AvukatOfisi Ekibi

Aile Hukuku

Tarih: 10-04-2025

İştirak nafakası, velayet hakkı kendisine bırakılmayan eşin, velayet hakki kendisine verilen eşe, çocuğun bakım ve giderleri karşılığı gücü oranında yapacağı katkıya denir. İştirak nafakası, velayet hakkı kendisine bırakılan eş tarafından çocuk adına istenir. Bu nafaka boşanma sonrası ortak çocukların bakım, eğitim ve geçim masraflarına katkıda bulunmak amacıyla verilmektedir. Bu nafaka, çocuğun velayetini alan ebeveynin maddi yükünü hafifletmeyi ve çocuğun yaşam standardını korumayı amaçlar. İştirak nafakası TMK m. 182/2 ve 3. fıkra hükümlerinde düzenlenmiştir. Buna göre, TMK m. 182/2 ve 3. fıkra: velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hakim, istem halinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Boşanma davasında nafaka 3 çeşittir. Bunlar;

TMK m. 182/2 hükmü kapsamındaki iştirak nafakası ile ilgili olarak, talep olmasa bile hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınmalıdır. Zira iştirak nafakasına ilişkin hükümler çocukların korunmasına yönelik olup kamu düzenine ilişkindir. Aile, toplumunun en küçük yapı taşıdır. Türk toplumunda aile kavramının en üstte tutuluyor olmasına rağmen günümüzde boşanma davalarının sayısı hızla artmaktadır. Boşanmadan sadece eşler etkilenmemekte, bu konuda en büyük hasarı çocuklar görmektedir. Bu nedenle Türk hukukunda çocuğu koruyan birçok hüküm bulunmaktadır. Nitekim çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişimi ve korunması bakımından anne ve baba sorumludur, boşanma ile bu sorumluluk bertaraf edilemez. İştirak nafakası bu nokta önemlidir. Zira bu nafaka türü çocuk için ödenen nafakadır.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

istirak nafakasi davasi nedir

Makale İçeriği

Toggle

İştirak Nafakası Nedir?

İştirak nafakası, velayet hakkı kendisine bırakılmayan eşin, velayet hakki kendisine verilen eşe, çocuğun bakım ve giderleri karşılığı gücü oranında yapacağı katkıyı ifade eder. Anne ve baba, özellikle çocuğun 18 yaşını dolduruncaya kadar onlara bakmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün sonucu olarak boşanma kararı sonrasında velayet hakkı kendisine bırakılmayan anne veya babanın, çocuğun bakımı, eğitimi, sağlığı ve zorunlu giderlerine katılması gerekir. Boşanma davalarında hükmedilecek bu ödemeye, iştirak nafakası denir. İştirak nafakası, velayet hakkı kendisine bırakılan eş tarafından çocuk adına istenir. İştirak nafakası, çocuğun üstün menfaati esas alınarak bağlanır ve yalnızca ebeveynlerin değil, çocuğun haklarını koruma odaklıdır. İştirak nafakası TMK m. 182/2 ve 3. fıkra hükümlerinde düzenlenmiştir. TMK m. 182/2 hükmü kapsamındaki iştirak nafakası ile ilgili olarak, talep olmasa bile hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınmalıdır. Zira iştirak nafakasına ilişkin hükümler çocukların korunmasına yönelik olup kamu düzenine ilişkindir. Yargıtay da aynı düşüncededir.

Boşanma veya ayrılık vukuunda çocuk kendisine tevdi edilmemiş taraf gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür (TMK m. 182). Bu hususu hakimin görevi gereği kendiliğinden dikkate alması gerekmektedir. O halde velayeti temyiz edene tevdi edilen 2013 doğumlu ortak çocuk …. yararına iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken bu hususta bir karar verilmemesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. (Y 2. HD, 11/12/2018 T., 2018/2315 E. 2018/14320 K.)

Velayeti davacı anneye bırakılan 10.02.2013 doğumlu müşterek çocuk S. için doğum tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 150 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş, iştirak nafakası hususunda olumlu olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK. md. 182/2) Hâkim, bu hususu boşanmaya karar verirken, talep olup olmadığına bakmaksızın re’sen gözetmek zorundadır. Buna göre; müşterek çocuk için boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken bu yönün gözetilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. (Y 2. HD, 30/11/2015 T., 2015/8325 E., 2015/22518 K.)

