AvukatOfisi Ekibi

Ceza Hukuku

Tarih: 26-03-2025

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu; kişinin “bir yere gitmek” ya da “bir yerde kalmak” özgürlüğünden yoksun bırakılması halinde oluşan suça denir. Yani, sanık tarafından müştekinin serbestçe hareket etmesi engellenmektedir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun halk arasında adı “hürriyeti tahdit suçu” veya “insan kaçırmadır.” Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu TCK 109. maddede düzenlenmiştir. TCK 109’a göre “Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” Suçun manevi unsuru genel kasttır. Taksirle işlenemez. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, aşağıdaki iki seçimlik hareketten herhangi birinin işlenmesi ile meydana gelir:

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.109’da düzenlenmiştir. TCK’nın 110. maddesinde ise bu suçun işlenmesinin ardından etkin pişmanlık hali ortaya çıkması halini düzenlemiştir. Bu makalemizde, AvukatOfisi Ekibi olarak sizlere kişiyi hürriyetinden yoksun kılma  suçunu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma  suçunun özelliklerini, unsurlarını, cezasını, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma  suçunda görevli mahkemeyi, zamanaşımını, uzlaşmayı, şikayet süresini, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda adli para cezası, erteleme ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılması hususlarını açıklayacağız.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

Makale İçeriği

Toggle

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Nedir?

Kişi hürriyetinden yoksun kılma ya da genel kullanımı itibariyle hürriyeti tahdit suçunu tanımlayabilmek için öncelikle kişi hürriyetinden ne anlamamız gerektiğini ve sınırlarını belirlememiz gerekmektedir. Kişi hürriyeti TCK m.109’ un gerekçesinde de tanımlandığı üzere “kişilerin kendi arzusu ve serbest iradesi çerçevesinde hareket edebilme özgürlüğüdür.” Burada esas itibari ile bireyin kendi istek ve iradeler dışında herhangi bir yerde kalma ve kalmama özgürlükleri korunmaktadır. Kişi hürriyetinden yoksun kılma, fail tarafından mağdurun kendi arzu ve iradesi ile bir yere gitmesinin veya bir yerde kalmasının yani serbestçe hareket etmesinin engellenmesidir.

Kişi hürriyetine getirilen ve özgürlükten mahrumiyete sebep olan durumlar keyfi olmamalı, hukuk güvencesinde olmalıdır. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu, bir kimsenin “bir yere gitmek” veya “bir yerde kalmak” yönündeki serbest iradesini güvence altına alan bir suç tipidir. Bu bağlamda; TCK 109. maddede düzenlenen kişi hürriyetinden yoksun kılma suçu Türkiye’nin de imzaladığı ve tarafı olduğu AİHS’nin 5. maddesi  “Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır…”  ile uluslararası korumaya sahip iken Anayasamızın 19. maddesi “Herkes, kişi hürriyet ve güvenliğine sahiptir. şekil ve şartları kanunla düzenlenir.” ile iç hukukta güvence altına alınmıştır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu TCK 109. maddede düzenleme alanı bulmuştur. İlgili hüküm uyarınca;

TCK m.109

(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.(Asliye Ceza Mahkemesi)

(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(Asliye Ceza Mahkemesi)

(3) Bu suçun;

a) Silahla,

b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,

f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır. (Asliye Ceza Mahkemesi)

(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma SuçuTCK 109

Kanun Maddesi5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 109

ŞikayetŞikâyete tabi değildir. Resen soruşturulur.

Zamanaşımı8 yıl.

Tutuklama ve Adli KontrolTutuklama ve adli kontrol kararı verilebilir.

UzlaşmaUzlaşmaya tabi değildir.

Etkin PişmanlıkEtkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir.

İndirimŞartları varsa 62 indirimi uygulanabilir.

Memurluğa EtkiBu suç memuriyete engel değildir. Ceza 1 yıldan fazla olursa engel olabilir.

Görevli MahkemeAsliye Ceza Mahkemesidir.

kisiyi hurriyetinden yoksun kilma sucu nedir

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Şartları Nelerdir?

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun şartları, bir kimseyi, hukuka aykırı olarak, bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden, yoksun bırakmaktır. Türk Ceza Kanunu’nda yer alan tanıma göre suç; bir kimsenin hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakılmasıyla oluşmaktadır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere bu suçun oluşabilmesi için 2 şart mevcut olmalıdır.

TCK 109. maddesinin gerekçesinde, “bir kimsenin hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakılmasıyla suçun oluşacağı” belirtildikten sonra, kişinin bir yere kapatılması, bir yerde tutulması, bir yere götürülmesi veya gitmesine izin verilmemesi fiilleri örnek olarak gösterilmiştir. Suçun oluşması açısından kişinin hareket serbestîsinin tamamen ortadan kaldırılmasına gerek yoktur. Bir kimsenin “hareket serbestîsinin sınırlanması suçun oluşabilmesi için yeterlidir. Örneğin bir kimsenin elini kolunu bağlamak bu suça vücut verecektir.

Madde gerekçesinde açıklandığı üzere hukuka aykırı olarak ibaresi, hukukun izin vermediği durumları ifade eder. Bu durumda ilk incelenmesi gereken söz konusu olay bakımından genel olarak hukuka uygunluk nedenlerinden birinin mevcut olup olmadığıdır. TCK bakımından düzenlenen genel hukuka uygunluk nedenleri sayılmış olup bunlar; kanun hükmünü yerine getirme (TCK md. 24/1), meşru savunma (TCK md. 25/1), hakkın kullanılması (TCK md. 26/1) ve ilgilinin rızasıdır (TCK md. 26/2).

