Davadan feragat ve davadan vazgeçme, Türk hukuk sisteminde günlük hayatta sıklıkla karıştırılan hatta eş anlamlıymış gibi kullanılan iki önemli hukuki kavramdır. Oysa bu iki kurum birbirinden oldukça farklı hukuki sonuçlar doğuran, farklı şartlara bağlı olan ve farklı zamanlarda devreye giren müesseselerdir. Bir davayı sonlandırmanın iki farklı yolu olan bu kurumların doğru anlaşılması, hem avukatlar hem de davacılar açısından büyük önem taşımaktadır. Bu makalede, davadan feragat ve davadan vazgeçme kavramlarını tüm yönleriyle ele alacak, aralarındaki temel farkları açıklayacak ve pratik uygulamalardaki önemli noktalara dikkat çekeceğiz.

Davadan Feragat Nedir? Nasıl Yapılır? Sonuçları Nelerdir?

Feragat Kavramının Tanımı ve Hukuki Niteliği

Davadan feragat, davacının açmış olduğu davayı sona erdirmek için mahkemeye sunduğu tek taraflı bir irade beyanıdır. HMK’nın 307. maddesinde düzenlenen bu kuruma göre, davacı ileri sürdüğü hukuki ilişkiden veya bu ilişkiye dayanan taleplerden feragat edebilir. Feragat, davacının muhatabı olan davalıya değil, doğrudan mahkemeye yapılan bir bildirim niteliğindedir. Bu nokta oldukça önemlidir; zira feragat, karşı tarafa değil mahkemeye yöneltilen bir irade beyanıdır ve mahkemece uygun bulunması halinde davayı sona erdirir.

Feragatın hukuki niteliği konusunda doktrinde farklı görüşler bulunmaktadır. Bir görüşe göre feragat, bir şekil (tasarruf) işlemidir ve davacının üzerinde tasarrufta bulunma ehliyetine sahip olması gerekmektedir. Başka bir görüş ise feragatın bir maddi hukuk işlemi olduğunu savunmaktadır. Ancak HMK’daki düzenleme ve Yargıtay uygulaması dikkate alındığında, feragatin öncelikle bir usul işlemi olarak nitelendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Her durumda feragat, davacının hukuki dinlenilme hakkını kullanarak açıkladığı bir irade beyanıdır.

Feragat, davanın esasına ilişkin bir beyan olup, davacının davada ileri sürdüğü maddi vakaları ve hukuki sebepleri kabul etmediğini, aksini ispatladığını veya davanın esasını ortadan kaldıran bir durumun varlığını gösterir. Bu itibarla feragat, bir gönüllü kabul anlamına gelmez; davacı davanın esasını inkar etmekte veya davanın esasını ortadan kaldıran bir durumun bulunduğunu ileri sürmektedir.

Davadan Feragatın Şartları ve Ehliyet

HMK Madde 307 hükmüne göre, davadan feragat edebilmek için bazı şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Öncelikle feragat, davacı tarafından yapılmalıdır; zira feragat hakkı yalnızca davacıya aittir. Davalının feragat etmesi mümkün değildir; davalı ancak davayı kabul edebilir. Feragat ehliyetine sahip olmayan bir kişinin feragat beyanı geçersiz olacaktır.

Feragat ehliyeti denildiğinde, davacının fiil ehliyetine sahip olması veya yasal temsilci aracılığıyla işlem yapması anlaşılmalıdır. Tam ehliyetsizler (yani reşit olmayanlar ve kısıtlılar) feragat edemezler; bunların feragat beyanları butlanla malul olacaktır. Sınırlı ehliyetsizler ise yasal temsilcilerinin rızasını almak suretiyle feragat edebilirler. Tüzel kişilerde ise organları aracılığıyla feragat beyanı yapılır; bu organın yetkisine sahip olması ve usulüne uygun karar almış olması gerekmektedir.

Feragatın yapılabilmesi için ayrıca bir davanın mevcut olması şarttır. Dava açılmadan önce feragat beyanında bulunulması usul hukuku açısından bir anlam ifade etmez. Dava düşmüş veya zaman aşımına uğramış ise feragat beyanı geçerli olmayacaktır. Dava ehliyeti de ayrıca önemli bir şarttır; davacının dava ehliyetine sahip olması gerekmektedir.

