Meta Açıklama: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) nedir, nasıl tebliğ edilir, itiraz süreci nasıl işler? CMK 160–172 maddeleriyle detaylı hukuki rehber. 2026 güncel bilgi.

Makale İçeriği


Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Nedir? (KYOK)

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (kısaca KYOK), Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında, savcılığın yürüttüğü soruşturma sonucunda, suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunmadığı veya kovuşturma yapılmasına gerek görülmediği durumlarda verilen bir karardır. Bu karar, aynı zamanda takipsizlik kararı olarak da bilinmektedir.

Türk ceza muhakemesi sisteminde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, savcılığın kamu adına yürüttüğü soruşturma aşamasının sonunda verilen ve davanın açılmamasına hükmeden temel karar türlerinden biridir. CMK’nın 160. maddesi, savcının görevlerini düzenlerken, 161. madde soruşturmanın nasıl yürütüleceğini belirler. Bu iki madde birlikte değerlendirildiğinde, savcılığın hem soruşturma başlatma hem de soruşturma sonlandırma yetkisine sahip olduğu görülmektedir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verilebilmesi için öncelikle bir suç ihbarının veya şikayetinin bulunması, bu ihbar veya şikayet üzerine savcılık tarafından bir soruşturma başlatılmış olması ve yapılan soruşturma sonucunda davanın açılması için yeterli delil bulunmaması gerekmektedir. Bu karar, suçlama konusu fiilin işlenmediğine dair kesin bir beyan değil, mevcut delillerle davanın açılamayacağına ilişkin bir tespittir.


Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Nedir? (Ek KYOK)

Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (Ek KYOK), asıl kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan farklı olarak, mevcut soruşturma dosyasına sonradan eklenen yeni deliller veya gelişmeler sonucunda verilen bir karardır. CMK’nın 160. maddesinin ikinci fıkrası bu durumu düzenlemektedir.

Asıl KYOK kararı verildikten sonra, aynı suça ilişkin olarak yeni delillerin ortaya çıkması, yeni bir şikayetin yapılması veya suçun devam eden niteliğinin tespit edilmesi hallerinde, savcılık ek soruşturma başlatabilir. Bu ek soruşturma sonucunda da yeterli delil bulunamazsa, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir.

Ek KYOK ile asıl KYOK arasındaki temel fark, ek kararın daha dar bir kapsamda olmasıdır. Yargıtay kararlarına göre, ek KYOK sadece yeni eklenen delillere ilişkin bir değerlendirme içermeli ve asıl kararın kesin hükmü niteliğinde olup olmadığı meselesi ayrıca incelenmelidir. Bu ayrım, özellikle itiraz ve yeniden soruşturma talepleri açısından büyük önem taşımaktadır.


Hangi Hallerde Takipsizlik Kararı Verilir?

CMK’nın 160, 161 ve 162. maddelerinde düzenlenen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, çeşitli hukuki nedenlere dayanılarak verilebilmektedir. Bu nedenlerin başlıcaları şunlardır:

1. Suçun Unsurlarının Gerçekleşmemesi

Yapılan soruşturma sonucunda, suç olarak isnat edilen filin Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanan suçun unsurlarını taşımadığı anlaşılırsa, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmektedir. Bu durum, fiilin hukuka aykırı olmadığı veya kasıt/nemel kast gibi sübjik unsurların bulunmadığı hallerde ortaya çıkmaktadır.

2. Yeterli Şüphe Unsurunun Bulunmaması

CMK’nın 161. maddesi uyarınca, kovuşturma yapılabilmesi için suçun işlendiğine dair “makul şüphe” veya “yeterli şüphe” bulunması gerekmektedir. Yeterli şüphenin bulunmaması halinde, yani mevcut delillerin bir suç işlendiğine dair güçlü bir ihtimal oluşturmaması durumunda takipsizlik kararı verilmektedir.

3. Kovuşturma Koşullarının Gerçekleşmemesi

Genel olarak kovuşturma koşulları; suçtan zarar görenin şikayeti, izin alınması gereken bir makamın izni veya talimat gibi ön koşullardır. Bu koşulların gerçekleşmemesi halinde de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilebilmektedir.

4. Ceza Ehliyetinin Bulunmaması

Şüphelinin veya sanığın ceza ehliyetine sahip olmaması, yani akıl hastalığı, ayırt etme gücünün bulunmaması gibi nedenlerle cezalandırılamayacağının anlaşılması halinde takipsizlik kararı verilmektedir.

5. Davanın Düşmesi Nedenlerinin Bulunması

Soruşturma sırasında davanın düşmesine yol açan nedenlerin ortaya çıkması, örneğin şikayet hakkının kullanılmaması, af çıkması veya soruşturma konusu fiilin yasalarla başka bir şekilde düzenlenmesi gibi durumlarda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmektedir.

