Giriş: Tehiri İcra Kavramı ve Önemi

Türk icra hukuku sistemi, alacaklıların haklarını hızlı ve etkili bir şekilde alabilmelerini sağlamak amacıyla tasarlanmıştır. Ancak bu sistem içerisinde, borçlunun da korunması gereken meşru menfaatleri bulunmaktadır. İşte tam bu noktada tehiri icra kavramı devreye girmektedir. Tehiri icra, literal olarak “icranın geri bırakılması” anlamına gelmekte olup, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 36 ila 50 nci maddeleri arasında kapsamlı bir şekilde düzenlenmiştir. Bu kurum, icra takibinin devam etmesi halinde borçlu için telafisi güç veya imkansız zararların doğabileceği durumlarda, mahkeme kararıyla icra işlemlerinin geçici olarak durdurulmasını veya yavaşlatılmasını mümkün kılmaktadır.

Makale İçeriği

Günümüz ticari hayatında ve özellikle gayrimenkul alım-satım işlemlerinde tehiri icra talebi, borçluların en çok başvurduğu hukuki mekanizmalardan biri haline gelmiştir. Bir taşınmazın haciz edilmesi veya satışına başlanması durumunda, mülkiyet hakkının korunması ve yanlışlıkla yapılan takiplerin önlenmesi açısından tehiri icra kararı kritik bir öneme sahiptir. Borçlu, takip dayanak belgesindeki bir yanlışlıktan, zamanaşımı def’iinden veya henüz doğmamış bir alacağın hatalı şekilde talep edilmesinden kaynaklanan mağduriyetlerini tehiri icra yoluyla gidermeye çalışabilmektedir.

Tehiri icra müessesesinin Türk hukukundaki yeri, yalnızca bireysel borç-alacak ilişkileriyle sınırlı değildir. Aynı zamanda kamu düzeninin korunması, hukuki güvenliğin tesisi ve adaletli yargılanma hakkının teminat altına alınması açısından da anayasal bir boyutu bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesiyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, borçluya kendisini savunma ve haklı sebeplerini mahkemeye sunma imkanı tanımaktadır. Tehiri icra bu bağlamda, icra takibinin aceleci ve geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurmadan önce borçluya gerekli korumayı sağlayan bir “önlem” niteliği taşımaktadır.

Bu makalede tehiri icra kavramının hukuki niteliği, şartları, süreci, aşamaları ve sonuçları ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır. Ayrıca mehil vesikası, icra emrine itiraz, derkenar talebi ve görevli mahkeme konuları da kapsamlı bir biçimde incelenecektir. İİK’nın 36, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49 ve 50 nci maddeleri referans alınarak hazırlanan bu rehber, 2026 yılı itibarıyla güncel yargıtay içtihatları ve uygulamadaki gelişmeler ışığında kaleme alınmıştır.

Tehiri İcra Nedir? (İcranın Geri Bırakılması)

Tehiri İcra Kavramının Tanımı ve Hukuki Niteliği

Tehiri icra, İcra ve İflas Kanunu’nun 36 ncı maddesinde düzenlenen ve icra takibinin belirli şartlar altında geçici olarak durdurulmasını veya ertelenmesini sağlayan bir hukuki müessesedir. Türkçe karşılığı “icranın geri bırakılması” olan bu kurum,borçluyu icra işlemlerinin olumsuz etkilerinden korumak amacıyla öngörülmüştür. Kanunun lafzına bakıldığında, tehiri icra “takip hukuku açısından bir “fert” niteliği taşımakta olup, borçlunun talebi üzerine mahkeme tarafından verilen geçici bir koruma kararıdır.

Tehiri icra kararının hukuki niteliği, bir “ihtiyati tedbir” kararı olarak değerlendirilmektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarında da bu nitelendirme kabul edilmiştir. İhtiyati tedbirlerin genel özelliklerini taşıyan tehiri icra, esas davanın sonucundan bağımsız olarak verilebilmekte ve geçici bir nitelik taşımaktadır. Mahkeme, tehiri icra talebini değerlendirirken “tehlike” unsurunu değil, “zararın telafisindeki güçlük” unsurunu dikkate almaktadır. Bu ayrım, tehiri icrayı ihtiyati tedbirlerden farklı kılan temel özelliklerden biridir.

İcra takibinin devam etmesi halinde borçlu için telafisi güç veya imkansız zararların doğması ihtimalinin bulunması halinde, tehiri icra kararı verilebilmektedir. Bu zararlar maddi nitelikte olabileceği gibi,.manevi nitelikte de olabilmektedir. Örneğin, bir gayrimenkulün satışı halinde borçlunun barınma ihtiyacının karşılanamaması veya aile yadigarı bir mülkün kaybı, telafisi güç maddi ve manevi zararlara örnek teşkil etmektedir.

Tehiri İcra ile İhtiyati Tedbir Arasındaki Farklar

Tehiri icra ve ihtiyati tedbir, her ne kadar benzer görünümler arz etse de birbirlerinden önemli noktalarda ayrılmaktadır. İlk ve en belirgin fark, tehiri icranın İcra ve İflas Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiş olması ve yalnızca icra takipleri söz konusu olduğunda uygulanabilmesidir. İhtiyati tedbir ise HMK kapsamında genel bir dava şartı olarak düzenlenmiş olup, her türlü yargılamada talep edilebilmektedir.

İkinci önemli fark, tehiri icra kararının verilmesinde aranan şartlarla ilgilidir. İhtiyati tedbirde “tehlike” veya “zararın meydana gelmesi ihtimali” aranırken, tehiri icrada “icranın devamı halinde borçlu için telafisi güç zararların doğması” şartı aranmaktadır. Bu şart, icra takibinin kendi niteliğinden kaynaklanan özel bir durumu ifade etmektedir.