Buna göre hukuka uygunluk nedenlerinden TCK md. 24 ‘de bahsi geçen görevin ifası için kanun hükmünü yerine getirme ve amirin emri halleri mevcut ise hukuka aykırılık şartı gerçekleşmemiştir.  Örneğin; bir suça ilişkin soruşturma kapsamında suç şüphesi altında bulunan kişinin hukuka uygun olarak tutulması, gözaltına alınması veya tutuklanması hâllerinde bu suç oluşmayacaktır. Günümüzde buna verilebilecek en güncel örnek ise kendisine Covid-19 hastalığı teşhisi konulan kişinin karantina altına alınması ve hareket edebilme hürriyetinden yoksun bırakılmasıdır. Bu karara aykırı hareket edildiğinde yani karantina alanının dışına çıkıldığında kişi yaptırıma tabi tutulmaktadır. Karantina altına alınma sürecindeki resmi işlemler, yasal prosedür çerçevesinde gerçekleşmiş ise hukuka uygunluk nedeninin varlığından söz edileceği için bu suç gerçekleşmez.

Ancak yaş küçüklüğü durumunda rızanın failin ceza sorumluluğunu ortadan kaldırıp kaldırmayacağı her olayın özelliğine göre değerlendirilip belirlenmelidir. Küçük yaştaki çocuğun ailesini evde bulamadığı için komşularına gitmesi örneğinde olduğu gibi kişinin meşru bir amaçla hareket ettiği durumlarda yaşı küçük çocuğun rızası geçerli olacakken; kişinin haksızlık bilinciyle hareket ettiği ve küçüğün rızasının kanuna, adaba veya genel ahlak kurallarına aykırı olduğu hallerde bu rıza geçerli olmayacaktır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) – CMK 231

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Unsurları

İlgili Makale: İnterpol Kırmızı Bülten

kisiyi hurriyetinden yoksun kilma sucu cezasi

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Cezası Nedir?

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu esas olarak 6 paragraf halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 109. Maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmünün 1. Fıkrasında Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu işleyen kişinin 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı belirlenmiştir. Diğer fıkralarında ise cezanın artırılmasına sebep olacak unsurlar belirtilmiştir. TCK’nın 110. Maddesinde ise Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işleyen kişi bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirileceği belirtilmiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu cezası şu şekildedir:

TCK md.109/2 ‘de hürriyetten yoksun bırakma suçunun meydana gelebilmesi için cebir, tehdit veya hile kullanılması durumunu cezanın arttırılmasını gerektiren hal olarak düzenlemiştir. Bu nitelikli halde cebir ve tehdit kullanılması kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmayı nitelikli hale getiren unsurlar ile bir bileşik suç olarak düzenlenmiştir. Nitelikli halin oluşması için cebir, tehdit veya hile “fiili işlemek için ya da işlediği sırada” kullanılmış olmalıdır. Failin suçun icra hareketlerine başlamış olması ile haksızlık niteliği kazanır. Mağdurun iradesine uygun olarak hareket etmesinin kısıtlanması ile hürriyetten yoksun bırakma suçu tamamlanır; Mağdurun hareket serbestîsini tamamen kazandığı anda ise biter. Fail bu süreçte yani icra hareketlerine başladığı andan suçun bitmesine kadar geçen süre içerisinde cebir, tehdit veya hile kullanırsa TCK’nın 109/2. Maddesi uyarınca nitelikli hal gerçekleşir. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu cebir, tehdit veya hile ile işlenirse faile, TCK’nın madde 109/2 hükmü uyarınca 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası verilir.

Suçun silahla işlenmesinin nitelikli hal olarak düzenlenmesinin sebebi fiilin daha kolay işlenmesini sağlaması ve mağdurun direncini kırmasıdır. Ayrıca suçun işlenmesinde kullanılan silah faile cesaret vermekte bu sayede  mağdurda ciddi bir korku yaratarak fiilin icrasını kolaylaştırmaktadır. Örneğin, tabancanın gösterilmesi, nitelikli unsurun uygulanması bakımından yeterlidir. Bu nedenle suçun silahla işlenmesi halinde suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2’daki nitelikli şeklinin cezası bir kat arttırılır. Burada Silah teriminin ne anlama geldiğini açıklığa kavuşturmak gerekmektedir.  TCK md. 6’ da tanımı yapılmış olup Buna göre silah deyiminden; ateşli silahlar, patlayıcı maddeler, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet, saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler anlaşılmalıdır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere  kalem, tırnak makası, anne terliği dahi suçta elverişli bir şekilde kullanıldığında silah olarak kabul edilir.

TCK md. 109/3-b uyarınca suçun “birden fazla kişi tarafından birlikte” işlenmesi, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hali olarak düzenlenmiştir. Mağdurun iç huzuruna daha ağır zarar vermesi ve bu sayede suçun işlenmesini kolaylaştırması nedeniyle nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Madde metninde  yer alan ‘birlikte’ kavramından anlamamız gereken birden fazla bu suçu işlerken beraber hareket etmeleridir. Birden çok kişinin suçun işlenmesinden önce aralarında anlaşmış olmasına gerek yoktur. Fiili gerçekleştirirken birlikte hareket etmeleri yani müşterek faillik statüsü içinde suçun icrasına katılmış olmaları yeterlidir.