Feragatın Yapılış Şekli ve Usulü

Davadan feragat, HMK Madde 308’de belirtilen şekil şartlarına uygun olarak yapılmalıdır. Buna göre feragat, duruşmada sözlü olarak veya yazılı olarak bildirilebilir. Yazılı feragat beyanının imzalı olması zorunludur ve mahkemeye sunulması gerekmektedir. Feragat, duruşma sırasında sözlü olarak yapılmışsa, tutanağa geçirilir ve davacı veya vekilinin imzası alınır.

Feragat beyanının içermesi gereken unsurlar da önemlidir. Feragat yazısında veya beyanında, hangi davadan feragat edildiği açıkça belirtilmeli, davanın tarafları ve dosya numarası gösterilmelidir. Feragatın konusu, yani hangi talep veya taleplerden feragat edildiği açıkça ifade edilmelidir. Eğer davanın sadece bir kısmından feragat edilecekse, bu durum özellikle belirtilmelidir.

Dava birden fazla talebe ilişkin ise, davacı belirli taleplerden feragat edebilir ve diğer taleplere ilişkin davayı sürdürebilir. Bu durumda feragat kısmi feragat niteliğindedir ve yalnızca belirtilen talepler bakımından hüküm doğurur. Kısmi feragat, tam feragatten farklı olarak sadece feragat edilen kısım bakımından sonuç doğurur.

Feragat beyanının hâkim tarafından kabulü de ayrı bir aşamadır. Hâkim, feragat beyanını inceleyerek uygun bulup bulmadığına karar verir. Feragat beyanının kanuna uygun olup olmadığı, tarafların ehliyetine ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği ve feragatin konusunun belirli olup olmadığı hâkim tarafından değerlendirilir.

Feragatın Sonuçları ve Hukuki Etkileri

Davadan feragat, mahkemece kabul edildiği andan itibaren hüküm doğurur ve davayı sona erdirir. Feragatin en önemli sonuçlarından biri, davacının artık aynı dava ile yeniden mahkemeye başvuramamasıdır. Yani feragat, kesin hükmün konusu olan esasa girer ve aynı taraflar arasında, aynı sebebe dayanan ve aynı talebi içeren yeni bir dava açılması mümkün olmaz.

Feragat, davanın esasına ilişkin bir karar verilmeksizin davayı sona erdirir. Bu itibarla feragatten sonra hâkim, davanın esasına girmez ve bir esasa ilişkin karar vermez. Mahkeme, feragati kabul ederek davanın sona erdiğini tespit eden bir karar verir. Bu karar, bir esasa ilişkin olmayıp, usulü bir karardır.

Feragatin kabulü halinde, davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilir. Davacının feragat etmesi nedeniyle, davalı davayı kazanmış sayılır ve mahkeme davacıyı vekâlet ücreti ödemeye mahkum eder. Yargılama giderleri de davacı tarafından karşılanır. Bu sonuç, feragatin ciddi mali yükümlülükleri beraberinde getirebileceğini göstermektedir.

Feragat aynı zamanda davacının, feragat ettiği talep bakımından bir daha dava açamayacağı anlamına gelir. Bu sınırlama, feragatin kesin hükmün objektif sınırlarını belirleyen “aynı talep” kavramı içinde değerlendirilmesi sonucunu doğurur. Feragat edilen talep, artık yargı önüne getirilemez ve başka bir davanın konusu yapılamaz.

Feragatin hükmünün davalıya etkisi de önemlidir. Feragat, davacının kendi lehine olan bir haktan vazgeçmesi anlamına gelir ve bu vazgeçme davalıyı doğrudan etkilemez. Davalı, feragat sonucunda davanın sona ermesiyle birlikte, davacı aleyhine bir karar almaksızın davadan kurtulmuş olur. Ancak davalının feragatten önce ileri sürmüş olduğu talepler (örneğin karşı dava veya talep) varsa, bu talepler feragatten etkilenmez ve değerlendirilmeye devam eder.

