AvukatOfisi Ekibi

Tazminat Hukuku

Tarih: 27-06-2025

İcra Mahkemesince itirazı geçici olarak kaldırılan borçlu, aleyhine başlatılmış olan icra takibine devam edilmesini önlemek için, yedi gün içinde bir dava açabilir. Bu dava borçtan kurtulma davası denir. (İ.İ.K M.69/2) Borçtan kurtulma davası, hukuki niteliği bakımından bir menfi tespit davasıdır. Borçlunun, icra takibi sonuçlanıncaya kadar menfi tespit davası açma hakkı vardır (İ.İ.K M.72). Ancak borçlu, menfi tespit davasını itirazın geçici kaldırılması kararından itibaren yedi gün içinde açarsa, dava borçtan kurtulma davası adını alır.

Borç ilişkilerinde çıkan ihtilaflar, yalnızca taraflar arasındaki ekonomik ilişkiyi değil, aynı zamanda toplumda hukuki güvenlik ilkesinin korunmasını da doğrudan etkiler. Alacaklının ilamsız icra yoluna başvurması, herhangi bir yargı kararına gerek kalmaksızın borçluya karşı doğrudan takip başlatabilmesini sağlar. Ancak bu imkân, kötü niyetli veya haksız alacak iddialarını da beraberinde getirebileceği için, hukuk sistemi borçluya bazı savunma hakları tanımıştır.

Bu bağlamda, borçtan kurtulma davası, icra hukukunun belki de en kritik savunma araçlarından biridir. Özellikle kambiyo senetlerine dayalı ilamsız takiplerde borçlu tarafından yapılan imzaya itirazın, icra mahkemesi tarafından geçici olarak kaldırılması hâlinde, borçluya maddi hukuk bakımından gerçekten borçlu olmadığını ileri sürme imkânı tanınır. Bu durum, borçlunun hakkındaki takibin içeriğine karşı genel mahkemede başvuru hakkı elde etmesi anlamına gelir.

Borçtan kurtulma davası, şekli anlamda icra hukukuna ait gibi görünse de, özünde maddi hukuka dair bir inceleme yapılmasını gerektirir. Yani, “borçlunun gerçekten borçlu olup olmadığı” konusu, artık icra mahkemesi gibi sınırlı yetkili bir yargı merciinde değil, genel görevli hukuk mahkemelerinde ele alınır. Bu dava, borçlunun takipten tamamen kurtulabilmesi açısından hayati derecede önemli bir işleve sahiptir. Bu makalede, borçtan kurtulma davasının hukuki niteliği, açılma koşulları, yargılama süreci, teminat yükümlülüğü, görev ve yetki kuralları, ispat araçları ile birlikte Yargıtay kararları ışığında uygulama örnekleriyle kapsamlı bir şekilde incelenecektir.

İlgili Makale: Dolandırıldım Ne Yapmalıyım?

Makale İçeriği

Toggle

Borçtan Kurtulma Davası Nedir?

Borçtan kurtulma davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 69. maddesinde düzenlenmiş olup, kendine has koşulları ve sonuçları olan özel nitelikli bir dava türüdür. Bu dava, klasik anlamda bir menfi tespit davası olmakla birlikte, açılabilmesi bazı şekli ve maddi ön koşullara bağlanmıştır.

Hukuki niteliği bakımından borçtan kurtulma davası, maddi hukuk açısından borçlunun borçlu olmadığını ileri sürdüğü olumsuz tespit davası; usul hukuku açısından ise icra takibinin hukuka aykırılığının yargı önünde tartışılmasıdır. Ancak bu dava yalnızca borçlunun icra takibine konu senet altındaki imzaya itiraz etmesi ve bu itirazın icra mahkemesince geçici olarak kaldırılması halinde mümkündür. Diğer bir deyişle, bu dava, bir “itirazın geçici kaldırılması kararı”nın ardından doğan ikincil bir hukuki savunma yoludur.

Davanın amacı, borçlunun gerçekten borçlu olup olmadığının genel mahkemeler önünde yargılamaya konu edilmesini ve icra takibinin nihai olarak sona erdirilmesini sağlamaktır. Bu açıdan bakıldığında, borçtan kurtulma davası, yalnızca bir icra müdahalesi değil, aynı zamanda bir hak arama biçimidir.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

borctan kurtulma davasi nedir

Borçtan Kurtulma Davasının Açılma Şartları ve Yasal Süre

Borçtan Kurtarma Davasında Teminat Gösterme Yükümlülüğü: Usule İlişkin Dava Şartı

Borçtan Kurtulma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme: Seçimlik Yetki ve Uyuşmazlıkların Yargı Yeri

Borçtan kurtulma davasının açılacağı mahkemenin doğru tespiti, usul ekonomisi açısından olduğu kadar, davanın reddedilmemesi ve zaman kaybının önlenmesi açısından da kritik önemdedir. Bu davada görevli ve yetkili mahkeme, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 69/IV hükmünde açıkça düzenlenmiştir.

