Makale İçeriği


Ceza Muhakemesi Kanunu 108. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 108. Madde (CMK) Genel Tarih: 29-04-2025 Ceza Muhakemesi Kanunu 108. madde (CMK); tutukluluğun incelemesinin hangi hallerde ve ne şekilde gerçekleştirileceği hususunda düzenlenmiştir. Tutuklama insan özgürlüğünü sınırlayan geçici bir önlem olup, koşulların ortadan kalkmasıyla sona erdirilmesi gerekir.

Ceza Muhakemesi Kanunu 108. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 108. Madde (CMK) Genel Tarih: 29-04-2025 Ceza Muhakemesi Kanunu 108. madde (CMK); tutukluluğun incelemesinin hangi hallerde ve ne şekilde gerçekleştirileceği hususunda düzenlenmiştir. Tutuklama insan özgürlüğünü sınırlayan geçici bir önlem olup, koşulların ortadan kalkmasıyla sona erdirilmesi gerekir. Anayasanın 19/3. maddesi de, tutukluk durumunun sürdürülmesini, tutuklamayı gerektiren koşullar ve nedenlerin sürmesine bağlamıştır. Bu nedenle, tutukluluğu gerektiren nedenlerin sürüp sürmediğinin incelenmesine, ihtiyaç bulunmaktadır. Makale İçeriği Toggle Ceza Muhakemesi Kanunu 108. Madde Tutukluluğun İncelenmesi 1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından 100. madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir. Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir. Hakim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re’sen karar verir. Ceza Muhakemesi Kanunu 108. Madde Gerekçesi Madde, gerek soruşturma, gerek kovuşturma evrelerinde tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunun, merciince belirli aralıklarla mutlaka incelenmesini zorunlu kılmakta ve böylece tutuklama gibi kişi özgürlüğünü geçici olarak yok eden bir tedbirin gereksiz olarak uzamasını önlemek amacını gütmektedir. Soruşturma evresinde, şüpheli veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmediğini inceleyecek ve bu hususta bir karar verecektir. Kovuşturma evresinde ise, her duruşmada bu hususta bir karar re’sen verilecektir. Duruşma aralarında da keza, bu hususta karar verilebilecektir. Tasarı davanın bir duruşmada bitirilmesini ilke olarak kabul etmiş bulunduğundan kovuşturma evresinde durum daha da kolay olacaktır. Tutukluluk hâlinin devamı gerekmediği hususunda karar verilirken hâkim veya mahkeme 100. maddedeki koşulların devam etmediği hususunda gerekli incelemeleri yapacak ve bu husustaki kararını gerekçeli olarak açıklayacaktır. İlgili Makale: Meşru Müdafaa ceza muhakemesi kanunu 108 madde cmk Ceza Muhakemesi Kanunu 108. Madde Tutukluluğun İncelenmesi Emsal Kararlar Yargıtay 16. Ceza Dairesi E: 2018/1227, K: 2018/754 Ceza Muhakemesi Kanunu 108. Madde Tutukluluğun İncelenmesi Ceza muhakemesi hukukunda savunmanın ayrılmaz parçası olan müdafi, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı ifade eder (CMK 2/1-c maddesi). Müdafilik ihtiyari veya zorunlu . Ülkemizde kural olarak isteğe bağlı/ihtiyari müdafilik sistemi geçerli olmakla birlikte, yeni CMK zorunlu müdafilik sisteminin uygulama alanını genişletmiştir. Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafinin yardımından yararlanabilir. Müdafiyi kendisi ya da kanuni temsilcisi seçebilir. Müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. Bu haller isteğe bağlı müdafiliktir. Kanunumuz bazı hallerde ise zorunlu müdafiliği benimsemiştir. Bu durum Ceza Genel Kurulunun gündemine birçok kez gelmiştir. Ayrıntıları Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.12.2016 tarih ve 2016/17-939, 2016/465 sayılı kararında açıklandığı üzere “1412 sayılı CMUK, kişisel savunmada kural olarak ihtiyari müdafilik sistemini benimsemiş ve sınırlı bazı hallerde zorunlu müdafilik sistemini getirmişken, 5271 sayılı CMK zorunlu müdafilik sistemini önemli ölçüde genişletmiştir. 