İştirak Nafakası Talep Yetkisi

TMK madde 329’da iştirak nafakasını kimin talep edeceğini düzenlenmiştir. Maddeye göre: “Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hallerde nafaka davası, atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabilir. Ayırt etme gücüne sahip olan küçük de nafaka davası açabilir.” denmektedir. Buna göre:

tarafından iştirak nafakası talep edilebilir ve iştirak nafakası davası açılabilir. TMK madde 182/2 ve Anayasa madde 41/2 gereğince hakim, herhangi bir talep olmasa dahi re’sen iştirak nafakasına hükmedebilir. Boşanma davasında nafaka talep edilmese veya talep edilmeyeceği hususunda anlaşılsa dahi, bu durum sadece boşanma davası için sonuç doğurur; bir hakkın doğumun önce o haktan feragat edilemeyeceği için iştirak nafakasının talep edilmesini engellemez. Anlaşmalı boşanma protokolünde iştirak nafakasının istenmeyeceği hususunda bir anlaşma olması da, sonradan bu nafaka türünün talep edilmesini engellemez.

İştirak nafakası davası, boşanma davasıyla birlikte veya boşanma sonrası ayrı bir dava olarak açılabilir. Boşanma davasında velayet ve nafaka konuları genellikle aynı anda karara bağlanır; ancak boşanma sonrası koşullarda değişiklik olursa (örneğin, çocuğun masrafları artarsa), velayet sahibi ebeveyn yeni bir dava ile iştirak nafakası talep edebilir. Dava, Aile Mahkemesi’nde görülür ve yetkili mahkeme, çocuğun yerleşim yerindeki mahkemedir. Davacı (velayet sahibi), nafaka talebini bir dilekçeyle sunar ve çocuğun ihtiyaçlarını (okul ücreti, sağlık giderleri, kıyafet masrafları) delillerle (fatura, belge) destekler. Mahkeme, tarafların maddi durumunu ve çocuğun gereksinimlerini inceleyerek nafaka miktarına hükmeder.

İştirak nafakası, çocuğun korunması için gerekli ve hatta zorunlu bir kurumdur.

İştirak Nafakası Yükümlüsü ve Alacaklısı

İştirak nafakasında nafaka yükümlüsü, velayeti kendisine verilmeyen anne veya babadır. Velayeti kendisine verilmiş anne veya baba aleyhine iştirak nafakasına hükmedilemez. Nafaka alacaklısı ise, velâyet kendisine bırakılan anne veya babadır. İştirak nafakası çocuk için talep edilmekle birlikte, çocuk ergin olmadığından ve velâyet altında bulunduğundan, nafaka talebini velayet kendisine bırakılan eş kendi adına mahkemeye iletir. Ortak çocuk olması gerekir: Nafaka yükümlülüğünün doğması için, söz konusu çocuğun tarafların ortak çocuğu olması gerekir. Önceki evlilikten olan çocuklar için diğer eşten iştirak nafakası istenemez. Diğer bir anlatımla, tarafların ortak olmayan çocukları için iştirak nafakasına hükmedilemez. Koruma altına alınarak yurda yerleştirilen çocukların kim tarafından karşılandığı araştırılmadan ve TMK m. 169 ve 182. madde hükümlerinin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenmeden iştirak nafakasına karar verilemez.

Kararla müşterek çocuklardan F. ve F.’nin velayeti davalı babaya bırakılmış, kadın ile çocuklar arasında kişisel ilişki kurulmuştur. Velayeti davalı (koca)’ya verilen adi geçen çocuklar için davacı (kadın) yararına iştirak nafakasına hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. (Y 2. HD, 14/04/2014 T., 2013/25439 E., 2014/8876 K.)

Bu hususlar nazara alınmadan, velâyetle ilgili eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde düzenlemeye gidilmesi doğru görülmemiş olup, ayrıca tarafların ortak çocuğu olmayan 2004 doğumlu Merve hakkında velayet düzenlemesi yapılması ve tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmesi de doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. (Y 2. HD, 16/02/2017 T., 2015/22526 E., 2017/1540 K.)

istirak nafakasi davasi miktari

İştirak Nafakası Başlangıcı ve Süresi

İştirak nafakasının süresi, çocuğun reşitlik yaşına (18 yaş) kadar devam eder; ancak çocuk eğitimine devam ediyorsa, bu süre uzayabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre, eğer çocuk üniversite veya meslek eğitimi alıyorsa, mahkeme kararıyla nafaka 25 yaşına kadar, hatta bazı durumlarda eğitimin tamamlanmasına kadar sürebilir.

