Belirsiz Alacak Davası (HMK 107) — Şartları, Dava Değeri ve Uygulama

Giriş

Türk hukuk sisteminde alacak davaları, hak arama özgürlüğünün en temel araçlarından birini oluşturmaktadır. Ancak bazı durumlarda alacaklı, alacağının kesin miktarını davanın açıldığı sırada belirleyememektedir. Bu gibi hallerde HMK’nın 107. maddesi devreye girmekte ve belirsiz alacak davası mekanizması vasıtasıyla hak sahibine hukuki koruma sağlamaktadır.

Makale İçeriği

Belirsiz alacak davası, Medeni Yargılama Hukuku’nun en önemli kurumlarından biridir. Bu dava türü, özellikle ticari ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, haksız fiil davalarında ve sözleşmesel alacaklarda sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. HMK madde 107, 2011 yılında yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun alacak davalarına ilişkin temel düzenlemelerinden birini oluşturmakta ve bu davanın şartlarını, usulünü ve sonuçlarını detaylı olarak belirlemektedir.

Bu makalede, belirsiz alacak davasının hukuki niteliğinden açılış şartlarına, dava değerinin belirlenmesinden feragat ve kabulün sonuçlarına kadar geniş bir perspektifle ele alınacaktır. Ayrıca güncel Yargıtay içtihatları, ispat külfeti meseleleri ve faiz hesaplama yöntemleri gibi pratik öneme sahip konular da ayrıntılı biçimde incelenecektir.


1. Belirsiz Alacak Davası Nedir?

Belirsiz alacak davası, alacağın mevcut olduğu ancak miktarının veya değerinin davanın açıldığı sırada belirlenmesinin mümkün olmadığı veya aşırı derecede zorlaşmış bulunduğu hallerde başvurulan özel bir dava türüdür. HMK madde 107’in lafzına göre:

“Alacağın miktarını veya değerini belirleme olanağı bulunmadığı veya aşırı derecede zorlaşmış olduğu hallerde, alacaklı dava yoluyla takip yapabilir.”

Bu düzenleme, alacaklıya alacağının kesin tutarını bilmeden dahi dava açabilme imkânı tanımaktadır. Normal şartlarda bir davanın açılabilmesi için talep sonucunun (davanın konusunun) belirli veya belirlenebilir olması gerekir. Ancak belirsiz alacak davası, bu ilkenin istisnasını teşkil etmekte ve alacaklıyı mağdur durumdan kurtarmaktadır.

1.1 Belirsiz Alacak Davasının Hukuki Niteliği

Belirsiz alacak davası, hukuki nitelendirme açısından özel bir davatürüdür. Bu dava, bir edim davası olup asliye hukuk mahkemelerinde görülmektedir. HMK madde 107, bu davanın şartlarını ve usulünü düzenlerken, genel dava hukuku ilkelerine atıf yapmaktadır.

Bu davanın en karakteristik özelliği, talep edilen şeyin (dava konusunun) belirli olmamasıdır. Ancak bu belirsizlik, davanın kendiliğinden hukuka aykırı olmasını gerektirmemektedir. Kanun koyucu, belirli koşulların varlığı halinde bu belirsizliği tolere etmekte ve alacaklıya koruma sağlamaktadır.

Belirsiz alacak davası, bir nevi “açık artırma” davası olarak da nitelendirilebilir. Zira davacı, alacağının tam miktarını bilmemekte ve mahkemenin belirleyeceği tutar üzerinden hakkını elde etmeyi talep etmektedir. Bu durum, davanın doğası gereği bir belirsizlik unsuru taşımasına rağmen, yargılama sürecinde bu belirsizliğin giderilmesi hedeflenmektedir.


2. Belirsiz Alacak Davasının Şartları

Belirsiz alacak davasının açılabilmesi için belirli şartların varlığı aranmaktadır. Bu şartlar HMK madde 107 ve ilgili içtihatlar çerçevesinde belirlenmektedir.

2.1 Alacağın Varlığı

Birinci şart, asgari düzeyde bir alacağın mevcut olmasıdır. Alacaklı, alacağın asgari bir miktarının ispatlanması halinde bu dava türüne başvurabilir. Alacağın tamamen mevcut olmaması veya sonradan ortadan kalkmış olması bu davanın konusunu oluşturamaz.

2.2 Miktar veya Değerin Belirlenememesi

İkinci ve en önemli şart, alacağın miktarının veya değerinin belirlenmesinin mümkün olmaması veya aşırı derecede zorlaşmış olmasıdır. Bu şartın varlığı halinde alacaklı, belirsiz alacak davası açma hakkına sahiptir.

