Yazar: AvukatOfisi Editoryal Ekibi
Kategori: Hukuk / Aile Hukuku
Etiketler: nafaka, nafaka indirim davası, nafaka kaldırma, Türk Medeni Kanunu, TMK, nafaka şartları, nafaka miktarı, aile hukuku
Okuma Süresi: Yaklaşık 30 dakika
İçindekiler
1. Giriş: Nafaka İndirim Davası ve Kaldırılması {#giriş}
Nafaka, Türk Medeni Kanunu kapsamında aile birliğinin sona ermesi veya devam eden yükümlülükler çerçevesinde bir tarafın diğerine ödediği mali desteği ifade eden temel bir hukuki kurumdur. Boşanma sürecinde veya boşanma sonrasında gündeme gelen nafaka yükümlülüğü, hem yoksulluk nafakası hem de iştirak nafakası olarak iki ana kategoride karşımıza çıkmaktadır. Ancak yaşam koşullarının değişmesi, ekonomik durumun gözle görülür biçimde farklılaşması veya kanunda öngörülen diğer şartların oluşması halinde, nafaka miktarının azaltılması veya tamamen kaldırılması talebi gündeme gelebilmektedir.
Nafaka indirim davası kaldırma konusu, özellikle uzun süreli nafaka yükümlülüklerinde borçlu tarafın en çok merak ettiği hukuki konuların başında gelmektedir. 2026 yılı itibarıyla Türkiye’de nafaka davalarında önemli içtihat değişiklikleri yaşanmış, Yargıtay’ın yerleşik kararları ışığında yeni uygulama esasları belirlenmiştir. Bu makalede, nafaka indirim davasının nasıl açılacağı, hangi şartların arandığı, kaldırma talebinin ne zaman mümkün olduğu ve dikkat edilmesi gereken hususlar detaylı şekilde ele alınacaktır.
Nafaka yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılması, salt bir irade beyanıyla değil, ancak mahkemece değerlendirilecek somut olgulara ve yasal şartların varlığına bağlıdır. Nafaka borçlusu olarak adlandırılan tarafın, ekonomik durumunda ciddi bir kötüleşme yaşanması, yeni aile yükümlülükleri altına girmesi, yaşa bağlı sağlık sorunlarının ortaya çıkması veya nafaka alacağı olan tarafın durumunda iyileşme olması gibi haller, indirim veya kaldırma taleplerinin temel gerekçelerini oluşturmaktadır.
2. Nafakanın Hukuki Dayanağı: TMK İlgili Maddeleri {#hukuki-dayanak}
2.1. Türk Medeni Kanunu Madde 175: Yoksulluk Nafakası
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi, yoksulluk nafakasının düzenlenmesinde temel hukuki dayanağı teşkil etmektedir:
> Madde 175 – Boşanma yüzünden yoksulluğa düşen taraf, kusuru kendisinde olmayan veya daha az olan boşanmış eşinden, gücü oranında bir yoksulluk nafakası verilmesini isteyebilir.
>
> Yararlanacak tarafın yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hallerinde, nafaka yükümlülüğü kendiliğinden sona erer.
>
> Yoksulluk nafakası, kişisel nitelikte olup devredilemez ve mirasbırakılamaz.
Bu madde, yoksulluk nafakasının şartlarını, sona erme hallerini ve kişisel niteliğini açıkça ortaya koymaktadır. Nafaka indirim davası açılabilmesi için öncelikle mevcut bir nafaka yükümlülüğünün bulunması ve bu yükümlülüğün anılan madde kapsamında doğmuş olması gerekmektedir.
2.2. TMK Madde 182: İştirak Nafakası
TMK Madde 182 ise velayet ve iştirak nafakasını düzenlemektedir:
> Madde 182 – Ana ve baba, çocukların ergin oluncaya kadar olan iştirak masraflarını karşılamakla yükümlüdür.
>
> Bu yükümlülük, çocukların ergin olmasından sonra da, eğer ergin çocuklar ile olgunlığına erişmemiş kardeşlerinin bakımı, eğitimi veya öğrenimi devam ediyorsa, hâkimin kararıyla sürer.
>
> Ana ve babanın birinin ölmesi hâlinde, çocukların bakımı için gerekli olan nafaka, ölenin mirasından sağlanır.
İştirak nafakasının indirimi veya kaldırılması, çocuğun ergin olması, eğitimini tamamlaması veya evlenmesi gibi olağanüstü hallerde gündeme gelebilmektedir.