Üçüncü fark ise yetkili merciler konusundadır. Tehiri icra talepleri, icra hukuk mahkemeleri tarafından değerlendirilmekte ve karara bağlanmaktadır. İhtiyati tedbir talepleri ise davanın görüldüğü mahkeme tarafından verilmektedir. Bu farklılık, uygulamada önemli sonuçlar doğurmakta ve borçlunun başvuru yolunu doğrudan belirlemektedir.

Tehiri İcranın Türleri

Türk icra hukuku sisteminde iki tür tehiri icra kararı bulunmaktadır. Birincisi, İİK madde 36 kapsamında “genel tehiri icra” olarak adlandırılan ve icra takibinin tamamen durdurulmasını öngören kararlardır. Bu tür tehiri icra, borçlunun talebi üzerine ve mahkemenin uygun görmesi halinde verilmekte olup, icra dosyasındaki tüm işlemleri etkilemektedir.

İkincisi ise “kısmi tehiri icra” olarak da bilinen ve yalnızca belirli icra işlemlerinin durdurulmasını veya ertelenmesini öngören kararlardır. Bu tür tehiri icra özellikle, haciz kararının kaldırılması veya gayrimenkul satışının ertelenmesi talepleriyle birlikte talep edilmektedir. Kısmi tehiri icra, orantılılık ilkesi açısından tercih edilebilir bir yöntem olarak değerlendirilmekte ve mahkemeler tarafından daha kolay kabul görmektedir.

Tehiri İcra Talebi

Tehiri İcra Talebinin Şartları

Tehiri icra talebinin kabul edilebilmesi için belirli şartların bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlar, İİK madde 36 ve devamı maddelerinde açık bir şekilde düzenlenmiş olup, hem objektif hem de sübjektif nitelik taşımaktadır.

İlk şart, aktif husumet ehliyetine sahip olmaktır. Tehiri icra talebinde bulunabilecek kişiler, borçlu sıfatını taşıyan gerçek veya tüzel kişilerdir. Borçlu kendisini temsil edemeyecek durumda ise, yasal temsilcisi veya özel yetki içeren vekil aracılığıyla talepte bulunabilmektedir. Tüzel kişilerin tehiri icra talebinde bulunabilmesi için, tüzel kişiyi temsile yetkili organın bu yönde karar almış olması gerekmektedir.

İkinci önemli şart, tehiri icra talebinin dayanaklarının gösterilmesidir. Borçlu, icra takibinin devam etmesi halinde kendisi için telafisi güç zararların doğacağını inandırıcı delillerle ortaya koymak zorundadır. Bu deliller; belgeler, tanık ifadeleri, bilirkişi raporları veya uzman görüşleri şeklinde olabilmektedir. Talebin dayanaksız veya yetersiz delillerle desteklenmesi halinde, mahkeme talebi reddetmektedir.

Üçüncü şart, meşru bir menfaatin varlığıdır. Borçlunun, tehiri icra kararı verilmesinde güncel, kişisel ve meşru bir menfaatinin bulunması gerekmektedir. Salt bir prosedürü uzatma veya alacaklıyı mağdur etme amacına dayanan talepler, bu şartın yokluğu nedeniyle reddedilmektedir.

Tehiri İcra Talebinin Süresi

Tehiri icra talebinin belirli bir süre içinde yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Borçlu, icra takibinin herhangi bir aşamasında tehiri icra talebinde bulunabilmektedir. Ancak uygulamada, borçlunun icra emrine itiraz sürecini kaçırması veya itirazın reddedilmesi halinde tehiri icra talebine başvurduğu görülmektedir.

İcra takibi başladıktan hemen sonra, henüz haciz işlemleri gerçekleşmeden önce tehiri icra talebinde bulunulması, mahkeme tarafından daha olumlu değerlendirilmektedir. Erken aşamada yapılan talepler, “acil menfaat” unsurunun varlığı açısından daha güçlü kabul edilmektedir. Buna karşın, satış aşamasında ve hatta ihale sürecinde tehiri icra talebinde bulunulması da mümkündür; ancak bu durumda borçlunun, neden daha önce talepte bulunmadığını açıklaması beklenmektedir.

Tehiri İcra Talebinin İçeriği

Tehiri icra talebi, yazılı bir dilekçe ile icra hukuk mahkemesine sunulmalıdır. Dilekçenin içermesi gereken unsurlar, İİK madde 41 ve 42’de belirtilmiştir. Buna göre dilekçede; borçlunun kimlik ve iletişim bilgileri, karşı takip dosyasının numarası, tehiri icra sebeplerinin açık ve net bir şekilde yazılması, dayanılan delillerin listelenmesi ve talep sonucu yer almalıdır.

Dilekçe ekinde, iddiaları destekleyen belgelerin asıl veya noter onaylı örnekleri sunulmalıdır. Bu belgeler; alacak sözleşmesi, faturar, makbuzlar, yazışmalar, bilirkişi raporları ve benzeri evraklardan oluşabilmektedir. Belgelerin eksikliği halinde mahkreme, borçludan tamamlamasını isteyebilmekte veya talebi reddedebilmektedir.

Tehiri İcra Süreci

Başvuru Aşaması

Tehiri icra süreci, borçlunun icra hukuk mahkemesine yazılı bir dilekçe ile başvurusuyla başlamaktadır. Başvuru dilekçesi, yukarıda belirtilen unsurları içermeli ve borçlu veya noter onaylı vekil tarafından imzalanmalıdır. Dilekçe, bağlı bulunulan icra müdürlüğünün bulunduğu yerdeki icra hukuk mahkemesine hitaben yazılmalıdır.

Başvuru aşamasında dikkat edilmesi gereken en önemli husus, yetkili mahkemenin doğru belirlenmesidir. İİK madde 50’de açıkça düzenlendiği üzere, tehiri icra talepleri, takip talepnamesinin verildiği icra müdürlüğünün bulunduğu yerdeki icra hukuk mahkemesinde incelenmektedir. Yetkisiz mahkemeye yapılan başvurular, karara bağlanmadan önce doğru mahkemeye gönderilmekte ve bu durum zaman kaybına yol açmaktadır.