Belirsizliğin kaynağı önem taşımaktadır. Alacağın belirlenmesinin neden mümkün olmadığı veya neden aşırı derecede zorlaştığı incelenmelidir. Aşağıdaki tabloda belirsizliğin olası kaynakları ve örnekleri gösterilmektedir:

| Belirsizlik Kaynağı | Örnek Durum |
|———————|————-|
| Fiili belirsizlik | Kiracının ne kadar borcu olduğunun tespit edilememesi |
| Hukuki belirsizlik | Ceza koşullarına bağlı alacakların hesaplanması |
| Karışıklık | Birden fazla kişiye karşı ileri sürülen alacaklar |
| Delil yetersizliği | Belgelerin eksik veya muğlak olması |

2.3 Talep Sonucunun Bildirilmesi

HMK madde 107 uyarınca, belirsiz alacak davasında talep sonucu, ancak belirsiz de olsa, açıkça gösterilmelidir. Davacı, alacağın varlığını ve türünü belirtmeli, miktarın belirlenemediğini beyan etmelidir. Talep sonucunda “alacağın belirlenmesi talep edilmektedir” şeklinde bir ifade kullanılabilir.


3. Belirsiz Alacak Davası Açılırken Belirtilecek Dava Değeri

Belirsiz alacak davasında dava değerinin belirlenmesi, usul hukuku açısından kritik bir öneme sahiptir. Dava değeri, harç hesaplamasından yargılama giderlerine, görev ve yetki kurallarından temyiz incelemesine kadar birçok hukuki sonucu doğrudan etkilemektedir.

3.1 Dava Değerinin Tespit Yöntemleri

HMK madde 107, ikinci fıkrasında dava değerinin nasıl belirleneceğini düzenlemektedir. Buna göre:

1. Alacağın asgari miktarı: Davacı, alacağın asgari bir miktarını göstermelidir. Bu miktar, davanın açılabilmesi için zorunlu bir unsurdur.

2. Temyiz sınırı: Dava değeri, Bölge Adliye Mahkemeleri ile Yargıtay’a başvuru açısından belirleyici olmaktadır.

3. Harc hesaplaması: Dava değerine göre harç oranı belirlenmekte ve peşin harç tahsil edilmektedir.

3.2 Dava Değeri Bildiriminde Dikkat Edilecek Hususlar

Dava değerinin beyanı yapılırken aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir:

  • Asgari bedel: Alacağın kesinlikle talep edilebilecek asgari tutarı gösterilmelidir. Bu tutar, davanın açılış aşamasında sabit bir rakam olmalıdır.
  • Faiz talepleri: Faiz talebi ayrıca belirtilmeli ve dava değerine eklenmelidir. Faiz, dava değerinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
  • Yan haklar: Yargılama giderleri avansı ve benzeri kalemler dava değerine dahil edilmemelidir.
  • Aşağıdaki tablo, farklı alacak türlerinde dava değerinin nasıl belirleneceğine ilişkin örnekler sunmaktadır:

    | Alacak Türü | Dava Değeri Belirlenmesi |
    |————-|————————–|
    | Kira alacağı | Bilinen dönemlerin toplamı + tahliye tarihine kadar tahmini |
    | Ticari alacak | Fatura bedeli + tahmini faiz |
    | Haksız fiil alacağı | Asgari zarar miktarı + tazminat talebi |
    | Miras alacağı | Miras payına isabet eden asgari tutar |


    4. Belirsiz Alacak Davasında Talep Sonucunun Kesin Olarak Belirlenmesi

    Belirsiz alacak davasının en kritik aşamalarından biri, yargılama süreci içinde talep sonucunun kesin olarak belirlenmesidir. Bu belirleme, davanın esasına etki eden temel bir unsurdur.

    4.1 Kesinleştirme Yükümlülüğü

    HMK madde 107, üçüncü fıkrasında davacının, dava açıldıktan sonra elde ettiği delillere veya bilgilere dayanarak talep sonucunu kesinleştirmesi gerektiğini düzenlemektedir. Bu düzenleme, yargılama sürecinin makul sürede tamamlanmasını ve davalının savunma hakkının korunmasını amaçlamaktadır.

    Davacı, talebini kesinleştirmezse yargılama devam edemez. Mahkeme, davacıya bir süre tanıyarak talebini kesinleştirmesini isteyebilir. Bu süre içinde talep kesinleştirilmezse, dava usulden reddedilir.