Yargıtay Kararlarında Feragat

Yargıtay, feragate ilişkin çok sayıda içtihat oluşturmuştur. Bu içtihatlar, feragatin şartları, kapsamı ve sonuçları konusunda önemli belirlemeler içermektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve çeşitli daireleri, feragate ilişkin birçok karar vermiş ve bu kararlar uygulamada yol gösterici olmuştur.

Yargıtay’a göre, feragat ancak davacı tarafından yapılabilir ve davacı sıfatını kaybetmiş olan kişinin feragat beyanı geçersizdir. Feragatin hâkim tarafından kabulü gerekir; hâkim feragati reddedemez, ancak kanuna aykırı feragatleri uygun bulmayabilir. Feragatın kapsamı açıkça belirlenmeli, belirsiz veya muğlak feragat beyanları geçerli sayılmamalıdır.

Yargıtay’ın önemli içtihatlarından biri de feragatin geri alınmasına ilişkindir. Buna göre, feragat beyanı mahkemeye sunulduktan sonra geri alınamaz; zira feragat beyanı mahkemeye ulaştığı anda hüküm doğurur. Ancak hâkim feragati henüz kabul etmemişse, feragat beyanının geri alınması mümkün olabilir. Bu durum tartışmalı olmakla birlikte, çoğunluk görüşü, feragatin kesin ve geri alınamaz olduğu yönündedir.

Davadan Vazgeçme Nedir? Nasıl Yapılır? Sonuçları Nelerdir?

Vazgeçme Kavramının Tanımı ve Hukuki Niteliği

Davadan vazgeçme, davacının açmış olduğu davayı sürdürmekten kaçınması ve bunu mahkemeye bildirmesi olarak tanımlanabilir. HMK’nın 310. maddesinde düzenlenen bu kurum, davacının davayı takip etmeme iradesini yansıtır. Vazgeçme, feragattan farklı olarak, davacının talebinden veya davanın esasına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmadan, sırf davayı sürdürmek istemediğini beyan etmesidir.

Vazgeçmenin hukuki niteliği, feragatten farklı olarak değerlendirilmektedir. Vazgeçme, davanın takibinden vazgeçme olarak nitelendirilmekte ve bu itibarla bir şekil (tasarruf) işlemi olarak kabul edilmektedir. Doktrinde vazgeçmenin bir maddi hukuk işlemi mi yoksa usul işlemi mi olduğu tartışılmakla birlikte, baskın görüş vazgeçmenin de feragat gibi bir usul işlemi olduğu yönündedir.

Vazgeçmenin feragatten temel farkı, davacının davanın esasına ilişkin bir değerlendirme yapmadan sırf davayı bırakmak istemesidir. Vazgeçmede davacı, davanın esası hakkında herhangi bir beyanda bulunmaz; ne davada ileri sürdüğü vakaları ne de davalının savunmalarını kabul veya inkar etmez. Vazgeçme, salt takip etmeme iradesinin açıklanmasıdır.

Vazgeçme, davacının hukuki dinlenilme hakkını kullanarak açıkladığı bir irade beyanıdır. Ancak feragatten farklı olarak, vazgeçmede davacı herhangi bir maddi hukuk talebinden veya vakfından bahsetmez; sadece davayı sürdürmek istemediğini beyan eder. Bu fark, her iki kurumun sonuçlarının da farklı olmasını sağlar.

Vazgeçmenin Şartları ve Ehliyet

HMK Madde 310 hükmüne göre, davadan vazgeçebilmek için belirli şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Vazgeçme de feragat gibi, ancak davacı tarafından yapılabilir. Davalının davadan vazgeçmesi söz konusu değildir; zira davalı davayı açan taraf değildir ve takip etme hakkına sahip değildir.

Vazgeçme ehliyeti açısından da feragatla aynı ilkeler geçerlidir. Vazgeçme yapabilmek için davacının fiil ehliyetine sahip olması veya yasal temsilci aracılığıyla işlem yapması gerekmektedir. Tam ehliyetsizler vazgeçemezler; sınırlı ehliyetsizler ise yasal temsilcilerinin rızasını almak suretiyle vazgeçebilirler. Tüzel kişilerde organları aracılığıyla vazgeçme beyanı yapılır.