Örneğin, 20 yaşında üniversite okuyan bir çocuk için baba, eğitim bitene kadar iştirak nafakası ödemeye devam edebilir. Nafaka, çocuğun evlenmesi, kendi gelir elde etmesi (düzenli bir işe girmesi) veya vefat etmesi durumunda sona erer. Bu süre sınırı, çocuğun kendi ayakları üzerinde durabilmesine kadar ebeveynlerin sorumluluğunun devamını sağlar. Boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra başlamak üzere iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken, tedbir nafakasını da kapsayacak şekilde “Dava tarihinden itibaren iştirak nafakasına” hükmedilmesi doğru değildir.

Ortak çocuk 1995 doğumlu dava tarihinde ergindir. Mahkemece, ergin olan in velayet düzenlemesinin yapılması ve Oğuzhan yararına tedbir ile iştirak nafakalarına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. (Y 2. HD, 20/02/2018 T 2016/11217 E., 2018/2156 K.)

Tarafların müşterek çocuğu16.10.1995 doğumlu O., 16.10.2013 tarihinde ergin olduğu halde, lehine ergin olduğu tarihten sonra tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. (Y 2.HD, 04/12/2015 T., 2014/13787 E., 2014/24735 K.)

Ortak çocuk C.E. 24.03.1995 doğumlu olup karar tarihinde ergin olduğu halde velayetinin anneye verilip baba ile kişisel ilişki kurulması ve lehine iştirak nafakasına hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. (Y 2. HD, 03/07/2014 T.. 2014/5035 E., 2014/15453 K.)

Boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren, iştirak nafakasına hükmedilme- si gerekirken yazılı şekilde, karar tarihinden itibaren hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanması gerekmiştir (HUMK.md.438/7). (Y 2. HD, 24/03/2014 T., 2014/5339 E., 2014/6717 K.)

Yoksulluk nafakasına ve iştirak nafakasına ancak boşanma halinde hükmedilir. Mahkemece ayrılık kararı verildiği halde, davacı yararına yoksulluk nafakasına ve müşterek çocuk yararına iştirak nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğin- den hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. (HUMK.md.438/7) (Y 2. HD, 19/12/2013 T., 2013/12625 E., 2013/30111 K.)

Tarafların ortak çocuğu 22.05.2011 doğumlu… davadan önce 26.11.2011 tarihin de öldüğü halde, mahkemece, velayeti anneye verilmiş ve bu çocuk için de tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmiştir. Nüfus kaydına göre ölü olduğu anlaşılan ta rafların ortak çocuğu… ile ilgili velayet düzenlemesi yapılması ve yararına tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. ( Y 2. HD, 25/05/2017 T., 2016/1201 E., 2017/6209 K.)

Boşanma veya ayrılık vukuunda çocuk kendisine tevdi edilmemiş taraf ekonomik gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür (TMK m 182). Somut olayda, davalı-davacı kadın, 26.05.1998 doğumlu olan ve yargılama aşamasında henüz ergin olmayan ortak çocuk… için iştirak nafakası talebinde bulunmuştur. O halde mahkemece velayeti anneye verilen … yönünden ergin olduğu tarihe kadar iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken, bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi bozmayı gerektirmiştir. (Y 2. HD, 28/11/2017 T., 2015/21237 E., 2016/15308 K.)

Müşterek çocuk…, yargılama sırasında 26.07.2013 tarihinde doğmuş olup bu çocuk yararına doğum tarihinden itibaren tedbir nafakası, hükmün kesinleşmesin- den itibaren iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken, müşterek çocuk için dava tarihinden itibaren 300 TL iştirak nafakasına karar verilmesi doğru değil ise de; bu yön yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. (Y 2. HD, 15/01/2015 T., 2014/26985 E., 2015/460 K.)