Bu, “seçimlik yetki” olarak tanımlanır. Uygulamada borçlular, genellikle kendi ikametgâhlarına yakın olan veya takip yapılan yer mahkemesini tercih ederler. Ancak davanın yetkisiz mahkemede açılması hâlinde, dava yetki yönünden reddedilir ve yedi günlük hak düşürücü süre içinde yetkili mahkemede yeniden dava açılması gereklidir.

Yargıtay 12. HD, 2014/8345 E., 2014/19281 K. sayılı kararında; “Borçtan kurtulma davasının, İİK m.69 uyarınca yetkili bir mahkemede açılmaması durumunda, süresinde yetkili mahkemeye başvurulmadıkça dava hakkı düşer” hükmü verilmiştir.

Borçtan Kurtarma Davasında Yargılama Usulü, İspat Yükü ve Delillerin Değerlendirilmesi

Borçtan kurtulma davası, basit yargılama usulüne tabidir. Bu usul, delillerin daha hızlı toplanmasını, duruşmaların daha az formaliteyle yapılmasını ve davanın daha kısa sürede sonuçlandırılmasını amaçlar. Ancak dava ne kadar hızlı sonuçlansa da, uyuşmazlığın niteliği gereği mahkemeler titiz bir delil incelemesi yürütmek zorundadır.

Yargıtay Kararları Işığında Borçtan Kurtulma Davası

Türk yargı pratiğinde, borçtan kurtulma davası ile ilgili verilen kararlar, bu dava türünün sınırlarını, delil değerlendirme yöntemlerini ve usule ilişkin hassasiyetleri belirlemede büyük önem taşımaktadır. Özellikle Yargıtay’ın 12. ve 19. Hukuk Daireleri, bu davalara ilişkin yerleşik içtihatlar oluşturmuş; davanın sadece şeklen değil, esasen de adil yargılanma ilkesine uygun yürütülmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Yargıtay 12. HD, 30.09.2004 T., 2004/16481 E., 2004/20679 K.

“Borçtan kurtulma davasının süresi içinde açılması, takibin kesinleşmesini önler. Geçici haciz kararının, dava süresince icraya konması mümkün değildir. Borçlu, dava açmakla alacaklının cebrî icra yetkisini durdurmuş olur.”

Bu karar, borçlu açısından büyük bir koruma sağladığı gibi, icra takibinin kötüye kullanılmasının da önüne geçmektedir. Yani borçlu dava açmakla sadece borçlu olmadığını iddia etmekle kalmaz, aynı zamanda icranın işlemesini de fiilen durdurur.

Yargıtay 11. HD, 06.02.1990 T., 635/666 K.

“Borçlu tarafından açılan borçtan kurtulma davasında, icra mahkemesinin kanaati bağlayıcı değildir. Hukuk mahkemesi, kendi bilirkişi incelemesini yaptırmak ve dosyada yeni delil toplamak zorundadır.”

Bu karar ile, icra mahkemesinin teknik birim olarak sınırlı bir işlev gördüğü; borcun esasına ilişkin karar verme yetkisinin yalnızca hukuk mahkemesine ait olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Yargıtay HGK, 04.03.1981 T., 11-1466/154

“Borçlu, icra mahkemesi nezdinde ileri sürmediği defileri, borçtan kurtulma davasında ileri sürebilir. Bu dava, borcun maddi hukuk açısından varlığının tartışıldığı bir mahkeme sürecidir.”

Bu kararla birlikte, borçlunun savunma hakkının genişliği teyit edilmiş; daha önceki süreçte ileri sürülmeyen savunmaların da bu davada dikkate alınabileceği kabul edilmiştir. Bu, borçlu lehine hak arama özgürlüğünü güçlendiren bir yaklaşımdır.

