Devlet Memurları Kanunu 25. Madde (DMK)
Devlet Memurları Kanunu 25. Madde (DMK) Genel Tarih: 21-04-2025 Devlet Memurları Kanunu 25. Madde (DMK); isnat ve iftiralara karşı koruma hususlarının nasıl gerçekleşeceğine dair düzenleme yapmıştır.Memurlar, görevlerini yerine getirirken dil, din, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç veya mezhep ayrımı yapamaz. Kamu hizmetlerini sunarken herkese eşit davranmak zorundadırlar.

Devlet Memurları Kanunu 25. Madde (DMK) Genel Tarih: 21-04-2025 Devlet Memurları Kanunu 25. Madde (DMK); isnat ve iftiralara karşı koruma hususlarının nasıl gerçekleşeceğine dair düzenleme yapmıştır.Memurlar, görevlerini yerine getirirken dil, din, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç veya mezhep ayrımı yapamaz. Kamu hizmetlerini sunarken herkese eşit davranmak zorundadırlar. Madde, memurların tarafsızlığını ve objektifliğini vurgulayarak, kamu güveninin korunmasını amaçlar. Ayrıca, memurların kişisel çıkar veya eğilimlerden etkilenmeden görev yapmaları gerektiğini belirtir. Bu ilke, devlet hizmetlerinin adil ve güvenilir şekilde yürütülmesi için temel bir kuraldır. Makale İçeriği Toggle Devlet Memurları Kanunu 25. Madde (DMK) İsnat ve İftiralara Karşı Koruma Devlet memurları hakkındaki ihbar ve şikayetler, garaz veya mücerret hakaret için, uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı ve soruşturma veya yargılamanın tabi olduğu kanuni işlem sonucunda bu isnat sabit olmadığı takdirde, merkezde bu memurun en büyük amiri, illerde valiler, isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler. İlgili Makale: Yürütmenin Durdurulması Devlet Memurları Kanunu 25. Madde Açıklaması Memurlarla ilgili bir isnatta bulunan, isnadını ispatlamak zorunda olup, bu hususu ispatlayamadığı takdirde; mali ve cezai sorumluluğu bulunmaktadır. Söz konusu sorumluluk; hem haksız ve hukuki olmayan isnat ve iftira da bulunan kişi için, hem de haksız isnat ve iftirada bulunan bu kişinin asılsız hareketini Cumhuriyet Savcılığına şikayet etmeyerek harekete geçmeyen ve suç duyurusunda bulunmayarak görevini ihmal eden kurumun atamaya yetkili amiri konumundaki en üst kamu görevlileri ve valiler içindir. İsnat ve iftiraya maruz kalan memurun isnatta bulunan kişi için bir işlem yapılmasını idareden talep etmesine gerek olmadan, merkezde görev yapan memurlar için o kurumun en üst amiri, taşrada görev yapan memurlar için ise valiler tarafından resen Cumhuriyet Savcılığından asılsız ve gerçek dışı suçlamalarıyla bir memur için isnat ve iftirada bulunanlara karşı dava açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler. Bu görevin yapılmaması halinde bu görevde bulunan kamu görevlileri de sorumlu olur ve görevleri sebebiyle suç işlemiş olurlar. devlet memurları kanunu 25 madde dmk Devlet Memurları Kanunu 25. Madde İsnat ve İftiralara Karşı Koruma Emsal Kararlar Danıştay İkinci Dairesi E:2004/2624, K:2004/1641 Devlet Memurları Kanunu 25. Madde İsnat ve İftiralara Karşı Koruma İlköğretim Müfettişi olan davacının davalı idarece “isnat ve iftiralara karşı korunma” hakkının ihlal edilmesi nedeniyle uğradığını iddia ettiği, 10.000.000.000.- ( On milyar )lira manevi zararın tazmini istemiyle açtığı davada; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “isnat ve iftiralara karşı koruma” başlıklı 25. maddesinde, Devlet memurları hakkındaki ihbar ve şikayetlerin garaz veya mücerret hakaret için, uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı ve soruşturma veya yargılamanın tabi olduğu kanuni işlem sonucunda bu isnat sabit olmadığı takdirde, merkezde bu memurun en büyük amiri, illerde Valilerin, isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isteyecekleri hükmüne yer verildiği, idarenin bağlı yetki ile zorunlu olduğu işlem ve eylemleri yapmaktan kaçınmasının ve yasalarla düzenlenen idari bir hizmeti hiç işletmemesinin hizmet kusurunu oluşturduğu, davacı tarafından hakkında yapılan asılsız isnat ve iftiralara dayalı haberler üzerine “…” ve “…” gazeteleri ile ilgili gerekli yasal işlemlerin yapılması talebiyle 12.2.2001 tarihinde davalı idareye yaptığı başvurunun, bu konuda kişisel dava açılması gerektiğinden bahisle reddine ilişkin 26.3.2001 tarihli cevabi yazı üzerine bakılan davanın açıldığı; yukarıda anılan mevzuat hükmü uyarınca “…” ve “…” gazetelerinde