Makale İçeriği


Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde (CMK) Genel Tarih: 29-04-2025 Ceza Muhakemesi Kanunu 38. madde (CMK); cumhuriyet başsavcılığına tebligatın nasıl gerçekleştirildiğine dair hususlar düzenlenmiştir. Maddede C.

Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde (CMK) Genel Tarih: 29-04-2025 Ceza Muhakemesi Kanunu 38. madde (CMK); cumhuriyet başsavcılığına tebligatın nasıl gerçekleştirildiğine dair hususlar düzenlenmiştir. Maddede C. Savcısına yapılacak tebligatın, tebliği gereken evrakın aslının, C. Savcısına verilmesiyle olacağı öngörülmüştür. Tebliği gereken evrak bir karar ise, kararın aslının C. Savcısına verilmesiyle tebligat yapılmış olacaktır. “Buna göre savcılığa tebliğ edilen evrak bir suret veya örnek ise tebligat yapılmamış sayılacaktır. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlayacaksa, C. Savcısının evrakın aslına evrakın kendisine verildiği günün tarihini atması gerekir. Makale İçeriği Toggle Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır. Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde Gerekçesi Maddeye göre, Cumhuriyet savcılığına yapılacak tebligat, tebliği gereken yazının aslının verilmesi suretiyle yapılacaktır. Tebliğ ile başlayan sürelerin başladığı tarihe açıklık getirilmesi amacıyla, Cumhuriyet savcılığına verildiği günün, verilen yazının aslına kaydedilmesi zorunluluğuna maddede yer verilmiştir. İlgili Makale: Meşru Müdafaa Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat Emsal Kararlar Yargıtay 18. Ceza Dairesi E: 2018/3534, K: 2019/4804 Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi olup, itiraz kanun yoluna başvurma süresine ilişkin kuralları içeren CMK’nın 268/1. maddesinde “Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35. maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Cumhuriyet Savcısının itiraz süresi için ayrı bir düzenleme bulunmadığı, maddede atıf yapılan CMK’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında “…aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde olup, yine “Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat” başlıklı CMK’nın 38. maddesinde “Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır.” şeklinde hükme yer verildiği anlaşılmıştır. İnceleme konusu somut olayda, sanık hakkında TCK’nın 184/1, 62 maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara karşı Cumhuriyet Savcısının 7 günlük yasal süreden sonra itiraz ettiği, bu nedenle Cumhuriyet Savcısının itirazının yasal süresi geçtiğinden bahisle itirazın reddine dair mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteğinin reddine, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdiine, 12/03/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E: 2017/2355, K: 2017/6005 Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat 05/05/2007 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle sanık hakkında İzmir 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 15/07/2008 tarihli ve 2007/1827 esas, 2008/1002 sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildiği, Sanığın bu kararı temyiz etmesi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 24/03/2016 tarihli ve 2015/2679 esas, 2016/2732 sayılı ilamı ile yasa yolunun itiraz olduğu belirtilerek dosyanın mahalline iade edildiği, itiraz incelemesi yapan İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19/04/2016 tarihli ve 2016/410 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için sanığa tebligat gönderildiği, ancak sanığın hiç müracaat etmemesi üzerine 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/5. maddesi uyarınca yargılamaya devam edilmesi için mahkemesine bildirimde bulunulduğu, Bunun üzerine mahkemece yargılamaya devam edildiği, ancak İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20/12/2016 tarihli ve 2016/941 esas, 2016/1030 sayılı kararı ile, sanığa tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için gönderilen tebligatların usulsüz olması nedeniyle yargılama şartı bulunmadığından bahisle kamu davasının durmasına karar verildiği, kararın sanığa tebliğ edildiği ve Cumhuriyet savcısı tarafından da 29/12/2016 tarihinde görüldü şerhi verilerek 24/01/2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Daha sonra Cumhuriyet savcısının 30/01/2017 tarihli yazı ile “sanığa tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için gönderilen tebligatların geçerli olduğu, yargılamaya devam edilmesi gerektiği” gerekçeleri ile durma kararına itiraz etmesi üzerine, mahkemece itirazın süresinden sonra olduğu ve içeriği itibari ile de yerinde olmadığı değerlendirilerek itirazı incelemeye yetkili mercie gönderdiği, İtirazı inceleyen İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14/02/2017 tarihli ve 2017/46 değişik iş sayılı kararı ile itirazın süresinde olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılmadan, Cumhuriyet savcısının itiraz gerekçeleri yerinde görülerek itirazın kabulüne, durma kararının kaldırılmasına ve yargılamaya devam edilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine kesin olarak karar verildiği, anlaşılmıştır. İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20/12/2016 tarihli ve 2016/941 esas, 2016/1030 sayılı durma kararı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi olup, itiraz kanun yoluna başvurma süresine ilişkin kuralları içeren CMK’nın 268/1. maddesinde “Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci Maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır.” şeklinde düzenleme yer aldığı ve Cumhuriyet savcısının itiraz süresi için ayrı bir düzenleme bulunmadığı, maddede atıf yapılan CMK’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında “…aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde düzenleme yer aldığı, yine “Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat” başlıklı CMK’nın 38. maddesinde “Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır.” şeklinde düzenleme yer aldığı, anlaşılmıştır. Somut olayda, Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz edilen İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20/12/2016 tarihli ve 2016/941 esas, 2016/1030 sayılı durma kararında Cumhuriyet savcısın

Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde (CMK) konusunda detaylı bilgi için avukatofisi.gen.tr sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Sonuç

Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde (CMK) hakkında yukarıda sunulan bilgiler genel niteliktedir. Kişisel hukuki durumunuz için profesyonel avukat desteği almanızı öneririz.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu konuda ne yapılabilir?

Konuya ilişkin olarak lisanslı bir avukattan hukuki danışmanlık almanız önerilmektedir.

Yasal süreç ne kadar sürer?

Yasal süreç, davanın türüne göre değişir. Birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir.

Hukuki danışmanlık almak neden önemlidir?

Her davanın kendine özgü koşulları vardır. Doğru strateji için uzman desteği kritik önem taşır.

⚠️ Yasal Uyarı: genel bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki tavsiye yerine geçmez.

Avukat  Süre Tutum Dilekçesi Örneği
Tagged , , ,
AVUKATI ARA