirli bir miktar arttırılacaktır. Bu duruma zincirleme suç adı verilmektedir. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması bakımından, eylemlerin suçun temel hâli, teşebbüs hâli, daha fazla veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerini oluşturması bakımından bir fark bulunmamaktadır. İşlenen tüm bu suçlar aynı suç kapsamında değerlendirilmektedir. Suçun birden fazla hâlinin söz konusu olduğu bu gibi durumlarda fikrî içtima hükümleri uyarınca suçun en ağır hâli baz alınacak ve zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Fikri içtima ise işlediği tek bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan failin, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılmasıdır. Cinsel istismar suçunun çocuklara karşı işlenmiş olması durumunda, fail çoğu zaman kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu da işlemektedir.

İlgili Makale: Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

AvukatOfisi Ekibi ve danismanlik

Uzlaşma, Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

Soruşturma ve Kovuşturma Evreleri

Soruşturma Evresi

Mağdur ya da suçtan zarar gören kişinin şikayetçi olması Cumhuriyet Savcılığı’na yapacağı başvuru ya da kolluk kuvvetlerine yapacağı ihbar ile gerçekleşir. Bu şikayet neticesinde Savcılığa intikal eden dosyanın savcılıkta işlem görmesi soruşturma evresinin neticesidir. Çocuklara karşı işlenen istismar suçlarında şikayete bağlı olan tek bir durum vardır, suçu işleyen fail çocuksa ve suç sarkıntılık düzeyini aşmamış ise bu suç mağdurun veya mağdurun velisinin şikayetine bağlıdır. Şikayet için süre 6 aydır. 6 aydan sonra şikayet süresi dolmuştur. Şikayette bulunan kişilerin soruşturma ve kovuşturma evrelerinde şikayetlerini çekmeleri mümkündür fakat şikayet çekildikten sonra tekrar aynı suçla ilgili şikayette bulunulamaz. Bu saydığımız durumun dışında çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarında şikayete gerek yoktur. Soruşturma savcılık tarafından resen yürütülür.

Cumhuriyet savcısının şüpheli şahsın suçu işlediğine dair yeterli somut delilleri toplaması ve yeterli şüpheye ulaşması ile iddianame düzenlenir. Bunun aksi durumunda yeterli şüphe oluşmadığında Cumhuriyet Savcılığı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. Bu karara karşı tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde itiraz edilebilir. İtiraz kabul edilirse dosya doğrudan kovuşturma evresine geçmez, tekrar soruşturma evresinde incelenir. İtiraz reddedilirse dosya kapanır. İtirazı inceleyecek olan merci Sulh Ceza Hakimliğidir. Her koşulda iddianame düzenlendiği takdirde dosya kovuşturma evresine geçecektir. Soruşturma evresinde şüpheli konumunda olan fail de sanık konumuna geçecektir.

Kovuşturma Evresi

Kovuşturma evresi; görevli ve yetkili mahkemenin Cumhuriyet Savcılığı’nın sunduğu iddianameyi kabul etmesi ile başlar ve yargılama sürecini ifade eder. kovuşturma evresi mahkeme tarafından yürütülmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere soruşturma evresinde şüpheli olan şahıs kovuşturma evresinde sanık olarak isimlendirilir. Kovuşturma evresinde sözlü yargılama yapılır ve yargılamalar duruşmalı olarak ilerler. Duruşmada sanık ve sanık vekili dinlenir bunun yanı sıra müşteki yani şikâyet eden kişi de dinlenir. Ayrıca müşteki sıfatına sahip olan taraf, katılma talebi sunduğu takdirde mahkemenin kabulü ile katılan sıfatına sahip olur.