    4.2 Kesinleştirmenin Zamanı

    Talep sonucunun kesinleştirilmesi için kanunda belirli bir süre öngörülmemiştir. Ancak yargıtay içtihatları, bu işlemin makul sürede yapılması gerektiğini kabul etmektedir. Genellikle ilk duruşmada veya tahkikat aşamasında kesinleştirme yapılmaktadır.

    4.3 Kesinleştirmenin Kapsamı

    Talep sonucunun kesinleştirilmesi, aşağıdaki unsurların belirlenmesini gerektirir:

  • Alacağın kesin miktarı veya değeri
  • Faiz başlangıç tarihi ve faiz oranı
  • Talep edilen feriler (varsa)
  • Diğer fer’i alacaklar

  • 5. Belirsiz Alacak Davasında Taraflar

    Belirsiz alacak davasında taraflar, genel dava hukuku kurallarına tabidir. Ancak bu dava türünün kendine özgü nitelikleri, taraf sıfatı ve taraf ehliyeti açısından bazı özel durumları beraberinde getirmektedir.

    5.1 Davacının Sıfatı

    Davacı, maddi hukuka göre alacağı talep etme hakkına sahip olan kişidir. Alacağın devri halinde, yeni alacaklı davacı sıfatını haizdir. Alacağın temliki, Türk Borçlar Kanunu’nun 101. ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir.

    TBK madde 101, alacağın devrini şu şekilde tanımlamaktadır:

    “Alacak, alacaklı ile borçlu arasındaki ilişkiye bağlı olarak mevcut ise, bu alacak üçüncü kişiye devredilebilir.”

    5.2 Davalının Sıfatı

    Davalı, davacının alacağını talep ettiği borçludur. Birden fazla borçluvarsa, müşterek ve müteselsil borç ilişkisi çerçevesinde dava açılabilir. İİK madde 72, müşterek borçluların sorumluluğunu düzenlemektedir.

    5.3 Zorunlu Vekalet

    HMK madde 73 uyarınca, vekil ile temsil edilmeyen taraflar duruşmaya katılabilirler. Ancak belirsiz alacak davalarında, davanın karmaşıklığı ve hukuki niteliği nedeniyle avukat ile temsil zorunludur. Bu dava türünde avukatlık ücreti ve yargılama giderleri konusunda detaylı düzenlemeler mevcuttur.


    6. Belirsiz Alacak Davasında Delil, İspat ile İddia ve Savunmanın Genişletilmesi veya Değiştirilmesi Yasağı

    Belirsiz alacak davalarında delil ve ispat kuralları, genel usul hukuku ilkelerine tabidir. Ancak bu dava türünde bazı özel durumlar söz konusudur.

    6.1 İspat Külfeti

    İspat külfeti, HMK madde 190 ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. Genel kural olarak, iddiasını ispatlayan taraf davayı kazanır. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağın varlığını, asgari miktarını ve belirsizliğin nedenlerini ispatlamalıdır.

    İspat yükü dağılımı aşağıdaki tabloda özetlenmektedir:

    | İspat Edilecek Husus | İspat Yükü |
    |———————-|————|
    | Alacağın varlığı | Davacı |
    | Alacağın belirsizliği | Davacı |
    | Alacağın miktarı (kesinleştirme aşamasında) | Davacı |
    | Def’i niteliğindeki hususlar | Davalı |
    | Zamanaşımı | Davalı |

    6.2 İddia ve Savunmanın Genişletilmesi Yasağı

    HMK madde 141, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağını düzenlemektedir. Bu kural, yargılamanın süratli ve düzenli yürütülmesini sağlamak amacıyla konulmuştur.

    Belirsiz alacak davasında bu yasak, özellikle talep kesinleştirme aşamasında önem kazanmaktadır. Davacı, kesinleştirdiği talep sonucundan farklı bir sonuç talep edemez. Ancak kesinleştirme öncesinde, davanın açılış aşamasında ileri sürülen iddialar genişletilebilir.

    6.3 Delil Toplama

    Belirsiz alacak davasında delil toplama, tanık, bilirkişi, vesikalık ve keşif gibi genel delil türleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Alacağın belirlenmesi için bilirkişi incelemesi sıklıkla gerekmektedir. Bilirkişi, alacağın piyasa değerini, emsal kararları veya teknik hesaplamaları yaparak mahkemeye rapor sunmaktadır.


