Makale İçeriği


Ceza Muhakemesi Kanunu 148. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 148. Madde (CMK) Genel Tarih: 21-04-2025 Ceza Muhakemesi Kanunu 148. madde (CMK); ifade alınmasında ve sorguda başvurulması yasak olan usuller hususunda düzenlenmiştir. 1412 sayılı Kanunun 135/a.

Ceza Muhakemesi Kanunu 148. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 148. Madde (CMK) Genel Tarih: 21-04-2025 Ceza Muhakemesi Kanunu 148. madde (CMK); ifade alınmasında ve sorguda başvurulması yasak olan usuller hususunda düzenlenmiştir. 1412 sayılı Kanunun 135/a. maddesi, maddeye alınmıştır. Anayasanın 17. maddesinde, kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı buyrulmuştur. TCK’nın 94, 95, 96. maddelerinde ise, suçunu söyletmek için işkence yapan görevliler cezalandırılmıştır. Maddede ise, işkence vs. ya da yarar sağlama vaadiyle alınan ifadelerin, geçersiz olduğu belirtilmektedir.İşkence insanlık onuruyla bağdaşmadığı gibi, çoğu kez faydasız olup, işkencenin istenilen şekilde konuşturamayacağı insan yoktur. İşkence ürünü ikrara karşın, sonunda kişinin suçsuz olduğu anlaşılırsa, bu yapılanların hiç mantıklı yanı bulunmadığı görülecektir. Makale İçeriği Toggle Ceza Muhakemesi Kanunu 148. Madde İfade Alma ve Sorguda Yasak Usuller Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz. Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu 148. Madde Gerekçesi Madde, ifade almada veya sorguda başvurulmaması gereken ve bazen kanunlara göre suç oluşturacak olan yasak usulleri göstermektedir. İfadesi alınan veya sorguya çekilen kişinin belli bir şekilde suçlanan bir kişi olması nedeniyle, şüpheli veya sanık statüsünde olduğu konusunda kuşku yoktur. Madde, şüpheli veya sanığın beyanının hür iradesine dayanması gerektiği ilkesini koymaktadır. Böyle olunca, özgür iradeyi engelleyici nitelikte hiçbir davranışa başvurulamaz. Birinci fıkranın ikinci tümcesinde yer alan ve özgür iradeyi engelleyici nitelikteki eylemler aslında örnek olarak gösterilmektedir: Kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, bedensel cebir ve şiddet gibi bazı araçlar uygulanamaz. Bu hâllerin ortak nitelikleri ruhsal veya bedensel müdahale olarak, iradeyi bozmalarıdır. Ayrıca ikinci fıkra, iradeyi bozacak nitelikte kanuna aykırı yarar vaat edilemeyeceğini de hükme bağlamıştır. Maddenin son fıkrası, birinci fıkrada yer alan yasakların, usul bakımından sonucunu belirtmektedir. Böylece elde edilmiş ifadeler delil olarak değerlendirilemeyecektir yani nazara alınmayacaktır. Madde bu hususa o derecede önem vermektedir ki, ifadelerin, ilgilinin rızası olsa bile geçerli sayılması usul yönünden yasaklanmıştır. İlgili Makale: Meşru Müdafaa ceza muhakemesi kanunu 148 madde cmk Ceza Muhakemesi Kanunu 148. Madde İfade Alma ve Sorguda Yasak Usuller Emsal Kararlar Yargıtay 1. Ceza Dairesi E:2020/2828, K:2020/2952 Ceza Muhakemesi Kanunu 148. Madde İfade Alma ve Sorguda Yasak Usuller CMK’nın 148. maddesine göre müdafii huzurunda alınmayan ve daha sonra doğru olduğu kabul edilmeyen emniyet ifadelerine itibar edilemeyeceği, sanık …’ın müdafii olmaksızın ifadesinin alındığı, sanık …’ın hazırlıktaki beyanına ilişkin 05/11/2017 tarihli tutanağın dahi avukat olmadan tutulduğu, bu tutanağa göre dinlenen kolluk görevlilerinin beyanlarının da CMK 225/1. maddeleri nedeniyle delil olarak kabulünün mümkün olmadığı, polis memuru tanıklar …, …ün ifadelerine göre de sanığa baskı yapıldığı ve günlerce ifade alındığının anlaşıldığı, oysa ki; CMK 148/5’e göre Emniyetçe sadece bir kez ifade alınabileceği hususu nazara alınarak, sanığın kolluk tarafından alınan ve hükme esas alınması mümkün olmayan ifadelerine dayanılarak eksik inceleme ile hüküm kurulması, Gerçeğin somut delillere dayalı olarak şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulabilmesi için, sanıkların ve öldürülenin suç tarihindeki cep telefonu numaralarının tespiti ile, olay tarihi ve yakın saatlerdeki bulundukları yerleri gösterir baz istasyonu bilgilerini içerir HTS kayıtlarını getirtip, bu kayıtların uzman bir bilirkişiye verilerek harita üzerinde sanıkların olay öncesi ve olay sırasında birlikte olup olmadıkları, nerede oldukları ve sanıkları ile öldürülenin aynı bölgede olup olmadığı konusunda rapor alınması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş; sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye kısmen uygun olarak bozulmasına, aynı Kanunun 304/2-a maddesi uyarınca dosyanın … 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18/11/2020 gününde oy birliği ile karar verildi. Yargıtay 17. Ceza Dairesi E:2016/14141, K:2018/13602 Ceza Muhakemesi Kanunu 148. Madde İfade Alma ve Sorguda Yasak Usuller Katılan …’a yönelik hırsızlık suçundan kurulan hüküm açısından, sanık … soruşturma aşamasında kollukta müdafisiz alınan savunmasında katılana yönelik hırsızlık eylemini iki kez gerçekleştirdiğini beyan etmiş ise de, yargılama sırasında ise katılana yönelik bir kez hırsızlık suçunu işlediğini beyan etmesi ve kolluktaki müdafisiz beyanını inkar etmesi nedeniyle CMK 148/4. maddesi nazara alınarak sanığın eylemini birden fazla gerçekleştirdiğine dair başkaca delil bulunmadığından, 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi uyarınca cezasından artırım yapılması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, 5237 sayılı TCK’nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK’nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, “…daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” görüşünün, TCK’nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. TCK 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. TCK’nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “Suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır. TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır. Somut olayda ise; müştekinin işlettiği kıraathanede bulunan önlüğünün cebinden 35,00 TL değerinde para çalan sanık … hakkında suçun işleniş şekli ve özellikleri itibariyle ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin miktar olarak az olması nedeniyle TCK’nın 145. maddesi gereğince verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gö

Ceza Muhakemesi Kanunu 148. Madde (CMK) konusunda detaylı bilgi için avukatofisi.gen.tr sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Sonuç

Ceza Muhakemesi Kanunu 148. Madde (CMK) hakkında yukarıda sunulan bilgiler genel niteliktedir. Kişisel hukuki durumunuz için profesyonel avukat desteği almanızı öneririz.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu konuda ne yapılabilir?

Konuya ilişkin olarak lisanslı bir avukattan hukuki danışmanlık almanız önerilmektedir.

Yasal süreç ne kadar sürer?

Yasal süreç, davanın türüne göre değişir. Birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir.

Hukuki danışmanlık almak neden önemlidir?

Her davanın kendine özgü koşulları vardır. Doğru strateji için uzman desteği kritik önem taşır.

⚠️ Yasal Uyarı: genel bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki tavsiye yerine geçmez.

Avukat  Elmadağ Avukat ve Hukuk Bürosu
Tagged , , ,
AVUKATI ARA