Sulh Hukuk Mahkemesi Görevleri 2026: Kapsamlı Hukuki Rehber

Sulh hukuk mahkemesi görevleri, Türk yargı sisteminde önemli bir yer tutan ve geniş bir uyuşmazlık yelpazesine bakan mahkemelerin yetki alanını kapsamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 108 ila 117. maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenen sulh hukuk mahkemeleri, özellikle hızlı sonuçlanması gereken davalar ve belirli özel konularda görev yapmaktadır.

Makale İçeriği

Bu makalede sulh hukuk mahkemelerinin ne olduğu, hangi davalara baktığı, nasıl kurulduğu, dava açma süreci, yargılama usulü ve kararlara karşı başvuru yolları kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır. Sulh hukuk mahkemesi hakkında bilmeniz gereken tüm detaylar bu rehberde yer almaktadır.

1. Sulh Hukuk Mahkemesi Nedir?

Sulh hukuk mahkemesi, Türk yargı sisteminde önemli bir role sahip olan ve genellikle daha hızlı sonuçlanan davalara bakan bir ilk derece mahkemesidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 108 ila 117. maddelerinde düzenlenen sulh hukuk mahkemeleri, özellikle nispeten düşük değerli uyuşmazlıkları ve belirli özel konuları çözüme kavuşturmakla görevlidir.

Sulh hukuk mahkemeleri, adliye bünyesinde kurulan ve tek hâkim ile görev yapan mahkemelerdir. Bu mahkemeler, klasik hukuk anlayışındaki “sulh” kavramından hareketle, tarafların anlaşması ve uzlaşması teşvik ederek hukuki uyuşmazlıkları çözüme kavuşturmayı amaçlamaktadır. Ancak bu, mahkemenin sadece uzlaştırma işlevi gördüğü anlamına gelmez; sulh hukuk mahkemeleri, gerekli durumlarda ret veya kabul kararları da verebilmektedir.

Türkiye’de sulh hukuk mahkemeleri, adliye merkezlerinde ve bazı ilçelerde şube olarak faaliyet göstermektedir. Her sulh hukuk mahkemesi, bir hâkim ve yeterli sayıda personel ile hizmet vermektedir. Bu mahkemelerin coğrafi yetkisi, bulundukları il veya ilçe ile sınırlıdır.

Avukat  Mütemadi Suç (2026)

Sulh hukuk mahkemelerinin temel özellikleri şunlardır:

Bu özellikler, vatandaşların hukuki sorunlarını daha kolay ve ekonomik şekilde çözmelerine olanak tanımaktadır.

2. Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görevleri ve Yetkileri

2.1. Genel Görev Alanı

6100 sayılı HMK’nın 108. maddesi, sulh hukuk mahkemelerinin genel görev alanını belirlemiştir. Buna göre sulh hukuk mahkemeleri, kanunla başka bir mahkemeye yetki verilmeyen davalara bakmakla görevlidir. Bu genel yetki kuralının yanı sıra, kanun belirli davaları açıkça sulh hukuk mahkemelerinin görevine vermiştir.

Sulh hukuk mahkemelerinin görevleri iki ana kategoride incelenebilir:

2.2. Özel Görev Alanındaki Davalar

HMK’nın 109. maddesi, sulh hukuk mahkemelerinin özel görev alanına giren davaları saymıştır. Bu davalar şunlardır:

Kiralananın Tahliyesi Davaları: 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 299 ve devamı maddelerinde düzenlenen kiralananın tahliyesi taleplerine sulh hukuk mahkemeleri bakar. Bu davalar, kiracının kira sözleşmesine aykırı davranması, sürenin dolması veya diğer yasal tahliye nedenlerinin gerçekleşmesi halinde açılır.

Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan Kaynaklanan Uyuşmazlıklar: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan doğan uyuşmazlıklar, sulh hukuk mahkemelerinin görev alanındadır. Bu kapsamda kat malikleri arasındaki pay, kullanım, bakım-onarım ve aidat gibi konulardan kaynaklanan davalar yer alır.