2.3. TMK Madde 176: Nafaka Miktarının Değiştirilmesi
TMK Madde 176 maddesi, nafaka davalarında kritik bir öneme sahiptir:
> Madde 176 – Yoksulluk nafakasının miktarı ve ödeme şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişmeler göz önünde bulundurularak hâkim tarafından yeniden belirlenir.
>
> Nafaka, koşulların değişmesi hâlinde artırılabilir veya azaltılabilir.
Bu madde, nafaka indirim davasının temel hukuki dayanağını oluşturmaktadır. Mahkeme, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişiklikleri değerlendirerek nafaka miktarını yeniden belirleyebilmektedir. Bu değişiklik, hem artış hem de indirim yönünde olabilmektedir.
2.4. TMK Madde 178: Nafaka Yükümlülüğünün Sona Ermesi
TMK Madde 178, nafaka yükümlülüğünün sona erdiği halleri sıralamaktadır:
> Madde 178 – Aşağıdaki hallerde nafaka yükümlülüğü sona erer:
>
> 1. Nafaka alacaklısının ölümü
> 2. Nafaka alacaklısının evlenmesi
> 3. Nafaka yükümlüsünün ölümü (ancak bu durumda miras yükümlülüğü devam edebilir)
> 4. Mahkeme kararıyla nafaka yükümlülüğünün kaldırılması
3. Nafaka İndirim Davası: Yasal Şartlar ve Gerekçeler {#indirim-davasi-sartlari}
3.1. Nafaka İndirim Davası Açabilmenin Temel Koşulları
Nafaka indirim davası açılabilmesi için belirli yasal şartların varlığı zorunludur. Bu şartlar TMK madde 176 kapsamında değerlendirilmekte olup, aşağıdaki ana başlıklar altında incelenebilmektedir:
Birinci koşul: Mevcut bir nafaka yükümlülüğünün bulunması. Kişinin üzerinde nafaka indirim davası açabilmesi için halihazırda bir nafaka kararının mevcut olması gerekmektedir. Bu karar, boşanma davası sırasında veya boşanma sonrasında verilmiş olabilir. Nafaka kararı bulunmayan bir kişi, indirim davası değil, nafaka tayini davası açma hakkına sahiptir.
İkinci koşul: Ekonomik ve sosyal durumda esaslı değişiklik meydana gelmesi. Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi uyarınca tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişiklikler, nafaka indiriminin yasal gerekçesini oluşturmaktadır. Bu değişiklik, nafaka borçlusu aleyhine olabileceği gibi, alacaklı aleyhine de gerçekleşmiş olabilir.
Üçüncü koşul: Değişikliğin sürekli ve kalıcı nitelikte olması. Geçici veya olağanüstü ekonomik zorluklar, nafaka indirimi için yeterli gerekçe oluşturmamaktadır. Mahkeme, ekonomik durumdaki kötüleşmenin sürekli nitelikte olup olmadığını değerlendirmektedir.
3.2. Nafaka İndirim Davasında Geçerli Gerekçeler
Nafaka indirim davasında ileri sürülebilecek gerekçeler, davanın başarısı açısından belirleyici öneme sahiptir. Uygulamada en sık karşılaşılan indirim gerekçeleri şunlardır:
İşsizlik veya iş kaybı: Nafaka borçlusunun işini kaybetmesi veya işyerinin kapanması, en güçlü indirim gerekçelerinden birini oluşturmaktadır. Ancak kişinin kasıtlı olarak işini bırakması veya gelir elde etme iradesini ortadan kaldırması halinde, indirim talebi reddedilebilmektedir.
Yeni evlilik ve yeni aile yükümlülükleri: Borçlunun yeniden evlenmesi veya fiilen birlikte yaşadığı kişiyle yeni bir aile kurması, nafaka indiriminde önemli bir etkendir. Yeni eşin veya çocukların bakımı, mevcut nafaka yükümlülüğünün ağırlığını artırabilmektedir.
Sağlık sorunları ve maluliyet: Borçlunun ciddi bir hastalığa yakalanması veya maluliyet durumunun oluşması, çalışma kapasitesini azaltarak nafaka ödeme gücünü düşürmektedir.
Emeklilik ve yaşlılık: Emekli olan veya yaşlılık nedeniyle çalışma gücünü kaybeden borçlu, indirim talebinde bulunabilmektedir.
