AvukatOfisi Ekibi

Ceza Hukuku

Tarih: 10-11-2025

Hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 125. maddesinde tanımlanmıştır. Hakaret suçu, bir kişinin onuruna, şerefine veya itibarına yönelik olarak yapılan sözlü veya yazılı bir saldırıdır. Cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere Karşı Suçlar” kısmında ve “Şerefe Karşı Suçlar” (TCK’nın 125. ile 131. maddeleri arasında) bölümünde düzenlenmiştir. Şerefe karşı suçlar, kişinin manevi varlığına yönelik saldırıları önlemeye, şeref hakkını korumaya yönelik suçlardır. Hakaret suçu 2 farklı şekilde işlenebilir:

Bu suç, bir kişinin itibarına zarar vermek, aşağılamak veya küçük düşürmek amacıyla yapılan açık veya örtülü ifadeler ile gerçekleşebilir. İnsan kişiliği maddi ve manevi varlığı ile bir bütün olup Anayasa’nın 17. Maddesi ile koruma altına alınmıştır. Kişinin maddi (fiziki) varlığı kadar manevi varlığını da korumak gerekir. Kişinin maddi varlığı adam öldürme, yaralama gibi vücut bütünlüğüne karşı suçlar ile korunurken; manevi varlığı da şerefe karşı suçlarla (hakaret vs.) korunmaktadır.

Bu makalemizde; hakaret suçunun tanımı ve unsurları, hakaret suçunun TCK’daki yeri ve cezası, hakaret suçunun öğeleri ve nitelikleri, hakaret suçunun şikayete bağlı veya resen soruşturulması, hakaret suçu işleyen kişinin kastı ve kusuru, hakaret suçunda sözlü ve yazılı ifadelerin değerlendirilmesi, hakaret suçunun ceza hukuku ve medeni hukuktaki yansımaları, hakaret suçunun işlendiği ortamın rolü: internet ve sosyal medya, hakaret suçuna karşı koruma yolları: dava açma ve tazminat talebi, hakaret suçunun diğer suçlarla ilişkisi: iftira, tehdit, nefret söylemi arasındaki ilişki vb. hususlar ele alınacaktır.

Hakaret sayılmayan kelimeler nelerdir? Hepsi bu makalede tek tek sayılmıştır.

hakaret sucu nedir

Makale İçeriği

Toggle

Hakaret Suçu Nedir?

Hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 125. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, “bir kimseyi alenen aşağılayıcı bir söz söylemek” veya “bir fiil veya davranışla bir kimseye hakaret etmek” hakaret suçunu oluşturmaktadır. Bu suç, bir kişinin itibarına zarar vermek, aşağılamak veya küçük düşürmek amacıyla yapılan açık veya örtülü ifadeler ile gerçekleşebilir. TCK 125. maddesinde yer alan hakaret suçu seçimlik hareketli bir suç tipi olup; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde:

Hakaret suçu genel anlamda “tahkir suçu” kapsamında değerlendirilen suç tiplerindendir. Bununla beraber özel tahkir suçu adı altında düzenlenen ve kişilerin sadece şeref ve haysiyetinin değil de aynı zamanda farklı hukuki değerlerin korunmasını amaç edinen suç tipleri de bulunmaktadır. Özel tahkir suçu olarak adlandırılan söz konusu suçlar; hukuki anlamdan ayrı ve özgün koruma alanları bulundurmaktadır. Söz konusu suçlar; ilgili mevzuat ve yargı uygulamaları çerçevesinde değerlendirilir:

Hakaret suçunun şartları sadece TCK madde 125 ile sınırlı değildir. Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kısmında; “Şerefe Karşı Suçlar” başlıklı sekizinci bölümünde çeşitli düzenlemeler mevcuttur:

Hakaret suçunu konu edinen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. madde metni aynen şu şekildedir;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, (Asliye Ceza Mahkemesi) (Uzlaşma Kapsamında Değil)

b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, (Asliye Ceza Mahkemesi) (Uzlaşma Kapsamında)

c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. (Asliye Ceza Mahkemesi) (Uzlaşma Kapsamında)

(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (Asliye Ceza Mahkemesi) (Uzlaşma Kapsamında)

(5) Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.”

Hakaret SuçuTCK Madde 125

Kanun Maddesi5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 125

ŞikâyetŞikayete tabidir.

Zamanaşımı6 aydır.

Tutuklama ve Adli KontrolTutuklama ve adli kontrol kararı verilemez.

UzlaşmaSuç uzlaşmaya tabidir.

Etkin PişmanlıkEtkin pişmanlık hükümleri uygulanamaz.

İndirimŞartları varsa 62 indirimi uygulanabilir.

Memurluğa EtkiMemuriyete engel değildir.

Görevli MahkemeAsliye Ceza Mahkemesidir.

Hakaret Suçunun Şartları

Hakaret suçunun şartları şu şekilde ifade edilebilir:

Hakaret suçunun oluşması için özel kast aranmaz, genel kast yeterlidir. Şaka yapma, alay etme amacıyla yapılan fiiller hakaretin objektif unsurlarını içeriyorsa bu durumda yine suç oluşacaktır.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

Hakaret Suçunda Soruşturmanın Başlaması

Beyanına başvurulan mağdura ;

Sorulmalıdır.

Önemli Not : Uygulamada birçok mağdur , beyanı alınırken kendisine karşı sarf edilen sözleri açıkça söylemekten çekinmekte ve dolaylı ifadeler kullanmayı tercih etmektedir . Ancak sarf edilen sözlerin tam olarak içeriği bilinmeksizin suçun işlenip işlenmediğine dair net tespit yapabilmek mümkün değildir. Bu sebeple, işin hukuki mahiyeti kısaca mağdura anlatılmalı ve sarf edilen sözleri açıkça belirtmesi istenmelidir.

Önemli Not : Uygulamada vatandaşlar sık sık Cumhuriyet Başsavcılıklarına müracaatla TBMM Başkanı , bakanlar vb. yüksek düzeyli kamu görevlilerine hakaret eden kişileri ihbar etmektedirler. Bu durumlarda bazı Cumhuriyet savcılarınca kamu görevlisine hakaret suçunun takibinin şikâyete bağlı olmadığı gerekçe gösterilerek mağdurun beyanı ve hatta kimlik bilgileri bile temin edilmemekte, iddianamelerde sadece mağdurun adına ve sıfatına yer verilmektedir. Bu uygulama hatalı ve hukuka aykırıdır. İhbar üzerine başlatılan bu tür soruşturmalarda mağdurun görev yaptığı kuruma yazı yazılarak kimlik bilgileri ve istemi halinde beyanı temin edilmelidir.

Hakaret Suçu Unsurları

Hakaret suçunun kamu görevlileri tarafından görevleri esnasında işlenmesi hali; özel soruşturma ve kovuşturmaya tabi tutulmuştur. Bunun yanı sıra yasama dokunulmazlığı veya diplomatik dokunulmazlık gibi muafiyetler kapsamında fiili gerçekleştiren kişilerin suç faili olabileceği kabul görmekle beraber; yargılanmalarını engeller. Anayasa madde 83 uyarınca; TBMM üyeleri, meclis çalışmaları esnasında söyledikleri sözler ve ileri sürdükleri düşüncelerden ötürü sorumlu tutulamazlar. Bu bağlamda milletvekilleri yasama sorumsuzluğu kapsamında meclis içerisindeki hakaret niteliğinde söz ve davranışlarından ötürü sorumlu değillerdir. Dolayısıyla meclis faaliyetleri esnasında yapılan bu tür eylemler yargılamaya esas alınmaz.