    7. Belirsiz Alacak Davasında Zamanaşımı

    Zamanaşımı, alacağın talep edilemez hale gelmesini sağlayan zamana bağlı bir def’idir. Türk hukukunda zamanaşımı, TBK madde 105 ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir.

    7.1 Genel Zamanaşımı Süreleri

    TBK madde 105, genel zamanaşımı süresini on yıl olarak belirlemiştir. Bu süre, her türlü alacak için geçerli olan asgari süredir.

    Bunun yanı sıra, özel zamanaşımı süreleri de mevcuttur:

    | Alacak Türü | Zamanaşımı Süresi |
    |————-|——————-|
    | Genel alacak | 10 yıl |
    | Kira alacağı | 5 yıl |
    | Tacirler arası alacak | 5 yıl |
    | Ücret alacağı | 5 yıl |
    | Sebepsiz kazanma | 2 yıl |

    7.2 Zamanaşımının Hukuki Sonuçları

    Zamanaşımı def’i, TBK madde 105 uyarınca ileri sürülebilir bir def’idir. Mahkeme, zamanaşımı def’ini kendiliğinden dikkate almaz; davalının bu def’i ileri sürmesi gerekir.

    Zamanaşımı süresi dolan alacak, alacaklıdan tamamen ortadan kalkmaz. Borçlu, zamanaşımı def’ini ileri sürmezse, mahkeme hükmettiğinde alacak ödenmelidir.

    7.3 Belirsiz Alacak Davasında Zamanaşımı

    Belirsiz alacak davasında zamanaşımı özel bir öneme sahiptir. Zira alacağın belirsiz olması, alacaklının başka bir engel olmaksızın zamanaşımı def’ini kullanmasını engellemez.

    Yargıtay içtihatları, belirsiz alacak davalarında zamanaşımının işlemeye devam ettiğini kabul etmektedir. Davacı, dava açtığında zamanaşımını durduramaz; dava dilekçesinin tebliği zamanaşımını keser.


    8. Belirsiz Alacak Davasında Faiz

    Belirsiz alacak davalarında faiz, alacağın fer’i niteliğinde bir alacaktır. Faiz talebi, dava değerine eklenmekte ve yargılama sürecinde talep edilebilmektedir.

    8.1 Faiz Türleri

    Türk hukukunda birçok faiz türü bulunmaktadır:

  • Yasal faiz: TMK madde 6 ve TBK madde 88 uyarınca, kanunda öngörülen faiz oranıdır. 2024 yılı itibarıyla yasal faiz oranı %24’tür (yıllık).
  • Akdi faiz: Tarafların sözleşmede kararlaştırdığı faiz oranıdır. TBK madde 101, sözleşmesel faizin üst sınırını belirlemiştir.
  • Gecikme faizi: Borcun ödenmemesi nedeniyle hapis cezası olarak uygulanan faiz türüdür.
  • Temyiz faizi: Mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren işleyen faizdir.
  • 8.2 Faiz Hesaplama Yöntemleri

    Faiz hesaplamasında aşağıdaki yöntemler kullanılmaktadır:

    1. Basit faiz: Anapara üzerinden hesaplanan faiz türüdür. formül: Anapara × Faiz Oranı × Süre

    2. Bileşik faiz: Faizin anaparaya eklenerek yeniden faiz hesaplanmasıdır. Türk hukukunda bileşik faiz genellikle kabul edilmemektedir.

    3. Kademeli faiz: Farklı dönemlerde farklı faiz oranlarının uygulanmasıdır. Merkez Bankası’nın belirlediği faiz oranlarının değiştiği dönemlerde kullanılır.

    8.3 Faiz Başlangıç Tarihi

    Faiz başlangıç tarihi, alacağın vadesine göre belirlenir. Kural olarak, borç vadesinde ödenmezse, vadeden itibaren faiz işlemeye başlar. Alacağın vadesi belirli değilse, dava tarihinden itibaren faiz işler.


    9. Belirsiz Alacak Davasında Feragat, Kabul ve Sulh

    Belirsiz alacak davalarında feragat, kabul ve sulh, tarafların usul işlemleri aracılığıyla davayı sona erdirme yöntemleridir.

    9.1 Feragat

    Feragat, davacının davadan vazgeçmesidir. HMK madde 307, feragatin hükümlerini düzenlemektedir. Feragat, duruşma sırasında sözlü olarak veya yazılı olarak yapılabilir.