Vazgeçme için de bir davanın mevcut olması şarttır. Dava açılmadan önce vazgeçme beyanında bulunulması usul hukuku açısından bir anlam ifade etmez. Dava düşmüş veya zaman aşımına uğramış ise vazgeçme beyanı geçerli olmayacaktır. Vazgeçme ehliyetinin bulunması da ayrıca önemli bir şarttır.

Vazgeçmenin önemli şartlarından biri de davanın henüz sona ermemiş olmasıdır. Eğer dava zaten bir kararla sonuçlanmışsa veya düşmüşse, artık vazgeçme beyanında bulunulamaz. Ayrıca vazgeçme, feragatın aksine, davacının her zaman yapabileceği bir işlem değildir; belirli aşamalar dikkate alınmalıdır.

Vazgeçmenin Yapılış Şekli ve Usulü

HMK Madde 311, vazgeçmenin nasıl yapılacağını düzenlemiştir. Buna göre vazgeçme, duruşmada sözlü olarak veya yazılı olarak bildirilebilir. Yazılı vazgeçme beyanının imzalı olması zorunludur ve mahkemeye sunulması gerekmektedir. Vazgeçme, duruşma sırasında sözlü olarak yapılmışsa, tutanağa geçirilir ve davacı veya vekilinin imzası alınır.

Vazgeçme beyanının da içermesi gereken unsurlar bulunmaktadır. Vazgeçme yazısında veya beyanında, hangi davadan vazgeçildiği açıkça belirtilmeli, davanın tarafları ve dosya numarası gösterilmelidir. Vazgeçmenin konusu, yani hangi talep veya taleplerden vazgeçildiği belirtilmelidir. Eğer davanın sadece bir kısmından vazgeçilecekse, bu durum özellikle belirtilmelidir.

Vazgeçmenin de hâkim tarafından kabulü gerekir. Hâkim, vazgeçme beyanını inceleyerek uygun bulup bulmadığına karar verir. Vazgeçme beyanının kanuna uygun olup olmadığı, tarafların ehliyetine ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği ve vazgeçmenin konusunun belirli olup olmadığı hâkim tarafından değerlendirilir.

Vazgeçme, feragat gibi kısmi olarak da yapılabilir. Davacı, davanın sadece bir kısmından vazgeçebilir ve diğer taleplere ilişkin davayı sürdürebilir. Bu durumda vazgeçme kısmi vazgeçme niteliğindedir ve sadece belirtilen talepler bakımından hüküm doğurur.

Vazgeçmenin Sonuçları ve Hukuki Etkileri

Davadan vazgeçme, mahkemece kabul edildiği andan itibaren hüküm doğurur ve davayı sona erdirir. Ancak vazgeçmenin feragatten önemli bir farkı bulunmaktadır: Vazgeçme, davacının aynı dava ile yeniden mahkemeye başvurmasına engel teşkil etmez. Yani vazgeçen davacı, aynı koşullarda ve aynı taleple yeniden dava açabilir.

Bu sonuç, vazgeçme ile feragat arasındaki en önemli farklardan birini oluşturmaktadır. Feragat kesin hükmün konusu olan esasa girer ve aynı davanın yeniden açılmasını engellerken, vazgeçme bu etkiye sahip değildir. Vazgeçme sadece mevcut davayı sona erdirir, ancak davacının talep hakkını ortadan kaldırmaz.

Vazgeçmenin bir diğer önemli sonucu, davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmesidir. Feragatında olduğu gibi, vazgeçmede de davalı davayı kazanmış sayılır ve mahkeme davacıyı vekâlet ücreti ödemeye mahkum eder. Yargılama giderleri de davacı tarafından karşılanır. Bu mali yükümlülükler her iki kurum için de benzerdir.

Vazgeçme, davanın esasına ilişkin bir karar verilmeksizin davayı sona erdirir. Bu itibarla vazgeçmeden sonra hâkim, davanın esasına girmez ve bir esasa ilişkin karar vermez. Mahkeme, vazgeçmeyi kabul ederek davanın sona erdiğini tespit eden bir karar verir. Bu karar, bir esasa ilişkin olmayıp, usulü bir karardır.