Yargıtay 11. HD, 06.02.1990 T., 635/666 K. sayılı kararında,

“İcra mahkemesi tarafından yapılmış bilirkişi incelemesi, genel mahkeme için bağlayıcı değildir. Hukuk mahkemesi, yeniden bilirkişi tayin etmelidir” denilerek delillerin bağımsız biçimde yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu, borçlunun lehine önemli bir güvence sağlar. İcra mahkemesi imzayı borçluya ait kabul etmiş olsa da, hukuk mahkemesi farklı bir sonuca ulaşabilir.

borctan kurtulma davasi karar

Borçtan Kurtulma Davasının Sonucunun İcra Takibi Üzerindeki Etkileri

Borçtan kurtulma davası sonucunda mahkeme, borçlunun gerçekten borçlu olmadığını tespit ederse, bu kararın icra takibine etkisi oldukça güçlüdür. Kararın kesinleşmesiyle birlikte:

Borçtan Kurtulma Davasının Kötü Niyetli Takiplere Karşı Koruyucu İşlevi

Borçtan kurtulma davası, sadece haksız takiplere karşı bir savunma aracı olmakla kalmaz; aynı zamanda kötü niyetli alacaklıların sistemdeki boşluklardan faydalanarak baskı kurmalarını engelleyen bir dengeli güç mekanizmasıdır.

Borçlu, gerçekten borçlu olmadığı bir senede dayanılarak takibe uğramışsa, bu dava sayesinde hem hakkını koruyabilir hem de prestijini ve ekonomik itibarını güvence altına alabilir. Aksi hâlde, senet altındaki imzayı inkar ettiği hâlde mahkeme kararıyla borçluymuş gibi muamele görmesi, hem ekonomik hem de psikolojik zararlar doğuracaktır.

Borçtan kurtulma davası, bu zararın önleyici hukuk yoluyla giderilmesini sağlayan modern bir çözüm alanıdır.

Borçtan Kurtulma Davasının Menfi Tespit Davasına Dönüşmesi ve Hukuki Rejim

Borçtan kurtulma davası, yalnızca belirli koşullarda açılabilen özel bir dava türü olsa da, şekli şartların yerine getirilmemesi hâlinde tamamen ortadan kalkmaz. Zira Türk hukuk sisteminde hak arama özgürlüğü, şekil kurallarına takılmadan özün korunmasını da gerektirir. Bu bağlamda, borçlu tarafından süresinde açılmayan ya da teminat gösterilmediği için reddedilen borçtan kurtulma davası, usulü tamamlanmasa bile genel hükümlere göre bir menfi tespit davası olarak değerlendirilebilir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi, genel anlamda menfi tespit davasını düzenler. Buna göre, borçlu icra takibinden bağımsız olarak, borçlu olmadığını ispat etmek üzere her zaman bir menfi tespit davası açabilir. Eğer borçlu, İİK m. 69 anlamında borçtan kurtulma davasını usulüne uygun açamazsa — örneğin 7 günlük süreyi kaçırırsa veya teminat yatırmazsa — elindeki bu imkânı kaybetmiş sayılmaz. Bu durumda İİK m. 72’ye dayanarak menfi tespit davası açabilir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken kritik bir fark vardır: Borçtan kurtulma davası takibi durdurur, fakat menfi tespit davası durdurmaz. Yani borçlu borçlu olmadığını ispatlamak için menfi tespit davası açabilir, ama bu sırada takip devam eder; mallarına haciz gelebilir, maaşına bloke konabilir, kredi notu düşebilir.

Bu nedenle, şeklen borçtan kurtulma davası açamayan borçlunun menfi tespit davasına yönelmesi, ikinci şans gibi görünse de, icra takibine karşı tam bir koruma sağlamaz. Mahkeme borçlunun lehine karar verirse, bu kararın icra takibini durdurucu etkisi ancak kesinleşmeyle doğar. Yani bu dava, maddi hakkı korur ama şekli icra işlemlerini engellemez.

Uygulamada birçok mahkeme, usulden reddedilen borçtan kurtulma davalarını dosya üzerinden değerlendirerek, davacının talebi doğrultusunda davanın menfi tespit davası olarak görülmesine karar verir. Bu, HMK m. 124 (taleplerin değiştirilmesi) kapsamında mümkündür. Ancak bu dönüşüm, icra takibinin geçici durdurulmasını sağlamaz; sadece borçlunun maddi hukuk yönünden savunmasını sürdürmesine imkân tanır.

Yargıtay 19. HD, 2019/10392 E., 2020/5574 K. sayılı kararında şöyle denilmiştir: “Borçtan kurtulma davası, usulü sebeplerle dinlenemez hâle gelmişse, davacının talebi hâlinde dosya menfi tespit davası olarak değerlendirilmelidir. Ancak bu davanın takibi durdurucu etkisi yoktur.”

Sonuç ve Genel Değerlendirme

Borçtan kurtulma davası, Türk icra hukukunda istisnai ama bir o kadar da kritik bir savunma mekanizmasıdır. Her ne kadar adı “dava” olsa da, aslında bu süreç; borçlunun bir takip baskısı altındayken, oldukça sınırlı bir zaman ve dar bir teknik çerçeve içinde, maddi hukuk anlamında kendini savunma mücadelesidir. Takip edilen borcun gerçekten mevcut olup olmadığının belirlenmesini konu alması açısından bu dava, sadece şekli adaletin değil, maddi adaletin de kapısını aralar.