    Feragat, kural olarak geri alınamaz. Davacı feragat ederse, dava sona erer ve feragat eden taraf yargılama giderlerini öder.

    Belirsiz alacak davasında feragat, alacağın tamamından veya bir kısmından vazgeçmeyi ifade eder. Davacı, kısmi feragat yoluyla alacağının bir kısmından vazgeçebilir.

    9.2 Kabul

    Kabul, davalının davacının talebini kabul etmesidir. HMK madde 308, kabulün hükümlerini düzenlemektedir. Kabul, mahkemece hüküm tesis edilmeden önce yapılabilir.

    Kabul, tam kabul veya kısmi kabul şeklinde olabilir. Kısmi kabul halinde, kabul edilen kısım hakkında hüküm kurulur; kabul edilmeyen kısım hakkında ise yargılamaya devam edilir.

    9.3 Sulh

    Sulh, tarafların karşılıklı tavizlerle anlaşmasıdır. HMK madde 313, sulhun hükümlerini düzenlemektedir. Sulh, mahkeme önünde veya mahkeme dışında yapılabilir.

    Sulh, hem maddi hukuku hem de usul hukukunu etkileyen bir işlemdir. Sulh sözleşmesi, yeniden dava konusu edilemez ve icra edilebilir bir belge niteliği taşır.


    10. Belirsiz Alacak Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

    Belirsiz alacak davalarında görev ve yetki kuralları, genel usul hukuku hükümlerine tabidir.

    10.1 Görevli Mahkeme

    Belirsiz alacak davalarında görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemeleridir. HMK madde 2, asliye hukuk mahkemelerinin görev alanını belirlemiştir.

    Görev, kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Görevli olmayan mahkemeye açılan dava, görev nedeniyle reddedilir.

    10.2 Yetkili Mahkeme

    Yetkili mahkeme, HMK madde 6 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Genel kural olarak, davalının ikametgâhı mahkemesi yetkilidir.

    Yetkili mahkemeler şunlardır:

    | Yetki Türü | Mahkeme |
    |————|———|
    | Genel yetki | Davalının ikametgâhı mahkemesi |
    | Münhasır yetki | Kanunda belirtilen özel mahkemeler |
    | İtiyari yetki | Tarafların anlaştığı mahkeme |
    | Geçici yetki | İcra takibinin yapıldığı yer mahkemesi |


    11. Belirsiz Alacak Davası ve Manevi Tazminat

    Belirsiz alacak davası, kural olarak maddi alacaklara ilişkin olmakla birlikte, bazı hallerde manevi tazminat talepleri de bu dava kapsamında değerlendirilebilmektedir.

    11.1 Manevi Tazminatın Kapsamı

    Manevi tazminat, TBK madde 58 ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. Kişilik haklarının ihlali halinde manevi tazminat talep edilebilir.

    Belirsiz alacak davasında manevi tazminat talep edilebilmesi için, alacağın varlığı yanında kişilik haklarının da ihlal edilmiş olması gerekir.

    11.2 Manevi Tazminatın Belirlenmesi

    Manevi tazminatın miktarı, hâkim tarafından olayın özelliklerine göre belirlenir. HMK madde 4, hâkimin takdir yetkisini düzenlemektedir.

    Manevi tazminat belirlenirken şu faktörler dikkate alınır:

  • Hakkın ihlal derecesi
  • Tazminatın önleyici etkisi
  • Tarafların ekonomik durumu
  • Olayın viçdanî boyutu

  • 12. Güncel Yargıtay Kararları Işığında Belirsiz Alacak Davası (2024-2026)

    Yargıtay’ın son dönem içtihatları, belirsiz alacak davasının uygulamasına önemli katkılar sağlamıştır. Bu bölümde, güncel içtihatların ışığında öne çıkan bazı hususlar ele alınmaktadır.

    12.1 Alacağın Belirsizliğinin İspatı

    Yargıtay, alacağın belirsizliğinin ispatı konusunda davacıyı geniş bir ispat yükü altına sokmaktadır. Davacı, alacağın neden belirsiz olduğunu ve neden bu dava türüne başvurmak zorunda kaldığını açıklamalıdır.

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin bir kararında şu ilkeler vurgulanmıştır: “Belirsiz alacak davası, alacağın kesinlikle mevcut olduğu ancak miktarının belirlenemediği hallerde başvurulabilecek bir dava türüdür. Alacağın varlığı hususunda ciddi şüpheler bulunması halinde bu dava türüne başvurulamaz.”