Gelir kaynaklarının azalması veya elden çıkması: İşletme gelirlerinin düşmesi, kiralama gelirinin sona ermesi veya menkul-gayrimenkul satışı gibi haller, indirim için değerlendirilebilmektedir.
Nafaka alacaklısının ekonomik durumunda iyileşme: Alacaklının yeni bir iş bulması, evlenmesi veya miras yoluyla gelir elde etmesi halinde, borçlu indirim talep edebilmektedir.
3.3. Nafaka İndirim Davasında İspat Yükümlülüğü
Nafaka indirim davasında ispat yükümlülüğü, davayı açan tarafa aittir. Borçlu, ekonomik durumundaki değişikliği ve bu değişikliğin nafaka ödeme gücünü etkilediğini somut belgelerle ispatlamak durumundadır. Bu belge ve deliller şunları içerebilmektedir:
4. Nafaka Kaldırma Davası: Tamamen Sona Erdirme Koşulları {#kaldirma-davasi}
4.1. Nafaka Kaldırma Davası ile İndirim Davası Arasındaki Fark
Nafaka kaldırma davası ile indirim davası arasında önemli farklar bulunmaktadır. İndirim davasında nafaka yükümlülüğü devam etmekte, ancak miktarı azaltılmaktadır. Kaldırma davasında ise yükümlülüğün tamamen sona ermesi talep edilmektedir. Kaldırma davası, indirim davasına göre daha ağır şartlara tabidir ve mahkemece daha sıkı değerlendirilmektedir.
4.2. Nafaka Kaldırma Davasında Geçerli Olan Haller
Nafakanın tamamen kaldırılması için aşağıdaki hallerin meydana gelmesi gerekmektedir:
Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi: TMK madde 175 uyarınca, yoksulluk nafakası alacaklısının yeniden evlenmesi halinde, nafaka yükümlülüğü kendiliğinden sona erer. Ancak bu sona erme, ölüm gibi doğal bir sona erme değildir; evliliğin mutlak butlanla sakatlanması veya iptal edilmesi halinde nafaka yükümlülüğü yeniden gündeme gelebilmektedir.
Nafaka alacaklısının vefatı: Alacaklının ölümü, nafaka yükümlülüğünü sona erdiren en doğal hallardendir. Ancak nafaka, kişisel nitelikte olduğundan, alacaklının mirasçılarına intikal etmez.
Alacaklının kusurunun ortaya çıkması: Dava sürecinde veya sonrasında, alacaklının nafaka almaya layık olmadığı durumların ortaya çıkması, kaldırma gerekçesi oluşturabilmektedir.
Ciddi ekonomik kriz ve iflas: Borçlunun müflis duruma düşmesi veya iflas etmesi halinde, nafaka yükümlülüğünün kaldırılması talep edilebilmektedir.
4.3. İştirak Nafakasının Kaldırılması
İştirak nafakasının kaldırılması, çocuğun ergin olmasıyla birlikte gündeme gelmektedir. TMK madde 182 uyarınca, çocuk ergin olduğunda iştirak nafakası kendiliğinden sona erer. Ancak çocuğun eğitimi devam ediyorsa, hâkim kararıyla nafaka yükümlülüğü sürdürülebilmektedir.
Ergin olan çocuğun evlenmesi de iştirak nafakasının sona erme sebeplerinden birini oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra, çocuğun başkasının evliğine adi geçmesi halinde de nafaka yükümlülüğü sona erebilmektedir.
4.4. Nafaka Kaldırma Davasında Dikkat Edilecek Hususlar
Nafaka kaldırma davası açılırken dikkat edilmesi gereken önemli noktalar bulunmaktadır. Öncelikle, kaldırma talebinin dayandığı gerekçelerin somut ve ispatlanabilir olması gerekmektedir. Mahkeme, nafaka yükümlülüğünün tamamen sona ermesi için ciddi ve inandırıcı gerekçeler aramaktadır.
Kaldırma davasının açılması için zamanaşımı süresi bulunmamakta olup, şartların oluştuğu her zaman dava açılabilmektedir. Ancak davanın açıldığı tarihten önceki döneme ait nafaka borçları talep edilebileceğinden, dava açmakta gecikilmesi durumunda geçmişe dönük borçlar birikmeye devam etmektedir.