davacının ismi belirtilerek yapılan haberlerin asılsız isnatlar olduğunun Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerince düzenlenen 10.11.1998 gün ve 8765/47.77 sayılı soruşturma raporu ile sabit olduğu göz önüne alındığında davalı idarenin anılan gazeteler hakkında suç duyurusunda bulunmayarak hizmet kusuru işlediği, bir kamu görevlisinin asılsız olduğu sabit olan ve toplumun husumetini çekecek nitelikte gerçek dışı isnatlara karşı korunmadığı, davacının duyduğu elem ve üzüntüden dolayı oluşan manevi zararının karşılanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ve takdiren 1.000.000.000. (Bir milyar )lira tazminatın davacıya ödenmesi, fazlaya ilişkin isteminin ise reddi yolunda İstanbul 5. İdare Mahkemesince verilen 9.5.2002 günlü, E:2001/752, K:2002/657 sayılı kararın kabule yönelik kısmının dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca bozulması isteminden ibarettir. İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlıdır. İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nce verilen 9.5.2002 günlü, E:2001/752, K:2002/657 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı üzerinde bırakılmasına,20.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Danıştay Beşinci Dairesi E:1991/1187, K:1991/2049 Devlet Memurları Kanunu 25. Madde İsnat ve İftiralara Karşı Koruma 1984 yılında Telsiz Genel Müdürlüğü Frekans Dairesi Başkanlığı görevine getirilerek genel müdürlük bünyesinde göreve başlayan davacının, 1986 yılında Sistemler Dairesi Başkanlığına, 1988 yılında da Genel Müdür Yardımcılığına atandığı, aynı genel müdürlükte laboratuvar şube müdürü olan şahıs hakkında yürütülen bir soruşturmadan dolayı bu kişinin öne sürdüğü bazı iddialar üzerine 15.10.1990 günlü olurla Bakanlık Müfettişleri tarafından yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen raporda davacı hakkında alış konuda inceleme yapıldığı, bunlardan dört tanesinde yer alan iddiaların sübut bulmadığı veya gerçeği yansıtmadığının belirtildiği, buna karşılık davacının firmalarca laboratuvarda test edilmesi amacıyla getirilen cihazlarla ilgili başvuru dilekçelerine ivedi kaydı koyarak bazı firmaların işlemlerinin daha çabuk yapılmasına yönelik tutum içinde olduğu, ayrıca Jandarma İkmal Merkez Komutanlığı için imal edilen uzaktan kumanda cihazının test edilmesi amacıyla firmasınca yapılan 1.8.1990 tarihli başvuru dilekçesine Telsiz Kanununun 29. maddesinin son fıkrası uyarınca kapsam dışı olduğu yolunda kayıt koyulduğu halde aynı firmaya yapılan 8.8.1990 tarihli yazıda başvurunun kapsam dışı olmadığı, firmanın Telsiz Genel Müdürlüğünden izin alması gerektiğinin bildirildiği, ilk yazıya Telsiz Kanununun 29. maddesinin eklenmesinin laboratuvar şube müdürünün talimatı üzerine aynı yerde görevli bir mühendis tarafından gerçekleştirildiği ancak her iki yazıyı da parafe eden davacının bu davranışı ile tutarlı bir idarecilik örneği göstermediği, ayrıca hakkındaki bu soruşturma nedeniyle davacının genel müdürlük makamı ile koordineli ve güven ortamı içinde çalışma olanağı kalmadığı kanaatine varıldığı belirtilerek davacının görevinin değiştirilmesinin önerilmesi üzerine dava konusu işlemlerin tesis edildiği dosyadaki belge ve bilgilerin incelenmesinden anlaşılmıştır. Telsiz Genel Müdürlüğünün dosyada bulunan yazısıyla, önceden olduğu gibi kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerden ve Türkiye’deki yabancılardan gelecek, taleplerin
Devlet Memurları Kanunu 25. Madde (DMK) konusunda detaylı bilgi için avukatofisi.gen.tr sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Sonuç
Devlet Memurları Kanunu 25. Madde (DMK) hakkında yukarıda sunulan bilgiler genel niteliktedir. Kişisel hukuki durumunuz için profesyonel avukat desteği almanızı öneririz.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu konuda ne yapılabilir?
Konuya ilişkin olarak lisanslı bir avukattan hukuki danışmanlık almanız önerilmektedir.
Yasal süreç ne kadar sürer?
Yasal süreç, davanın türüne göre değişir. Birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir.
Hukuki danışmanlık almak neden önemlidir?
Her davanın kendine özgü koşulları vardır. Doğru strateji için uzman desteği kritik önem taşır.
⚠️ Yasal Uyarı: genel bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki tavsiye yerine geçmez.