Hakaret suçlarının basın yoluyla işlenmesi durumunda 5187 sayılı Basın Kanunu m.11 uygulama alanı bulacaktır. Buna göre suçun işlendiği yayının süreli veya süresiz bir yayın olmasına göre ayrım yapılır. Süreli yayınlarda, bu kanun gereğince fail eser sahibi olup; eser sahibinin belli olmadığı veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip olmadığı ya da yurtdışında bulunması nedeniyle Türkiye’de yargılanamadığı veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkûm olduğu cezaya etki etmediği hallerde ise sorumlu müdür ve yayın yönetmen, genel yayın yönetmen, editör, basın danışmanı gibi sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilidir. Fakat bu eserin sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayınlanması halinde, bundan doğan sorumluluk yayımlatana aittir. Süresiz yayınlarda ise, eser sahibinin belli olmadığı veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip olmadığı ya da yurtdışında bulunması nedeniyle Türkiye’de yargılanamadığı veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkûm olduğu cezaya etki etmediği hallerde sorumlu müdür ve yayın yönetmen, genel yayın yönetmen, editör, basın danışmanı gibi sorumlu basımcıdır.

2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu madde 28 uyarınca; tespit yoluyla yapılan yayınlarda canlı veya bant kaydı olması fark etmeksizin, bu yayınlar aracılığı ile suç işlenirse bu suçun faili; metni yazan veya sesi tespit eden, bunu fiilen kontrol eden, yayını fiilen yöneten ve kontrol eden TRT görevlileridir. Aynı kanunun ilgili maddeleri uyarınca sadece verilen metni okuyan spikerin sorumluluğu söz konusu değildir. Yani verilen metni, bildiri ve konuşmaları, seçimlerdeki siyasi parti propagandalarını, yayımlanan cevap ve düzeltmeleri okuyan spiker fail olamaz. Aynı durum TCK m. 130 kişinin hatırasına hakaret için de söz konusudur. Örneğin ölmüş birine canlı yayında yapılan bir açıklama da hakaret edilmesi durumunda olduğu gibi okuyan spiker sorumlu olmayacaktır.

Belli bir bölgeyi hedef alan fakat belli bir kimseye yönelik olmayan sözler bir kimsenin onur şeref ve saygınlığını zedeleyecek nitelikte değilse; hakaret suçu oluşmaz. Fakat bu durumda barışa karşı suçlardan birinin işlenmesi ihtimali değerlendirilebilir. Örneğin; “şu bölgede yaşayanların hepsi kuş beyinlidir.” gibi bir ifade kullanılması halinde TCK madde 216 uygulama alanı bulacaktır. Çocuklar ve akıl hastalarının da korunmaya değer onur ve haysiyetinin bulunmasından ötürü; bu suçun mağduru olabilirler. TCK madde 125/3 gereği kamu görevlileri de yine görevlerinden dolayı bu suçun mağduru olabilirler. Fakat suç görevleri nedeniyle değil de sıfatı gereği işlenmişse; TCK md.125/1 uyarınca adi hakaret suçuna vücut verecektir. Örneğin polis memuruna gıcık olan birisinin, şerefsizler diye bağırması durumunda suç görevi nedeniyle değil polis memurunun şahsına karşı işlenmiştir. Dolayısıyla adi hakaret suçu oluşmuş olacaktır. Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine (TBMM, Bakanlar Kurulu, seçim ve sandık kurulları, adli kurullar vs.) karşı bu suçun işlenmesi halinde ise kurulu oluşturan her bir üyeye karşı bu suç işlenmiş olacaktır.

Bir topluluğa doğrudan bir meslek grubunu veya sosyal topluluğu hedef almadan hakaret edilirse; hakaretin gerçekleşme biçimi itibariyle doğrudan suçun muhatabı bir ya da birden fazla gerçek kişinin varlığı halinde bu topluluğu oluşturan kişilerden her biri, bu suçun mağdurudur ve zincirleme suç hükümleri uygulanır. Örneğin somut olarak o meslekten bir ya da birkaç kişiye yöneltilerek “şu meslekten olanlar nokta noktadır” demek bu suçu oluşur. Fakat salt “şu meslekten olanlar düzenbazdır” gibi mağduru tespit edilemeyen durumlarda bu suç oluşmaz. TCK m. 130 da düzenlenen kişinin hatırasına hakarette ise; mağdur ölen kişinin yakınlarıdır. Ayrıca ölmüş kimsenin cinsiyetinin, yaşarken algılama yeteneğinin olup olmadığının da bir önemi yoktur. Bu suç bakımından önemli olan ölmüş kimsenin hatırasına en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesi durumudur.

TCK’nın 130/1. Maddesi uyarınca düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçunun hukuki konusu ise ölen bir kimsenin hatırası, doğal olarak yakınlarının bu hatıraya duyduğu saygıdır. TCK’nın 130/2. Maddesinde düzenlenen ceset ve kemiklerin alınması, ceset veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunması durumunda suçun konusu ise ölünün ceset ve kemikleridir. Ceset ölü doğan ya da daha sonradan ölen insanın bedeni şeklinde tanımlanabilir. Ancak henüz insan şeklini almamış fetüs ceset sayılmaz. Organları dağılmamış olup kimliğinin tespiti mümkün olan kadavra ceset kapsamındadır. Bütünlüğü bozulmuş dağılmış ise artık o kadavra cesedin parçaları kapsamında sayılacaktır.

Bir kimsenin bitkisel hayata girdikten sonra beyin ölümü gerçekleşmiş ise ona karşı yapılan hakaret fiili artık TCK’nın 125 vd. maddeleri gereğince hakaret suçunu değil 130. maddesinde düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçunu oluşturacaktır. Zira TCK m.125 teki hakaret fiilinin mağduru sadece yaşayan insan olabilir. Ölmeden önce kişiye eklenen protezler, kalp pili, takma diş gibi çıkarılabilen parçalar bu suçun konusu olamaz.

Hakaret suçunun maddi unsurunu oluşturan seçimlik hareketlerden ilki, failin mağdura doğruluğu veya yanlışlığı ortaya çıkarılabilecek, ispatlanmaya elverişli somut bir fiil veya olgu isnat etmiş olmasıdır. Somut bir fiil veya olgu isnadından söz edebilmek için mağdura yönelen isnadın, fiil veya olgunun yer, konu, zaman ve gerçekleşme şekline ilişkin tamamlayıcı unsurları da ihtiva etmesi gerekir. Örneğin bir avukat hakkında “çantalı hırsızdır.” denilmesi soyut bir isnattır (sövme); buna karşın aynı avukat hakkında “adliyede yolsuzluk çarkının başını çekiyor” denilmesi somut bir olgu isnadı taşıdığını gösterir. İsnat kavramına gelecekte gerçekleşecek olaylar dahil edilmez. Örneğin “şu kadın kocasından ayrılırsa patronu A’yı eve alır zina yaparlar.” denmesi durumunda somut olgu isnadı değil daha çok sövme fiilini oluşturur. İsnat edilen fiil veya olgunun gerçeğe uygun olması, kural olarak hakaret suçunun oluşması yönünden şart değilse de belirli hallerde TCK md.127’de düzenlenen isnadın ispatı müessesesi uygulama alanı bulabilecektir.  Ayrıca gerçeğe uygunluk noktasında, haber ve eleştiri hakkının kullanılması kapsamında bir hukuka uygunluk nedeninin uygulanması da söz konusu olabilir.

Hakaret suçunun diğer seçimlik hareketini oluşturan sövme; somut bir fiil ya da olgu içermeyen, soyut bir değer yargısını ifade eden fakat kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte sözler sarf edilmesidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin kararlarında sövme; “küçültücü değer yargısı” biçiminde tanımlanmıştır. Sövme suçu, yazı, resim, işaret, müstehcen bir el hareketi ile gerçekleştirilebilir. Örneğin bir kimseye kemik uzatıp “yakala” demek, bir köpeğe mağdurun ismi takmak, mağdurun yüzüne tükürmek sövme teşkil edecektir. Aynı şekilde kişiye soyut olarak “hırsız”, “rüşvetçi”, “sahtekâr”, “fahişe” gibi yakıştırmalarda bulunulması hâlinde de hakaret suçu oluşmaktadır. Yine kişinin bedenî arızasını ifade etmekle veya kişiye bir hastalık izafe etmekle de hakaret suçu işlenmiş olur. Örneğin, kişiye “kör”, “şaşı”, “topal”, “kambur”, “kel” vs. demekle; kişiye “psikopat”, “frengili” veya “AİDS’li” demekle, hakaret suçu işlenmiş olur.