Çekişmesiz Yargı İşleri: HMK’nın 113. maddesinde sayılan çekişmesiz yargı işleri de sulh hukuk mahkemelerinin görevindedir. Bu işler, bir uyuşmazlık bulunmayıp sadece hâkimin onayı veya izni gerektiren işlerdir.

3. Sulh Hukuk Mahkemesi Görülen Dava ve İşler

3.1. Tahliye Davaları

Sulh hukuk mahkemelerinin en sık baktığı davalardan biri tahliye davalarıdır. Tahliye davaları, kiraya verenin kiracıyı kiralanan gayrimenkulden çıkarmak istemesi halinde açtığı davalardır. Bu davaların sulh hukuk mahkemesinde görülmesinin nedeni, genellikle hızlı çözüm gerektirmeleridir.

Tahliye davalarında hâkim, öncelikle tarafları dinler ve delilleri değerlendirir. Kira sözleşmesi, ödeme makbuzları, ihtar belgeleri ve tanık ifadeleri en önemli deliller arasındadır. Hâkim, davayı kabul ederse tahliye kararı verir. Bu karar, icra yoluyla yerine getirilir.

Tahliye davalarının türleri şunlardır:

3.2. Ortaklığın Giderilmesi Davaları

Ortaklığın giderilmesi, birden fazla kişinin mülkiyetinde olan bir malın ortadan kaldırılması amacıyla açılan davadır. HMK’nın 109/1-a maddesi uyarınca, ortaklığın giderilmesi davaları sulh hukuk mahkemelerinin görevindedir.

Bu dava türünde hâkim, öncelikle tarafları dinleyerek ortaklığın giderilmesi yöntemini belirler. Ortaklığın giderilmesi için üç yöntem kullanılabilir:

Türkiye’de uygulamada en sık karşılaşılan yöntem, malın açık artırma ile satışı ve bedelinin paylaştırılmasıdır. Bu yöntem, özellikle taşınmazlarda tercih edilmektedir.

3.3. Kadastro Davaları ve Kadastro Tespitine İtiraz

Kadastro işlemleri sonucunda oluşturulan kadastro tutanaklarına karşı açılan davalar da sulh hukuk mahkemelerinin görevindedir. Kadastro davaları, tapu sicilinin düzeltilmesi veya kadastro tespitinin iptali amacıyla açılır.

Avukat  Hasarsızlık İndirimi ve Mini Onarım (2026)

Kadastro davalarında hâkim, kadastro sırasında yapılan ölçüm ve tespitleri, başvuru belgelerini ve tanık ifadelerini değerlendirir. Mahkeme, gerekli gördüğü takdirde bilirkişi incelemesi yaptırabilir.

3.4. Vasi Tayini ve Vesayet İşleri

Sulh hukuk mahkemeleri, vasilik ve vesayet işlemlerini de yürütmektedir. Kendisine yasal temsilci atanması gereken kişiler için sulh hukuk mahkemesine başvurulur. Hâkim, gerekli incelemeleri yaparak vasi veya kayyım atanmasına karar verir.

Vesayet işleri şunları kapsar:

3.5. Miras ve Veraset İşleri

Miras davaları da sulh hukuk mahkemelerinin görev alanındadır. Mirasta saklı pay, mirastan feragat, mirasın reddi ve vasiyetname ile ilgili uyuşmazlıklar bu kapsamda değerlendirilir.

Sulh hukuk mahkemeleri, miras paylaşımı uyuşmazlıklarında tarafların haklarını koruyarak adil bir paylaşım yapılmasını sağlar. Hâkim, miras bırakanın iradesini ve yasal düzenlemeleri göz önünde bulundurarak karar verir.