    12.2 Talep Kesinleştirme Süreci

    Yargıtay, talep kesinleştirme sürecinin usulüne uygun şekilde yürütülmesi gerektiğini kabul etmektedir. Kesinleştirme yapılmadan hüküm kurulması bozma nedeni sayılmaktadır.

    12.3 Faiz Uygulaması

    Güncel Yargıtay kararlarında faiz uygulamasına ilişkin önemli tespitler yapılmıştır. Faiz başlangıç tarihinin, alacağın vadesine göre belirlenmesi gerektiği ve vade belirlenemiyorsa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği kabul edilmektedir.


    13. Belirsiz Alacak Davasında İspat Külfeti ve Delil Toplama

    Belirsiz alacak davasında ispat külfeti, davanın sonucunu doğrudan etkileyen kritik bir konudur. HMK madde 190 ve devamı maddeleri, ispat külfetinin dağılımını düzenlemektedir.

    13.1 Davacının İspat Külfeti

    Davacı, aşağıdaki hususları ispatlamalıdır:

    1. Alacağın varlığı: Hukuki ilişkiyi gösteren sözleşme, makbuz, yazışma gibi belgeler
    2. Alacağın belirsizliği: Neden belirsiz olduğunu açıklayan deliller
    3. Asgari alacak miktarı: Kesinlikle talep edilebilecek asgari tutar
    4. İfa zamanı: Borcun ifa zamanının geldiği

    13.2 Davalının İspat Külfeti

    Davalı, aşağıdaki def’leri ispatlamakla yükümlüdür:

  • Zamanaşımı
  • Talep feshi
  • İbra
  • Takas
  • 13.3 Delil Türleri

    Belirsiz alacak davalarında kullanılabilecek deliller şunlardır:

    | Delil Türü | Açıklama |
    |————|———-|
    | Yazılı delil | Sözleşmeler, makbuzlar, yazışmalar |
    | Tanık | Olayı bilen kişilerin beyanları |
    | Bilirkişi | Alacağın miktarının belirlenmesi |
    | Keşif | Yerinde inceleme |
    | Belge | Resmi belgeler, özel belgeler |


    14. Belirsiz Alacak Davası Açısından Faiz Türleri ve Hesaplama Yöntemleri

    Belirsiz alacak davalarında faiz, alacağın en önemli fer’i unsurlarından birini oluşturmaktadır. Faizin türü ve hesaplama yöntemi, davanın sonucu açısından büyük önem taşımaktadır.

    14.1 Yasal Faiz

    Yasal faiz, kanunda belirlenen oranda işleyen faizdir. TMK madde 6 ve TBK madde 88, yasal faizi düzenlemektedir. 2024 yılı itibarıyla yasal faiz oranı yıllık %24’tür.

    Yasal faiz, alacağın vadesinden itibaren işlemeye başlar. Vadenin belirlenmediği hallerde, dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilir.

    14.2 Sözleşmesel Faiz

    Sözleşmesel faiz, tarafların sözleşmede kararlaştırdığı faiz oranıdır. TBK madde 101, sözleşmesel faizin üst sınırını belirlemektedir. Buna göre, sözleşmede kararlaştırılan faiz oranı, yasal faiz oranının %50’sinden fazla olamaz.

    Sözleşmesel faiz, ancak sözleşmede açıkça kararlaştırılmışsa talep edilebilir. Sözleşmede faiz kararlaştırılmamışsa, yasal faiz uygulanır.

    14.3 Gecikme Faizi

    Gecikme faizi, borcun vadesinde ödenmemesi nedeniyle işleyen faizdir. TBK madde 120, gecikme faizini düzenlemektedir.

    Gecikme faizi oranı, sözleşmede belirlenmemişse, yasal faiz oranı uygulanır. Ancak tüketici sözleşmelerinde bu oran yasal faizin %50 fazlasını geçemez.

    14.4 Faiz Hesaplama Örneği

    Aşağıda basit faiz hesaplama örneği verilmiştir:

    “`
    Anapara: 100.000 TL
    Yasal Faiz Oranı: %24 (yıllık)
    Süre: 6 ay (180 gün)

    Faiz = Anapara × Faiz Oranı × Süre / 365
    Faiz = 100.000 × 0,24 × 180 / 365
    Faiz = 11.835,62 TL
    “`


    15. Belirsiz Alacak Davasında Feragat ve Kabulün Hukuki Sonuçları

    Feragat ve kabul, belirsiz alacak davalarının sona erdirilmesinde önemli rol oynayan usul işlemleridir.