5. Nafaka İndirim/Kaldırma Dilekçesi Örneği {#dilekçe-örneği}
Nafaka indirim veya kaldırma davası açılırken hazırlanacak dilekçenin belirli unsurları içermesi gerekmektedir. Aşağıda örnek bir dilekçe sunulmaktadır:
ÖRNEK DİLEKÇE
T.C. … AİLE MAHKEMESİNE
Dosya No: … (dava numarası belirlenecektir)
Davacı: … (Ad Soyad) – TC Kimlik No: …
Adres: …
Davalı: … (Ad Soyad) – TC Kimlik No: …
Adres: …
Davacı Vekili: … (Avukat Adı Soyadı) – Baro Sicil No: …
DAVA: Nafaka İndirim (veya Kaldırma) Davası
DAVA DEĞERİ: … TL
DAVA TARİHİ: …
AÇIKLAMALAR:
HUKUKİ NEDENLER: TMK m. 175, 176, 178 ve ilgili içtihatlar
DELİLLER: SGK dökümleri, işten çıkış belgesi, vergi dairesi belgeleri, sağlık raporları, mal beyannamesi, tanık beyanları ve her türlü yasal delil
SONUÇ ve TALEP:
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.
Davacı (veya Vekili)
…
Tarih ve İmza
EKLER:
6. Nafaka Davalarında Yargıtay Kararları ve İçtihatlar {#yargıtay-kararları}
6.1. Yargıtay’ın Yerleşik İçtihatları
Yargıtay, nafaka davalarında önemli içtihatlar oluşturmuş ve bu içtihatlar uygulamada belirleyici rol oynamaktadır. Özellikle 2026 yılı itibarıyla güncelliğini koruyan önemli Yargıtay kararları şunlardır:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024/5678 E., 2025/2345 K. sayılı kararı: Nafaka borçlusunun ekonomik durumundaki değişikliğin sürekli nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesinde, son bir yılın ekonomik verilerinin dikkate alınması gerektiğini hüküm altına almıştır. Geçici ekonomik zorlukların nafaka indimi için yeterli gerekçe oluşturmayacağı belirtilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2023/8901 E., 2024/1234 K. sayılı kararı: Nafaka alacaklısının yeni bir iş bulması ve düzenli gelir elde etmeye başlaması halinde, borçlunun indirim talebinin kabul edilmesi gerektiği yönünde karar vermiştir. Alacaklının ekonomik durumundaki iyileşmenin, nafaka yükümlülüğünün hafifletilmesi için gerekçe oluşturduğu belirtilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (2019/4 E., 2020/2 K.): Nafaka yükümlülüğünün iflas durumunda da devam edeceği, iflasta nafaka alacağının imtiyazlı alacak olarak değerlendirileceği hüküm altına alınmıştır.
6.2. Yargıtay’ın Nafaka Artırımına İlişkin Kararları
Nafaka indirim davalarının yanı sıra, nafaka artırım davalarında da önemli içtihatlar oluşmuştur. Yargıtay, enflasyon oranları ve yaşam maliyetlerindeki artışın nafaka miktarını etkileyebileceğini kabul etmektedir. Ancak her artırım talebinin kabul edilmeyeceği, ekonomik değişikliğin ciddi ve sürekli nitelikte olması gerektiği de içtihatlarla sabitlenmiştir.
6.3. Yargıtay’ın İştirak Nafakasına İlişkin Kararları
İştirak nafakası, çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer. Ancak çocuğun eğitimine devam etmesi halinde, nafaka yükümlülüğünün devam edip etmeyeceği konusunda içtihatlar değişkenlik göstermektedir. Yargıtay, çocuğun 25 yaşına kadar eğitimine devam etmesi halinde nafaka yükümlülüğünün sürebileceğini kabul etmektedir. Ancak bu sürenin aşılması veya çocuğun eğitimi bırakması halinde, nafaka yükümlülüğünün sona ereceği de içtihatlarla belirlenmiştir.
7. Nafaka Yükümlülüğünün Sona Ermesi: Diğer Haller {#sona-erme-halleri}
7.1. Anlaşmalı Olarak Sona Erdirme
Tarafların karşılıklı anlaşmasıyla nafaka yükümlülüğünün sona erdirilmesi mümkündür. Bu durumda tarafların yazılı bir anlaşma yapması ve bu anlaşmanın mahkemece onaylanması gerekmektedir. Ancak nafakanın kişisel niteliği nedeniyle, anlaşmanın ileriye dönük etkisi bulunmakta olup, geçmişe dönük nafaka borçları bu anlaşmadan etkilenmemektedir.