4. Sulh Hukuk Mahkemesi Nasıl Kurulur?

4.1. Kuruluş Usulü

Sulh hukuk mahkemeleri, Adalet Bakanlığı’nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla kurulur. Her sulh hukuk mahkemesi, bir hâkim ve yeterli sayıda zabıt kâtibi ve diğer personelden oluşur. Mahkemeler, genellikle adliye binası içinde hizmet verir.

Türkiye’de sulh hukuk mahkemelerinin dağılımı, illerin ve ilçelerin nüfusuna, dava sayısına ve adli ihtiyaçlara göre belirlenir. Büyükşehirlerde birden fazla sulh hukuk mahkemesi bulunabilirken, küçük ilçelerde sulh hukuk mahkemesi bulunmayabilir ve bu durumda Asliye Hukuk Mahkemesi görev üstlenir.

4.2. Hâkimlik Müessesesi

Sulh hukuk mahkemelerinde görev yapan hâkimler, ehliyet ve liyakat şartlarını taşıyan adli yargı hâkimleridir. Hâkimler, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’na göre atanır ve mesleki güvence altındadır.

Sulh hukuk mahkemesi hâkimlerinin temel nitelikleri şunlardır:

4.3. Yargı Çevresi

Sulh hukuk mahkemelerinin yargı çevresi, kuruluş kararnamesiyle belirlenir. Yargı çevresi, mahkemenin hangi coğrafi alanda yetkili olduğunu gösterir. Genellikle bir il veya ilçe yargı çevresi olarak belirlenir.

Yetkili sulh hukuk mahkemesi belirlenirken şu kurallar uygulanır:

5. Sulh Hukuk Mahkemesinde Dava Açmak

5.1. Dava Açma Koşulları

Sulh hukuk mahkemesinde dava açmak için belirli koşulların sağlanması gerekir. Öncelikle davanın sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girmesi gerekir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez.

Dava açma koşulları şunlardır:

5.2. Dava Dilekçesi Hazırlanması

Sulh hukuk mahkemesinde dava, bir dilekçe ile açılır. Dilekçede şu unsurlar bulunmalıdır:

Avukat  Adapazarı Avukat Numarası ile İletişime Geçmenin Yolları

5.3. Harç ve Gider Avansı

Dava açılırken mahkeme harcı ve gider avansı yatırılması gerekir. Harç miktarı, dava değeri üzerinden hesaplanır. Gider avansı ise tanık, bilirkişi ve keşif gibi yargılama giderleri için önceden yatırılan bir bedeldir.

5.4. Tebligat ve Davanın Açılması

Dava dilekçesi mahkemeye verildikten sonra, mahkeme zararı hazırlar ve davalıya tebliğ eder. Tebligat, davalıya davanın açıldığını ve belirli bir süre içinde cevap dilekçesi vermesi gerektiğini bildirir.

Davalı, tebligat tarihinden itibaren iki hafta içinde cevap dilekçesi vermelidir. Cevap dilekçesinde davalı, davacının iddialarına karşı savunmalarını sunar ve davanın reddini talep eder.

6. Sulh Hukuk Mahkemesi Yargılama Usulü

6.1. Basit Yargılama Usulü

Sulh hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. Bu usul, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 316 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Basit yargılama usulü, normal yargılama usulüne göre daha hızlı ve az formalitelidir.

Basit yargılama usulünün özellikleri:

6.2. Tensip İşlemleri

Davanın açılmasından sonra hâkim, tensip duruşması yapar. Tensip, davanın yürütülmesi için gerekli önlemlerin alınmasıdır. Tensip işlemleri şunları içerebilir:

6.3. Delillerin İncelelenmesi

Sulh hukuk mahkemelerinde deliller hâkim tarafından değerlendirilir. Geçerli delil türleri şunlardır:

7. Sulh Hukuk Mahkemesi Kararlarına Karşı Kanun Yolları

7.1. İstinaf Yolu

Sulh hukuk mahkemesi kararlarına karşı başvurulabilecek ilk kanun yolu istinaftır. İstinaf, Bölge Adliye Mahkemesi’ne (İstinaf Mahkemesi) yapılır. HMK’nın 341 ve devamı maddelerinde düzenlenen istinaf yolu, yerel mahkeme kararlarının hukuka uygunluğunun yeniden incelenmesini sağlar.