    15.1 Feragatın Hukuki Sonuçları

    Feragat, davacının davanın esasını terkin etmesidir. HMK madde 307 uyarınca feragat, hâkim tarafından kabul edildiğinde, davacı aleyhine hüküm kurulur.

    Feragatin hukuki sonuçları şunlardır:

  • Dava sona erer
  • Feragat eden taraf, yargılama giderlerini öder
  • Feragat, kesin hükmün mismina tesiri yapar
  • Feragat, kural olarak geri alınamaz
  • 15.2 Kabulün Hukuki Sonuçları

    Kabul, davalının davacının talebini kabul etmesidir. HMK madde 308 uyarınca kabul, hâkim tarafından kabul edildiğinde, davalı aleyhine hüküm kurulur.

    Kabulün hukuki sonuçları şunlardır:

  • Davalı, kabul ettiği miktarı ödemeye mahkûm edilir
  • Kabul, kısmi veya tam olabilir
  • Kabul, kesin hükmün mismina tesiri yapar
  • 15.3 Kısmi Feragat ve Kısmi Kabul

    Belirsiz alacak davalarında kısmi feragat ve kısmi kabul mümkündür. Davacı, alacağının bir kısmından feragat edebilir veya davalı, alacağın bir kısmını kabul edebilir.

    Kısmi feragat veya kabul halinde, kabul edilen veya feragat edilen kısım hakkında hüküm kurulur; tartışmalı kısım hakkında ise yargılamaya devam edilir.


    16. Belirsiz Alacak Davası ile Menfi Tespit Davası Arasındaki Farklar

    Belirsiz alacak davası ile menfi tespit davası, sıklıkla karıştırılan ancak birbirinden farklı dava türleridir.

    16.1 Temel Farklar

    | Kriter | Belirsiz Alacak Davası | Menfi Tespit Davası |
    |——–|————————|———————|
    | Amaç | Alacağın belirlenmesi ve tahsili | Borcun mevcut olmadığının tespiti |
    | Talep | Alacak talebi | Borçlu olunmadığının tespiti |
    | Davacı | Alacaklı | Borçlu |
    | İspat | Alacağın varlığı | Borcun mevcut olmaması |
    | Hukuki Niteliği | Edim davası | Emanet davası |

    16.2 Menfi Tespit Davasının Kapsamı

    Menfi tespit davası, borcun mevcut olmadığını veya sona erdiğini iddia eden kişinin açtığı davadır. HMK madde 106, menfi tespit davasını düzenlemektedir.

    Menfi tespit davasında davacı, borcun mevcut olmadığını veya sona erdiğini ispatlamalıdır. Borcun mevcut olmadığına dair kesin deliller sunulmalıdır.

    16.3 Bir Arada Bulunma İhtimali

    Bazı durumlarda, belirsiz alacak davası ve menfi tespit davası bir arada bulunabilir. Örneğin, bir kişi kendisine karşı açılan belirsiz alacak davasına karşı, borçlu olmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açabilir.


    17. Belirsiz Alacak Davasında Avukatlık Ücreti ve Yargılama Giderleri

    Belirsiz alacak davalarında avukatlık ücreti ve yargılama giderleri, tarafların önemli gider kalemlerinden birini oluşturmaktadır.

    17.1 Avukatlık Ücreti

    Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, avukatlık ücretlerinin alt sınırını belirlemektedir. Belirsiz alacak davalarında avukatlık ücreti, dava değeri üzerinden hesaplanır.

    Avukatlık ücreti şu durumlarda talep edilebilir:

  • Davanın kazanılması halinde, davalıdan avukatlık ücreti
  • Davanın kaybedilmesi halinde, davacının kendi avukatına avukatlık ücreti
  • 17.2 Yargılama Giderleri

    Yargılama giderleri şunlardan oluşur:

    | Gider Türü | Açıklama |
    |————|———-|
    | Başvuru harcı | Dava açılışında ödenen harç |
    | Tahkim giderleri | Tahkim yargılamasında yapılan giderler |
    | Bilirkişi ücreti | Bilirkişi incelemesi için ödenen ücret |
    | Tanık gideri | Tanıkların yol ve iaşe giderleri |
    | Keşif gideri | Keşif sırasında yapılan giderler |
    | Tercüman ücreti | Tercüme işlemleri için ödenen ücret |

    17.3 Giderlerin Dağılımı

    Yargılama giderlerinin dağılımı, HMK madde 323 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kural olarak, davayı kazanan taraf lehine giderlere hükmedilir. Ancak giderlerin kısmen de olsa kaybeden tarafa yüklenmesi mümkündür.