Başvuru dilekçesi ile birlikte, tehiri icra talebinin dayanaklarını gösteren belgeler de sunulmalıdır. Belgelerin sayısı ve niteliği, talebin kabul edilme olasılığını doğrudan etkilemektedir. Yargıtay içtihatlarında, yalnızca borçlunun beyanına dayanan ve destekleyici belge içermeyen taleplerin reddedildiği görülmektedir.

Değerlendirme Aşaması

İcra hukuk mahkemesi, tehiri icra talebini aldıktan sonra, talebi en kısa sürede değerlendirmeye almaktadır. Mahkeme, öncelikle talebin şekil şartlarını kontrol etmektedir. Şekil şartlarının sağlanmaması halinde, borçludan eksikliklerin giderilmesi istenmekte ve belirli bir süre tanınmaktadır.

Şekil şartlarının sağlanması halinde, mahkeme esasa ilişkin değerlendirmeye geçmektedir. Bu değerlendirmede mahkeme; icra takibinin hukuka uygunluğunu, borçlunun ileri sürdüğü sebeplerin ciddi ve inandırıcı olup olmadığını, tehiri icra kararı verilmezse telafisi güç zararların doğup doğmayacağını ve verilecek kararın alacaklının haklarını orantısız şekilde ihlal edip etmeyeceğini incelemektedir.

Mahkeme, gerekli gördüğü takdirde borçlu ve alacaklıyı dinleyebilmekte veya bilirkişi görüşü almaktadır. Ancak uygulamada, tehiri icra talepleri çoğunlukla dosya üzerinden değerlendirilmekte ve duruşma yapılmadan karar verilmektedir. Bunun nedeni, tehiri icra talebinin ivedi niteliği ve gecikmesinin telafisi güç sonuçlar doğurabileceğidir.

Karar Aşaması

Mahkeme, tehiri icra talebini değerlendirdikten sonra üç farklı sonuçtan birine varabilmektedir. Birincisi, talebin kabul edilmesi ve tehiri icra kararı verilmesidir. İkincisi, talebin gerekçeli olarak reddedilmesidir. Üçüncüsü ise, talebin kısmen kabul edilerek belirli şartlara bağlı bir tehiri icra kararı verilmesidir.

Tehiri icra kararı verildiğinde, kararın gerekçesi de yazılmakta ve borçlu ile alacaklıya tebliğ edilmektedir. Kararda, tehiri icranın kapsamı, süresi ve varsa borçlunun yerine getirmesi gereken şartlar belirtilmektedir. Alacaklı, tehiri icra kararına karşı istinaf yoluna başvurabilmektedir.

Tehiri icra kararının icra müdürlüğüne bildirilmesi ve uygulanması, kararın tebliğinden hemen sonra gerçekleştirilmektedir. İcra müdürlüğü, kendisine ulaşan tehiri icra kararını derhal uygulamak zorundadır. Bu süreç, borçlunun mağduriyet yaşamaması için hızlı ve etkin bir şekilde işlemektedir.

Tehiri İcra Aşamaları

İcra Emrinin Tebliği ve İtiraz Süreci

İcra takibi, alacaklının icra dairesine başvurusuyla başlamaktadır. Alacaklı, takip talepnamesinde alacağını ve dayanak belgesini göstermektedir. İcra dairesi, bu talebi değerlendirdikten sonra borçluya bir icra emri göndermektedir. İcra emri, borçluya ödeme emri niteliği taşımakta olup, yedi gün içinde borcun ödenmesi veya itiraz edilmesi gerektiği bildirilmektedir.

Borçlu, icra emrine itiraz etme hakkına sahiptir. İtiraz, icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde yapılmalıdır. İtiraz dilekçesinde, takip dayanağı belgenin geçersizliği, alacağın ödenmiş olması, zamanaşımı def’i ve benzeri sebepler ileri sürülebilmektedir. İtiraz, icra müdürlüğüne veya e-devlet üzerinden yapılabilmektedir.

İtiraz üzerine icra müdürlüğü, takibi durdurmakta ve dosyayı icra mahkemesine göndermektedir. İcra mahkemesi, itirazın yerinde olup olmadığını incelemektedir. İtirazın kabul edilmesi halinde, takip sona ermekte; itirazın reddedilmesi halinde ise takip devam etmektedir. Borçlu, itirazın reddedilmesi halinde tehiri icra talebinde bulunma hakkına sahiptir.

Haciz Aşaması

İcra emrine itiraz edilmemesi veya itirazın reddedilmesi halinde, alacaklının talebi üzerine haciz işlemleri başlamaktadır. Haciz, borçlunun mallarına veya haklarına el konulması işlemidir. İcra müdürü, borçlunun mal varlığını tespit etmek için araştırma yapmakta ve bulunan malların haczedilmesi için işlem başlatmaktadır.

Haciz işlemi, borçlunun taşınır mallarına, gayrimenkullerine, banka hesaplarına veya maaşına uygulanabilmektedir. Gayrimenkul haczi, tapu siciline şerh edilmekte ve gayrimenkulün satışı ancak bu şerhin kaldırılmasından sonra mümkün olabilmektedir. Haciz işlemi, borçlunün temel ihtiyaçlarını karşılayan eşyaları kapsamamaktadır; bu konuda İİK madde 82 ve devamı maddeleri uygulanmaktadır.

Borçlu, haciz işlemine karşı icra mahkemesine şikayet hakkına sahiptir. Şikayet, haciz işleminin usulsüz veya hukuka aykırı yapıldığı iddiasına dayanmaktadır. Şikayetin kabul edilmesi halinde, haciz işlemi kaldırılmakta veya düzeltilmektedir. Ayrıca borçlu, hacze itiraz niteliğinde tehiri icra talebinde de bulunabilmektedir.