7.2. Temyiz Yolu

Sulh hukuk mahkemesi kararlarına karşı temyiz yolu, Yargıtay’a başvurmayı ifade eder. Temyiz, istinaf aşamasından geçen veya doğrudan temyiz edilebilen kararlar hakkında kullanılır.

7.3. Kararın Kesinleşmesi

Sulh hukuk mahkemesi kararları, kanun yollarına başvurulmadan veya başvuru sonucunda kesinleşir. Kesinleşen kararlar, icra edilebilir nitelik kazanır.

8. Sulh Hukuk Mahkemelerinde Emsal Kararlar ve Kanun Referansları

8.1. HMK Madde 108 – Görevli Mahkeme

HMK’nın 108. maddesi, sulh hukuk mahkemelerinin genel görev alanını belirler:

“Sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu davalar şunlardır: 1. Kanunla açıkça başka bir mahkemeye yetki verilmeyen davalar…”

8.2. HMK Madde 109 – Özel Görevli Davalar

HMK’nın 109. maddesi, sulh hukuk mahkemelerinin özel görevli olduğu davaları sayar. Bu davalar arasında kiralananın tahliyesi, ortaklığın giderilmesi, kadastro davaları ve çekişmesiz yargı işleri yer alır.

8.3. HMK Madde 110-117 – Çekişmesiz Yargı İşleri

HMK’nın 110 ila 117. maddeleri, sulh hukuk mahkemelerinin baktığı çekişmesiz yargı işlerini düzenler.

9. Sulh Hukuk Mahkemelerinin Avantajları

9.1. Hızlı Yargılama

Sulh hukuk mahkemelerinin en önemli avantajı hızlı yargılama sürecidir. Basit yargılama usulü sayesinde, davalar aylar içinde sonuçlanabilir.

9.2. Düşük Maliyet

Sulh hukuk mahkemelerinde yargılama giderleri, asliye hukuk mahkemelerine göre daha düşüktür.

9.3. Erişilebilirlik

Sulh hukuk mahkemeleri, hemen hemen her il ve ilçede bulunur. Bu durum, vatandaşların mahkemeye kolayca erişebilmesini sağlar.

10. Sıkça Sorulan Sorular

10.1. Sulh Hukuk Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi Arasındaki Fark Nedir?

Sulh hukuk mahkemesi ve asliye hukuk mahkemesi, her ikisi de genel mahkeme niteliğindedir. Ancak sulh hukuk mahkemeleri, belirli dava türlerine bakar ve basit yargılama usulünü uygular.

10.2. Sulh Hukuk Mahkemesinde Avukat Zorunlu mu?

Sulh hukuk mahkemelerinde avukat bulundurma zorunluluğu yoktur. Taraflar kendileri de davayı takip edebilir.

10.3. Sulh Hukuk Mahkemesi Kararları Ne Kadar Sürede Kesinleşir?

Sulh hukuk mahkemesi kararları, istinaf veya temyiz yoluna başvurulmazsa, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta sonra kesinleşir.

10.4. Sulh Hukuk Mahkemesinde Bakma Süresi Nedir?

Sulh hukuk mahkemelerinde genel zamanaşımı süresi on yıldır.

11. Sonuç

Sulh hukuk mahkemeleri, Türk yargı sisteminin önemli bir parçasıdır. Hızlı, ekonomik ve erişilebilir yargılama imkânı sunan bu mahkemeler, vatandaşların hukuki sorunlarını etkin şekilde çözmelerine yardımcı olmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 108-117. maddelerinde düzenlenen sulh hukuk mahkemelerinin görevleri, geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Yazar: AvukatOfisi Editoryal Ekibi

Harici Kaynaklar

AVUKATI ARA