Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde (CMK)
Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde (CMK) Genel Tarih: 29-04-2025 Ceza Muhakemesi Kanunu 97. madde (CMK); yakalama tutanağında hangi hususların belirtileceğine dair hususlar düzenlenmiştir. Maddeye göre, yakalama işlemi bir tutanağa bağlanır.

Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde (CMK) Genel Tarih: 29-04-2025 Ceza Muhakemesi Kanunu 97. madde (CMK); yakalama tutanağında hangi hususların belirtileceğine dair hususlar düzenlenmiştir. Maddeye göre, yakalama işlemi bir tutanağa bağlanır. “Yakalama işlemi de geçici bir süre için bile olsa, kişiyi özgürlüğünden mahrum bırakan bir ceza muhakemesi işlemidir. Keyfiliği önlemesi, tarafların hak ve yükümlülüklerinin tespit edilebilmesi, sürelerin belirlenebilmesi bakımından, yakalanan kişi ile ilgili bir tutanak düzenlenmesi hükme bağlanmıştır”, Buna yakalama tutanağı denilebilir. Makale İçeriği Toggle Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde Yakalama Tutanağı Yakalama işlemi bir tutanağa bağlanır. Bu tutanağa yakalananın, hangi suç nedeniyle, hangi koşullarda, hangi yer ve zamanda yakalandığı, yakalamayı kimlerin yaptığı, hangi kolluk mensubunca tespit edildiği, haklarının tam olarak anlatıldığı açıkça yazılır. Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde Gerekçesi Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde kolluk, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemece yapılan işlemlerin bir belge, rapor veya tutanağa bağlanması gereklidir. Bunlar hukuka ve sürelere ilişkin usul hükümlerine uygun davranıldığını gösterir. Maddeyle yakalama işleminin de bir tutanağa bağlanması öngörülmüştür. Yakalama işlemlerinin sağlıklı biçimde saptanıp izlenebilmesi için tutanakta; şüphelinin hangi suç nedeniyle, hangi koşullarda, hangi yer ve zamanda yakalandığı, yakalamayı kimlerin yaptığı gösterilecektir. 8/6/1936 tarihli ve 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunu hükümlerinin saklı olduğu da maddede belirtilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde Yakalama Tutanağı Emsal Kararlar Yargıtay 11. Ceza Dairesi E: 2006/3130 K: 2008/1104 Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde Yakalama Tutanağı Memura yalan beyanda bulunmak suçundan sanık Güldane’nin yapılan yargılaması sonunda: Mahkûmiyetine dair Adapazarı İkinci Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 02.06.2005 gün ve 2004/929 Esas, 2005/490 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C. Başsavcılığı’nın onama isteyen 21.04.2006 tarihli tebliğnamesi ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü: Karakol görevlileri tarafından şüphe üzerine yakalanan ve üzerinde kimlik bulunmayan sanığın, görevli polis memurlarına ismini Songül olarak beyan ederek 02.12.2004 günlü tutanağı bu isimle düzenletip imzaladığı, sanığın karakola getirildiğinde kimliği konusundaki çelişkili beyanlarından şüphelenen zabıtanın sanığı Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğüne götürerek burada yapılan araştırma ve incelemede sanıktan alınan parmak izlerinin sanık Güldane’ye ait olduğunun tespit edilmesi sonucu sanığın gerçek kimliğinin belirlendiği, sanığın; daha önceki hırsızlık suçundan kaydı bulunduğundan aranabileceği düşüncesiyle kendi ismini söylemediğine ilişkin savunması ve 03.12.2004 tarihli Bilgi Toplama ve İşlemler Büro Amirliği’nin yazısından sanığın arama kaydının bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanığın kimliği konusunda görevli polis memurlarına yalan beyanda bulunarak bir başka şahıs hakkında yakalama tutanağı düzenlenmesini sağladığı, TCK’nın 268. maddesinin yazılı suçun işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek unsurunun gerçekleşmediği gözetilerek suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nın 343/2. maddesi ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 206. maddesinin karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanunun saptanması gerektiği gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 268, 269. maddeleriyle yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi bozulmasına, 27.