İcra mahkemesinin “itirazın geçici olarak kaldırılması” kararı ile borçlu, artık takibin işlemesiyle karşı karşıya kalır. Ancak yasak savunmalarla yetinmeyip, genel mahkemeye başvurarak borçlu olmadığını ispat etme hakkına sahip olur. Bu noktada, borçtan kurtulma davası borçlu için adeta bir can simidi niteliği taşır. Fakat bu hakkın kullanılabilmesi için sıkı biçim şartlarının eksiksiz yerine getirilmesi gerekir: 7 günlük süre, %15 teminat ve yetkili mahkemede dava açılması gibi. İşte bu sebeple, bu davada en küçük usuli hata bile borçlunun hak kaybına uğramasına yol açabilir.

Öte yandan, borçtan kurtulma davasının şeklen başarısız olması durumunda dahi sistem, borçluya bir çıkış kapısı sunar: menfi tespit davası. Bu dönüşüm, her ne kadar takibi durdurmasa da, borçlunun maddi anlamda haklı olup olmadığının araştırılmasına olanak tanır. Bu da bize hukuk sistemimizin “yargılamanın özüne” verdiği önemi gösterir.

Uygulamada karşılaşılan örneklerde, kötü niyetli alacaklıların yalnızca borçluyu zor duruma düşürmek amacıyla kambiyo senedine dayalı takip başlattıkları; borçlunun ise borçtan kurtulma davası sayesinde hem maddi gerçeğin ortaya çıkmasını sağladığı, hem de ekonomik itibarını koruduğu gözlemlenmektedir. Dolayısıyla bu dava, bireysel adaletin yanında ekonomik düzenin ve ticari güvenin korunmasına da hizmet eder.

Sonuç olarak, borçtan kurtulma davası;

Bu nedenle borçtan kurtulma davası, sadece bir takipte savunma aracı değil; aynı zamanda adaletin, hakkaniyetin ve sistemin kendisini düzeltme yeteneğinin bir göstergesidir. Her hukukçu ve borçlu, bu hakkı zamanında ve doğru şekilde kullanmayı bilmelidir.

Borçtan Kurtulma Davası Dilekçe Örneği

ANKARA (…) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

İCRA DOSYA NO : …../…… E.

DAVACI: (Ad ve Soyad)

ADRES:

VEKİLİ: AvukatOfisi Ekibi

ADRES:

DAVALI: (Ad ve Soyad)

ADRES:

KONU: Ankara …İcra Müdürlüğü’nün ……/….. E. sayılı dosyasında davacı müvekkil aleyhine başlatılan haksız ilamsız takip nedeniyle, İcra ve İflas Kanunu madde 69 uyarınca borçtan kurtulma talebimizi içeren dava dilekçesidir.

AÇIKLAMALAR

HUKUKİ SEBEPLE: İcra ve İflas Kanunu m.69 ve ilgili diğer mevzuat

HUKUKİ DELİLLER:

SONUÇ VE TALEP :

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili

AvukatOfisi Ekibi

(e-imza)

Avukat AvukatOfisi Ekibi

AvukatOfisi Ekibi, AvukatOfisi Ekibi Bürosu’nun kurucusudur.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

, lise eğitimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı bursu ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

S1. Borçtan Kurtulma Davası nedir?

Borçtan Kurtulma Davası hakkında yasal süreç ve dikkat edilmesi gerekenler için avukatınıza danışmanız önerilir.

S2. Borçtan Kurtulma Davası nasıl yapılır?

Borçtan Kurtulma Davası süreci, ilgili kanun hükümlerine göre şekillenir ve her dosya özgündür.

S3. Borçtan Kurtulma Davası ne kadar sürer?

Hukuki süreçlerin süresi, dosyanın karmaşıklığına ve mahkeme takvimine bağlıdır.

S4. Borçtan Kurtulma Davası masrafı ne kadardır?

Hukuki süreç masrafları, davanın türüne ve süresine göre değişiklik gösterir.

S5. Borçtan Kurtulma Davası için hangi belgeler gerekli?

Gerekli belgeler davanın türüne göre farklılık gösterir; detaylı bilgi için avukatınıza başvurunuz.

S6. Borçtan Kurtulma Davası zorunlu mudur?

Hukuki süreçlerde profesyonel destek almak, hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir.

Hukuki tavsiye değildir. Herhangi bir konuda bilgi almak istiyorsanız mutlaka avukatınıza danışmanız gerekmektedir.

Avukat  Trafikte Araç Kullanırken Story Paylaşma Cezası 2026
AVUKATI ARA