TCK md. 109/3-c’  ye göre kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kişinin yerine getirdiği  kamu görevi nedeniyle işlenmesi durumunda cezayı artıran nitelikli hal gündeme gelecektir. Mağdurun sadece kamu görevlisi olması, bu nitelikli halin uygulanması için yeterli değildir. Aynı zamanda suçun mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi gerekir. Kamu görevi sona ermiş olsa da kişi kamu görevinin gereklerine uygun davranması nedeniyle hürriyetinden yoksun kılınmış ise yine nitelikli halin oluşacağı kabul edilmiştir. TCK md. 6/1-c’ de kamu görevlisi şu şekilde tanımlanmıştır; kamu görevlisi “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi”dir. Madde gerekçesinde açıklandığı üzere kişinin kamu görevlisi sayılabilmesi için kamusal faaliyetin yürütülmesine katılması gerekmektedir. Dikkat etmek gerekir ki; fiil kamu görevlisine karşı, göreve dayanmayan herhangi bir sebeple işlenirse nitelikli hal değil kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ilk fıkrasında yer alan suçun temel şekline ilişkin cezanın uygulanması gerekmektedir.

Suçun kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi (TCK md. 109/3-d) halinde de suç için verilecek cezada bir artırıma gidilecektir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için failin hem kamu görevlisi olması hem de suçu kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle işlemiş olması gerekir. kamu görevlisinin görevini yerine getirirken başkalarını etkileyebilme, onlar üzerinde otorite kurma yetkisini kötüye kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma noktasında önemli kolaylıklar sağlayabilecek durumda olması nitelikli hal olarak düzenlenme sebebidir. Bu nitelikli halin oluşabilmesi için failin gerçekten kamu görevlisi olması gerekmekle birlikte gerçeğe aykırı bir şekilde kendisini kamu görevlisi olarak göstererek bir kimseyi hürriyetinden yoksun bırakan kişi de, fiili hileyle islemiş olduğu için 109/2. madde kapsamında sorumlu tutulacaktır.

TCK md. 109/3-e uyarınca Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun, üstsoy veya altsoydan birine ya da eşe karşı işlenmesi, suçun bir diğer nitelikli halini oluşturur. Bu nitelikli halin oluşma sebebi suçun yakın akrabalık ilişkisinden yararlanmak suretiyle işlenmesindeki kolaylıktan faydalanmadır. Burada üstsoy, altsoy ve eş kavramlarının tayini Türk Medeni Kanununa göre yapılmalıdır. Buna göre; TMK md. 17 hükmüne göre biri diğerinden gelen kişiler arasında altsoy-üstsoy hısımlığı mevcuttur. Bu bakımdan anne, baba, büyükanne, büyükbaba üstsoy hısımlığını oluştururken; çocuklar ve torunlar altsoy hısımlığı kapsamdadır. Suçun eşe karşı işlenmesi yani karı-kocadan birinin diğerini hürriyetinden yoksun kılması ile cezanın arttırılmasını gerektiren nitelikli hali oluşturmaktadır. Bu nitelikli hal bakımından fail ile mağdur arasında karı-koca ilişkisi sadece Medeni Kanun kapsamında değil aynı zamanda karı-koca arasındaki fiili duruma göre belirlenmelidir.

TCK md. 109/3-f kapsamında suçun diğer nitelikli halini ise kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma fiilinin, çocuğa karşı veya beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olan kişiye karsı işlenmesi oluşturmaktadır. Bu durum çocuklara ve bedenen veya ruhen kendini savunamayacak durumda bulunanlara karşı fiilin işlenmesindeki kolaylık nedeniyle nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Çocuk deyiminden, Türk Ceza Kanunu madde 6 uyarınca;  henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişi anlaşılmalıdır. İlk olarak 15 yaşından küçük çocukların rızası geçerli değildir. 15-18 yaş grubunda olan çocuklarda ise suçun oluşup oluşmadığı noktasında her somut olaya göre mahkeme tarafından değerlendirilip tayin edilmelidir. 15-18 yaş grubundaki çocuk rızasıyla faille birlikte gitmişse bu nitelikli hal oluşmaz. Rızası yoksa hürriyeti kısıtlama suçunun gerçekleşmesi noktasında bu artırıcı neden uygulanacaktır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ruhsal ya da bedensel açıdan güçsüzlüğü sebebiyle kendini koruyamayacak bir kimseye karşı işlenmesi durumunda da nitelikli hali uygulanarak cezasının artırılması gerekecektir. Bu durum, ağır hastalık hali, akıl zayıflığı, ruh hastalığı gibi nedenlerden veya yaşlılık hali nedeniyle ortaya çıkabilir. Bununla birlikte mağdurun kendini savunamayacak hale gelmesine kendisi sebep olmuş olsa dahi bu nitelikli hal uygulanacaktır. Bilinçli olarak sarhoş olan kişinin kendini savunamayacak hale geldiği noktada hürriyetinden yoksun bırakılması halinde yine de suçun nitelikli halinden cezaya hükmedilecektir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu cinsel amaçla işlenirse faile verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Bu nitelikli halin oluşabilmesi için failin fiili işlerken cinsel arzularını tatmin gayesiyle hareket etmesi gerekmektedir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şeklinin oluşması için genel kast yeterli iken bu nitelikli halin uygulanabilmesi için failin cinsel amaçla hareket etmesi yani kastın yanında bu saikin de bulunması gerekir. Bu cinsel amaç failin cinsel amaçla hareket etmiş olması yeterlidir yani amacını gerçekleştirmiş olması aranmamaktadır. Ayrıca mağdurun hareket edebilme imkânı, cinsel saldırı eylemine yetecek süreden daha fazla zaman boyunca sınırlanmalıdır.

Mağdurun evlenme maksatlı kaçırılması durumunda da bu nitelikli halin uygulanacağı doktrinde savunulmaktadır. Yargıtay’ın boşanmış olan veya boşanma aşamasında olup da evi terk etmiş olan kadının hürriyetinin eşi tarafından kısıtlanması durumunda da bu hükmü uyguladığına dair kararları bulunmaktadır. Yargıtay kararlarında da bahsedildiği üzere kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cinsel amaçla işlenmesi halinde on beş yaşından küçük mağdurun rızası dikkate alınmaz. Fakat, 15 yaşını bitirmiş çocuğun rızası suçun oluşup oluşmadığı noktasında her somut olaya göre mahkeme tarafından değerlendirilip tayin edilmelidir. Zira TCK m.104 hükmü uyarınca, cebir, tehdit ve hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunmak şikâyete bağlı bir suçtur.