Satış Aşaması ve İhale Süreci

Haczedilen malların paraya çevrilmesi aşaması olan satış, icra hukukunun en kritik aşamalarından birini oluşturmaktadır. Satış, açık artırma yoluyla yapılmakta olup, belirli süreçlere tabidir. İlk satış girişiminde malın satılamaması halinde, ikinci bir satış girişimi yapılmaktadır.

İhale süreci, ilan ile başlamaktadır. İhale tarihinden en az on gün önce, satış ilanı resmi gazetede ve e-ihale portalında yayımlanmaktadır. İhale günü geldiğinde, açık artırma başlatılmakta ve en yüksek teklif veren kişiye mal satılmaktadır. İhale alıcısı, peşin ödeme yapmak veya belirli şartları sağlamak zorundadır.

Borçlu, satış aşamasında tehiri icra talebinde bulunabilmektedir. Satışın durdurulması veya ertelenmesi talebi, özellikle borçlunun gayrimenkulünü kaybetme riski taşıdığı durumlarda büyük önem taşımaktadır. Ancak satış ihale aşamasına gelmişse, tehiri icra talebinin kabulü daha zorlaşmaktadır; çünkü ihale alıcısının da korunan menfaatleri bulunmaktadır.

Mehil Vesikası Nedir?

Mehil Vesikasının Tanımı ve Hukuki Çerçevesi

Mehil vesikası, İcra ve İflas Kanunu’nun 40 ncı maddesinde düzenlenen özel bir belge niteliği taşımaktadır. Türkçe karşılığı “mühlet belgesi” olan bu kavram, borçluya tanınan belirli bir süreyi ifade etmektedir. Mehil vesikası, borçlunun talebi üzerine ve mahkeme kararıyla verilmekte olup, bu süre içinde borçlunun malvarığının araştırılması ve alacağın tahsili için gerekli işlemlerin yapılması bekletilmektedir.

Mehil vesikasının temel işlevi, borçluya kendisini toparlaması ve borcunu ödemesi için zaman tanımaktır. Özellikle ticari faaliyet gösteren borçlular için mehil vesikası, iflasın önlenmesi ve şirketin ayakta kalmasının sağlanması açısından kritik bir öneme sahiptir. Mehil süresi boyunca, borçlu aleyhine yeni icra takipleri başlatılamamakta ve devam eden takipler de askıya alınmaktadır.

İİK madde 40’e göre, borçlu iflasına hükmedilmeksizin malvarığının tasfiye edilmesini isteyebilmektedir. Bu durumda mahkeme, borçlunun malvarığının mehil içinde yeterli olacağını tespit ederse, mehile hükmetmektedir. Bu karar, alacaklıların da menfaatine olup, iflas masrafından ve uzun yargılama süreçlerinden kaçınılmasını sağlamaktadır.

Mehil Vesikasının Şartları

Mehil vesikası verilebilmesi için belirli şartların sağlanması gerekmektedir. İlk şart, borçlunun iflasını istememesidir. Borçlu, iflas yerine mehil vesikası talep etme hakkına sahiptir ve bu talep tamamen borçlunun iradesine bağlıdır. İkinci şart, borçlunun malvarığının, tüm alacaklıların alacaklarını karşılayabilecek durumda olmasıdır. Mahkeme, bilirkişi aracılığıyla borçlunun malvarığını değerlendirmekte ve yeterliliğine karar vermektedir.

Üçüncü şart, borçlunun kötü niyetli olmamasıdır. Borçlunun, alacaklıları zarara uğratmak amacıyla malvarığını gizlediği veya azalttığı tespit edilirse, mehil vesikası verilmemektedir. Kötü niyet tespiti, mahkeme tarafından yapılmakta olup, alacaklıların bu yöndeki itirazları da değerlendirilmektedir.

Dördüncü şart, borçlunun mehil talebini yazılı olarak sunmasıdır. Sözlü talep kabul edilmemekte olup, borçlunun veya vekilinin imzalı bir dilekçe ile mahkemeye başvurması gerekmektedir. Bu dilekçede, borçlunun malvarığına ilişkin bilgiler ve alacaklıların listesi yer almalıdır.

Mehil Vesikasının Hukuki Sonuçları

Mehil vesikası verildiğinde, önemli hukuki sonuçlar doğmaktadır. Birincisi, borçlunun malları üzerindeki tasarruf hakkı sınırlandırılmaktadır. Borçlu, mehil süresi boyunca mallarını satamamakta veya başka bir kişiye devredememektedir. İkincisi, borçlunun aleyhine yeni icra takipleri başlatılamamaktadır. Üçüncüsü, devam eden takipler askıya alınmaktadır.

Mehil süresi içinde borçlunun, alacaklıların alacaklarını karşılayacak tutarda mal sattığı veya para tahsil ettiği görülürse, mahkeme mehili uzatabilmektedir. Buna karşın, borçlunun malvarığının azaldığı veya alacaklıların mağdur edildiği tespit edilirse, mehil kaldırılmakta ve iflas yoluna gidilmektedir.

Mehil süresinin sonunda, borçlunun malvarığı paraya çevrilmekte ve elde edilen tutar alacaklılar arasında paylaştırılmaktadır. Alacakların tamamının ödenmesi halinde, borçlu borçlarından kurtulmakta ve iflastan farklı olarak ticari itibarını korumaya devam edebilmektedir.

Mehil Vesikası Talebi Reddedilirse Ne Olur?

Ret Kararının Sebepleri

Mehil vesikası talebi, çeşitli sebeplerle reddedilebilmektedir. En sık karşılaşılan ret sebebi, borçlunun malvarığının yetersiz olmasıdır. Mahkeme, bilirkişi raporu doğrultusunda, borçlunun mallarının tüm alacaklıları karşılayamayacağı sonucuna varırsa, mehiline hükmetmemektedir. Bu durumda borçlu, iflas talebiyle karşı karşıya kalmaktadır.

