Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde (CMK)
Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde (CMK) Genel Tarih: 29-04-2025 Ceza Muhakemesi Kanunu 65. madde (CMK); kimlerin bilirkişiliği kabul etmekle yükümlü olduğuna dair hususlar düzenlenmiştir. Maddede, belirtilen kişi ve kurumların bilirkişilik görevini kabul etmek zorunluğunda olduğu açıklanmaktadır.

Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde (CMK) Genel Tarih: 29-04-2025 Ceza Muhakemesi Kanunu 65. madde (CMK); kimlerin bilirkişiliği kabul etmekle yükümlü olduğuna dair hususlar düzenlenmiştir. Maddede, belirtilen kişi ve kurumların bilirkişilik görevini kabul etmek zorunluğunda olduğu açıklanmaktadır. Bunlar; resmen bilirkişilikle görevlendirilmiş olanlar ve il adalet komisyonlarınca her yıl düzenlenen listede yer alan gerçek ve tüzel kişiler, incelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek edinenler ile inceleme için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olanlardır. Makale İçeriği Toggle Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde Bilirkişiliği Kabul Yükümlülüğü 1) Aşağıda belirtilen kişi veya kurumlar, bilirkişilik görevini kabul etmekle yükümlüdürler: a) Resmi bilirkişilikle görevlendirilmiş olanlar ve 64. maddede belirtilen listelerde yer almış bulunanlar. b) İncelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek edinenler. c) İncelemenin yapılması için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olanlar. Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde Gerekçesi Maddede, belirtilen kişi ve kurumların bilirkişilik görevini kabul etmek zorunluluğunda olduğu açıklanmaktadır. Bunlar; resmen bilirkişilikle görevlendirilmiş olanlar ve il adalet komisyonlarınca her yıl düzenlenen listede yer alan gerçek ve tüzel kişiler, incelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek edinenler ile inceleme için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olanlardır. İlgili Makale: Takdiri İndirim Nedenleri ceza muhakemesi kanunu 65 madde cmk Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde Bilirkişiliği Kabul Yükümlülüğü Emsal Kararlar Yargıtay Ceza Genel Kurulu E:1988/889, K:1988/216 Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde Bilirkişiliği Kabul Yükümlülüğü Maktulün cesedi üzerinde yapılan 5.7.1982 tarihli harici muayene ve 6.7.1982 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı ile cesetten alınan parçalar üzerinde yapılan mikroskobik tetkikte tespit edilen bulgulara göre; maktulün ölümünün bu bulguların tabii sonucumu, yoksa sanıkların fiilinden evvel mevcut oluşta sanıklarca bilinmeyen bir nedenin birleşmesiyle mi vukua geldiği hususunda bir kerede son mercii Adli Tıp Kurumundan görüş alınıp sonucuna göre kusur vermek gerekirken noksan soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Sanıkların tek eylemi nedeniyle mahkûmiyete gidildiği gözetilmeden vasıftan beraat kararı verilerek çelişkiye düşülmesi isabetsizliğiyle bozulmuştur. Yerel Mahkeme: Maktul 31 yaşında olup henüz gençtir vücudunda yaygın biçimindeki darp ve ekimozlar dışında iç organlarında herhangi bir hastalık belirtisi saptanamamıştır. Aksine; darp sonucu öldüğü kesin biçimde saptanmıştır. Ölmeden önce bir hastalığa müptela olduğu da iddia edilmemiştir. Birbirini doğrulayan raporlarla tanık anlatımları karşısında Adli Tıp Kurumundan mütalâa alınmasına gerek yoktur biçimin deki gerekçesiyle önceki kararda direnmiştir. Hüküm, sanık H… C… ve vekili Av.N…. O…’ın gıyabında verilmiş olup sanık vekilince yapılan tebliğe göre, sanık H… C… süresinde temyiz isteminde bulunmadığından temyiz inceleme isteğinin reddine, diğer sanıklar ve vekillerinin temyizleri üzerine yapılan incelemede; Polatlı Temelli Kasabası Jandarma Karakolunda görevli sanıklar hakkında; bir kız kaçırma olayı nedeniyle nezarete aldıkları maktul K… B…’ suçunu ikrar ettirmek için ve bu arada kaçmaya kalkıştığından dövdükleri ve ölümüne sebep oldukları iddiası ile kamu davası açılmıştır. Prof. Dr. Ibrahim T. ve Uz. Dr. Ö. kendi tarafından düzenlenen 20.9.1992 tarihli mütalaada; maktülün travmaya bağlı olarak meydana gelen yaygın cilt altı adale arası kanama ve adale ezilmesine bağlı olarak teessüs eden böbrek bozukluğu sebebi ile öldüğü bildirilmekle beraber, maktulde TCK’nın 452/2. maddesindeki hallerden birinin bulunup bulunmadığı hususunda bir açıklamaları mevcut olmadığından, özel daire bozma kararı doğrultusunda Adli Tıp Kurumundan görüş alınıp sonucuna göre sanıkların hukuki durumları belirlenerek bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bunda direnilmesi yasaya aykırıdır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi E:2005/2310 K:2007/40 Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde Bilirkişiliği Kabul Yükümlülüğü E.’