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. Yargıtay 6. Ceza Dairesi E: 2021/24719, K: 2021/20467 Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde Yakalama Tutanağı Suça sürüklenen çocuk … hakkında yağma suçundan yapılan yargılama sonunda; mahkumiyetine ilişkin … 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/187 Esas-2017/363 Karar sayılı (Kapatılan Beyoğlu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi 20/04/2009 günlü, 2008/3 Esas-2009/66 Karar Sayılı dosyası) hükmün suça sürüklenen çocuk müdafinin temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17/11/2015 gün ve 2013/18160 Esas-2015/44983 Karar sayılı ilamı ile onama yönündeki kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/11/2021 gün ve KD-2021/123129 sayılı yazısı ile özetle; 13.09.2006 tarihli olay yakalama tutanağında “Beyoğlu Tarlabaşı Bulvarı üzerinde, Asayiş Şube Müdürlüğü ekibinin devriye görevini ifa ettiği sırada, bulvarda yürüyen mağdurun arkasından yürüyen üç şahsın arkadan mağdura çullandıkları, polis memurlarının müdahale ettiği, mağdurun cüzdanını çeken ve açık kimliği tespit edilemeyen kişinin cüzdanı yere atarak kaçtığı, diğer iki kişi … ve …’nın yakalandıklarının” tespit edildiği anlaşıldığını, yağma suçunun tamamlanabilmesi için, sanığın/sanıkların, suçun konusu olan para, mal ya da ekonomik değer taşıyan eşya üzerinde tam ve kesintisiz şekilde hakimiyeti gerektiğini, yağma suçunun asli faili olan ve kimliği saptanamayan kişi, mağdurun cebinden cüzdanı aldıktan sonra, devriye görevi yapmakta olan polisin olaya anında müdahalesi sonucu, cüzdanı olay yerine atarak kaçmış olup, bu şekilde, faile dıştan gelen müdahale sonucunda, yağma eylemi tamamlanamadığını, mağdura, arkadan çullanarak bu eyleme asli fail olarak katılan ve olay yerinde yakalanan suça sürüklenen çocuk …’in eylemi de, açıklandığı biçimde, polis memurlarının müdahalesiyle tamamlanamamış ve yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğunu belirterek, suça sürüklenen çocuğun suçunun vasfına yönelik olarak, eylemin yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu görüşüyle, itiraz talebinde bulunulması üzerine, 5271 sayılı CMK’nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede; mağdurun aşamalardaki tutarlı beyanları ve yakalama tutanağına göre, suça sürüklenen çocuk … yanında yargılaması ayrı yürütülen … ve kimliği belirlenemeyen bir şahıs ile mağdura saldırıp yere düşürdükleri, kimliği belirlenemeyen şahsın mağdura ait içerisinde 250 Euro ve 300 YTL bulunan cüzdanını arka cebinden aldığı, devriye görevi ifa eden kolluk kuvvetlerinin olaya müdahalesi neticesinde mağdurdan aldığı cüzdanı yere atarak kaçması şeklinde gerçekleşen eylemde; mağdura karşı cebir kullanılıp direnci kırılarak eşyanın alınması ve mağdurun eşya üzerindeki hakimiyetinin sona erdirilmesi nedeniyle yağma suçunun tamamlandığı, bilahare kolluk kuvvetlerinin olay yerine gelmesi nedeniyle eşyanın yere atılmasının suçun tamamlanmasına etki sağlamayacağı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk … hakkında tamamlanmış yağma suçundan kurulan hükmün suça sürüklenen çocuk müdafinin temyizi üzerine Dairemizin 17/11/2015 gün ve 2013/18160 Esas-2015/44983 karar sayılı kararı ile Onanması yönünde verilen kararda bir isabetsizlik olmadığından; Dairemizin 17/11/2015 tarih, 2013/18160 Esas ve 2015/44983 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz sebepleri yerinde görülmediğinden, CMK’nın 308/2-3.maddeleri gereğince itirazın reddine, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 28.12.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi. Yargıtay 6. Ceza Dairesi E: 2021/4003, K: 2021/19666 Ceza Muhakem
Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde (CMK) konusunda detaylı bilgi için avukatofisi.gen.tr sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Sonuç
Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde (CMK) hakkında yukarıda sunulan bilgiler genel niteliktedir. Kişisel hukuki durumunuz için profesyonel avukat desteği almanızı öneririz.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu konuda ne yapılabilir?
Konuya ilişkin olarak lisanslı bir avukattan hukuki danışmanlık almanız önerilmektedir.
Yasal süreç ne kadar sürer?
Yasal süreç, davanın türüne göre değişir. Birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir.
Hukuki danışmanlık almak neden önemlidir?
Her davanın kendine özgü koşulları vardır. Doğru strateji için uzman desteği kritik önem taşır.
⚠️ Yasal Uyarı: genel bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki tavsiye yerine geçmez.