Sanığa verilecek ceza kovuşturma evresinin sonunda belirlenir. Ancak sanık bu aşamadan önce kendisine isnat edilen suçu ve cezasını tam olarak öğrenmiş olmalıdır. Ayrıca cezalandırılması için de suçu işlediği sabit olmalıdır. Örneğin insan ticareti suçunun faili olarak iki şüpheli varsa ancak hangisinin suçu işlediği sabit değilse her ikisi de beraat edecektir. Bununla birlikte, kovuşturma evresi neticesinde verilecek kararlar beraat, HAGB hatta zamanaşımına uğradığı takdirde davanın düşmesi şeklinde sıralanabilir. Suç tarihinde on sekiz yaşından küçük olan mağdurların tanık olarak be- yanlarının alınması sırasında, bilirkişi sıfatı ile bir uzman psikolog, psikiyatr veya tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulmaması CMK’nin 236/3. maddesine aykırılık teşkil edecektir. Mağdur beyanlarının bu tür soruşturmalarda en önemli delillerden birisi olduğu ve beyanlara itibar edilip edilemeyeceği hususunun kurulacak hükmü doğrudan etkiler niteliği gözetilerek Kanunun bu hükmüne riayet zorunluluğuna dikkat edilmelidir.

Tutuklama ve Gözaltı

Gözaltına alma, yakalandıktan sonra Cumhuriyet Savcısınca serbest bırakılmayan kişinin Kanunda belirtilen koşulların varlığı durumunda, gözaltına alma bağlamında gerçekleştirilecek soruşturma işlemleri tamamlanıncaya kadar ve herhalde kanunda kabul edilen sürelerin sonuna kadar özgürlüğünün Cumhuriyet Savcısının kararıyla kısıtlanmasıdır. Gözaltına alma karar için hakim kararı aranmamaktadır. Gözaltı süresi yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Gözaltına alma koruma tedbirine başvurulabilmesi için iki koşulun bir arada bulunması gerekmektedir. Bunlardan birincisi gözaltına alma koruma tedbirinin soruşturma yönünden zorunlu olması; ikincisi de kişinin bir suçu işlediğini düşündürebilecek emarelerin varlığıdır. Ceza Muhakemesi Kanununda yer alan bu düzenlemeye göre Çocuğun Cinsel istismarı suçunda Cumhuriyet Savcısının vereceği kararla şüpheli gözaltına alınabilecektir.

Tutuklama, suçluluğu konusunda henüz kesin hüküm bulunmayan, ancak suç işlediği şüphesi kuvvetli olan kişinin özgürlüğünün, kaçma veya delilleri karartma şüphesi nedeniyle hakim kararıyla geçici olarak kaldırılmasıdır. Tutuklamanın amacı, ceza muhakemesinin gerçekleştirilebilmesi veya muhtemel bir mahkûmiyetin ileride yerine getirilebilmesidir. Tutuklama kararı verilebilmesi için olguya dayanan kuvvetli suç şüphesi bulunması ve Yasa’da gösterilen tutuklama nedenlerinden birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

İfade, Savunma ve Yargılama Süreci

Bir suç ile ilgili olarak kovuşturma aşamasına geçmeden önce soruşturma evresinin en önemli ceza muhakemesi işlemlerinden birisi şüphelinin ifadesinin alınmasıdır. Kovuşturma evresinde ise bu işlem sanığın sorgusu olarak ortaya çıkmaktadır. Soruşturma evresinde Şüphelinin ifadesi suç soruşturmasına yön vermekte ve delillerin toplanmasına yardımcı olmaktadır. Kovuşturma evresinde ise sanığın sorgusu yargılamanın seyri ve delillerin değerlendirilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi neticesinde maddi gerçekliğin ortaya çıkartılabilmesi için soruşturma aşamasında şüphelinin, kovuşturma aşamasında sanığın, mağdurun ve tanıklarının ifadesi alınması gerekmektedir. İfade alma işlemi kolluk tarafından yapılabileceği gibi Cumhuriyet savcısı tarafından da yapılabilir.

Savunma suç işlediği iddia edilen kişinin, yetkili organ önünde, üzerine atılan suçu işlemediğini, fiilin hukuka aykırı olmadığını, bazı kanuni nedenlerle cezalandırılmaması gerektiğini veya iddia edildiğinden daha az cezayı hak ettiğini ileri sürmesidir. Savunma hakkının temel unsuru, sanığın müdafiini özgürce seçmesi ve seçilen müdafiin özgürce kendisine verilen yetkileri yani ‘müvekkilini savunma hakkını’ etkin bir şekilde kullanabilmesidir. Savunma hakkı kural olarak sanığa ait bir haktır. İddiaya, iddianın muhatabının cevap vermesi gerekir. Uyuşmazlığın hukuki cephesinin uzmanlığı gerektirmesi ve avukatlığın bir meslek olması kural olarak avukat müdafiin hizmetinin satın alınmasını gerektirir. Sanığın hukuki savunmasını hazırlarken bu uzman kişiden yardım alması veya bu uzman kişinin sanık adına veya onun yanında ve onun yararına hukuki savunmayı üstlenmesi mümkündür.