6. Suçun Tasarlanmış Olması veya Delil Yetersizliği

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, suçun tasarlanmış olması (teşebbüs aşamasında kalması) veya delillerin yetersizliği nedeniyle de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilebilmektedir. Bu kararlar, özellikle hırsızlık, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma gibi delile dayalı suçlarda sıkça karşımıza çıkmaktadır.

7. İspat Yükümlülüğünün Yerine Getirilememesi

Kovuşturma sırasında iddia makamının, suçun işlendiğini ispatlayacak yeterli delil toplayamaması halinde, CMK’nın 161/6 maddesi kapsamında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmektedir.


Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararının Tebliği

CMK’nın 162. maddesi, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliğ edilmesi gereken kişileri ve süreleri düzenlemektedir. Bu düzenleme, kararın etkin bir şekilde ilgililere ulaştırılmasını ve itiraz haklarının kullanılabilmesini güvence altına almaktadır.

Kararın Tebliğ Edileceği Kişiler

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, öncelikle suçtan zarar görene (müşteki) tebliğ edilmelidir. Müşteki, suçtan doğrudan zarar gören kişiyi ifade etmektedir. Bunun yanında, şikayetçi olan kişiye de karar tebliğ edilmektedir.

Şüpheliye ise, CMK’nın 162. maddesi uyarınca, talep etmesi halinde karar tebliğ edilmektedir. Ancak uygulamada, savcılıklar şüpheliye de kararı re’sen tebliğ etmektedir. Bu yaklaşım, şüphelinin itiraz hakkını zamanında kullanabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Tebliğ Süresi ve Usulü

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliği, kararın kesinleşmesinden itibaren belirli bir süre içinde yapılmalıdır. CMK’nın 162/2 maddesi uyarınca, kararın bir örneği ilgililere gönderilir. Tebliğ, tebliğ mazbatası veya iadeli taahhütlü mektup aracılığıyla yapılabilmektedir.

Uygulamada, savcılıklar genellikle e-tebligat sistemi kullanarak bu kararları tebliğ etmektedir. E-tebligat, tebliğ işlemlerini hızlandırmakta ve belgelenmesini kolaylaştırmaktadır. Tebliğ tarihinden itibaren itiraz süresi işlemeye başlamaktadır.

Tebliğ Edilmemesinin Sonuçları

Kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi, özellikle müşteki ve şikayetçinin itiraz süresini kaçırmasına neden olabilmektedir. Bu durumda, tebliğ işleminin usulsüz yapıldığı iddiasıyla yargılamanın iadesi veya yeniden itiraz talepleri gündeme gelebilmektedir.


Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara İtiraz

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 161. maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenmektedir. Bu itiraz hakkı, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın denetimini sağlayan önemli bir hukuki güvencedir.

İtiraz Hakkı Olan Kişiler

İtiraz hakkı, öncelikle suçtan zarar görene (müştekiye) aittir. Müşteki, suçtan doğrudan ve dolaylı olarak zarar gören herkes olabilmektedir. Bunun yanında, şikayetçi olan kişi de itiraz hakkına sahiptir.

Şüpheliye ise, CMK’nın 161/7 maddesi uyarınca, itiraz hakkı tanınmamıştır. Ancak şüpheli, kararın hukuka aykırılığı iddiasıyla ayrı bir yargısal denetim mekanizması olan “itiraz” dışında, “yeniden soruşturma” talebinde bulunabilmektedir.

İtiraz Süreci

İtiraz süreci, kararın tebliğinden itibaren başlamaktadır. Türk ceza muhakemesi sisteminde, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresi genellikle 15 gün olarak belirlenmiştir. Bu süre, tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlamaktadır.

İtiraz dilekçesi, kararı veren savcılığa veya eğer karar sulh ceza hâkimliği tarafından verilmiş ise o hâkimliğe yapılmaktadır. Dilekçede, itirazın gerekçesi açıkça belirtilmeli ve destekleyici deliller sunulmalıdır.

İtiraz Mercii

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itiraz, o yerdeki sulh ceza hâkimliği tarafından incelenmektedir. CMK’nın 161/7 maddesi uyarınca, hâkimliğin itiraz üzerine vereceği karar kesindir.

Hâkimlik, itirazı incelerken hem hukuki denetim hem de olgusal denetim yapmaktadır. Hukuki denetim, kararın kanuna uygun olup olmadığını; olgusal denetim ise soruşturmada toplanan delillerin yeterli olup olmadığını kapsamaktadır.

İtirazın Gerekçeli Olması

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, itiraz dilekçesinin sadece “itiraz ediyorum” şeklinde olması yeterli değildir. İtirazın gerekçeli olması, yani hangi nedenlerle kararın hukuka aykırı olduğunun veya hangi delillerin göz ardı edildiğinin açıklanması gerekmektedir.

İtiraz gerekçesi olarak şunlar ileri sürülebilmektedir:


Bu makale, AvukatOfisi Editoryal Ekibi tarafından hazırlanmıştır. Hukuki bilgiler genel nitelikte olup, özel durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

AVUKATI ARA