Dikkat edilmelidir ki; davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amacına yönelik olarak belli bir siyasî kanaatin isnat edilmesi hâlinde de hakaret suçu oluşur. Örneğin, bir kişiye “faşist”, “komünist” veya “mürteci” demekle, hakaret suçu işlenmiş olur. Bir kişiye izafeten söylenen sözün veya bulunulan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, toplumda hâkim olan telâkkileri, örf ve âdetleri göz önünde bulundurmak gerekir.

Hakaret suçunun taksirle işlenmesi TCK’ da düzenlenmediğinden taksirle işlenmesi halinde cezalandırılmayacaktır. TCK’nın 130 maddesinde düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçu ise genel kastla işlenen bir suçtur. Bir kimsenin öldüğünü ve 3 kişiyle ihtilat ettiğini bilerek onun hatırasına hakaret etmesi, ölünün ceset veya kemiklerinin alınması veya tahkir edici fiillerde bulunulması suçun tamamlanması için yeterlidir. Ölünün hatırasına hakaret suçu da olası kastla işlenebilir. Ancak taksirli hali kanunda düzenlenmediğinden taksirle işlenemez.

hakaret sucu tck 125 madde

Hakaret Suçu Hukuka Uygunluk Nedenleri

Hakaret suçu için hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldıran hukuka uygunluk nedenleri bulunmaktadır. Bunlar özellikle hukuk uygulamasında çok sık biçimde karşılaşılan haber verme ve eleştiri hakkı ile TCK md. 128 de incelenen iddia ve savunma dokunulmazlığı hakkı ve bunların yanı sıra yalnızca hakaret suçuna özgü olarak ortaya çıkan TCK Md. 127 de düzenlenen isnadın ispatı şeklindeki hukuka uygunluk nedenleridir.

Kişilerle ilgili olarak gerçekleştirilen isnat ve olumsuz değerlendirmelerin hukuka uygun olabilmesi için “gerçek ve somut vakalara dayanması” ve “uyuşmazlık ile ilgili olması” gerekir. Örneğin boşanma davasında; “Davalı kadın erkeklerle yatıp kalkmaktadır” sözleri iddia ve savunma kapsamında değerlendirilebilirken aynı davada kadına aynı olay nedeniyle “orospu” denmesi bu kapsama alınamayacaktır. Bununla birlikte somut uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan isnatlar gerçek olsa bile iddia ve savunma dokunulmazlığının varlığından bahsedilemez. İddia ve savunma dokunulmazlığı hakaret suçuna özgüdür. Zira örneğin failin fiili görevi kötüye kullanma niteliğinde veya tehdit suçuna vücut verecek nitelikte ise bu dokunulmazlıktan faydalanamaz.

Bunlar gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve kamusal ilgi, konu ile ifade arasındaki düşünsel bağlılıktır. Bu unsurlardan birinin dahi gerçekleşmemesi haber verme ve eleştiri hakkını ortadan kaldırır ve fiili hukuka aykırı duruma getirir. Bu özellikleri kısaca incelemek gerekirse; bir haber veya eleştirinin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında saymak için öncelikle bu haberin gerçek olması gerekir. Gerçeklik niteliği taşımayan, tamamen düzmece niteliğindeki haber veya yorumlar eleştiri kapsamına alınamazlar. Burada aranan gerçeklik görünüşte gerçekliktir haberi yapan kimse tüm ayrıntıları araştırmak ve yüzde yüz doğruya ulaşmak zorunda değildir. Kendisinin yapması mümkün olan bütün araştırmaları yapmış olması ve bu hususun doğru olduğu sonucuna ulaşmış olması yeterlidir. Haberin aynı zamanda güncel olması gerekir güncelliği geçmiş eskimiş konularda bu hakkın kullanımından söz edilemeyecektir.

Haberin veriliş içindeki kamusal ilgi ve yararın bulunması gerekmektedir. kamu yararının gerektirdiği bilgi dışında kişilerin özel bilgilerinin yer alması durumunda haber verme hakkının kullanıldığından söz edilemez. Ayrıca verilen haberle kullanılan değer yargıları arasında düşünsel bağlılık olmalıdır. Haber ile veriliş şeklinin birbirinden farklı çağrışımlara yol açması halinde, haber vermenin dışına çıkılması durumunda yine bu haktan söz edilemeyecektir.

Haber veya yorumda küçük düşürücü ifadelere yer verilmemesine dikkat edilmelidir. Özellikle haber veya yorumda o hiçbir şekilde sövme niteliğindeki sözcükler yer almamalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise mizah ile hakaret arasındaki sınırın dikkatli bir şekilde belirlenmesidir. Yargıtay’a göre mizah ,” Eğlendirme, güldürme ve bir kimsenin davranışına incitmeden takılma amacı güden ince alay” şeklinde tanımlanmıştır. Buna buna göre mizah yoluyla yapılan benzetme ve takılmalar, ağır ve sarsıcı olabilir. Fakat bir hukuka uygunluk nedeni sayılabilmesi için mizahın özü itibarıyla incitici, küçültücü değer yargılarını içermemesi, ölçülü bir anlatım kullanılması gerekir.

Söz konusu şartlardan birinin mevcut olması halinde; isnatta bulunan kişi isnadın doğruluğunu isnat ederek hukuka uygunluk iddiasında bulunabilir. Buna göre; isnadın ispatını düzenleyen TCK 127. maddenin uygulanma koşullarını üç başlıkta incelememiz mümkündür.

İlk olarak isnat olunan fiilin suç olup olmadığı değerlendirilmesi; akabinde de kamu yararı incelenmelidir. Ancak suç teşkil eden bir fiilde kamu yararı bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmez. Hakaret suçunu işleyen failin ispat istemi üzerine; fiilin doğruluğunun anlaşılmasında kamu yararının bulunup bulunmadığının takdirinde mahkeme görevlidir. İsnat toplumun genelini ilgilendiren bir konuda ise mağdurun sosyal statüsü, toplumda üstlendiği görev nedeniyle söz konusu iddianın belirsiz kalmaması gerekmekteyse; ispatta kamu yararı olduğu kabul edilir. Bu nedenle bir kamu görevlisine görevinden ötürü yapılan isnatlarda her zaman kamu yararı vardır. bir kimseye suç isnadında bulunulmuş ve bu kimse isnat edilen suçtan ötürü hakaret fiilinden önce kesinleşmiş olan bir mahkumiyet kararı ile hüküm giymişse; bu durumda hakaret suçunu işleyen kimseye ceza verilmez. Bu durumda hakaret davasının görüldüğü dosyada ispat yargılaması yapılmayarak ceza dosyasının bekletici mesele yapılarak; sonucunun beklenmesine karar verilir.

Ayrıca bilinmelidir ki; isnadın doğrulunun ispatı hususunda şikayetçinin rızasının varlığı halinde kamu yararının bulunup bulunmadığına bakılmaksızın failin ispat hakkının olduğu kabul edilir. Şikayetçi ispata rıza gösterdikten sonra bir daha vazgeçmesi mümkün değildir. İsnadın ispatı için isnat edilen eylemin gerçekliğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin ve tam olarak belirlenmesi gerekmektedir. İsnadın ispatı konusunda Yargıtay son dönemde tüm usulü açıklayan önemli bir karar vermiştir. Bahsi geçen olayda; sanık, duruşma esnasında hâkim mağdurun kendilerine, “siktirin gidin” dediğini iddia etmiş, bu iddiasını kanıtlamak maksadıyla o anda salonda bulunan kişilerin tanık olarak dinlenmesini talep etmiştir. Ayrıca hâkimi bu davranışı nedeniyle şikayet ettiğini ve şikayetinin sonucunun beklenmesinin gerektiğini belirtmiştir. Ancak mahkeme, bu talepleri gözardı ederek sanığı kamu görevlisine hakaret suçundan cezalandırmıştır. Yargıtay ise, sanığa ispat hakkı tanınmadan ve tanık beyanlarındaki çelişkiler gözardı edilerek karar verilmesi hukuka aykırı olması nedeniyle kararı bozmuştur.