Çocukların cinsel istismarı suçunda iyi bir ceza avukatı, öncelikle müvekkiline isnat edilen suça ve müvekkilin eylemine ilişkin değerlendirmelerini yaparak hukuki anlamda savunmasını yapmalı, müvekkilin lehine ve aleyhine hususları en ince ayrıntısına kadar irdelemeli ve bu hususları müvekkilin lehine olacak şekilde profesyonel bir savunma stratejisi hazırlamalıdır. Ceza yargılaması kişilerin özgürlüğünden alıkonulması gibi önemli hususları ihtiva ettiği için mutlaka alanında uzman bir ceza avukatından profesyonel hukuki destek hizmeti almalarıdır. AvukatOfisi Ekibi olarak bu noktada ve diğer konularda hukuki anlamda destek vermekteyiz.

Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme

TCK’nın 103/1-1. maddesinde düzenlenen basit cinsel istismar suçu bakımından;

TCK’nın 103/1-1. maddesi ile birlikte TCK’nın 103. maddesinin 3. ve 4 fıkralarındaki nitelikli hallerin varlığı halinde ise;

TCK’nın 103/6. fıkrasındaki durumun gerçekleşmesi halinde ise;

Bu fıkradaki; ” Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.” Şeklindeki hükümden dolayı:

cocuklarin cinsel istismari sucu yargitay kararlari

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Emsal Yargıtay Kararları

14. CD 14.01.2021 tarih, 2016/7603 esas, 2021/160 karar

Çocuğun cinsel istismarı suçunu düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 103/1. maddesinde hükümlerden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla bu suç ile bağlantılı işlenen diğer suçlarla ilgili davaya bakma, delilleri değerlendirme ve suç vasfının tayini ile buna göre lehe kanunu belirleme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek 5235 sayılı Kanunun 12 ve 5271 sayılı CMK’nın 4. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması…

14. CD 03.06.2020 tarih, 2016/2098 esas, 2020/2437 karar

… Sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu düzenleyen $237 sayılı TCK’nın 103/1. maddesinde hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla davaya bakma, delilleri değerlendirme ve suç vasfının tayini ile buna göre lehe kanunu belirleme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek 5235 sayılı Kanunun 12 ve 5271 sayılı CMK’nın 4. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması…

14. CD 26.01.2021 tarih, 2016/9496 esas, 2021/450 karar

Mağdure Makbulenin, kendisine yönelik sanığın eylemiyle ilgili diğer mağdure Merve’nin soruşturma evresinde verdiği ifadeyi teyit etmeksizin sanığın bir kaç kez cinsel organını gösterip, birkaç kez de vücuduna dokunmaya çalıştığını beyan etmesi karşısında, mevcut haliyle sanığın değişik zamanlarda Makbule’ye karşı gerçekleştirdiği fiziksel temas içermeyen eylemlerinin TCK’nın 105/1, 43. maddeleri kapsamında kalan cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun cinsel istismar suçundan hüküm kurulması…

14. CD 18.01.2021 tarih, 2016/10225 esas, 2021/225 karar

Sanığın sosyal paylaşım sitesi aracılığıyla tanışıp arkadaş olduğu mağdura yönelik fiziksel temas içermeksizin mesajlar göndermek suretiyle cinsel yönden rahatsız etmesi eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 105. madde- sinde düzenlenen ve şikayet üzerine takip edilen cinsel taciz suçunu oluşturup…