5271 sayılı CMK’ya göre; müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığın, çocuk, kendini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması (CMK 150/2. maddesi), soruşturma veya kovuşturma konusu suçun cezasının alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi (CMK 150/3. maddesi), resmi bir kurumda kusur yeteneğinin araştırılması için gözlem altına alınmasına karar verilecek olması (CMK 74/2. maddesi), tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmesi (CMK 101/3. maddesi), davranışları nedeniyle hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşılan sanığın yokluğunda duruşma yapılması (CMK 204/1. maddesi) ve kaçak sanık hakkında duruşma yapılması (CMK 247/4. maddesi) hallerinde, şüpheli veya sanığın istemi bulunmasa hatta açıkça müdafi istemediğini beyan etse bile müdafi görevlendirme zorunluluğu bulunmaktadır.” Tutuklamaya sevk edilen ya da tutuklu olarak yargılanan şüpheli veya sanığa tayin edilmesi gereken müdafi, “zorunlu müdafi” statüsünde midir, yoksa temyiz kapsamında denetlenemeyecek, adil yargılama kapsamı dışında, tutuklamaya ilişkin koruma tedbiri olarak mı değerlendirilmelidir? Bu soruyu sağlıklı şekilde cevaplandırabilmek için, yasal düzenlemeler ve taraf olduğumuz sözleşmelerdeki hükümler, uygulama ile doktrin açısından konunun irdelenmesi gereklidir. Adil yargılanma hakkı, Anayasanın 36/1. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6/1. maddesinde de “Herkes davasının, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak, …görülmesini isteme hakkına sahiptir” denilerek teminat altına alınmıştır. Adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan müdafi yardımından yararlanmaktan vazgeçmenin geçerli ve etkin olabilmesi için her türlü şüpheden uzak bir açıklıkta olması, ayrıca sonuçlarının ağırlığı itibariyle asgari garantileri içermesi, önemli hiçbir kamu menfaatine ters düşmemesi ve vazgeçmenin sonuçlarının makul olarak öngörebileceğinin ortaya konulması gerekir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Salduz/Türkiye Davası, Başvuru No: 36391/02, 27/11/2008; Talat Tunç/Türkiye Davası, Başvuru No: 32432/96, 27/3/2007). Ne var ki; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bazı durumlarda kişinin talebi olmasa da resen ücretsiz olarak avukat tayin edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Kişinin imkanının olmaması yanında ayrıca suçlama nedeniyle alabileceği özgürlükten mahrum bırakılmayı gerektiren bir ceza ve davanın karmaşıklığı, avukat yardımının sağlanmasını gerektiren bir hukuki menfaati ortaya çıkarmaktadır (Talat Tunç/Türkiye Davası, Başvuru No: 32432/96, 27/3/2007). Bu cümleden olarak kanun koyucu, bir suç isnadıyla karşı karşıya kalan şüpheli ya da sanığın, müdafii yardımından faydalanmak hakkından açıkça vazgeçmesi halinde dahi adaletin selameti bakımından resen bir müdafi atanması gerektiğini 5271 sayılı CMK’da tahdidi olarak düzenlemiştir. CMK’nın 101/3. maddesindeki zorunlu müdafiliğin hukuki niteliği hakkında doktrindeki bir kısım görüşlere aşağıda yer verilmiştir. Mecburi müdafilik hallerinden olan tutuklama yargılaması, müdafisiz yapılamaz (CMK 101/3. maddesi). Ayrıca CMK’nın 102. maddesinde öngörülen tutukluluğu uzatma kararları, Kanun koyucu, belli durumlarda müdafii mecburiyeti öngörmüştür. Bu hallerde müdafiinin işlemlerde hazır bulunması adalet gereğidir. Şu hallerde müdafii mecburiyeti bulunmaktadır: Görüldüğü üzere doktrinde, soruşturma sıras

Ceza Muhakemesi Kanunu 108. Madde (CMK) konusunda detaylı bilgi için avukatofisi.gen.tr sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Sonuç

Ceza Muhakemesi Kanunu 108. Madde (CMK) hakkında yukarıda sunulan bilgiler genel niteliktedir. Kişisel hukuki durumunuz için profesyonel avukat desteği almanızı öneririz.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu konuda ne yapılabilir?

Konuya ilişkin olarak lisanslı bir avukattan hukuki danışmanlık almanız önerilmektedir.

Yasal süreç ne kadar sürer?

Yasal süreç, davanın türüne göre değişir. Birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir.

Hukuki danışmanlık almak neden önemlidir?

Her davanın kendine özgü koşulları vardır. Doğru strateji için uzman desteği kritik önem taşır.

⚠️ Yasal Uyarı: genel bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki tavsiye yerine geçmez.

Avukat  Askeri Ceza Kanunu 76. Madde
Tagged , , ,
AVUKATI ARA