Hakaret Suçunun Gerçekleşme Biçimleri

Hakaret suçu fikir açıklamasından ibarettir. Hakaret suçunun meydana gelebilmesi için düşünülen hususun açıklanması ve bu açıklamanın mağdur veya üçüncü kişilerin bilgisine ulaşması gerekir. Aksi takdirde hakaret suçu meydana gelmez. Örneğin kişinin kendi kendine konuşması ya da günlüğüne not tutması hakaret suçuna vücut vermez. Hakaret suçunun birden fazla gerçekleşme biçimi vardır.

“Gıyapta hakaret” suçunun oluşması için de bu mesajın en az 3 kişiye gönderilmesi veya 3 kişinin bulunduğu ortak bir mesajlaşma grubuna gönderilmesi gerekir. TCK m.125/2 anlamında ileti olarak kabul edilen iletişim vasıtaları şunlardır:

İnternet sitesinde, basında, radyo veya televizyon yoluyla suçun işlenmesi halinde doğrudanlık söz konusu olmadığı için yoklukta ve alenen hakaret gerçeklemiş olur. Bizzat mağdura yöneltilme ögesi gerçekleşmediğinden gıyabında hakaret suçu oluşacaktır.

İhtilat edilen 3 kişinin aynı anda aynı yerde olması ile farklı yerlerde olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Yani failin üç kişi bir arada iken mağdur hakkında hakaret içerikli sözleri söylemesi ile farklı yerlerdeki kişilere ayrı zamanlarda bu sözleri söylemesi suçun oluşumu açısından bir fark oluşturmayacaktır. İhtilat da kullanılan vasıtanın önemi olmayıp söz, yazı, şarkı, hareket, resim, sahneye eserleri fiilen ihtilatı mümkün kılabilecek her vasıta kullanılmış olabilir. Örneğin aynı yazıyı 3 veya daha fazla kişiye mektup ile gönderme durumunda suç tamamlanmış sayılır. Bu suçun oluşabilmesi için mağdurların ihtilat konusunu anlayabilecek durumda olmaları gerekir. Yani küçükler, akıl hastaları veya konuşulan lisanı bilmeyenler söz konusu ise ihtilat oluşmayacaktır.

Fail sadece bir kişiyle ihtilat etmekte fakat bu kişiye haberi yaymasını söylemekte ise ihtilat yine gerçekleşmiş sayılır. Resmi makamlara yapılan başvurularda fail yapılan başvurunun bir silsile içerisinde 3 veya daha fazla kişinin öğrenebileceğini bilebilecek durumda ise ihtilat gerçekleşmiş sayılır. Yargıtay sanığın 155 polis imdat hattını arayarak yaptığı telefon görüşmesi sırasında hakaret eylemini gerçekleştirdiği halde; telefon konuşmalarının kayıt altına alınıp dinlenildiğini bilmesi ve dinleme görevlisi de dahil olmak üzere görüşme kayıtlarının diğer görevlilerce de dinleneceğinin bilinebilir bir durum olması nedeniyle, gıyapta hakaretin ihtilat unsurunun gerçekleştiğini kabul etmiştir. İhtilat edilen kimselerle gerçekleştirilen temaslar arasındaki zaman aralığının da bir önemi yoktur. İhtilat edilen 3 kişiden birisi öldüğü takdirde bu durum ihtilatın gerçekleşmesini önlemeyecek ancak ispat açısından bazı sorunlara sebep olacaktır. Bu durumda failin diğer ihtilat ettiği kişiler ölen kişinin de olay yerinde olduğunu, söylenenleri duyduğunu veya yapılanı gördüğünü bildirirler ise ihtilatın gerçekleştiği kabul edilir.

Uygulamada en çok karşılaşılan durum; failin mağdur hakkında hakaret oluşturacak bir sözü üçüncü bir kişiye söylemesi ve onun da gelip bu sözleri mağdura iletmesi durumudur. Bu durumda mağdur bizzat kulağı ile duymadığı için huzur da hakaret söz konusu olamayacağından gıyapta hakaret hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Yargıtay kararların da görüldüğü üzere gıyapta hakarette şikayet süresi; 3 kişi ile ihtilat edilerek suçun tamamlandığı veya en son kişi ile ihtilat edilerek suçun bittiği tarihlerde gibi düşünülse de aslında mağdurun faili veya fiili öğrendiği tarihten itibaren başlayacağı kabul edilmiştir. TCK 130. maddede düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçunun fiili seçimlik hareketli fiil olup 3 şekilde bu suçun oluşumu sağlanır.

Tahkir edici fiiller ceset üzerinde ona dokunarak gerçekleştirilen fiillerdir. Ceset üzerine yazı yazmak da olsa bu kapsamda değerlendirilmelidir. Örneğin ölüyü morgdan çıkarıp alnına “ben zina yaptım” yazmak eyleminde tahkir edici fiil mevcuttur. Burada dikkat edilmesi gereken konulardan biri failin üzerinde hem tahkir edici fiilde bulunduğu hem de sözlü olarak hakaret ettiği durumda cezalandırmanın nasıl olacağıdır. Burada TCK’nın 130. maddesinin 1 ve 2. fıkraları arasında fikri içtima hükümleri uygulanacaktır.

hakaret sucu cezasi

Hakaret Suçu Cezası Nedir?

Hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenmiştir. Hakaret suçunun cezası; temel olarak 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası olarak öngörülmüştür.

Hakaret suçunun temel şeklinin cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.

Hayasızca Hareketler Suçu CezasıKanuni Dayanağı

TCK 225 Basit Hali Cezası6 aydan 1 yıla kadar hapis para cezası

Hayasızca Hareketler Suçunda Ağırlaştırıcı HallerAğırlaştırıcı Nedenler yoktur.

Hayasızca Hareketler Suçunun Nitelikli Halinin CezasıNitelikli hali yoktur.

TCK m.125 3 ve 4. fıkralarında hakaret suçunun nitelikli haline getiren unsurlar sayılmış olup bunlardan ilki TCK m.125/3-a fıkrası uyarınca kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret edilmiş olması halidir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için kamu görevlisine yerine getirmiş olduğu görev nedeniyle hakaret edilmiş olması gerekir yani görev ile hakaret fiili arasında nedensel açıdan bağlantı olmalıdır. Bu suç; kamu görevlisinin sadece görevin devamı sırasında değil görevinden ayrıldıktan sonra da nitelikli hal olarak uygulanır.

Hakaretin bir kişiye karşı dini, siyasi, sosyal, felsefi, inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından değiştirmesinden yaymaya çalışmasından mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı gerçekleştirilmesi diğer bir nitelikli hali oluşturmaktadır. Örneğin; bir Müslümanın, Hristiyan olmasından dolayı bir kimseye hakaret etmesi ya da bir kimsenin komünist olduğunu açıklaması nedeniyle hakaret edilmesi ve yahut bir kimsenin oruç tutması, namaz kılması veya başörtüsü takması nedeniyle hakaret edilmesi sayılabilir. Burada ayırt edilmesi gereken nokta mağdurun dinin emir ve yasaklarına aykırı davranması nedeniyle ona hakaret edilmesi halinde bu fıkra hükümleri değil; birinci fıkra hükümleri uygulanacak olmasıdır. Örneğin oruç tutmayan birine hakaret edilmesi durumunda birinci fıkra hükümlerince cezalandırılması gerekecektir.