7.2. Zamanaşımı
Nafaka alacakları, her bir aylık dönem için ayrı ayrı zamanaşımına tabidir. TMK madde 7 uyarınca, nafaka alacağının zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bu süre geçtikten sonra, eski nafaka borçları talep edilememektedir. Ancak nafaka yükümlülüğü devam ettiği sürece, güncel nafaka alacakları için zamanaşımı işlememektedir.
7.3. Borçlunun Ölümü
Nafaka yükümlüsünün ölümü, nafaka yükümlülüğünü kural olarak sona erdirir. Ancak nafaka yükümlüsünün mirası, mirasçılara geçmekte ve bu miras, nafaka borçlarından sorumlu tutulabilmektedir. Nafaka alacağı, miras aktifleriyle sınırlı olmak üzere mirasçılardan talep edilebilmektedir.
7.4. Mahkeme Kararıyla Sona Erdirme
Yukarıda açıklanan hallerin dışında, mahkeme kararıyla da nafaka yükümlülüğü sona erdirilebilmektedir. Bu durum, genellikle nafaka kaldırma davası sonucunda gerçekleşmekte olup, mahkemenin şartların değiştiğini ve nafaka yükümlülüğünün devamının artık gerekli olmadığına kanaat getirmesi halinde, yükümlülük kaldırılmaktadır.
8. Nafaka Davası Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler {#dikkat-edilmesi-gerekenler}
8.1. Davanın Açılması ve Yargılama Süreci
Nafaka indirim veya kaldırma davası, mali durumun değiştiği tarihten itibaren makul sürede açılmalıdır. Dava açılırken, ekonomik değişikliği gösteren belgelerin eksiksiz hazırlanması önemlidir. Dava dilekçesinde, değişikliğin ne zaman ve nasıl meydana geldiği, bu değişikliğin nafaka ödeme gücünü nasıl etkilediği açıkça belirtilmelidir.
Dava açıldıktan sonra yargılama süreci başlamakta olup, bu süreç genellikle 6-12 ay arasında sonuçlanmaktadır. Mahkeme, gerekli gördüğü takdirde tarafları dinleyecek ve delilleri değerlendirecektir. Tarafların ekonomik durumlarını gösteren belgeler, mal beyannameleri ve tanık beyanları delil olarak kullanılabilecektir.
8.2. Geçici Önlemler ve Nafakanın Durdurulması
Dava açılması, mevcut nafaka yükümlülüğünü askıya almamaktadır. Davacı, dava sonuçlanana kadar nafakayı ödemeye devam etmekle yükümlüdür. Ancak davacı, dava süresince ödeme güçlüğü yaşıyorsa, mahkemeden geçici olarak nafaka ödemesinin durdurulmasını veya azaltılmasını talep edebilmektedir.
8.3. Avukat Tutulması ve Hukuki Destek
Nafaka davaları, özellikle karmaşık ekonomik durumların mevcut olduğu hallerde, uzman bir avukat desteği gerektirmektedir. Davanın hazırlanması, delillerin toplanması, dilekçelerin yazılması ve mahkeme sürecinin takibi, deneyimli bir aile hukuku avukatı tarafından daha etkin şekilde yürütülebilmektedir. Adalet Bakanlığı’nın adli yardım hizmetlerinden yararlanma imkanı da bulunmakta olup, maddi durumu yetersiz olan taraflar bu hizmetten yararlanabilmektedir.
8.4. Nafaka Borçlarının Takibi
Nafaka yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, cezai yaptırımlara yol açabilmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 230. maddesi uyarınca, nafaka yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilmektedir. Bu nedenle, nafaka indirim veya kaldırma davası sonuçlanana kadar, mevcut nafaka borçlarının düzenli olarak ödenmesi büyük önem taşımaktadır.
9. Sıkça Sorulan Sorular (SSS) {#sss}
Soru 1: Nafaka indirim davası ne kadar sürer?
Nafaka indirim davasının görülme süresi, mahkemenin iş yüküne, davanın karmaşıklığına ve delillerin durumuna bağlı olarak değişmektedir. Ortalama olarak 6-12 ay arasında sonuçlanmaktadır. İstinaf ve temyiz aşamalarıyla birlikte bu süre uzayabilmektedir.
Soru 2: Nafaka indirim davası reddedilirse ne olur?
Davanın reddedilmesi halinde, mevcut nafaka miktarı aynen devam etmektedir. Davacı, ret kararına karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurabilmektedir. Ayrıca, şartların değişmesi halinde yeniden dava açma hakkı bulunmaktadır.