İkinci önemli ret sebebi, borçlunun kötü niyetli olmasıdır. Borçlunun, alacaklıları aldatmak veya zarara uğratmak amacıyla hareket ettiğinin tespit edilmesi, mehiline kesin olarak engel teşkil etmektedir. Kötü niyet ispatı, alacaklıların sunduğu deliller ve mahkemenin araştırması sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Üçüncü ret sebebi, borçlunun usul şartlarına uymamasıdır. Yazılı talep şartının sağlanmaması, gerekli belgelerin sunulmaması veya sürelerin kaçırılması gibi durumlar, talebin reddedilmesiyle sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle borçlunun, başvuru aşamasında dikkatli ve özenli olması büyük önem taşımaktadır.

Ret Kararına Karşı Yapılabilecekler

Mehil vesikası talebinin reddi halinde, borçlunun çeşitli başvuru yolları bulunmaktadır. Birincisi, ret kararına karşı istinaf yoluna başvurmaktır. İcra hukuk mahkemesinin kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on gün içinde istinaf başvurusu yapılabilmektedir. İstinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesi’nde (istinaf mahkemesi) incelenmektedir.

İkinci yol, ret kararının yeniden değerlendirilmesi için esasa ilişkin yeni delillerin sunulmasıdır. Borçlu, ret kararından sonra elde ettiği veya daha önce sunma imkanı bulamadığı delilleri mahkemeye sunarak yeniden mehiline talep edebilmektedir. Bu durumda talep, yeniden değerlendirmeye alınmakta ve yeni deliller ışığında karar verilmektedir.

Üçüncü yol, iflas talebiyle karşı karşıya kalan borçlunun, iflas erteleme mekanizmasına başvurmasıdır. Finansal sıkıntı yaşayan ve gelecekte ödeme gücünü kazanacağına inanan borçlular için iflas erteleme, alternatif bir çözüm yolu olabilmektedir. Ancak iflas ertelemenin de belirli şartları bulunmakta olup, her borçlu bu haktan yararlanamamaktadır.

Alternatif Çözüm Yolları

Mehil vesikası talebinin reddi halinde, borçlu için en önemli alternatif alacaklılarla doğrudan görüşme ve uzlaşma sağlamaktır. Borçlu, alacaklılarıyla bir araya gelerek yeniden yapılandırma, taksit planı veya indirimli ödeme gibi alternatifler sunabilmektedir. Bu görüşmeler, borçlunun ve alacaklıların karşılıklı menfaatlerini dengeleyen çözümler üretebilmektedir.

Alacaklılarla yapılacak görüşmelerde, borçlunun malvarığının tamamını göstermesi ve şeffaf davranması büyük önem taşımaktadır. Alacaklılar, borçlunun samimi olduğunu ve ödeme niyetinde olduğunu gördüklerinde, mehile alternatif olarak yeniden yapılandırma tekliflerini kabul edebilmektedir.

Borçlu, ayrıca alacaklıların bir kısmının veya tamamının onayını alarak “konkordato” ilan edebilmektedir. konkordato, borçlunun alacaklılarıyla anlaşarak borcunun bir kısmını ödemesi veya ödemeyi taksitlendirmesi anlamına gelmektedir. konkordato talebi, ticaret mahkemesine yapılmakta olup, mahkemenin onay vermesi halinde uygulanmaktadır.

İcra Hukuk Mahkemesinden Tehiri İcra Kararı Alınması

Başvuru Usulü ve Gerekli Belgeler

İcra hukuk mahkemesinden tehiri icra kararı alınması, belirli bir usul ve sıraya tabi bir süreçtir. Borçlu öncelikle, tehiri icra talebini içeren bir dilekçe hazırlamalıdır. Bu dilekçe, borçlunun kimlik ve iletişim bilgilerini, takip dosyasının numarasını, tehiri icra sebeplerini, dayanılan delilleri ve talep sonucunu içermelidir.

Dilekçe ekinde sunulması gereken belgeler, davanın niteliğine göre değişmektedir. Genel olarak; takip dayanağı belgenin örneği, borcun ödendiğini gösteren makbuzlar veya yazışmalar, zamanaşımı def’ini gösteren belgeler, alacağın hatalı hesaplandığını gösteren belgeler ve borçlunun mağduriyetini ortaya koyan deliller bu kapsamda sayılabilmektedir.

Başvuru, takip talepnamesinin verildiği icra müdürlüğünün bulunduğu yerdeki icra hukuk mahkemesine yapılmalıdır. Yanlış mahkemeye yapılan başvurular, zaman kaybına yol açmaktadır. Başvuru, şahsen veya noter onaylı vekil aracılığıyla yapılabilmektedir. Vekaletname, özel yetki içermeli ve tehiri icra talebini kapsamalıdır.

Mahkemenin Değerlendirme Kriterleri

İcra hukuk mahkemesi, tehiri icra talebini değerlendirirken bir dizi kritere dikkat etmektedir. Bu kriterler, Yargıtay içtihatları ve uygulama birliğiyle belirlenmiş olup, talebin kabulü veya reddi bu kriterlere göre şekillenmektedir.

Birinci kriter, tehiri icra talebinin inandırıcılığıdır. Borçlunun ileri sürdüğü sebepler, somut delillerle desteklenmelidir. Soyut ve genel nitelikteki iddialar yeterli kabul edilmemekte, borçlunun her bir iddiasını destekleyen özel deliller sunması beklenmektedir.

İkinci kriter, telafi güçlüğüdür. Mahkeme, icra takibinin devam etmesi halinde borçlunun uğrayacağı zararın telafisinin güç veya imkansız olup olmadığını değerlendirmektedir. Telafisi kolay olan zararlar, tehiri icra gerekçesi olarak kabul edilmemektedir.

Üçüncü kriter, orantılılıktır. Verilecek tehiri icra kararı, alacaklının haklarını orantısız şekilde ihlal etmemelidir. Alacaklının, tehiri icra nedeniyle uğrayacağı kayıp, borçlunun korunması gereken menfaatinin önünde tutulmamalıdır.