Kişinin inandığı değerlerle alay edilmesi veya hakaret edilmesi daha fazla haksızlık içeriğine sahip olması nedeniyle bu durum cezanın arttırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Burada korunan husus kişinin kutsal sayılan değerleri değil; kutsal değerleri konu edinen sözler ile kişiye hakaret edilmesidir. Dolayısıyla bu hükmün uygulanabilmesi için failin mağdurun mensup olduğu dine göre kutsal sayılan değerlerinden söz ederek ona hakaret etmesi gerekir. Bir değeri o dine göre kutsal sayılıp sayılmadığı o dinin temel kaynaklarına bakılarak belirlenir. Din kavramı bu suç açısından geniş yorumlamayı gerektirir. Bazı mezheplerde bir değer kutsal sayılmış olabilir. Eğer bu değerden söz edilerek hakaret edilme durumu söz konusu olursa nitelikli hal uygulanır. Örneğin; Müslümanların Kur’an’ı Kerim okumalarından söz ederek alay edilmesi bu nitelikli halin uygulanmasını gerektirir.

Hakaret suçu açısından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/4 maddesinde belirtilen “aleniyet” unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit etmek için konusunda uzman bir kolluk görevlisine talimat verilerek olay yerinin -çevreyi de belirtir- krokisinin ayrıntılı olarak çizdirilmesi ve bölgenin fotoğrafının çektirilmesi uygun olacaktır. Aksi halde mahkeme, bazı istisnai durumlarda, kovuşturma safhasında bu hususu tespit etmek için keşif yapmak zorunda kalabilecektir. Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin 4. fıkrasında hakaretin alenen işlenmesi halinde cezanın altıda bir oranında artırılacağı düzenlenmiştir. Buna göre; artırım yapılırken maddenin birinci ve üçüncü fıkralarında öngörülen cezalar ayrı ayrı değerlendirilir, 1. fıkradaki halde alt sınırı itibariyle 3 ay veya 90 gün adli para cezası; 3. Fıkrada ise 1 yıl hapis veya 365 gün adli para cezası üzerinden artırım yapılır. Yasal düzenlemede aleniyet hakkında açık bir tanıma yer verilmemekte birlikte “hakaret teşkil eden fiilin belirli olmayan birçok kişi tarafından algılanabilir bir mahiyette bulunması” olarak tanımlanabilir. Yargıtay’a göre hakaretin herkesin girip çıktığı bu nedenle herhangi bir kimsenin duyup işitebileceği yerde yapılması halinde aleniyet gerçekleşmiştir. Söylenen sözün fiilen duyulup duyulmadığı önemli olmayıp böyle bir olasılığın varlığı yeterlidir.

Uygulamada herkese açık umumi yerler ve herkesin girebileceği yerler olan sokak, park, kahve, yol kabul edilmektedir. Ancak suçun işlendiği yerin aleni olup olmadığı konusunda şüphe varsa keşif yapılır, bilirkişi raporu alınır. Yargıtay’a göre, “sokak”, “polis merkezi önünde”, “site bahçesinde”,  “aleni bir yer olan polis merkezi içerisinde”, “sahil kenarında”, “duruşma salonu”, “mahkeme kalemi”, “mobilya satış mağazası”, “köy yolu”, “dispanserin bekleme odası”, “her tarafı açık olan evin damı”, “karakol binası”, “cami”, “doktor muayenehanesinin bekleme salonu”, “tarla”, “PTT memurunun mesai odası”, “evin bahçesi”, “çeşme başı”, “fabrika binaları”, “cadde üzeri”, “öğretmenler odasının önü”, “duvarla çevrili avlu içi” aleni kabul edilirken;  “Cezaevinin içerisi”, “cezaevi koğuşu”, “ekip aracı”, “jandarma komutanlığına ait bahçe”, “apartman içi”, “bağ evi”,  “taksi içi”, “orman bölge şefinin odası”, “patates tarlası,” “hasta odası,” “kontrol görevlilerine ayrılan yer”, “sorgu odası” aleni kabul edilmez. Aleniyetin varlığı için önemli olan çok sayıda insanın hakaret teşkil eden fiili öğrenme olanağının olmasıdır. Örneğin yolda hiç insan olmasa bile yine de alenidir. Fakat evde 30 kişi bile olsa ev aleniyet şartını taşımaz. TCK 132/c maddesinde düzenlenen ceset veya kemikleri alma veya ceset veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunma suçunun herhangi bir artıcı nedeni veya nitelikli hali bulunmamaktadır. Ancak TCK’nın 130 1. Maddesinde düzenlenen ölünün hatırasına hakaret suçunun işlenmesi halinde verilecek ceza 1/6 oranında arttırılacaktır.

Türk Ceza Kanunu’nun 129. Maddesinin 1. Fıkrası, hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halini, cezada indirim yapılması ya da hiç ceza uygulanmaması sebebi sayılmıştır. Bu husus hakaret suçuna özgü düzenlenmiş bir haksız tahrik halidir. TCK 29. Maddesinden farkı; burada mahkeme ya cezadan indirme gidecektir ya da ceza vermekten de vazgeçecektir. Bir somut olayda TCK madde 129 yani karşılıklı hakaret hali uygulanmaktaysa bu halde artık genel haksız tahrik hükümleri (TCK m 29) uygulanmayacaktır. TCK 129. Maddenin uygulanması durumu ancak olayda hakaret veya kasten yaralama dışında bir başka tahrik edici eylemin bulunması gerekir. Eğer tahrik, sadece hakaret veya yaralama şeklindeyse o zaman aynı maddenin (TCK m. 129) ikinci ve üçüncü fıkralar uygulanacaktır. Tahrik edici eylem bir suç ya da başka bir haksız davranış olabilir.

Haksız eylemin bizzat mağdur tarafından gerçekleştirilmesi gerekmekte olup üçüncü bir kişinin tahriki halinde genel tahrik hükmü olan; TCK’nın 29. Maddesinin uygulanması gerekir. Nitekim haksız davranışa uğrayan kişi tepkisini doğrudan fail yerine üçüncü bir kişiye yöneltirse; “haksız fiile tepki olarak hakaret” sayılır ve TCK madde 129/1 uygulanır. Örneğin, çocuğuna şiddet uygulayan kişiye hakaret eden fail hakkında haksız tahrikin varlığı kabul edilmelidir. Hakaret ile haksız tahrike konu eylem arasında nedensellik bağı bulunmalı, suç tepkisel olarak işlenmelidir. Tahrikin gerçekleştirdiği ile hakaretin yapılması arasında zaman aralığı bulunabilir. Burada önemli olan aradaki zamana rağmen nedensellik bağının kurulabilmesidir. Aslında haksız tahrik (TCK m. 29) bütün suçlar için genel bir ceza indirimi nedenidir ancak TCK’nın 129. Maddesi sadece hakaret suçu bakımından geçerli olan özel bir düzenlemedir.

Genel tahrik hükmünde (TCK’nın 29. Maddesi); “haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında” suçun işlenmiş olması şartı aranmışken, 129. Maddedeki özel düzenlemede; hakaret fiilinin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi yeterli görülmüş olup ayrıca fiilin hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında işlenmiş olması aranmamıştır. Haksız fiile tepki olarak işlenen hakaret sonucunda verilen ceza indirilebileceği gibi ceza verilmesinden tamam ile vazgeçilmesi de mümkündür. Eğer mahkeme indirim yapmak istiyorsa en fazla ⅔ oranında indirim yapacak; ceza vermekten vazgeçtiği takdirde de “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verecektir. Ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanığa kural olarak yargılama giderleri yükletilemeyecektir. Ancak, hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanık kendi kusuruyla bir kısım yargılama giderinin yapılmasına neden olmuşsa bu giderler CMK’nın 327. maddesi gereğince kendisine yüklenmesi gerekir. Örneğin hakkında Kamu davası açılan sanık, tanıklarının dinleneceği veya yüzleştirme yapılacağı oturuma katılmaması nedeniyle, işlemlerin yeniden yapılmasına yol açmışsa veya kendisini suçlaması nedeniyle hakkında kamu davası açılmasına sebebiyet vermişse, yapılan yargılama giderinden sorumlu tutulabilecektir. Ancak mahkeme kararında, sanığın yargılama giderine hangi kusuruyla neden olduğunu göstermek zorundadır.