Vazgeçmenin davalıya etkisi de feragatla benzerdir. Vazgeçme, davacının kendi lehine olan bir haktan vazgeçmesi anlamına gelir ve bu vazgeçme davalıyı doğrudan etkilemez. Davalı, vazgeçme sonucunda davanın sona ermesiyle birlikte, davacı aleyhine bir karar almaksızın davadan kurtulmuş olur. Ancak davalının vazgeçmeden önce ileri sürmüş olduğu talepler varsa, bu talepler vazgeçmeden etkilenmez.

Vazgeçmenin zamanaşımı bakımından da önemli bir etkisi vardır. Vazgeçme, zamanaşımı süresini kesmez veya durdurmaz. Davacının vazgeçmesi halinde, zamanaşımı süresi işlemeye devam eder. Bu nedenle davacının, vazgeçtikten sonra yeniden dava açabilmesi için zamanaşımı süresine dikkat etmesi gerekmektedir.

Yargıtay Kararlarında Vazgeçme

Yargıtay, vazgeçmeye ilişkin de önemli içtihatlar oluşturmuştur. Bu içtihatlar, vazgeçmenin şartları, kapsamı ve sonuçları konusunda belirlemeler içermektedir. Yargıtay uygulamasında, vazgeçmenin feragatından farklı olarak değerlendirildiği ve farklı sonuçlar doğurduğu kabul edilmektedir.

Yargıtay’a göre, vazgeçme ancak davacı tarafından yapılabilir ve davacı sıfatını kaybetmiş olan kişinin vazgeçme beyanı geçersizdir. Vazgeçmenin hâkim tarafından kabulü gerekir; hâkim vazgeçmeyi reddedemez, ancak kanuna aykırı vazgeçmeleri uygun bulmayabilir. Vazgeçmenin kapsamı açıkça belirlenmeli, belirsiz veya muğlak vazgeçme beyanları geçerli sayılmamalıdır.

Yargıtay’ın önemli içtihatlarından biri de vazgeçmenin geri alınmasına ilişkindir. Buna göre, vazgeçme beyanı mahkemeye sunulduktan sonra, hâkim tarafından kabul edilmeden önce geri alınabilir. Ancak hâkim vazgeçmeyi kabul etmişse, artık geri alma mümkün değildir. Bu durum, feragatin geri alınmasından farklı değildir.

Yargıtay’ın bir diğer önemli içtihadı, vazgeçmenin kesin hükmün kapsamına girmediği yönündedir. Buna göre, vazgeçme nedeniyle verilen karar, kesin hükmün objektif sınırlarını belirlemez ve aynı davanın yeniden açılmasına engel teşkil etmez. Bu içtihat, vazgeçme ile feragat arasındaki en temel farklardan birini ortaya koymaktadır.

Davadan Feragat ve Davadan Vazgeçme Arasındaki Farklar Nelerdir?

İrade Beyanının Niteliği Açısından Farklar

Davadan feragat ile davadan vazgeçme arasındaki en temel fark, irade beyanının niteliğinde yatmaktadır. Feragatte davacı, davanın esasına ilişkin bir irade beyanında bulunur; davada ileri sürdüğü vakıaları, delilleri veya hukuki sebepleri kabul etmediğini, davanın esasını ortadan kaldıran bir durumun bulunduğunu beyan eder. Feragatte davacı, salt davayı bırakmakla kalmaz, aynı zamanda davanın esası hakkında olumsuz bir beyanda bulunur.

Vazgeçmede ise davacı, davanın esasına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmadan, sırf davayı sürdürmek istemediğini beyan eder. Vazgeçmede davacı ne davada ileri sürdüğü vakıaları ne de davalının savunmalarını kabul veya inkar eder. Vazgeçme, salt takip etmeme iradesinin açıklanmasıdır. Bu temel fark, her iki kurumun hukuki sonuçlarının da farklı olmasını sağlar.

Bu farklılık, pratik açıdan da önemli sonuçlar doğurur. Feragat eden davacı, davanın esası hakkında olumsuz bir tutum sergilediği için, aynı davayı yeniden açması kesin olarak engellenir. Ancak vazgeçen davacı, sadece mevcut davayı bıraktığını beyan ettiği için, aynı talep ve vakıalarla yeniden dava açabilir.