TCK m.109/4 göre kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmaya yönelik fiil, mağduru hürriyetinden yoksun bırakmanın yanında, ayrıca onun ekonomik olarak önemli bir kayba uğramasına neden olursa suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hali oluşur. Bu hükmün uygulanabilmesi için, mağdurun ekonomik kaybının önemli miktarda olması gerekir Örneğin failin mağduru kaçırması nedeniyle ve bu kaçırmadan dolayı mağdur ekonomik bakımdan önemli kayba uğramalıdır. Çok önemli bir iş toplantısına katılmak üzere evinden çıkan mağdurun hürriyetinden yoksun bırakılması halinde iş anlaşmasını yapamaması dolayısıyla anlaşma sağlayacağı işi kaybetmesi durumunda hürriyetten yoksun kalmanın yanında önemli miktarda bir ekonomik kaybın oluştuğundan söz etmek mümkündür. Bu durumda madde hükmü uyarınca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu nedeniyle mağdurun ayrıca bir ekonomik kaybı varsa bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Hükmedilen bu adli para cezası mağdura değil devlete ödenir.

TCK m.109/6 kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi amacıyla gerçekleştirilen cebir fiili sonucu kasten yaralama suçunun aynı yasanın 87. Maddesindeki neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin mağdurda gerçekleşmesi durumunda TCK m.109/2 yanında ayrıca aynı yasanın 87. maddesi hükümleri de uygulanır. Burada fail, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma amacıyla hareket etmektedir, bu nedenle mağdura cebir kullanılmaktadır. Ancak bu cebir sonucu örneğin, mağdurun kolunun kırılması gibi TCK 87. Maddesi neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hallerinden biri gerçekleşmiş ise, bu durumda artık bu zorlama TCK m. 109/2 kapsamında değerlendirmeyecektir.

Failin, mağdura, hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemeye başladığından suçun bitmesine , mağdurun serbest kalmasına kadar geçen aşamada, yaptığı hareketler sonucu mağdurun TCK’ nın 86. maddesi kapsamında kalır şekilde yaralanması durumunda, fail hakkında TCK m. 109/2 uygulanacak, ayrıca 86. maddesi uyarınca ceza verilmeyecektir. Ancak failin, icra hareketlere başlamadan önce veya kesintinin sona ermesinden sonra veya mağdur dışındaki başka bir kimseye karşı yaralama suçunu işlemesi durumunda, her halde gerçek içtima hükümleri uygulanarak fail ayrıca yaralama suçundan da cezalandırılacaktır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda uzlaşma, şikayetten vazgeçme gibi ceza muhakemesi normları uygulanmamaktadır. Hakim suçun işleniş biçimi, suç işlemede kullanılan araçlar, zaman, yer gibi hususları dikkate alarak belirlediği temel cezada alt ve üst sınır arasında bir temel ceza belirler. Akabinde artırım nedenleri uygular ve sonrasında belirlenen cezada indirim hükümleri uygulanır. Şartları bulunuyorsa 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. Maddesinde yer alan indirim hükümleri uygulanabilir. Bunlar yaş küçüklüğü, iyi hal indirimi, içtima kuralları, akıl zayıflığı gibi sıralanabilir. Ayrıca TCK’nın 110. Maddesinde yer alan Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Etkin Pişmanlık hallerinde de faile verilecek ceza 2/3 oranında indirilir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu CezasıKanuni Dayanağı

TCK 109 Basit Hali Cezası1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun Teşebbüste KalmasıTCK m. 35’te yer alan teşebbüs hükümleri gereği verilecek cezada indirim yapılabilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda etkin pişmanlıkCezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun İhmali Davranışla İşlenmesiKişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kasten ve ihmali olarak işlenebilen bir suçtur.

kisiyi hurriyetinden yoksun kilma sucu

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Örnekleri

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Özel Görünüşleri

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda dolaylı faillik mümkündür. Örneğin, bir yere gitme özgürlüğünü engellemek istediği kimseyi asılsız ihbar ile polise yakalatan kişi, bu kimseye yönelik olarak diğer suçların yanı sıra kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da islemiş sayılacaktır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna azmettiren veya yardım eden sıfatıyla katılmak da mümkündür346. Suç tipinin kesintisiz suç olması, suça iştirak bakımından burada da önem arz etmektedir. Zira suç tipinin tamamlanma ve sona erme anları farklı olduğu için, mağdurun hürriyetinden mahrumiyeti devam ettiği sürece, suça başlangıçta iştirak edilmese dahi, sona erme anına kadar azmettirme dışındaki diğer iştirak şekilleri ile fiile iştirak etmek mümkündür.

Bu kapsamda, kesintisiz bir suç olan kişiyi hürriyetinden   yoksun kılmaya, yardım eden sıfatıyla, suçun icrasına başlanmadan önce veya suçun icrasının devam ettiği sırada iştirak edilebildiği halde, azmettirme ise, ancak suçun icrasına başlamadan önce mümkün olabilir. Örneğin, failin bir süredir alıkoyduğu kimseye göz kulak olmak için ona yardım eden arkadaşı veya kaçırmış olduğu mağduru saklayacak yer konusunda arkadaşından yardım isteyen failin bu talebine olumlu yanıt vererek yer konusunda yardımcı olan kişi, suç tamamlanmış olduğu halde, mağdur henüz özgürlüğüne kavuşamadığı için sona ermediğinden, kanunun 39. Maddesi kapsamında yardım eden olarak suça iştirak etmiş sayılacaktır.