Davacı-davalı erkek tarafından açılan boşanma davası, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda erkeğin kusurunun daha fazla olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Davalı-davacı kadın tarafından açılan tedbir nafakası davasında ise, kadının ayrı yaşamada haklı olduğu kabul edilerek kadın ve yanında kalan ortak çocuk için ara karar ile verilen 100,00 TL tedbir nafakasının, kararın kesinleşmesinden itibaren ayrı ayrı 250,00 TL iştirak ve yoksulluk nafakası olarak devamına karar verilmiştir. Yoksulluk ve iştirak nafakası, boşanma davasının eki niteliğindedir. Somut olayda erkeğin açtığı boşanma davası reddedilmiştir. Bu husus nazara alınmadan kadın yararına yoksulluk ve iştirak nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu yönden düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. (HUMK m. 438/7) (Y 2. HD, 18/09/2017 T., 2016/8564 E., 2017/9531 K.)

İştirak Nafakası Miktarı ve Ödenme Şekli

İştirak nafakasının miktarı, sabit bir formüle bağlı değildir; mahkeme, her davanın özel koşullarını göz önünde bulundurur. Hakim, nafaka ödeyecek ebeveynin gelirini (maaş, kira geliri, mal varlığı), velayet sahibinin maddi durumunu ve çocuğun yaşına, eğitim seviyesine ve sağlık ihtiyaçlarına göre bir değerlendirme yapar. Örneğin, 10 yaşındaki bir çocuğun okul masrafları ve hobileri için aylık 3.000 TL gerekiyorsa, baba bu miktarın bir kısmını veya tamamını ödeyebilir. Nafaka miktarı, ekonomik koşullara göre zamanla değişebilir; enflasyon artışı veya çocuğun masraflarının yükselmesi durumunda, velayet sahibi nafakanın artırılması için dava açabilir. Aynı şekilde, ödeyen tarafın maddi durumu kötüleşirse (iş kaybı gibi), nafaka azaltımı talep edilebilir.

İştirak nafakası miktarının belirlenmesinde birçok etmen rol oynamaktadır. İştirak nafakası miktarı belirlenirken; çocuğun yaşı, sağlığı, eğitimi, yaşam koşulları, çocukların sayısı, alıştıkları yaşama şekli, varsa çocukların gelirleri, iştirak nafaka yükümlüsü eşin mali ve sosyal durumu gibi haller göz önünde bulundurulmaktadır. Nitekim, TMK madde 330/1’de “Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur.” denmektedir.

Eşler kendi aralarında iştirak nafakası ile ilgili bir miktarda anlaştıkları takdirde, hakim onayından da geçerse anlaşılan miktar geçerli olacaktır. Eğer eşler arasında iştirak nafakasının miktarı bakımından bir anlaşma mevcut değilse, hakim tarafından diğer etmenler de göz önünde bulundurulup takdir yetkisi kullanarak miktara karar verilecektir. Hakim tarafından hükmedilecek nafaka tarafça talep edilen miktardan fazla olamaz.

TMK madde 331’de; “Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.” şeklinde hüküm bulunmaktadır. Buna göre hakim tarafından hükmedilen iştirak nafakası kesin ve nihai değildir, durumun değişmesi veya miktarın azaltılması veya artırılması yönünde bir talep olması halinde iştirak nafakası miktarı yeniden belirlenmektedir veya kaldırılmaktadır. Ancak bu yönde mutlaka bir talep olmalıdır. Taleple bağlılık ilkesi gereği, hakim talep olmadığı takdirde kendiliğinden iştirak nafakası için ileride ne kadar ödeneceğine karar veremez. Bu hususta talepte bulunulması için belirli bir süre geçmesi gerekmemektedir.

Çocuğun yaşı, sağlığı, eğitimi, yaşam koşulları gibi ihtiyaçlarına hükmedildiği tarihe göre artıp artmadığını veya iştirak nafakası yükümlüsünün mali sosyal gücünde farklılık olup olmadığı araştırılır. Bu süreçte nafaka yükümlüsünün mali durumu kötüye giderken, velayeti elinde bulunduran tarafın mali durumu iyiye gitmişse nafaka miktarında azalmaya gidilebileceği gibi duruma göre iştirak nafakası tamamen kaldırılabilir. Kısacası hakkaniyet ilkesi gereği, mevcut duruma göre artırıma, azaltmaya gidilebilir veya tamamen kaldırılabilir.

TMK madde 330/2’de ve 330/3’de:  Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hakim istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.” denmektedir. İştirak nafakası, amacı gereği irat biçiminde ödenmektedir. Kanun hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere iştirak nafakasının düzenli bir şekilde irat biçiminde peşin ödenmesi gerekmektedir. Taraflar açık bir şekilde yabancı para cinsinden ödenmesi hususunda özellikle anlaşmadıkları takdirde, Türk lirası üzerinden karar verilir.