Feragatin bu niteliği, onu bir “gönüllü kabul”den ayıran en önemli unsurdur. Feragatte davacı, davalının iddialarını kabul etmez; aksine, davanın esasını ortadan kaldıran bir durumun varlığını ileri sürer. Bu itibarla feragat, bir “teslim” anlamına gelmez; davacı hâlâ haklı olabilir, ancak davayı sona erdirmek istemektedir.

Kesin Hüküm ve Yeniden Dava Açma Bakımından Farklar

Feragat ile vazgeçme arasındaki en önemli pratik fark, kesin hüküm bakımından ortaya çıkmaktadır. Feragat, kesin hükmün konusu olan esasa girer ve aynı davanın yeniden açılmasını kesin olarak engeller. Feragat eden davacı, aynı taraflar arasında, aynı sebebe dayanan ve aynı talebi içeren yeni bir dava açamaz. Bu sınırlama, feragatin en ağır sonuçlarından birini oluşturur.

Vazgeçme ise bu etkiye sahip değildir. Vazgeçme nedeniyle verilen karar, kesin hükmün konusu olan esasa girmez. Vazgeçen davacı, aynı koşullarda ve aynı taleple yeniden dava açabilir. Bu nedenle vazgeçme, feragate göre davacı açısından daha “güvenli” bir seçenek olarak değerlendirilebilir; zira davacı, davayı kaybetme riski olmadan istediği zaman yeniden dava açabilir.

Bu farklılık, davacının stratejik tercihlerini de etkiler. Davacı, davanın güçlü olduğunu düşünüyorsa ve uzun vadeli bir çözüm istiyorsa feragat tercih edilebilir; ancak davacı, henüz yeterli kanıt toplamamışsa veya davayı ileride yeniden açmak istiyorsa vazgeçme daha uygun olabilir. Bu tercih, davanın koşullarına ve davacının stratejik hedeflerine bağlıdır.

Feragatin kesin hükmün konusu olması, aynı zamanda “res judicata” ilkesinin de bir sonucudur. Kesin hüküm, aynı taraflar arasında, aynı konuda, aynı sebebe dayanan ve aynı talebi içeren davalar için kesin delil niteliğindedir. Feragat, bu kesin hükmün oluşmasını sağlar ve aynı davanın yeniden görülmesini engeller.

Zamanaşımı Etkisi Bakımından Farklar

Zamanaşımı bakımından da feragat ile vazgeçme arasında önemli farklar bulunmaktadır. Feragat, zamanaşımı süresini keser veya durdurur mu? Bu soru doktrinde tartışmalıdır. Bazı görüşlere göre feragat, davacının hakkını tanıdığı anlamına geldiği için, zamanaşımını keser. Ancak baskın görüşe göre feragat, davacının hakkını tanıdığı anlamına gelmez; aksine davanın esasını ortadan kaldıran bir durumun varlığını gösterir. Bu nedenle feragat, zamanaşımını kesmez.

Vazgeçme açısından ise durum daha açıktır. Vazgeçme, davanın takibinden vazgeçme anlamına gelir ve bu, davacının hakkını tanıdığı anlamına gelmez. Bu nedenle vazgeçme, zamanaşımı süresini kesmez veya durdurmaz. Davacının vazgeçmesi halinde, zamanaşımı süresi işlemeye devam eder.

Pratik açıdan bu fark, davacının yeniden dava açma imkanını doğrudan etkiler. Vazgeçen davacı, aynı taleple yeniden dava açabilir, ancak bunun için zamanaşımı süresi dolmamış olmalıdır. Eğer vazgeçmeden sonra zamanaşımı süresi geçerse, davacı artık dava açamaz. Bu nedenle vazgeçmeyi tercih eden davacıların, zamanaşımı süresini dikkatle takip etmeleri gerekmektedir.

Feragat eden davacı ise aynı davayı yeniden açamayacağı için, zamanaşımı sorunuyla karşılaşmaz. Ancak feragatın, hakkın tanınması anlamına gelmediği unutulmamalıdır. Feragat, davanın esasını ortadan kaldıran bir durumun varlığını gösterir ve bu durum, zamanaşımı def’i niteliğinde değildir.