Yargıtay da uygulamada; mağdurun kaçmasını engellemeye çalışacak şekilde hareket eden, mağdurun kaçırılması sırasında aracı kullanan, mağdurun kaçırıldığı aracı kullanıp götürüldüğü yerde bekletildiği yerin önünde bekleyen, aracıyla mağduru nakleden, diğer failin eylemine destek amacıyla mağduru tutup suçun işlenişinde ortak hâkimiyet kuran, failin bu eylemleri nedeniyle suçu birlikte işleyen olarak kabulü gerektiği ifade edilmektedir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bir başka suçun unsurunu veya nitelikli halini oluşturmadığı takdirde bağımsız bir suç tipidir ve bu durumda başka bir suçla birlikte işlenmesi halinde kural olarak gerçek içtimaın uygulanması gerekmektedir. Örneğin, hırsızlık yapmak için başkasının evine giren kişinin, kolaylıkla bir şeyler çalabilmek için uyumakta olan ev sahibinin üzerine kapıyı kilitlemesi örneğinde durum böyledir. Bir kişinin aynı suç işleme kararının icrası düşüncesiyle, tek bir fiille birden fazla kişiyi hürriyetinden yoksun bırakması, aynı neviden fikri içtima olarak değerlendirilir. Örneğin, bir odada bulunan beş kişiyi odanın kapısını üzerlerine kilitlemek suretiyle hareket serbestisini ortadan kaldırması durumunda bu suç oluşur.

TCK md. 223’de; cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir hareketle ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya gitmekte olduğu yerden başka yere götürme fiili hükme bağlanmış olup maddenin dördüncü fıkrasında, suçun işlenmesi sırasında gerçekleştirilen hürriyetten yoksun kılınma fiilleri dolayısıyla ayrıca cezaya hükmolunacağı düzenlenmiştir. Buna göre; ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu arasında gerçek içtima hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Ancak bu durumda tek bir hareketle birden çok kişinin hürriyetinden yoksun kılınması söz konusu olur. Bu nedenle zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekecektir.

Uzlaşma, Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

Soruşturma ve Kovuşturma Aşaması

Soruşturma Aşaması

Şikayet, TCK m. 73’te; “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Bir suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olabilmesi için kanunda bu durumun açıkça belirtilmesi gerekir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun düzenlendiği kanun maddesinde, bu suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olduğu belirtilmediği için şikayet gerekmeyecek, soruşturma ve kovuşturma makamları tarafından re’sen takip edilecektir. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma  suçu şikayete bağlı suçlardan değildir. Bu sebeple bu suç oluştuğunda ve soruşturma makamları tarafından öğrenildiğinde re’sen soruşturma işlemleri başlatılacaktır.

Savcı, suçun işlendiği ile ilgili bilgi edindikten sonra araştırmaya koyulacak ve bu araştırmada şüphelinin aleyhine ve lehine olan delilleri toplayacaktır. Savcı, araştırması sonucunda yeterli delile ulaşırsa iddianame düzenleyerek dava açacak; aksi takdirde kovuşturmaya yer olmadığı (takipsizlik) kararı verecektir. Savcının bir iddianame düzenlemesi için, suçun işlendiği yönünde yeterli şüphenin varlığı gerekmektedir. Yeterli şüphe şartının aranmasının temel nedeni ise kişilerin gereksiz yere yargılanmalarının önüne geçilmesini sağlamaktır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, takibi şikâyete bağlı suçlardan değildir ve savcılık tarafından re’sen takip edilir. Bu suçtan zarar gören kimsenin suçu duyurması ve failin cezalandırılmasını istemesi ihbar niteliğinde olup, şikâyet adı altında yapılsa dahi, şikâyet süresine tabi değildir ve bir ceza muhakemesi şartını da oluşturmamaktadır.

Kovuşturma Evresi

Kovuşturma evresi; görevli ve yetkili mahkemenin Cumhuriyet Savcılığı’nın sunduğu iddianameyi kabul etmesi ile başlar ve yargılama sürecini ifade eder. kovuşturma evresi mahkeme tarafından yürütülmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere soruşturma evresinde şüpheli olan şahıs kovuşturma evresinde sanık olarak isimlendirilir. Kovuşturma evresinde sözlü yargılama yapılır ve yargılamalar duruşmalı olarak ilerler. Duruşmada sanık ve sanık vekili dinlenir bunun yanı sıra müşteki yani şikâyet eden kişi de dinlenir. Ayrıca müşteki sıfatına sahip olan taraf, katılma talebi sunduğu takdirde mahkemenin kabulü ile katılan sıfatına sahip olur.

Sanığa verilecek ceza kovuşturma evresinin sonunda belirlenir. Ancak sanık bu aşamadan önce kendisine isnat edilen suçu ve cezasını tam olarak öğrenmiş olmalıdır. Ayrıca cezalandırılması için de suçu işlediği sabit olmalıdır. Bununla birlikte, kovuşturma evresi neticesinde verilecek kararlar beraat, HAGB hatta zamanaşımına uğradığı takdirde davanın düşmesi şeklinde sıralanabilir. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçunun kovuşturma evresi tamamlandığında sanığın suçu işlediği sabit ise verilecek ceza 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenecektir. Artırım ve indirim nedenlerinin uygulanması da mahkemenin takdirine kalacaktır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Gözaltı ve Tutukluluk Hali

Gözaltı

Gözaltı hali, CMK’nın 91.maddesinde düzenlenmiştir. Usule uygun olarak (CMK m.90) yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre 12 saatten fazla olamaz. O halde gözaltı süresi toplam 36 saati geçemez.

Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan bu düzenlemelere göre kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından Cumhuriyet Savcısı’nın gözaltı kararı vermesiyle gözaltı halinin gerçekleşmesi mümkündür.

Tutukluluk Hali

Bu suçların işlendiği hususunda kuvvetli suç şüphe sebeplerinin varlığı halinde CMK 100. maddesi uyarınca tutuklama nedeni var sayılabilir. Bu suça ilişkin tutukluluk süresi en fazla 1 yıldır. Zorunlu hallerde 6 ay daha uzatılabilir. Tutuklama, koruma tedbirlerinin en ağırıdır; zira kişi, kısıtlı bir süreyle de olsa hakkında bir kesin hüküm bulunmadan özgürlüğünden mahrum bırakılmaktadır. Tutuklama, CMK m. 100 ve devamında yer alan hükümlerde düzenlenmiştir. Tutuklama kararını, sadece hâkim verebilir; savcının veya kolluk amirinin tutuklama kararı vermesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Muhakemenin yürütülmesinde esas olan sanığın/şüphelinin tutuksuz olmasıdır; tutuklama ise her zaman bir istisna niteliğindedir. Tutuklama koruma tedbirinin zorunlu tutulduğu bir hal bulunmamaktadır. Olayda muhakeme şartı varsa, tutuklama kararı verebilmek için bunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Tutuklamanın somut koşulları bulunmaktadır. Bu koşullar;

Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. TCK m. 109’da kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin ceza miktarı dikkate alındığında, tutuklama şartlarının varlığı halinde bu suç bakımından tutuklama koruma tedbirinin uygulanabilmesi mümkün olabilecektir Bu suçla ilgili tutukluluk süresi CMK m.102/1 uyarınca en çok bir yıldır. Zorunlu hallerde altı ay daha uzatılabilir. Bu süreye kanun yolunda geçen süre dahil değildir.

Bu suçla ilgili CMK m.128 uyarınca hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerine el konulabilir. Bu suçla ilgili kaçak sanığın duruşmaya gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye’de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına el konulabilir, idaresi için kayyım atanabilir. Yine bu suçla ilgili CMK m.135 uyarınca dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi koruma tedbirine başvurulabilir, CMK m.140 uyarınca teknik araçlarla izleme, ses veya görüntü kaydı alabilme koruma tedbiri uygulanabilir.

İfade, Savunma ve Yargılama Süreci

İfade, kişi hakkında yapılan suç duyurusu ve şikayet nedeniyle olay hakkındaki bilgi ve savunmasının alınması için yapılan bir usuldür. Ancak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçu şikayete tabi bir suç değil resen araştırılması gereken bir suçtur. Bu nedenle, resen soruşturulması yapılan bir suç hakkında kişinin ifadesi alınır. Eğer şüpheli şahıs ifadeye gitmiyorsa bu durumda hakkında yakalama kararı çıkarılacaktır. İfade kolluk görevlileri tarafından alınabileceği gibi bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından da alınabilir. Buna benzer şekilde sorgu ise şüpheli ya da sanığın hakim ya da mahkeme huzurunda kovuşturma evresinde suç hakkında dinlenmesidir.

Savunma hakkı ise şüpheli ya da sanığın en önemli haklarından biri olup irade özgürlüklerini ifade etmektedir. Çünkü kişi üzerine isnat edilen suç hakkında kendisini savunabilmelidir. Bu nedenle kişiye ayrıntılı olarak üzerine isnat edilen suç anlatılır. Ayrıca kendisini savunabilmesi için belirli bir süre de kişiye verilmektedir. Şüpheli şahıs kendisini bizzat savunabileceği gibi bir avukatın yardımından da yararlanabilir. AvukatOfisi Ekibi olarak bu noktada destek vermekteyiz.

Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda etkin pişmanlık nedeniyle ceza indirimi hükümlerinin uygulanabilmesi için ; failin mağdura hiçbir zararı dokunmaksızın güvenli bir yere bırakması gerekir. Fail, şikayet veya ihbar yoluyla soruşturma başlamadan önce  mağduru güvenli bir yere bırakırsa etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir.  Fail,  bu suçu  işledikten sonra mağdura bir zararı dokunmadan mağduru güvenli bir yere bırakırsa, faile verilecek ceza 2/3 oranında indirilir. Yargıtay’a göre kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Suç Duyurusu

…… Cumhuriyet Başsavcılığı’na

Mağdur:   Ad Soyad/TC –  Adres

Şüpheli:  Ad Soyad/TC –  Adres

Suç:   Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Suç Tarihi: …/…/…

Açıklamalar:

[Olay tarihi] tarihinde, şikayet edilen [Şikayet edilenin adı], tarafıma karşı cebir, tehdit ve zor kullanarak, beni rızam dışında bir yerde tutarak özgürlüğümü kısıtlamış ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemiştir. Yaşanan olay nedeniyle mağduriyetim büyük olup, tarafıma fiziksel ve psikolojik zarar verilmiştir.

[Olayın gerçekleştiği gün ve saat], [olayın gerçekleştiği yer] adresinde, şikayet edilen kişi, beni zorla [yer, araç, ev vb.] bir yere götürmüş ve burada hürriyetimden yoksun bırakmıştır. Olay sırasında [zorla tutulma süresi ve olayın nasıl geliştiği] yaşanmıştır. Şikayet edilen kişi tarafından fiziksel zor kullanılmış olup, şikayet edilen kişi beni serbest bırakmayı reddetmiş ve uzun süre beni bir yerde tutmuştur.