ı kasten öldürmekten ve hırsızlıktan sanık B. Y.’nın yapılan yargılanması sonunda, beraatına ilişkin Aydın İkinci Ağır Ceza Mahkemesi’nden verilen 22.09.2004 gün ve 147/330 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi müdahil vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi. Olay günü alkol alan sanığın daha önce intihar edeceğini beyan eden arkadaşı maktulü ziyaret amacıyla katıldığı düğünden ayrılarak evine gittiği maktulün alkollü şekilde evde tek başına olduğu, konuşma esnasında yine kendini vuracağını söyleyerek tuvalete gitme bahanesiyle içerdeki odadan tüfek getirdiği, tüfeği karnına tutarak ateşleyeceği sırada sanığın tüfeği maktulün elinden almak için hamle yaptığı, tüfeğin tetik kısmına sarıldığı, maktulün elini tetikten çıkartmaya çalışırken tüfeğin patladığı şeklindeki savunması karşısında; dosyanın tüfekle birlikte Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek namlu ucu ile tetik arasındaki mesafe, maktulün kol uzunluğu, atış sırasında sanığın ve maktulün pozisyonları dikkate alınarak maktulün, ölümüne neden olan yarayı meydana getirecek şekilde tüfeği ateşlemesinin mümkün olup olamayacağı, tüfeğin tetiğine basınç yapılmaksızın kendiliğinden dokunma, çekme, çekiştirme sırasında patlayıp patlamayacağı hususunda rapor alınması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile beraat kararı verilmesi, Yasaya aykırı olup müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına bozulmasına, oybirliği ile karar verildi. Yargıtay 4. Ceza Dairesi E:2004/10373, K:2006/13795 Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde Bilirkişiliği Kabul Yükümlülüğü Katılan A. Zobuoğlu’nun yatırıldığı doğum servisinde görevli sanık hekimin gerekli ilgiyi göstermediğinin iddia edilmesi, hazırlıkta görevlendirilen üç kişilik bilirkişi raporunda hastanın yatırılmasından sonra çok geç girişimde bulunulduğu, doğum sırasında çocuk hekimi bulundurulmadığı, bebeğin postpartum takibi ile ilgili eksiklik bulunduğu sonucuna varılması, 3.7.2001 tarihli muhakkik raporunda sanığın NST bilgisinin yetersiz bulunduğunun belirtilmesi, yargılama aşamasında bilirkişi olarak görevlendirilen Adli Tıp Uzmanının raporunda ise küçükte tespit edilen beyin hasarı ile doğum yönetimi arasında nedensellik bağı kurulamadığı ve sanığa atfedilebilecek kusur bulunmadığı belirtilmiş olup önceki bilirkişi raporu ile arasında çelişki bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanığın, doğum safhasında gerekli mesleki özeni gösterip göstermediği, yapılması gereken işlemler konusunda bir savsamanın bulunup bulunmadığı, bulunduğu saptandığı takdirde de yükletilen savsama niteliğindeki eylemler ile bebekte ortaya çıkan tıbbı sorunlar ve sonucunda meydana gelen ölüm arasında bir nedensellik bağı ve sanığa atfedilebilecek bir kusur bulunup bulunmadığı, sanığın kendisine yasal normlar çerçevesinde yükletilen sorumluluklarını yerine getirmesi durumunda dahi aynı sonuçların gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belirlenmesi açısından dosya ile birlikte ilgili tüm raporlar ile hastane kayıt ve belgeleri gönderilmek suretiyle Yüksek Sağlık Şurasından görüş alınması ve sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik soruşturma v
Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde (CMK) konusunda detaylı bilgi için avukatofisi.gen.tr sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Sonuç
Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde (CMK) hakkında yukarıda sunulan bilgiler genel niteliktedir. Kişisel hukuki durumunuz için profesyonel avukat desteği almanızı öneririz.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu konuda ne yapılabilir?
Konuya ilişkin olarak lisanslı bir avukattan hukuki danışmanlık almanız önerilmektedir.
Yasal süreç ne kadar sürer?
Yasal süreç, davanın türüne göre değişir. Birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir.
Hukuki danışmanlık almak neden önemlidir?
Her davanın kendine özgü koşulları vardır. Doğru strateji için uzman desteği kritik önem taşır.
⚠️ Yasal Uyarı: genel bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki tavsiye yerine geçmez.