İştirak Nafakası Nasıl Hesaplanır?

İştirak nafakası miktarı; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü, tarafların maddi durumu ile genel ihtiyaçlarına uygun olarak ana babanın mali durumları da gözetilmek suretiyle hakim tarafından MK m.4’teki hususlar da dikkate alınarak takdir edilir. İştirak nafakası davasında deliller büyük önem taşır; velayet sahibi, çocuğun masraflarını kanıtlamak için okul faturaları, sağlık raporları, market harcamaları gibi belgeler sunabilir. Mahkeme, gerekirse bir sosyal inceleme uzmanı veya pedagog atayarak çocuğun yaşam koşullarını araştırır.

Ayrıca, çocuğun yaşı uygunsa (genellikle 8-10 yaş üstü), hakim çocuğun görüşünü de alabilir; ancak bu, nafaka kararını doğrudan etkilemez. Ödeyen tarafın mali gücünü belgelemek için maaş bordrosu, banka hesapları veya tapu kayıtları gibi deliller mahkemeye sunulur. Örneğin, baba aylık 15.000 TL kazanıyorsa ve anne işsizse, mahkeme çocuğun ihtiyaçlarına göre nafaka miktarını belirler.

İştirak nafakası hesaplama, hakimin takdir edeceği bir durumda hakim gerektiği takdirde bilirkişi görüşü alabilmektedir. Hakim nafakaya hükmederken çeşitli kriterleri değerlendirmektedir. Bu kriterler hakime nafaka miktarı tayini konusunda yol göstermektedir. Hakim nafaka miktarına hükmederken;

Hakimin nafaka miktarını hesaplarken dikkate alacağı hususlar belli olmakla beraber tedbir nafakası hesaplaması, iştirak nafaka hesaplama, yoksulluk nafakası hesaplama ayrımlarına göre farklı kriterlerin göz önüne alınması gerekmektedir. Medeni Kanunun 182/3 maddesine göre hakim, tarafların istekleri halinde irat şeklinde ödenmesine karar verilen iştirak nafakasının ileriki yıllarda ne miktar arttırılacağını da kararında belirtebilir. Hakim, iştirak nafakasının, her yıl TEFE/TÜFE, DİE, Döviz Artış Kuru, Altın Fiyatları endeksine göre arttırılacağını kararında belirtmek sureti ile sonraki yıllarda ödenecek nafaka miktarını da belirleyebilir. Hakim gelecek yıllarda ödenecek nafaka miktarını belirlememiş olması ya da şartların değişmiş olması durumunda nafaka alacaklısı ya da nafaka borçlusu nafaka uyarlama davası açabilir. (Örneğin; nafaka borçlusunun mali durumunun çok iyi hale gelmesi, çocuğun liseye, üniversiteye başlaması vs.)

İştirak Nafakası Başlaması ve Sona Ermesi

Nafaka hükmüne, genellikle, boşanma davası ile birlikte karar verilmektedir. Boşanma davası ile birlikte iştirak nafakasına karar verildiği takdirde; iştirak nafakası, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlamaktadır. Bu nafaka davası açılmışsa bu durumda iştirak nafakası, dava tarihinden itibaren başlatılmaktadır. İştirak nafakasını sona erdiren haller:

olarak sayılabilir.

İştirak Nafakası Görevli, Yetkili Mahkeme ve Harç

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesi uyarınca iştirak nafakasının aile hukuku ile ilişkili olması nedeniyle görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile mahkemesinin olmadığı yerlerde, iştirak nafakası davasına aile mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi bakar. TMK madde 177’de “Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.” denmektedir. Dolayısıyla bağımsız bir iştirak nafakası davasında yetkili mahkeme nafaka alacaklısının yerleşim yeri Aile Mahkemesi olur. İştirak nafakası davası, HMK madde 6’da belirtildiği üzere genel yetkili mahkeme olarak davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.