14. CD 24.11.2020 tarih, 2016/5431 esas, 2020/5228 karar

Mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma ile tüm dosya içeriğine göre sanığın, olay günü oturduğu binanın giriş kısmında gördüğü on iki yaşındaki mağdureye imalı bir şekilde “aşkım sokak nerede” diye sormasının ardın- dan kendisine olumsuz yanıt veren mağdureye yaklaşarak öpmek için uzandığı sırada bağırması üzerine onun aşılabilir mukavemeti dışında eylemini tamam- lamasına engel harici bir neden bulunmaksızın olay yerinden ayrıldığı anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nın 36. maddesinde yer alan gönüllü vazgeçme düzenlemesi de nazara alındığında mevcut haliyle sanığın fiziksel temas içermeyen eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 105/1. maddesinde yer alan cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilerek mahkumiyeti yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarına teşebbüs suçundan hüküm kurulması…

14. CD 04.02.2020 tarih, 2016/5076 esas, 2020/788 karar

Sanığın, olay günü mağdurenin kollarından tutarak öpmek istemesi eyleminde fiziksel temasın gerçekleşmesi nedeniyle çocuğun cinsel istismarı suçunun tamamlandığının tüm dosya içeriğinden anlaşılması karşısında, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır…

14. CD 15.01.2020 tarih, 2016/2153 esas, 2020/425 karar

Tüm dosya kapsamına göre olay günü suça sürüklenen çocuğun, yolda yürümekte olan müştekinin kalçasına dokunma şeklindeki fiziksel temas içeren eyleminin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesinden dolayı sarkıntılık düzeyinde kaldığı ve mahkemece suça sürüklenen çocuk hakkında temel cezanın alt sınırdan tespit edilmesi nedeniyle sonuç ceza miktarının değişmediği…

Yargıtay Kararlarına Buradan Ulaşabilirsiniz

Çocukların Cinsel İstismarı Suç Duyurusu Dilekçesi

(Suçun İşlendiği Yer) CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

MÜŞTEKİ: İsim Soyisim (TC Kimlik No) – (Adres Bilgileri)

VEKİLİ: AvukatOfisi Ekibi

Söğütözü Mah. Söğütözü Cad. No:2 Koç İkiz Kuleleri B Blok Kat:4 Daire:7,  06530 Çankaya

ŞÜPHELİ: İsim Soyisim (TC Kimlik No) – (Adres Bilgileri)

SUÇ: Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu (TCK Madde 103)

SUÇ TARİHİ: …/…/…

SUÇ YERİ: (…)

KONU: Şüpheli şahıs hakkında işlemiş olduğu Çocuğun Cinsel İstismarı suçu nedeniyle soruşturma başlatılması ve soruşturma neticesinde şahıs hakkında kamu davası açılması taleplerimizi havidir.

AÇIKLAMALAR

(Giriş kısmında müvekkilin kim olduğu, şüpheli şahsın kim olduğu, tarafların nasıl tanıştığı ve iletişime geçtiği gibi hususlar ayrıntılı olarak anlatılır. Bununla birlikte suç nedeniyle müvekkilin uğradığı maddi-manevi zarar da giriş kısmında özetlenebilir. Şüpheli şahsın, müvekkile yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı suçunu ne şekilde işlediği ayrıntılı olarak anlatılır. Yaşanılan olaydan bahsedildikten sonra ayrıntılı olarak deliller sunulur. Aynı zamanda ek olarak bu delillerin sunulması gerekmektedir. Sonuç kısmında ise dilekçenin ekinde yer alacak deliller toparlanır. Gerekli görüldüğü takdirde suça ilişkin açıklamalara ve mahkeme kararlarına yer verilir.)

HUKUKİ SEBEPLER: TCK ve ilgili her türlü yasal mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER: Tanık, yemin, fotoğraf görüntüleri, mesajlar ve ilgili her türlü yasal delil.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli şahıs hakkında soruşturma başlatılmasını, soruşturma sonucunda kamu davası açılması yönünde karar verilmesini saygılarımızla vekâleten arz ve talep ederiz. (Tarih)