Olayı Anlatınız

Olayı Anlatınız

Olayı Anlatınız

Hukuki Nedenler:  TCK. m.109  ve ilgili mevzuat.

Sonuç ve İstem: Şüpheli hakkında gerekli kovuşturmanın yapılarak Türk Ceza Kanununun m.109 gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. …/…/…

Ad Soyad – İmza

kisiyi hurriyetinden yoksun kilma sucu tck 109

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yargıtay Kararları

Ceza Genel Kurulu 2017/248 E. ,  2020/160 K.

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 14 yaşı içindeki mağdureyi cebir, tehdit veya hile olmaksızın bir gün alıkoyan ve bu süre içerisinde mağdureye yönelik suç teşkil edecek başkaca hiçbir fiil gerçekleştirmeyen sanığın eyleminin, TCK’nın 109/1, 3-f maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu mu, yoksa TCK’nın 234/3. maddesi uyarınca çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.

Sanığın mağdurenin babasıyla aynı mahallede oturduğu, uzun süredir mağdureyi ve ailesini tanıdığı, mağdurenin yerleştirildiği çocuk yetiştirme yurdundan ara sıra kaçtığı ve bu durumun sanık tarafından bilindiği, olay günü karşılaştığı mağdurenin inceleme dışı sanık…’ü görmek istemesi üzerine, …’ün orada olabileceği düşüncesiyle sanık … ve mağdurenin gece saat 01.00 sıralarında inceleme dışı sanık …’un evine gittikleri, eve girdikten sonra…’ün evde olmadığını görmelerine rağmen sabaha kadar burada kaldıkları, sanığın sabahleyin oy kullanmak amacıyla evden ayrıldığı, ardından mağdurenin kendi evine gittiği, Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun raporunda mağdurede orta derecede zekâ geriliğinin bulunduğunun ve bu durumun hekim olmayanlarca anlaşılabileceğinin belirtildiği olayda;

Sanığın 15 yaşından küçük olup hukuken rızası geçerli olmayan mağdureyi inceleme dışı sanık …’un evine götürüp bir gece alıkoyması eyleminde; 15 yaşından küçük olan mağdurenin kanuna, adaba ve genel ahlaka aykırı olan rızasının geçerli olmadığı, bu rızanın haksızlık bilinciyle hareket eden sanığın ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı açıktır. Kaldı ki on beş yaşından küçük olmasının yanında orta derecede zekâ geriliği nedeniyle de olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan mağdurenin rıza gösterme ehliyetinin olmadığı konusunda da tereddüt bulunmamaktadır. Dolayısıyla yaşı küçük ve orta derecede zekâ geriliği olan mağdurenin hukuken geçerli sayılan rızası bulunmadan gerçekleşen eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, sanığın eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturduğu kabul edilerek şikâyet yokluğundan düşme kararı verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

Ceza Genel Kurulu 2017/827 E. 2020/100 K.

Olay günü tanık …’ın fuhuş yaptığını bildiği mağdureyi telefonla aradığı, mağdure ile para karşılığı cinsel ilişkiye girmek için anlaştıkları, tanık…’ın mağdureyi araçla hastane yakınında bıraktığı, mağdurenin tanık …, sanıklar … ve…’in bulunduğu araca bindiği ve Doburca Köyü istikametine gittikleri, sanık …’un aracı durdurduğu, sanıkların mağdureyle toplu seks yapmak istedikleri, mağdurenin sanıklarla aynı anda cinsel ilişkiye girmeyi kabul etmemesi üzerine araçtan inerek geldikleri yöne doğru yürümeye başladığı, sanıklar … ve… ile tanık …’ın araçla mağdurenin yanına gidip, mağdureye onu aldıkları yere bırakmayı teklif ettikleri, bunun üzerine mağdurenin tekrar araca bindiği ancak sanık …’un arabayı geldikleri istikametin tersi yönündeki tepeye doğru sürdüğü ve bir süre sonra aracı durdurduğu, mağdurenin ihtiyacını gidermek bahanesiyle araçtan indiği ve aşağı doğru koşmaya başladığı, sanık …’in mağdurenin peşinden giderek kolundan tuttuğu, sanık …’un ise onlara yetişerek mağdurenin kemerinden tuttuğu, bu esnada sanık …’in mağdureye tokat attığı, ardından mağdurenin sanıkların elinden kurtularak yakındaki bir evin bahçesine sığındığı ve tanık…’ı telefonla arayıp yardım istediği, sanık …’in mağdurenin sığındığı evin önüne giderek evde bulunan kişilere mağdurenin güvenilir birisi olmadığını söyleyip orada beklediği, mağdureyle telefonda konuşan tanık…’ın o esnada yakında bulunan jandarma görevlilerine telefonu verip mağdurenin jandarma görevlileriyle konuşmasını sağladığı, daha sonra tanık… ile jandarma görevlilerinin olay yerine gittikleri, sanıklar ve tanık …’ın içerisinde bulunduğu araç hareket etmek üzereyken tanık…’ın araçla önlerini keserek durdurduğu, 5 dakika kadar sonra mağdurenin ağaçların arasından bağırarak geldiği, adli rapora göre mağdurenin sol kol arka kısmında 6×3 cm ebadında kırmızı ekimoz, sol kulak alt kısmında 0,5 cm uzunluğunda ve aynı iz düşümde mastoid kemik hizasında 0,5 cm uzunluğunda kırmızı renkli çizik bulunduğu anlaşılan olayda;