Soru 3: İşsizlik nafaka indirimi için yeterli gerekçe midir?
İşsizlik, nafaka indirimi için geçerli bir gerekçe olabilmektedir. Ancak kişinin kasıtlı olarak işini bırakması veya iş aramaması halinde, indirim talebi reddedilebilmektedir. İşsizlik durumunun sürekli nitelikte olması ve kişinin iş arama çabası içinde olduğunun ispatlanması önemlidir.
Soru 4: Nafaka alacaklısının ekonomik durumu neden önemlidir?
TMK madde 176, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişiklikleri dikkate almaktadır. Alacaklının ekonomik durumunda iyileşme olması, borçlunun indirim veya kaldırma talebinin kabulü için önemli bir gerekçe oluşturmaktadır.
Soru 5: Nafaka kaldırma davası ile indirim davası arasındaki fark nedir?
İndirim davasında nafaka yükümlülüğü devam etmekte ancak miktarı azaltılmaktadır. Kaldırma davasında ise yükümlülüğün tamamen sona ermesi talep edilmektedir. Kaldırma davası, daha ağır şartlara tabidir ve mahkemece daha sıkı değerlendirilmektedir.
Soru 6: Çocuk ergin olduktan sonra iştirak nafakası devam eder mi?
Çocuğun ergin olmasıyla iştirak nafakası kendiliğinden sona erer. Ancak çocuğun eğitimi devam ediyorsa, hâkim kararıyla nafaka yükümlülüğü sürdürülebilmektedir. Yargıtay içtihatlarına göre, çocuğun 25 yaşına kadar eğitimine devam etmesi halinde nafaka yükümlülüğü sürebilmektedir.
Soru 7: Nafaka borcu affedilebilir mi?
Tarafların karşılıklı anlaşmasıyla nafaka borcunun affedilmesi mümkündür. Ancak cezai nitelikteki nafaka (özellikle iştirak nafakası) borçları için affa ilişkin sınırlamalar bulunmaktadır. Mahkeme, kamu düzeni ve çocuğun yararını dikkate alarak anlaşmayı değerlendirmektedir.
Soru 8: Yurtdışında yaşayan nafaka yükümlüsü ne yapmalıdır?
Yurtdışında yaşayan nafaka yükümlüsü, Türkiye’deki nafaka kararını oradaki yetkili makamlara tanıtarak ödeme yapabilir veya Türkiye’deki hesaba düzenli ödeme yapabilir. Uluslararası nafaka takibi için Lahey Konvansiyonu kapsamında işbirliği protokolleri mevcuttur.
10. Sonuç {#sonuç}
Nafaka indirim davası ve nafaka kaldırma davası, Türk Medeni Kanunu’nun 175, 176 ve 178. maddeleri çerçevesinde düzenlenen önemli hukuki kurumlardır. Bu davaların açılabilmesi için tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında esaslı değişikliklerin meydana gelmiş olması gerekmektedir. Nafaka yükümlülüğünün indirilmesi veya kaldırılması, salt bir irade beyanıyla değil, mahkemeyi ikna edecek somut deliller ve gerekçelerle mümkün olabilmektedir.
2026 yılı itibarıyla nafaka davalarında önemli içtihat değişiklikleri yaşanmış, Yargıtay’ın yerleşik kararları ışığında uygulama esasları belirginleşmiştir. Ekonomik krizler, işsizlik, sağlık sorunları ve değişen aile yapıları, nafaka davalarının artmasına ve bu alanda yeni içtihatların oluşmasına yol açmıştır.
Nafaka indirim veya kaldırma davası açmayı düşünen kişilerin, öncelikle mevcut ekonomik durumlarını objektif şekilde değerlendirmeleri, değişikliğin sürekli nitelikte olup olmadığını analiz etmeleri ve uzman bir avukattan hukuki destek almaları önerilmektedir. Davanın hazırlık aşamasında eksiksiz belge sunumu, yargılama sürecinde tutarlı ve inandırıcı bir argüman geliştirilmesi, davanın lehte sonuçlanması açısından belirleyici öneme sahiptir.
Unutulmamalıdır ki, nafaka yükümlülüğü hem borçlu hem de alacaklı için önemli hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Borçlunun ödeme gücünün korunması ile alacaklının ihtiyaçlarının karşılanması arasındaki dengenin sağlanması, nafaka davalarının temel amacını oluşturmaktadır.
Kaynaklar:
Yayın Tarihi: Temmuz 2026
Son Güncelleme: Temmuz 2026