Karşı Tarafa Bildirim Bakımından Farklar

Feragat ve vazgeçmenin karşı tarafa bildirimi açısından da farklar bulunmaktadır. HMK hükümlerine göre, feragat mahkemeye yapılan bir beyan olup, doğrudan davalıya yönelik değildir. Ancak feragat mahkemeye sunulduktan sonra, hâkim kararıyla davalıya bildirilir veya tefhim edilir. Feragatin geçerliliği için davalıya bildirilmesi şart değildir; ancak pratik açıdan davalının bilgilendirilmesi önemlidir.

Vazgeçme de aynı şekilde mahkemeye yapılan bir beyan olup, doğrudan davalıya yönelik değildir. Vazgeçme beyanı mahkemeye sunulur ve hâkim tarafından kabul edilmesi halinde, davalıya bildirilir. Vazgeçmenin de geçerliliği için davalıya bildirilmesi şart değildir; ancak davalının bilgilendirilmesi, davanın fiilen sona ermesi açısından önemlidir.

Bu farklılık, her iki durumda da asgari düzeydedir; zira her iki beyan da mahkemeye yapılır ve hâkimin kabulüne tabidir. Karşı tarafa bildirim, her iki durumda da hâkim kararıyla gerçekleşir ve bu kararın şekli, feragat ve vazgeçme bakımından benzerdir.

Ancak pratik açıdan, davalının feragat veya vazgeçmeden haberdar olması, işlem yapıp yapmayacağını belirleyebilmesi açısından önemlidir. Özellikle davalının, davacının feragat veya vazgeçmesi halinde herhangi bir işlem yapması gerekiyorsa, haberdar olması kritik önem taşır.

Mahkeme Kararının Şekli Bakımından Farklar

Feragat ve vazgeçme sonucunda verilen mahkeme kararlarının şekli de incelenmesi gereken bir konudur. Her iki durumda da hâkim, davanın sona erdiğini tespit eden bir karar verir. Ancak bu kararların niteliği ve içeriği açısından farklılıklar bulunabilmektedir.

Feragat sonucunda verilen karar, feragatin kabulüne ilişkindir ve feragatın şartlarının gerçekleştiğini, davanın sona erdiğini belirler. Bu karar, davanın esasına ilişkin olmayıp, usulü bir karardır. Kararda, feragatin kabulü, davanın sona ermesi ve vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı tarafından karşılanacağı belirtilir.

Vazgeçme sonucunda verilen karar da benzer şekildedir. Hâkim, vazgeçmeyi kabul eder ve davanın sona erdiğini tespit eder. Bu karar da usulü bir karardır ve davanın esasına ilişkin değildir. Kararda, vazgeçmenin kabulü, davanın sona ermesi ve vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı tarafından karşılanacağı belirtilir.

Her iki kararın da kesin karar niteliği bulunmamaktadır; zira bu kararlar, davanın esasına ilişkin olmayıp, usulü sonuçları belirlemektedir. Bu nedenle, feragat veya vazgeçme nedeniyle verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir; ancak bu yolun kullanılması, ancak usulü bir itiraz niteliğinde olacaktır.

Yargılama Giderleri ve Vekalet Ücreti Bakımından Farklar

Feragat ve vazgeçmenin mali sonuçları bakımından fark bulunmamaktadır. Her iki durumda da davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilir ve yargılama giderleri davacı tarafından karşılanır. Bu sonuç, HMK’nın 307 ve 310. maddelerinde açıkça düzenlenmiştir.

Vekalet ücreti, davayı kaybeden tarafın, kazanan tarafın avukatına ödemekle yükümlü olduğu ücrettir. Feragat veya vazgeçme halinde, davacı davayı “kaybetmiş” sayılır ve bu nedenle davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilir. Bu ücret, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir ve davacı tarafından ödenir.

Yargılama giderleri de benzer şekilde feragat veya vazgeçme halinde davacı tarafından karşılanır. Bu giderler, yargılama sırasında yapılan masrafları, bilirkişi ücretlerini, tanık ücretlerini ve benzeri kalemleri içerir. Bu giderler, davanın sona erdiği tarihte belirlenir ve davacı tarafından ödenir.

Bu mali yükümlülükler, davacının feragat veya vazgeçme kararı almadan önce dikkatle değerlendirmesi gereken önemli faktörlerdir. Özellikle davanın ileri aşamalarında feragat veya vazgeçme, önemli miktarda vekâlet ücreti ve yargılama gideri ödenmesini gerektirebilir.