    18. Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)

    Soru 1: Belirsiz alacak davası ne zaman açılır?

    Belirsiz alacak davası, alacağınızın miktarını veya değerini belirleyemediğiniz veya bunun aşırı derecede zorlaştığı hallerde açılır. Örneğin, kira alacağınız varsa ve kiracı kira ödemelerini düzensiz yaptıysa, toplam borcu belirlemek zorlaşabilir.

    Soru 2: Belirsiz alacak davasında dava değeri nasıl belirlenir?

    Dava değeri, alacağınızın asgari bir miktarını göstererek belirlenir. Bu asgari miktar, dava açılırken kesin olarak talep edebileceğiniz tutarı ifade eder. Dava açıldıktan sonra, elde ettiğiniz delillere dayanarak talep sonucunu kesinleştirmeniz gerekir.

    Soru 3: Belirsiz alacak davasında faiz nasıl hesaplanır?

    Faiz, alacağın vadesinden itibaren işlemeye başlar. Vade belirlenmemişse, dava tarihinden itibaren yasal faiz oranı (%24) üzerinden faiz hesaplanır. Sözleşmede farklı bir faiz oranı kararlaştırılmışsa, o oran uygulanır.

    Soru 4: Belirsiz alacak davasında zamanaşımı süresi nedir?

    Genel zamanaşımı süresi on yıldır. Ancak bazı alacak türleri için özel zamanaşımı süreleri bulunmaktadır. Örneğin, kira alacakları için beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Zamanaşımı def’ini davalı ileri sürebilir.

    Soru 5: Belirsiz alacak davasından feragat edilebilir mi?

    Evet, belirsiz alacak davasından feragat edilebilir. Feragat, davanın tamamından veya bir kısmından vazgeçmeyi ifade eder. Feragat edildiğinde, feragat eden taraf yargılama giderlerini öder ve feragat edilen alacak miktarı üzerinde hak iddia edemez.

    Soru 6: Belirsiz alacak davası ile menfi tespit davası arasındaki fark nedir?

    Belirsiz alacak davası, alacağın varlığını ve miktarını belirlemek için açılır. Menfi tespit davası ise borcun mevcut olmadığını veya sona erdiğini tespit etmek için açılır. Belirsiz alacak davasında davacı alacaklı, menfi tespit davasında davacı borçludur.

    Soru 7: Belirsiz alacak davasında hangi mahkeme yetkilidir?

    Belirsiz alacak davalarında yetkili mahkeme, davalının ikametgâhı mahkemesidir. Bunun yanında, sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesi de yetkili olabilir.


    Sonuç

    Belirsiz alacak davası, Türk Medeni Yargılama Hukuku’nun önemli kurumlarından birini oluşturmaktadır. HMK madde 107 ile düzenlenen bu dava türü, alacaklıların alacağın kesin miktarını bilmeden dahi haklarını arayabilmelerini sağlamaktadır.

    Bu makalede, belirsiz alacak davasının hukuki niteliğinden açılış şartlarına, dava değerinin belirlenmesinden feragat ve kabulün sonuçlarına kadar geniş bir perspektifle ele alınmıştır. Ayrıca güncel Yargıtay içtihatları, ispat külfeti meseleleri ve faiz hesaplama yöntemleri gibi pratik öneme sahip konular da ayrıntılı biçimde incelenmiştir.

    Belirsiz alacak davasında başarılı olabilmek için, davanın şartlarının dikkatle değerlendirilmesi, delillerin eksiksiz toplanması ve yargılama sürecinin usulüne uygun şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Bu dava türünde uzman bir avukattan destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.


    Kaynaklar ve İleri Okuma

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)
  • Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
  • Yargıtay içtihatları

  • Etiketler: belirsiz alacak davası, HMK 107, medeni usul hukuku, alacak davası, faiz, zamanaşımı, feragat, kabul, sulh, ispat külfeti, delil, yargılama giderleri, avukatlık ücreti, menfi tespit davası

    Kategori: Hukuk > Medeni Usul Hukuku

    Yazar: AvukatOfisi Editoryal Ekibi

    Yayın Tarihi: 2026


    Bu makale, bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her somut olay için uzman bir avukata danışılması önerilir.

    AVUKATI ARA