Kararın Kapsamı ve Süresi

Mahkeme, tehiri icra kararının kapsamını ve süresini somut olaya göre belirlemektedir. Kararda; tehiri icranın ne kadar süreyle geçerli olacağı, hangi icra işlemlerinin durdurulduğu veya ertelendiği, borçlunun yerine getirmesi gereken şartlar ve varsa teminat miktarı belirtilmektedir.

Tehiri icra kararının süresi, kanunda açıkça belirlenmemiş olup, mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Uygulamada, tehiri icra kararlarının genellikle bir yıla kadar geçerli olduğu görülmektedir. Ancak somut olayın özelliklerine göre, daha kısa veya daha uzun süreli tehiri icra kararları da verilebilmektedir.

Borçlu, tehiri icra süresinin sona ermesinden önce, sürenin uzatılması için yeniden mahkemeye başvurabilmektedir. Uzatma talebi, yeni deliller veya gerekçelerle desteklenmelidir. Eski delillere dayanan ve herhangi bir yenilik içermeyen uzatma talepleri, genellikle reddedilmektedir.

Tehiri İcra Kararında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli Mahkeme

Tehiri icra taleplerinde görevli mahkeme, İcra ve İflas Kanunu’nun 50 nci maddesinde açıkça belirlenmiştir. Buna göre, tehiri icra talepleri icra hukuk mahkemelerinde incelenmektedir. Türkiye’de her il merkezinde ve bazı ilçelerde icra hukuk mahkemeleri bulunmaktadır. Bu mahkemeler, icra ve iflas işlemlerinin yargısal denetimini gerçekleştirmekle görevlidir.

İcra hukuk mahkemeleri, tehiri icra taleplerinin yanı sıra; itirazın kaldırılması, haciz şikayeti, ihalenin feshi, iflas dışı tasfiye ve konkordato gibi birçok farklı konuda da görevli bulunmaktadır. Bu geniş görev alanı, icra hukuk mahkemelerinin iş yükünü artırmakta ve taleplerin değerlendirilme süresini etkilemektedir.

Tehiri icra talebinin incelenmesi, genellikle yazılı prosedüre tabi olup, duruşma yapılması zorunlu değildir. Ancak mahkeme gerekli gördüğü takdirde, borçluyu ve alacaklıyı dinleyebilmektedir. Taraflar, dinlenilmek için talepte bulunabilecekleri gibi, mahkemenin re’sen dinleme kararı vermesi de mümkündür.

Yetkili Mahkeme

Yetkili mahkeme, tehiri icra taleplerinde kritik bir öneme sahiptir. İİK madde 50/2’de düzenlendiği üzere, tehiri icra talepleri, takip talepnamesinin verildiği icra müdürlüğünün bulunduğu yerdeki icra hukuk mahkemesinde incelenmektedir. Bu kural, takip dosyasının bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Yetki kuralının istisnası, birden fazla icra takibinin bulunması halinde söz konusu olmaktadır. Aynı borçlu aleyhine birden fazla icra takibi varsa, borçlu bu takiplerin hepsine ilişkin tehiri icra talebini tek bir mahkemeye yapabilmektedir. Bu durumda yetkili mahkeme, takiplerden birinin bulunduğu yerdeki icra hukuk mahkemesidir.

Yetkisiz mahkemeye yapılan başvurular, mahkemece re’sen dikkate alınmakta ve yetkili mahkemeye gönderilmektedir. Bu işlem, başvuru tarihinden itibaren en geç üç gün içinde yapılmaktadır. Yetki hususundaki tereddütler, uygulamada zaman kaybına yol açabildiğinden, borçlunun başvuru öncesi doğru mahkemeyi tespit etmesi büyük önem taşımaktadır.

Yargı Çevresi ve Uygulamadaki Özellikler

İcra hukuk mahkemelerinin yargı çevreleri, coğrafi olarak bağlı bulundukları il veya bölgeyle sınırlıdır. Ancak tehiri icra taleplerinde, borçlunun mutlaka bu yargı çevresi içinde ikamet etmesi şart değildir. Borçlu, yetkili icra hukuk mahkemesinin bulunduğu ilin dışında yaşasa bile, talebini yetkili mahkemeye gönderebilmektedir.

Uygulamada, tehiri icra taleplerinin hızlı bir şekilde sonuçlandırılması önemlidir. Gecikme, çoğu zaman borçlunun aleyhine sonuçlanmaktadır. Bu nedenle, borçlunun tehiri icra talebini en kısa sürede hazırlayıp sunması ve talebini destekleyen belgeleri eksiksiz olarak eklemesi gerekmektedir.

Mahkemelerin iş yükü, tehiri icra taleplerinin değerlendirilme süresini doğrudan etkilemektedir. Yoğun mahkemelerde, talebin karara bağlanması birkaç haftayı bulabilirken, daha az iş yoğunluğuna sahip mahkemelerde bu süre birkaç güne düşebilmektedir. Borçlu, acil durumlarda, talebinin ivedi değerlendirilmesini isteyebilmektedir.

İcra Emrine İtirazın Yapılması ve Sebepleri

İtirazın Yapılış Şekli

İcra emrine itiraz, İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinde düzenlenmiş olup, borçlunun takibe karşı koyma hakkının en temel aracıdır. İtiraz, icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde yapılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olup, kaçırılması halinde borçlu, itiraz hakkını kalıcı olarak kaybetmektedir.

İtiraz, icra müdürlüğüne yazılı dilekçe ile yapılmaktadır. Dilekçe, borçlu veya noter onaylı vekil tarafından imzalanmalıdır. İtiraz dilekçesinde; takip dayanak belgesinin geçersizliği, alacağın ödenmiş veya zamanaşımına uğramış olması, miktarın hatalı hesaplanması ve benzeri sebepler açıkça belirtilmelidir.

İtiraz, e-devlet üzerinden elektronik ortamda da yapılabilmektedir. Bu yöntem, özellikle koronavirüs pandemisi sonrasında yaygınlaşmış olup, borçlunun fiziken icra müdürlüğüne gitmeden işlemini tamamlamasına imkan tanımaktadır. Elektronik başvuru, işlem hızını artırmakta ve kağıt israfını önlemektedir.