Türk Ceza Kanunu’nun 129. maddesinin 3. fıkrasına göre; “hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde verilecek ceza üçte birine kadar indirilebilecek gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir”. Bu hükmü haksız tahrik olarak nitelendirmek gerekir. Her ne kadar sadece ikinci kişinin eyleminde tahrik söz konusu olsa da ilk hareketi yapan kişi içinde cezada indirim ya da cezasızlık hali uygulanabilir. Karşılıklı hakaret suçu; 125. maddede yer alan tanıma uygun yani hakaret suçu için aranan unsurlar gerçekleşmiş şekilde meydana gelmelidir. Bu hüküm TCK madde 301’de ki gibi düzenlenen özel hakaret suçlarında uygulanamayacak olup yalnızca hakaret suçuna özgü bir indirim nedenidir. Ayrıca, bir kimsenin hakarete uğraması nedeniyle karşıdakine söylenenleri aynen iade ettiğini bildirmesi veya ona hakaret teşkil etmeyen başka bir söz söylemesi halinde karşılıklı hakaretten söz edilemez. Bir hakkın yerine getirilmesi ya da görevinin ifası sırasında gerçekleşen hakarete karşılık veren, kimse indirim ya da cezasızlık nedeninden yararlanamaz.

Hakaret karşılıklı olmalı ve aralarında da nedensellik bağı bulunmalıdır. Karşılıklı hakaretten söz edebilmek için ilk hakaret kim tarafından gerçekleştirilmiş ise, karşı hakaretin de ona yönetilmesi gerekir. Ancak, eş, anne- baba, evlat gibi makul derecede yakınlara yönelik hakarete karşı hakaret suçunun işlenmesi halinde, TCK’nın 129/3. maddesinin (haksız fiil) uygulanabileceği kabul etmek gerekir. Karşılığında derhal verilmesi gerektiği düşünülürse de nedensellik bağının korunması kaydıyla engelin kalktığı ilk anda gerçekleşmesi de yeterlidir. Önemli olan makul bir sürenin geçmesi ve nedensellik bağının korunmasıdır. Hakaretin gıyapta gerçekleşmesi halinde de karşılık hakaretten söz edilebilecek olup kişinin durumu öğrenir öğrenmez karşılık vermesi gerekir. TCK’nın 129. maddesinin 3. Fıkrasının (haksız tahrik) uygulanabilme koşulları oluştuğu hallerde, tarafların cezalandırıp cezalandırılmayacağı ya da hangisini cezalandırılacağı takdir yetkisi hâkime aitken karşılıklı hakaret halinde mahkemenin her iki tarafın cezasını indirmek ya da iki taraf içinde ceza verilmesinden vazgeçmek biçiminde karar vermesi mümkündür.

Ancak bu halde ilk hakareti gerçekleştiren hakkında, karşı tarafın cezası indirilmeden ya da vazgeçilmeden bu hüküm uygulanabilmesi mümkün müdür? Örneğin A, B’ ye konuşurken “lan” demiş, B bunun üzerine A’ya ana avrat sinkaflı şekilde sövmüş, işin içine beşikteki bebeği de katmış, üstüne üstlük eşi ile ilgili de somut bir olgu isnat etmiş ise; bu durumda birinci hakaret edenin cezasını indirmek daha sağlıklı sonuç doğurabilir. Başka bir değişle, tahrikte dengenin bozulduğu durumlarda, ilk haksız harekette bulunan kimsenin cezası da indirilebilir veya ceza vermekten vazgeçilebilir. Karşılıklı hakaret durumunda verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza verilmekten de vazgeçilebilir. Eğer hâkim indirim yapmak istiyorsa en fazla 2/3 oranında indirim yapacaktır. Burada hâkim ceza vermekten vazgeçtiği hallerde doğrudan 223/ 4-C maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verecektir. Karşılıklı hakaret halinde, bunlardan birisi veya her ikisinin hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde de CMK’nın 328 maddesine göre, hangisi hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmişse o fail de veya her ikisi hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmişse her iki fail de yargılama giderine mahkûm edilecektir.

TCK’nın 129. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hakaret suçu kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmişse, faile ceza verilmeyecektir. Fıkra gerekçesinde kişinin kendisine karşı işlenen kasten yaralama suçuna tepki olarak işlediği hakaret suçu nedeniyle cezalandırılamayacağından söz edilmiştir. Eski Ceza Kanunun 485/3 maddesinde şiddet kişinin hayatına, vücut bütünlüğüne, cinsel dokunulmazlığına ve özgürlüğüne yönelik eylemleri de içermekteydi. Fakat yeni yasada kasten yaralamadan söz edilerek kapsamı daraltılmıştır. Bu durumda kasten yaralama suçuna tepki olarak değil de başka suça tepki olarak işlenen hakaret suçu nedeniyle TCK’nın 129. maddesinin 2. fıkrası değil; anılan maddenin 1.fıkrası uygulanması söz konusu olacaktır.

Fiil haksız olarak gerçekleşmeli herhangi hukuka uygunluk niteliği taşımamalıdır. Örneğin zor kullanma yetkisini kullanan polis memuruna veya jandarma personeline karşı hakaret edilmesi bu madde kapsamında değerlendirilmeyecektir. Ayrıca kasten yaralamanın cezalandırılabilir ya da kovuşturma konusu yapılıp yapılmamış olması önemli değildir. Yaralama fiilinde doğrudan kast aranmakta olup; taksirli yaralama halinde TCK’nın 129 maddesinin ikinci fıkrası değil anılan maddenin 1. Fıkrası uygulanabilecektir. Ayrıca yaralamanın basit ya da nitelikli halinin gerçekleşmiş olması arasında fark yoktur.

Hakaret kasten yaralama eylemine tepki olarak işlenmelidir. Bu nedenle eylemin devamı sırasında ya da hemen ardından hakaret edilmiş olmalı, araya zaman girmemelidir. Failin; kendisini yaralayandan başkasına karşı hakaret etmesi halinde bu cezasızlık hükmünden yararlanamaz. Hakaret suçunun kasten yaralama suçuna tepki olarak işlendiğinin kabul edilmesi halinde kişiye ceza verilemeyecektir. Ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanık kural olarak yargılama giderlerini ödemeyecektir. Ancak kendi kusuruyla bir kısım yargılama giderlerinin yapılmasına neden olmuş ise bu giderler kendisine yüklenir.

Hakaret Suçu Örnekleri

Hakaret Suçunda Verilebilen Kararlar

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar;

Ayrıca;

Hallerinde, takdiren kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermek mümkündür.

Kamu görevlisine hakaret suçu hariç olmak üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125 ve 130. maddesinde tanımlanan hakaret suçları uzlaştırmaya tabi olup, soruşturma kapsamında kamu davası açılmasını gerektirecek yeterlilikte şüpheye ulaşılmışsa dosya Uzlaştırma Bürosu’na gönderilecektir.

Kamu görevlisine hakaret ve uzlaşmanın sonuçsuz kaldığı diğer hakaret suçlarına ilişkin hazırlanacak olan iddianamede;

Telefon, sosyal medya hesabı vs. iletişim araçlarıyla hakaret etme biçimindeki eylemlere ilişkin soruşturmalarda, iletişim kaydı dikkatle incelenmeli ve mağdurun neredeyken bu eyleme maruz kaldığı saptan malıdır. Beyanı alınırken eylem anında nerede olduğu mağdura da sorulmalıdır. Şayet mağdur, suça maruz kaldığı esnada ( veya son aranma / mesaj alma esnasında ) soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının yetki alanı dışındaysa, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yönelik yetkisizlik kararı verilmelidir.

Hakaret Suçu Özel Görünüş Şekilleri

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

ankara avukat danismanlik

Hakaret Suçu Gözaltı ve Tutukluluk Hali

Gözaltı hali, CMK’nın 91.maddesinde düzenlenmiştir. Usule uygun olarak (CMK madde 90) yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi; yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre on iki saatten fazla olamaz. O halde gözaltı süresi toplam 36 saati geçemez.

Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan bu düzenlemelere göre hakaret suçu açısından Cumhuriyet Savcısı’nın gözaltı kararı vermesiyle gözaltı halinin gerçekleşmesi mümkündür.

Tutuklama, koruma tedbirlerinin en ağırıdır; zira kişi, kısıtlı bir süreyle de olsa hakkında bir kesin hüküm bulunmadan özgürlüğünden mahrum bırakılmaktadır. Tutuklama, CMK m. 100 ve devamında yer alan hükümlerde düzenlenmiştir. Tutuklama kararını, sadece hâkim verebilir; savcının veya kolluk amirinin tutuklama kararı vermesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Muhakemenin yürütülmesinde esas olan sanığın/şüphelinin tutuksuz olmasıdır; tutuklama ise her zaman bir istisna niteliğindedir. Tutuklama koruma tedbirinin zorunlu tutulduğu bir hal bulunmamaktadır. Olayda muhakeme şartı varsa, tutuklama kararı verebilmek için bunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Tutuklamanın somut koşulları bulunmaktadır. Bu koşullar;

Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. İzah edilenler doğrultusunda, TCK m. 125 vd.’de hakaret suçuna ilişkin ceza miktarı dikkate alındığında, tutuklama şartlarının varlığı halinde bu suç bakımından tutuklama koruma tedbirinin uygulanabilmesi mümkün olabilecektir. Bu suçla ilgili tutukluluk süresi CMK’nın 102/2. maddesi uyarınca en çok 1 yıldır. Zorunlu hallerde 6 ay daha uzatılabilir. Bu süreye kanun yolunda geçen süre dahil değildir. Bu nedenle hakaret suçunun basit halinde tutuklama kararı verilemez. Ancak cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında tutuklama kararı verilebilir.

Bu nedenle hakaret suçu basit halinde tutuklama kararı verilemez. Fakat Cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında tutuklama kararı verilebilir.

Hakaret Suçu Soruşturma ve Kovuşturma Aşaması

Soruşturma Aşaması

Şikayet, TCK m. 73’te; “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Bir suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olabilmesi için kanunda bu durumun açıkça belirtilmesi gerekir. Hakaret suçu kural olarak şikayete bağlıdır fakat maddede geçtiği üzere nitelikli şekli olan kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret soruşturma ve kovuşturma resen yapılır. Suçun basın yoluyla işlenmesi de bu genel kuralı değiştirmez.

Savcı, suçun işlendiği ile ilgili şikayetten sonra araştırmaya koyulacak ve bu araştırmada şüphelinin aleyhine ve lehine olan delilleri toplayacaktır. Savcı, araştırması sonucunda yeterli delile ulaşırsa iddianame düzenleyerek dava açacak; aksi takdirde kovuşturmaya yer olmadığı (takipsizlik) kararı verecektir. Savcının bir iddianame düzenlemesi için, suçun işlendiği yönünde yeterli şüphenin varlığı gerekmektedir. Yeterli şüphe şartının aranmasının temel nedeni ise kişilerin gereksiz yere yargılanmalarının önüne geçilmesini sağlamaktır.

Kovuşturma Aşaması

Soruşturma aşamasının iddianame düzenlenip kamu davası açılarak tamamlanmasının akabinde artık bir ceza davasının varlığından bahsedilir ve kovuşturma aşamasına geçilmiş demektir. Başka bir deyişle, kovuşturma evresi, iddianamenin kabul edilmesi veya kabul edilmiş sayılması ile başlar. Kovuşturmanın içinde farklı evrelerden bahsedilebilir; duruşma hazırlığı, duruşma, hüküm ve kanun yolu bu evrelerdendir. Soruşturmanın tamamlanması sonrasında hakaret suçuna ilişkin kovuşturma aşaması gerçekleştirilecek ve kovuşturma aşamasının sonunda faile verilecek sonuç ceza belirlenecektir. Hakaret kural olarak takibi şikayete bağlı suçlardandır ve bu nedenle CMK 253 maddesine göre uzlaşma kapsamındadır.

Şikayet hakkı kural olarak suçtan zarar gören durumunda olan mağdura ait olmakla birlikte eğer mağdur şikayet hakkını kullanmadan ölmüşse ölenin 2. dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş ve kardeşleri tarafından şikayet hakkı kullanılabilecektir.

İfade, Savunma ve Yargılama Süreci

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ifade müessesesi, kişi hakkında yapılan suç duyurusu ve şikâyet nedeniyle olay hakkında bilgi ve savunmasının alınması için yürütülen usuldür. Nitekim hakaret suçu temel olarak şikâyete tabi bir suçtur. Bu doğrultuda; ihbar ya da şikâyet üzerine hakaret suçu için soruşturma evresi başlatılır. Bu nedenle de mağdurun; şikâyette bulunduğu suç hakkında beyanları alınır. Birçok mağdur, beyanı alınırken kendisine karşı sarf edilen sözleri açıkça söylemekten çekinmekte ve bu nedenle dolaylı ifadeler kullanmayı tercih etmektedir. Ancak sarf edilen sözlerin tam olarak içeriği bilinmeksizin suçun işlenip işlenmediğine dair net tespit yapabilmek mümkün değildir. Bu sebeple, işin hukuki mahiyeti kısaca mağdura anlatılmalı ve sarf edilen sözleri açıkça belirtmesi istenmelidir.

Uygulamada vatandaşlar sıkça Cumhuriyet Başsavcılıklarına; yüksek düzeyli kamu görevlilerine hakaret eden kişileri ihbar etmek maksadıyla başvuruda bulunmaktadırlar. Bu tarz durumlarda bazı Cumhuriyet savcılarınca kamu görevlisine hakaret suçundan soruşturma başlatmaktadır. Ancak bazı savcılar kamu görevlisine hakaret suçunun takibinin şikayete bağlı olmaması nedeniyle; mağdurun beyanı ve hatta kimlik bilgilerini bile temin etmemektedir. Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianamelerde yalnızca mağdurun adına ve sıfatına yer verilmektedir. Söz konusu uygulama hatalı ve hukuka aykırıdır. İhbar üzerine başlatılan bu tarz soruşturmalarda mağdurun görev yaptığı kuruma yazı yazılarak kimlik bilgileri ve istediği takdirde beyanı temin edilmelidir.

Mağdurun ifadesinin alınmasıyla birlikte sonrasında failinde konuya ilişkin ifadesine başvurulur. Şüpheli şahısın ifadeye gitmemesi halinde, şüpheli hakkında yakalama kararı çıkartılacaktır. İfade kolluk görevlileri tarafından alınabilir. Aynı zamanda cumhuriyet savcısının da ifade alması mümkündür. Savunma hakkı; şüpheli ya da sanığın en değerli haklarından bir tanesi olup kişinin kendisine isnat edilen suç hakkında savunma yapabilmesine olanak sağlar. Şüpheli ya da sanığın savunma hakkını kullanabilmesi için kendisine isnat dilen suçun detaylı şekilde anlatılması gerekmektedir. Kişi kendisini doğrudan savunabileceği gibi bir avukatın da yardımını alabilir. Hakaret suçundan ötürü başlatılan yargılama sürecinde kendisini savunma hakkı kapsamında savunarak, lehe delillerini mahkeme sunmalıdır.

Hakaret suçunun ispatı, hakaretin sözlü veya yazılı olarak yapıldığına dair delillerin toplanması ile mümkündür. Türk Ceza Kanunu’nda delil serbestisi kuralı vardır. Yani suç her türlü delille ispat edilebilir. Hakaret suçunda ispat yöntemleri arasında şunlar sayılabilir:

Bu yöntemler, hakaret suçunun ispatında kullanılabilen bazı yöntemlerdir. Ancak, her ülkenin yasal düzenlemeleri farklı olduğundan, hangi kanıtların kabul edileceği ve nasıl kullanılacağı da değişebilir.

Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Ön Ödeme, Uzlaşma ve Görevli Mahkeme

Hakaret Suçu Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Açmak

Hakaret suçu nedeniyle manevi tazminat davası açmak mümkündür. Öncelikle hakaret davasında ceza mahkemesi kişi mahkumiyet veya HAGB kararı vermelidir. Hakaret suçuna ilişkin manevi tazminat davası, hakaret suçu işlenmesi sonucu mağdurun manevi zarar gördüğü durumlarda açılabilir. Bu durumlardan bazıları şunlardır:

Bu durumlar, hakaret suçu nedeniyle manevi tazminat davası açılabilecek örnek durumlardır. Her dava ve olaya ilişkin farklı değerlendirme yapılması gereklidir. Bu nedenle ceza avukatından bilgi almanız önerilir.

Hakaret suçu nedeniyle manevi tazminat davası açmak için aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz:

Hakaret suçu nedeniyle manevi tazminat davası açmak karmaşık bir süreç olabilir, bu nedenle avukat tutmanız önerilir.

Hakaret Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği

………  (Suçun İşlendiği Yer Buraya Yazılacak) Cumhuriyet Başsavcılığı’na

Müşteki: İsim Soyisim (TC Kimlik No) – Adres

Vekili: AvukatOfisi Ekibi

Şüpheli: İsim Soyisim (TC Kimlik No) – Adres

Suç: Hakaret Suçu (TCK m. 125 vd.)

Suç Tarihi ve Yeri: …/…/…

Konu: Şüpheli hakkında işlediği suç nedeniyle soruşturma başlatılması ve soruşturma sonucunda kamu davası açılması talepli şikâyet dilekçesidir.

Açıklamalar

Hukuki Sebepler: TCK ve ilgili her türlü yasal mevzuat.

Hukuki Deliller: Tanık, yemin, video kaydı, fotoğraf görüntüleri, mesajlar ve ilgili her türlü yasal delil.

Sonuç ve İstem: Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli hakkında soruşturma başlatılmasını, soruşturma sonucunda kamu davası açılması yönünde karar verilmesini saygılarımla vekâleten arz ve talep ederiz.

Müşteki Vekili

AvukatOfisi Ekibi

Hakaret  Suçu Yargıtay Kararları

Ceza Genel Kurulu   2016/1139 E. 2019/463 K.

Sanık …’nın ağabeyi olan…’nın Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/201 esas sayılı dosyasında çocuğa karşı nitelikli cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçları nedeniyle yargılanarak 15.01.2013 tarihinde hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verildiği, duruşma çıkışında sanığın bir yakınının fenalaşarak baygınlık geçirmesi üzerine gelen ambulansa bindirildiği sırada sanığın adliye önünde polisler, gazeteciler ve vatandaşlar olduğu hâlde; “Terör örgütlerinde daha adil yargılama yapılıyor Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti değil, çadır devleti, terör örgütlerinde daha adil yargılama yapılıyor!” şeklinde bağırdığı, ardından “Ha bu devletin kimliğini taşıyan şerefsizdir la!” diyerek cebinden çıkardığı nüfus cüzdanını inceleme dışı sanık …’den aldığı çakmakla yaktığı ve yanmakta olan kimliği havaya kaldırıp etrafında toplanan kalabalığa göstererek yüksek sesle “Arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti terör örgütü kadar adil değildir, Türkiye Cumhuriyeti çadır mahkemeleri kuruyor görüyorsunuz, mahkemeleri iki tane insanın merhametine bırakarak değil tanık şahit dinlemeyen kendi kafasına göre yargı yapan bir mahkeme devletten ibarettir!” dediği ve yanmakta olan nüfus cüzdanını yere fırlattığı, ardından inceleme dışı sanık … ve ailesi ile birlikte araçlarına binerek olay yerinden uzaklaştıkları, sanık hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca TCK’nın 301. maddesi gereği soruşturma izni talep edilmesine karşın hakaret suçundan genel hükümlere göre işlem yapılabileceği kanaatiyle Adalet Bakanınca soruşturma izni verilmediği olayda,

Sanığın, kardeşi olan…’nın yargılanması sonucu hak etmediğine inandığı yüksek miktarda ceza alarak tutukluluk hâlinin sürdürülmesi ve yine bir yakınının da duruşma sonrası fenalaşarak hastaneye kaldırılması nedeniyle o an duyduğu şiddetli elem ve ızdırap sonucu açığa vurduğu ve şahsında mahkeme heyetine karşı oluşan ve yukarıda anlatıldığı şekilde subjektif olgusal temellere sahip olduğu anlaşılan kişisel değer yargılarını ifade etmeye yönelik bu sözler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, katılan ve şikâyetçilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp muhatapların aldığı karara yönelik ağır eleştiri niteliğinde olması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir. Her ne kadar polis memuru olan tanıklar …, … ve…, sanık …’un “Devletin a… koyayım, hâkim verdiğin yıl kadar seni delmezsem…” şeklinde sözler söylediğini aktarmış iseler de olayın sesli görüntülerine ilişkin CD inceleme tutanağı ile bilirkişi raporundan görüldüğü üzere sanığın bu yönde bir beyanının bulunmadığı, anılan ifadeleri inceleme dışı sanık …’in kullandığı anlaşılmıştır.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi   2019/71 E. 2020/7755 K.

Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; sanığın katılana yönelttiği “cezaevinde bir de Turgay maşası var, tombaladan müdür” şeklindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı davranış, ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi

Yargıtay 18. Ceza Dairesi   2020/1275 E.  ,  2020/7636 K.

Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.

Olay günü sanığın söylediği kabul edilen “siz polis misiniz lan” şeklinde ve kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerinin, müştekilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun yasal unsurlarının somut olayda oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,

Ceza Genel Kurulu  2017/978 E.  ,  2018/422 K.

Sanık ve inceleme dışı sanığın ceza infaz kurumunda bulunan sanık …’in amcasının oğlunu ziyaret etmek için Cumhuriyet Savcısı olan katılandan talep ettikleri görüş izninin reddedilmesi üzerine, sanığın katılana “Burası Devlet kapısı, kim oluyorsun da böyle davranıyorsun” dediği olayda; “Kim oluyorsun” şeklindeki ifade; nezaket dışı, kaba, rahatsız edici ve ağır eleştiri niteliğinde ise de, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı içermemesi ve sövme fiilini de oluşturmaması nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir.

Yargıtay Kararları

Avukat AvukatOfisi Ekibi

AvukatOfisi Ekibi, AvukatOfisi Ekibi Bürosu’nun kurucusudur.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

, lise eğitimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı bursu ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

S1. Hakaret Suçu ve Cezası nedir?

Hakaret Suçu ve Cezası hakkında yasal süreç ve dikkat edilmesi gerekenler için avukatınıza danışmanız önerilir.

S2. Hakaret Suçu ve Cezası nasıl yapılır?

Hakaret Suçu ve Cezası süreci, ilgili kanun hükümlerine göre şekillenir ve her dosya özgündür.

S3. Hakaret Suçu ve Cezası ne kadar sürer?

Hukuki süreçlerin süresi, dosyanın karmaşıklığına ve mahkeme takvimine bağlıdır.

S4. Hakaret Suçu ve Cezası masrafı ne kadardır?

Hukuki süreç masrafları, davanın türüne ve süresine göre değişiklik gösterir.

S5. Hakaret Suçu ve Cezası için hangi belgeler gerekli?

Gerekli belgeler davanın türüne göre farklılık gösterir; detaylı bilgi için avukatınıza başvurunuz.

S6. Hakaret Suçu ve Cezası zorunlu mudur?

Hukuki süreçlerde profesyonel destek almak, hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir.

Hukuki tavsiye değildir. Herhangi bir konuda bilgi almak istiyorsanız mutlaka avukatınıza danışmanız gerekmektedir.

Avukat  Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu ve Cezası – TCK 132
AVUKATI ARA