Stratejik Tercih ve Pratik Değerlendirme

Davadan feragat ve davadan vazgeçme arasındaki farkların anlaşılması, davacının stratejik kararlarını doğrudan etkiler. Hangi durumda hangi yöntemin tercih edileceği, davanın koşullarına, davacının hedeflerine ve hukuki duruma bağlıdır.

Davacı, davanın güçlü olduğunu ve haklı olduğunu düşünüyorsa, ancak pragmatik nedenlerle davayı sona erdirmek istiyorsa, feragat tercih edilebilir. Feragat, davanın esasına ilişkin olumsuz bir beyan içerdiği için, davacının “haklılığını” kabul etmeden davayı bitirmiş sayılmasını sağlar. Ancak feragat, aynı davanın yeniden açılmasını engelleyen en ağır sonuçları da beraberinde getirir.

Davacı, henüz davanın güçlü veya zayıf olduğunu tam olarak değerlendiremiyorsa, daha fazla kanıt toplamak veya davayı ileride yeniden açmak istiyorsa, vazgeçme tercih edilebilir. Vazgeçme, davanın esasına ilişkin herhangi bir değerlendirme içermediği için, davacının haklılığına dair bir karine oluşturmaz. Ayrıca vazgeçme, aynı davanın yeniden açılmasına engel olmadığı için, davacıya gelecekte yeniden dava açma imkanı tanır.

Her iki durumda da, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri bakımından aynı mali yükümlülükler söz konusudur. Bu nedenle, mali faktörler tercih yaparken belirleyici olmamalı; esas olarak stratejik hedefler ve davanın koşulları dikkate alınmalıdır.

Sonuç ve Değerlendirme

Davadan feragat ve davadan vazgeçme, Türk hukuk sisteminde davayı sona erdiren iki önemli kurumdur. Her iki kurum da davacının irade beyanıyla devreye girer ve hâkimin kabulüyle hüküm doğurur. Ancak bu iki kurum arasındaki farklar, davacının haklarını ve gelecekteki dava imkanlarını doğrudan etkiler.

Feragatin en belirgin özelliği, kesin hükmün konusu olan esasa girmesi ve aynı davanın yeniden açılmasını engellemesidir. Feragatte davacı, davanın esasına ilişkin olumsuz bir beyanda bulunur ve bu beyan, gelecekteki davalar için kesin delil niteliğinde olur. Bu nedenle feragat, geri dönüşü olmayan bir karar niteliğindedir.

Vazgeçme ise bu etkiye sahip değildir. Vazgeçmede davacı, sadece mevcut davayı sürdürmek istemediğini beyan eder ve bu beyan, davanın esasına ilişkin herhangi bir değerlendirme içermez. Bu nedenle vazgeçme, aynı davanın yeniden açılmasına engel olmaz ve davacıya gelecekte yeniden dava açma imkanı tanır.

Her iki kurumun da vekâlet ücreti ve yargılama giderleri bakımından aynı sonuçları doğurduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, feragat veya vazgeçme tercihi, davanın koşullarına, davacının stratejik hedeflerine ve gelecekteki hukuki planlarına göre belirlenmelidir. Doğru tercih, davacının haklarını en iyi şekilde koruyacak ve gelecekteki hukuki seçeneklerini geniş tutacaktır.

Davacıların, feragat veya vazgeçme kararı almadan önce bir avukattan profesyonel danışmanlık alması büyük önem taşımaktadır. Zira bu kararların sonuçları geri dönüşü olmayabilir ve doğru değerlendirme, uzman bir hukuki görüş gerektirir. AvukatOfisi Editoryal Ekibi olarak, okuyucularımızın hukuki konularda doğru bilgiye ulaşmasını ve bilinçli kararlar vermesini amaçlıyoruz.

Kaynaklar ve İlgili Mevzuat:

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)
  • – Madde 307-309: Davadan Feragat

    – Madde 310-311: Davadan Vazgeçme

  • Yargıtay içtihatları
  • Yazar: AvukatOfisi Editoryal Ekibi

    AVUKATI ARA