İtiraz Sebepleri

İcra emrine itiraz, çeşitli sebeplere dayanabilmektedir. En sık karşılaşılan itiraz sebebi, takip dayanak belgesinin geçersizliğidir. Senet, fatura veya sözleşme gibi belgelerdeki imza sahteliği, belge içeriğindeki hatalar veya belgenin hukuken geçersiz olması, bu kapsamda değerlendirilmektedir.

İkinci önemli itiraz sebebi, alacağın daha önce ödenmiş olmasıdır. Borçlu, alacağın tamamını veya bir kısmını ödediğini makbuz, banka dekontu veya tanık ifadesiyle ispat edebilmektedir. Kısmi ödeme iddiasında, ödenen miktarın mahsubu talep edilebilmekte ve yalnızca artan miktar için takip devam edebilmektedir.

Üçüncü itiraz sebebi, zamanaşımı def’idir. Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen zamanaşımı süreleri geçtikten sonra talep edilen alacaklar için zamanaşımı def’i ileri sürülebilmektedir. Zamanaşımı süreleri, alacağın niteliğine göre değişmekte olup, genellikle on yıl olarak uygulanmaktadır.

Dördüncü itiraz sebebi, alacağın haksız şekilde talep edilmesidir. Alacağın doğmamış olması, koşulun gerçekleşmemesi veya alacağın başkasına devredilmiş olması bu kapsamda değerlendirilmektedir. Borçlu, bu sebepleri ispat edici belgelerle desteklemelidir.

İtirazın Hukuki Sonuçları

İtirazın yapılması, önemli hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Birincisi, icra takibi kendiliğinden durmaktadır. İcra müdürlüğü, itiraz dilekçesini aldıktan sonra takibi durdurmakta ve dosyayı icra mahkemesine göndermektedir. Bu aşamada, alacaklının talebi üzerine itirazın kaldırılması davası açılabilmektedir.

İkincisi, itirazın kabul edilmesi halinde takip sona ermektedir. İcra mahkemesi, borçlunun itirrazını yerinde görürse, takibin iptaline karar vermektedir. Bu karar kesin olup, alacaklı aynı belgeye dayanarak yeniden takip başlatamamaktadır. Ancak alacaklı, farklı bir belgeyle yeniden takip başlatma hakkına sahiptir.

Üçüncüsü, itirazın reddedilmesi halinde takip kaldığı yerden devam etmektedir. İtirazın reddi kararına karşı borçlu, istinaf yoluna başvurabilmektedir. İstinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesi’nde incelenmekte olup, kararın bozulması halinde yeniden yargılama yapılmaktadır.

Derkenar Talebi Dilekçesi Örneği

Derkenar Talebinin Niteliği

Derkenar talebi, İcra ve İflas Kanunu’nda açıkça düzenlenmemiş olmakla birlikte, uygulamada sıklıkla başvurulan bir talep türüdür. Derkenar, literal olarak “kenara yazma” anlamına gelmekte olup, icra dosyasına yazılan notu ifade etmektedir. Borçlu, derkenar talebiyle, icra müdürlüğüne veya mahkemeye bir talebini yazılı olarak iletmektedir.

Derkenar talebi, genellikle şu durumlarda kullanılmaktadır: borçlunun, icra takibine ilişkin bir açıklamasının dosyaya eklenmesini istemesi, alacaklının dikkatini çekmek istediği bir hususun bulunması veya tarafların birbirleriyle iletişim kurmasının gerektiği durumlar. Derkenar, tek başına hukuki sonuç doğuran bir işlem niteliği taşımamakta, daha çok bir bildirim aracı olarak kullanılmaktadır.

Derkenar talebi dilekçesi hazırlanırken, borçlunun talebinin açık ve net bir şekilde ifade edilmesi gerekmektedir. Dilekçe, tarih ve sayı içermeli, borçlu veya vekil tarafından imzalanmalıdır. Derkenar, icra müdürlüğüne şahsen teslim edilebileceği gibi, e-devlet üzerinden de gönderilebilmektedir.

Dilekçe Örneği

DERKENAR TALEBİ DİLEKÇESİ

Konya İcra Müdürlüğü’ne

Dosya No: 2026/XXX

Konu: Takip konusu alacağın ödenmiş olması nedeniyle açıklama talebi

Açıklamalar:

  • İşbu dosya kapsamında tarafıma tebliğ edilen icra emri üzerine yapmış olduğum incelemede, takip dayanağı belgenin 15.01.2026 tarihinde ödenmiş olduğu görülmüştür.
  • Ödemeye ilişkin makbuz ve banka dekontu dilekçe ekinde sunulmaktadır.
  • Yapılan ödemenin dosya bakiyesinden mahsubu talep edilmektedir.
  • Alacaklı tarafın, daha önce ödenmiş bir alacağı talep etmesi nedeniyle, yersiz takibe son verilmesi hususunda gereğini arz ederim.
  • İmza

    Borçlu Adı Soyadı

    Tarih: XX.XX.2026

    Ekler:

  • Ödeme makbuzu örneği (1 adet)
  • Banka dekontu örneği (1 adet)
  • Derkenar Talebinin Sınırları

    Derkenar talebinin, resmi bir hukuki işlem niteliği taşımadığının bilinmesi önemlidir. Derkenar, borçlunun bir talebini veya açıklamasını icra dosyasına geçirtme aracıdır; ancak tek başına icra takibini durdurmamakta veya sona erdirmemektedir. Derkenar talebinin hukuki sonuç doğurması için, içeriğindeki talebin ayrıca değerlendirilmesi ve kabul edilmesi gerekmektedir.