Sanıklarla cinsel ilişkiye girmek istemeyen mağdurenin onlardan uzaklaşmak için araçtan inip yürümeye başlaması üzerine sanıkların mağdureyi aldıkları yere geri bırakma bahanesiyle iradesini fesada uğratarak hileyle tekrar araca binmesini sağlamaları, ardından aracı farklı bir istikamete doğru sürmeleri, bir süre sonra araçtan inerek kaçmaya çalışan mağdurenin kolundan ve kemerinden tutmaları, tokat atıp cebir uygulayarak kaçmasını engellemeye çalışmaları, takiben ellerinden kurtulup bir evin bahçesine sığınmasına rağmen evin önünde ve civarında bekleyerek jandarma görevlilerinin gelmesine kadar orada kalmaya mecbur etmeleri, uygulanan hileli davranış ve cebir şiddetin tamamen bir yere gitme hürriyetinden yoksun bırakmak amacına yönelik olması, sanıkların eylemlerine bağlı olarak uzunca bir süre mağdurenin kendi istek ve iradesi çerçevesinde hareket edememesi ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun bireylerin serbest bir şekilde hareket etme, bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünü koruma altına alması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların hile ve cebirle gerçekleştirdikleri eylemlerinin TCK’nın 109. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.

Ceza Genel Kurulu   2017/884 E. 2017/463 K

Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın 15-18 yaş grubunda bulunan mağdureye karşı gerçekleştirdiği çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemlerine mağdurenin rızasının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.

Suç tarihinde 47 yaşında olan sanığın sanal ortamda hayali bir isim ve başkasına ait fotoğrafı kullanarak genç bir kişi olduğuna ikna ettiği katılanın güvenini kazanıp çıplak fotoğraflarını elde ettiğinin sabit olması, sanık ile arasında husumet bulunmayan katılanın aşamalarda çıplak fotoğrafları ile sanığın kendisine şantaj yapmasından dolayı araca binmek zorunda kaldığını ve sanığın gerçekleştirdiği cinsel davranışlara rızasının olmadığını beyan etmesi ve olaydan sonra katılanın Facebook hesabındaki görüşme kayıtlarından sanığın katılanın iç çamaşırlı fotoğrafını gönderip yaymakla tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında; katılanın sanık tarafından gerçekleştirilen eylemlere rızasının bulunmadığı ve sanığa atılı çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sabit olduğu kabul edilmelidir.

Ceza Genel Kurulu  2014/731 E.  ,  2017/429 K.

Sanığın yaşı küçük mağdureyi rızasıyla Elbistan’da yirmi gün süre ile alıkoyduğu olayda; kanuna, adaba ve genel ahlaka aykırı olan mağdurenin rızası, haksızlık bilinciyle hareket eden sanığın ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Dolayısıyla yaşı küçük mağdurenin hukuken geçerli sayılan rızası bulunmadan gerçekleşen bu eylem kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaktadır.

Bu nedenle, yerel mahkeme hükmünün, TCK’nun 234/3. maddesinin suç tarihinde yürürlükte olmaması sebebiyle sanığın ‘kanunsuz suç ve ceza olmaz’ ilkesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmesi isabetli değildir.

Ceza Genel Kurulu  2014/481 E.  ,  2016/84 K.

TCK’nın 149/1-h ve 109/3-b maddelerinde yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hali olarak kabul edilmiştir. Bu maddelerin uygulanabilmesi için suçun iki veya daha fazla kişi tarafından müşterek fail olarak işlenmesi gerekir.

Birinci uyuşmazlık ile ilgili ulaşılan sonuca göre sanığın eylemlerini sanık … ile birlikte gerçekleştirildiği kabul edildiğinden sanık hakkında nitelikli yağma suçunda TCK’nun 149/1-h, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda ise aynı kanunun 109/3-b maddelerinin uygulanması gerekmektedir.

Yargıtay Kararlarına Buradan Ulaşabilirsiniz

Sık Sorulan Sorular

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma taksirle işlenir mi?

Öncelikle fail, mağduru hürriyetinden yoksun bırakmak için kasten hareket etmelidir. Bilerek ve isteyerek mağdurun hareketini kısıtlamalı, bir yere varma ya da gitme durumuna engel olmalıdır. Bu suçun taksirle işlenmesi, hareketi sonucu istemediği bir neticeye varması durumu mümkün değildir.

Hürriyeti tahdit suçu şikayete bağlı mıdır?

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur.

Zorla alıkoymanın cezası kaç yıl?

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakan yani kaçıran veya alıkoyan kişi 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu alıkoyma fiili cebir, tehdit veya hileyle yapılırsa cezası 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Nitelikli hallerin varlığında ise ceza 1 kat arttırılır.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

AvukatOfisi Ekibi, AvukatOfisi Ekibi Bürosu’nun kurucusudur. Av. AvukatOfisi Ekibi Ankara barosu üyesidir. Baro sicil numarası 30381’dir.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

, lise eğitimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı bursu ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

S1. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma nedir?

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma hakkında yasal süreç ve dikkat edilmesi gerekenler için avukatınıza danışmanız önerilir.

S2. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma nasıl yapılır?

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma süreci, ilgili kanun hükümlerine göre şekillenir ve her dosya özgündür.

S3. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ne kadar sürer?

Hukuki süreçlerin süresi, dosyanın karmaşıklığına ve mahkeme takvimine bağlıdır.

S4. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma masrafı ne kadardır?

Hukuki süreç masrafları, davanın türüne ve süresine göre değişiklik gösterir.

S5. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma için hangi belgeler gerekli?

Gerekli belgeler davanın türüne göre farklılık gösterir; detaylı bilgi için avukatınıza başvurunuz.

S6. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma zorunlu mudur?

Hukuki süreçlerde profesyonel destek almak, hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir.

Hukuki tavsiye değildir. Herhangi bir konuda bilgi almak istiyorsanız mutlaka avukatınıza danışmanız gerekmektedir.

AVUKATI ARA