Müşteki Vekili

AvukatOfisi Ekibi

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Her iki çocuğun da onbeş yaşını tamamlamamış olmaları halinde birbirleri arasında rıza dahilinde gerçekleşen cinsel davranışların cinsel istismar suçuna vücut verip vermeyeceği hususunda Kanununda hüküm bulunmamaktadır. Yargıtay bir kararında on beş yaşını tamamlamamış çocukların rızaları dahilinde cinsel ilişkiye girdikleri olayda her ikisini de fail olarak değerlendirmiş, vücuda organ sokma şeklinde eylemini gerçekleştiren çocuğun nitelikli cinsel istismar suçundan, vücuduna organ sokulan çocuğun ise basit cinsel istismar suçundan cezalandırılması gerektiğine karar vermiştir. Yine başka bir kararında46 suç tarihi itibariyle 13 yaş 9 aylık mağdure ve 13 yaş 8 aylık suça sürüklenen çocuğun rızaları dahilinde cinsel ilişkiye

girdikleri olayda, Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin suça sürüklenen çocuk hakkında vücuda organ sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan vermiş olduğu mahkumiyet kararını onadığı görülmüştür. İlgili Yargıtay kararının karşı oy gerekçesinde ise her iki çocuğun da on beş yaşından küçük ve rızaları dahilinde vücuda organ sokma suretiyle cinsel ilişkiye girdiği söz konusu olayda, taraflar arasında gerçekleşen cinsel ilişkinin cinsel istismar olarak nitelendirilmesinin fail ve mağdur sıfatlarının aynı kişide birleşmesine neden olacağı, bu durumun ceza hukuku ilkelerine aykırılık teşkil edeceği, cinsel ilişkiyi gerçekleştiren erkek çocuk için nitelikli cinsel istismar suçundan, mağdur kız çocuğu için ise çocuğun basit cinsel istismarı suçundan hüküm verilmesinin eşitlik ve adalet ilkesine aykırı olacağı, mağdur kız çocuk hakkında dava dahi açılmamış olduğunu, söz konusu sebeplerle suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli cinsel istismar suçunun oluşmadığı ifade edilmiştir.

Mağdur çocuğun nüfustaki yaşı ile dış görünüşünün birbirine uymadığı bu gibi durumlarda Ceza Muhakemesi Kanununun 218/2. maddesi gereğince sorun çözülmelidir. Mahkemenin mağdur çocuğun gerçek yaşı ile ilgili olarak öncelikle doğumun bir sağlık kuruluşunda gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmalı, doğum sağlık kuruluşunda gerçekleşmiş ise buna ilişkin doğum tutanağını dosyaya kazandırmalıdır. Şayet doğum sağlık kuruluşu dışında bir yerde gerçekleştirilmişse ve mağdurun gerçek yaşı tespit edilemiyorsa; mahkemenin bu durumda mağdur çocuğu tam teşekkülü bir hastaneye veya Adlî Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesine sevk ederek bilirkişi raporu aldırması gerekmektedir.

Evet Önemlidir. 18 yaşından küçük çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak çocuğun on iki yaşını tamamlamamış  olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

AvukatOfisi Ekibi, AvukatOfisi Ekibi Bürosu’nun kurucusudur. Av. AvukatOfisi Ekibi Ankara barosu üyesidir. Baro sicil numarası 30381’dir.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

, lise eğitimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı bursu ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

S1. Çocukların Cinsel İstismarı Suçu nedir?

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu hakkında yasal süreç ve dikkat edilmesi gerekenler için avukatınıza danışmanız önerilir.

S2. Çocukların Cinsel İstismarı Suçu nasıl yapılır?

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu süreci, ilgili kanun hükümlerine göre şekillenir ve her dosya özgündür.

S3. Çocukların Cinsel İstismarı Suçu ne kadar sürer?

Hukuki süreçlerin süresi, dosyanın karmaşıklığına ve mahkeme takvimine bağlıdır.

S4. Çocukların Cinsel İstismarı Suçu masrafı ne kadardır?

Hukuki süreç masrafları, davanın türüne ve süresine göre değişiklik gösterir.

S5. Çocukların Cinsel İstismarı Suçu için hangi belgeler gerekli?

Gerekli belgeler davanın türüne göre farklılık gösterir; detaylı bilgi için avukatınıza başvurunuz.

S6. Çocukların Cinsel İstismarı Suçu zorunlu mudur?

Hukuki süreçlerde profesyonel destek almak, hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir.

Hukuki tavsiye değildir. Herhangi bir konuda bilgi almak istiyorsanız mutlaka avukatınıza danışmanız gerekmektedir.

Avukat  Özel Hastane Şikayetleri Nereye Yapılır? (2026)
AVUKATI ARA