    Borçlu, derkenar talebinde bulunurken, talebinin somut delillerle desteklenmesine dikkat etmelidir. Yalnızca iddia içeren ve ispat aracı bulunmayan derkenarlar, çoğu zaman dikkate alınmamaktadır. Ayrıca derkenar, tehiri icra talebi veya itirazın yerine geçmemektedir; bu işlemler için ayrı dilekçeler hazırlanması gerekmektedir.

    Uygulamada, derkenar talebinin sıklıkla kullanıldığı bir diğer alan, tarafların arabulucu yoluyla anlaşma sürecinde oldukları durumlardır. Borçlu, derkenar aracılığıyla alacaklıya, müzakerelerin devam ettiğini ve belirli bir süre beklenilmesini bildirmektedir. Bu bildirim, alacaklının takibe devam etmesini engellememekle birlikte, iyi niyet göstergesi olarak değerlendirilmektedir.

    Sıkça Sorulan Sorular

    Tehiri icra kararı ne kadar sürede alınır?

    Tehiri icra talebinin karara bağlanma süresi, mahkemenin iş yüküne ve talebin niteliğine göre değişmektedir. Basit ve acil nitelikteki talepler, birkaç gün içinde sonuçlandırılabilirken, karmaşık dosyalarda bu süre birkaç haftayı bulabilmektedir. Uygulamada, tehiri icra taleplerinin ortalama bir hafta ile bir ay arasında karara bağlandığı görülmektedir.

    Tehiri icra kararına itiraz edilebilir mi?

    Evet, tehiri icra kararına karşı alacaklı, istinaf yoluna başvurabilmektedir. İstinaf başvurusu, kararın tebliğinden itibaren on gün içinde yapılmalıdır. Bölge Adliye Mahkemesi, tehiri icra kararını değerlendirerek kaldırabilmekte, değiştirebilmekte veya onaylayabilmektedir.

    Mehil vesikası ile tehiri icra arasındaki fark nedir?

    Mehil vesikası, borçlunun iflas talebi yerine tercih ettiği ve malvarığının yeterli olması halinde verilen bir belgedir. Tehiri icra ise, icra takibinin devam etmesi halinde borçlu için telafisi güç zararların doğacağı durumlarda verilen geçici bir koruma kararıdır. Mehil vesikası, borçlunun iflastan kurtulmasını sağlarken, tehiri icra borçluyu belirli bir süre koruma altına almaktadır.

    Tehiri icra kararı verildikten sonra ne olur?

    Tehiri icra kararı verildiğinde, icra müdürlüğüne bildirilmekte ve takip durdurulmakta veya ertelenmektedir. Karar, icra dosyasına işlenmekte ve haciz, satış gibi işlemler durdurulmaktadır. Tehiri icra süresi boyunca, alacaklı yeni işlem yaptıramamakta ve devam eden işlemler askıya alınmaktadır.

    Tehiri icra talebi reddedilirse ne yapılabilir?

    Tehiri icra talebinin reddi halinde, borçlu istinaf yoluna başvurabilmektedir. İstinaf başvurusu, ret kararının tebliğinden itibaren on gün içinde yapılmalıdır. Ayrıca borçlu, yeni delillerle yeniden tehiri icra talebinde bulunabilmektedir. Alternatif olarak, alacaklılarla uzlaşma veya yeniden yapılandırma yoluna gidilebilmektedir.

    İcra emrine itiraz süresi kaç gündür?

    İcra emrine itiraz süresi, tebliğden itibaren yedi gündür. Bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olup, kaçırılması halinde borçlu, itiraz hakkını kaybetmektedir. Sürenin son gününün tatil veya resmi mesai saatleri dışına denk gelmesi halinde, süre takip eden ilk iş günü mesai saati sonuna kadar uzatılmaktadır.

    Sonuç

    Tehiri icra, Türk icra hukuku sisteminin borçluyu koruyan en önemli mekanizmalarından birini oluşturmaktadır. İcra ve İflas Kanunu’nun 36 ila 50 nci maddeleri arasında kapsamlı bir şekilde düzenlenen bu kurum, borçlunun mağduriyet yaşamaması ve adil yargılanma hakkının korunması açısından kritik bir işlev üstlenmektedir. Özellikle gayrimenkul alım-satım işlemlerinde, ticari ilişkilerde ve kişisel borç-alacak durumlarında tehiri icra, hukuki güvenliğin sağlanmasına önemli katkılar sunmaktadır.

    Makale boyunca tehiri icra kavramının tanımı, şartları, süreci ve sonuçları ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Mehil vesikası, icra emrine itiraz ve derkenar talebi gibi bağlantılı konular da incelenmiştir. İİK madde 36, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49 ve 50 referans alınarak hazırlanan bu rehber, güncel yargıtay içtihatları ışığında kaleme alınmıştır.

    Borçlu olarak tehiri icra yoluna başvurmayı düşünen kişilerin, öncelikle durumlarını değerlendirmeleri ve bir avukattan profesyonel destek almaları önerilmektedir. Hukuki süreçlerin karmaşıklığı ve süre sınırlarının kritik önemi, profesyonel yardımın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Unutulmamalıdır ki, doğru zamanda yapılan başvuru, telafisi güç sonuçların önlenmesini sağlamaktadır.

    Son olarak, tehiri icra mekanizmasının kötüye kullanılması halinde, alacaklıların mağduriyet yaşamaması için yargıtay tarafından çeşitli içtihatlar geliştirilmiştir. Borçlunun, tehiri icra talebini sunarken samimi ve inandırıcı delillerle desteklemesi, hem hukuka uygunluk hem de etkinlik açısından büyük önem taşımaktadır. Adaletli bir yargılama, hem alacaklının hem de borçlunun haklarının korunmasını gerektirmekte olup, tehiri icra bu dengenin sağlanmasında kritik bir rol üstlenmektedir.

    Yazar: AvukatOfisi Editoryal Ekibi

    Kaynaklar:

  • İcra ve İflas Kanunu (İİK) madde 36, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50
  • https://www.mevzuat.gov.tr
  • https://www.barobirlik.org.tr
  • AVUKATI ARA