Boşanma davası ile birlikte iştirak nafakasının talep edilmesi halinde TMK madde 168 uyarınca, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer Aile Mahkemesi yetkili olur. Bu nafaka, boşanma davası ile birlikte talep edildiği, bağımsız bir şekilde dava açılmadığı takdirde herhangi bir harca tabi değildir. Bağımsız bir dava olarak iştirak nafakası davası, iştirak nafakasının artırılması, azaltılması veya kaldırılması davaları ise nispi harca tabidir. İştirak nafakası ne kadar 2024? Burada önemli olan davalının geliridir. Davalının geliriyle orantılı olarak hükmedilmektedir. Aynı şekilde çocuğun giderleri de önemlidir. Bu kriterler doğrultusunda hakkaniyetli bir nafaka hükmedilir. Bu da ortalama kişinin gelirinin 1/5 ile 1/10 i arasında değişmektedir. Yani bu nafaka maaşın yüzde kaçı? şeklinde bir sorunun cevabı da bu şekilde cevaplanmıştır.

Dava Harcı Hesaplama için tıklayınız.

İştirak Nafakası Ödenmezse Ne olur?

Nafaka ödenmezse, velayet sahibi icra yoluna başvurabilir; İştirak nafakası, İcra ve İflas Kanunu Madde 344 uyarınca icra takibine konu olur ve ödenmeyen her ay için ayrı ayrı tahsil edilir. Ödeyemeyen taraf, mahkemeye borcunu ödeyememe gerekçesini sunmazsa, 3 aya kadar tazyik hapsiyle cezalandırılabilir. Kanun koyucu nafakanın tahsilini kolaylaştırmak için bazı tedbirler öngörmüştür.

Nafaka borçlusu, aylık nafaka bedelini ödememesi durumunda nafaka alacaklısının şikayeti üzerine diğer şartların da mevcut olması durumunda İİK 344. maddesine göre 3 aya kadar tazyik hapsine mahkum edilecektir.

İştirak Nafakası Zamanaşımı ve İştirak Nafakasının İcrası

TBK madde 156/2’de “Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.” denmektedir. İştirak nafakası ise irat biçiminde ödenmesi nedeniyle, biriken nafaka alacaklarının üzerinden 10 geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Nafaka yükümlüsü tarafından ödenmediği takdirde, nafakanın icra yoluyla ödenmesi sağlanabilir. İİK madde 344’te “Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.” denmektedir. Nafaka yükümlüsü tarafından nafaka ödenmemesi durumda, nafaka alacaklısının şikayeti üzerine yükümlü hakkında, İİK madde 348 uyarınca görevli mahkeme olan icra takibinin yapıldığı yer İcra Mahkemesi tarafından 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilir.

Ayrıca, İİK madde 206’ya göre, nafaka alacakları sıra cetvelinde birinci sırada yer almaktadır; bu nedenle nafaka alacakları öncelikle ödenecek alacaklardandır. Nafaka alacağı için nafaka miktarının tamamı nafaka yükümlüsünün maaşından kesilir; hatta nafaka alacağı için emekli maaşa haciz dahi konulabilmektedir. Boşanma davasında nafaka alabilmek için boşanma avukatı ile çalışmanız sürecinizin sağlıklı ve hukuki olarak ilerlemesi için önemlidir.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

AvukatOfisi Ekibi, AvukatOfisi Ekibi Bürosu’nun kurucusudur.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

, lise eğitimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı bursu ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

S1. İştirak Nafakası Davası nedir?

İştirak Nafakası Davası hakkında yasal süreç ve dikkat edilmesi gerekenler için avukatınıza danışmanız önerilir.

S2. İştirak Nafakası Davası nasıl yapılır?

İştirak Nafakası Davası süreci, ilgili kanun hükümlerine göre şekillenir ve her dosya özgündür.

S3. İştirak Nafakası Davası ne kadar sürer?

Hukuki süreçlerin süresi, dosyanın karmaşıklığına ve mahkeme takvimine bağlıdır.

S4. İştirak Nafakası Davası masrafı ne kadardır?

Hukuki süreç masrafları, davanın türüne ve süresine göre değişiklik gösterir.

S5. İştirak Nafakası Davası için hangi belgeler gerekli?

Gerekli belgeler davanın türüne göre farklılık gösterir; detaylı bilgi için avukatınıza başvurunuz.

S6. İştirak Nafakası Davası zorunlu mudur?

Hukuki süreçlerde profesyonel destek almak, hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir.

Hukuki tavsiye değildir. Herhangi bir konuda bilgi almak istiyorsanız mutlaka avukatınıza danışmanız gerekmektedir.

AVUKATI ARA