AvukatOfisi Ekibi

Ceza Hukuku

Tarih: 16-12-2025

İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçu; kişilerin inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklama özgürlüğünün cebir veya tehdit kullanılarak engellenmesidir. Türk Ceza Kanunu’nun 115. maddesi ile inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suç olarak düzenlenmiştir. İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçu 3 fıkra halinde düzenlenmiş olup 4 şekilde gerçekleşebilecektir. Bunlar şu şekildedir:

Anayasamızın 24. Maddesinde “din ve vicdan hürriyeti” , 25.maddesinde ‘düşünce ve kanaat hürriyeti”, 26. Maddesinde “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” düzenlenmiş olup bu haklar temel haklardan sayılmış ve bu hakların korunması güvence altına alınmıştır.  TCK 115. Maddesi ile inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suç olarak sayılmıştır. Ancak söz konusu suçun oluşabilmesi için inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin Anayasa’da belirlenen sınırlar çerçevesinde kullanılması gerekmektedir. AvukatOfisi Ekibi olarak bu yazımızda inanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçu ve cezasından (TCK m. 115) bahsedeceğiz.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

Makale İçeriği

Toggle

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Nedir?

TCK 115. maddesi ile inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin engellenmesi suçu, kişilerin Anayasada ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan dini inanç, düşünce ve kanaatleri açıklama özgürlüğünün cebir veya tehdit kullanılarak engellenmesidir. Bu suçun oluşmaması için inanç, düşünce ve kanaat hürriyeti hakkının Anayasada belirtilen sınırlar içerisinde kullanılması gerektiği unutulmamalıdır. TCK’nın 115. Maddesi ile kişilerin mensup oldukları dini inancın gereğini yerine getirmesinin veya dini ibadet veya ayinlerin bireysel ya da toplu olarak yapılmasının engellenmesi ile birlikte bir kimsenin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale edilmesi veya bunları değiştirmeye zorlanması da yaptırım altına alınmıştır.

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap “Özel Hükümler” Bölümü, Birinci Kısım “Uluslararası Suçlar’da” Yedinci Bölüm “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümü, “İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme” başlığı altında, 115. Maddede düzenlenmiştir. 3 fıkra halinde düzenlenen suç hakkında verilecek ceza 115. Maddede düzenlenmiş olsa da suçun nitelikli halleri 119. Maddede ortak hüküm olarak düzenlenmiştir. Suçun nitelikli halleri ile işlenmesi halinde verilecek ceza 1 kat arttırılacaktır.

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi suçunu; konu edinen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 115. Madde metni şu şekildedir:

Madde 115

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi SuçuTCK 115. Madde

Kanun Maddesi5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 115

ŞikâyetŞikâyete tabi değildir. Resen soruşturulur.

Zamanaşımı8 yıl.

Tutuklama ve Adli KontrolTutuklama ve adli kontrol kararı verilebilir.

UzlaşmaUzlaşmaya tabi değildir.

Etkin PişmanlıkEtkin pişmanlık hükümleri uygulanamaz.

İndirimŞartları varsa 62 indirimi uygulanabilir.

Memurluğa EtkiMemuriyete engeldir.

Görevli MahkemeAsliye Ceza Mahkemesidir.

inanc dusunce ve kanaat hurriyetinin kullanilmasinin engellenmesi sucu tck 115

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Şartları

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 115. Maddede 3 fıkradan oluşmaktadır. Madde metnine bakıldığında;

Özetle İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi suçunun oluşması için sağlanması gereken şartlar şu şekilde sıralanabilir:

İlgili Makale: Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

İnanç Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Unsurları

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Cezası Nedir?

İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçu 3 paragraf olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 115. Maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında suçun işlenebileceği basit haller düzenlenmiştir. 115. Maddeden ayrı olarak 119. Maddede suçun nitelikli hali öngörülmüş ve kişi hakkında nitelikli hallerin varlığı halinde verilecek cezanın 1 kat arttırılacağı hüküm altına alınmıştır. Bir kişinin dini ibadetlerini cebir veya tehditle yasaklamak, inancını açıklamaya zorlamak ya da hukuka aykırı başka bir eylemle dininden kaynaklanan yaşam tarzına müdahale etmek gibi eylemler inanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturacaktır. İmzasız mektupla ya da silahla suçun işlenmesi ise suçun nitelikli hallerini oluşturacaktır ve kişi hakkında verilecek ceza 1 kat arttırılacaktır.

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçu CezasıKanuni Dayanağı

TCK 115 Basit Hali Cezası1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası

Suçun Teşebbüste KalmasıSuçunun teşebbüste kalması halinde hakimin takdirine bağlı olarak indirim uygulanabilir.

Suçun Tüzel Kişilerce İşlenmesiŞirket, dernek gibi aracılar kullanılarak suçun işlenmesi halinde güvenlik tedbiri uygulanır.

Suçun Nitelikli Halinin CezasıVerilecek ceza 1 kat arttırılır.

Suçun İhmali Davranışla İşlenmesiSuç kasten işlenebilen bir suçtur, ihmali davranışla işlenemez.

inanc dusunce ve kanaat hurriyetinin kullanilmasinin engellenmesi sucu cezasi

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Örnekleri

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Özel Görünüşleri

İçtima: Türk Ceza Hukukunda failin birden çok suç işlemesi halinde bu suçlardan tek çatı altında toplanarak ceza verilmesine içtima denir. TCK 42, 43 ve 44. maddelerinde düzenlenmiştir. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin engellenmesi suçlarında fail aynı kişiye veya topluluğa karşı farklı zaman aralıklarında bu suçu işlerse zincirleme suç kapsamına girecek ve cezası arttırılacaktır. Ayrıca bu suçun bir hareketle birden fazla kişiye veya topluluğa karşı işlenmesi durumunda da zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. TCK madde 43/1’de aynı mağdura karşı işlenen zincirleme suçlardan TCK madde 43/2’de farklı mağdurlara karşı işlenen zincirleme suçlardan bahsedilmiştir. Aynı kişiye karşı farklı zamanlarda işlenen inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin engellenmesi suçlarında ve birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenen inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin engellenmesi suçlarında zincirleme suç hükümlerine göre cezası arttırılır. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin engellenmesi suçu kapsamında mağdur üzerinde kullanılan cebir, TCK’nın 86. maddesi kapsamında kaldığı sürece aynı kanunun 119. maddesi uyarınca ayrıca yaralamadan da cezaya hükmolunmaz, suçun işlenmesi için gerçekleştirilen cebir kapsamında değerlendirilir. Ancak, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçu işlenirken TCK’nın 87. maddesindeki şekilde bir yaralama söz konusu olursa, ayrıca bu maddeye göre de ceza tayin edilecektir.

Uzlaşma, Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

Erteleme: Erteleme ile hükmedilen hapis cezasının infazı ertelenmektedir. Kişi deneme süresi içerisinde iyi halli olarak hareket ederse cezaevine hiç girmeden cezası infaz edilmiş sayılır. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin engellenmesi suçu gereğince kişilere bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilmektedir. Mahkeme tarafından hükmedilen ceza süresinin 2 yıldan az olması durumunda hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı: HAGB ile hapsi cezasına hükmedilen kişinin infazı belirli bir süre geri bırakılmaktadır. Bu süre içerisinde kişinin kişinin başka bir suça karışması durumunda cezası uygulanabilir hale gelecek ve hapis cezası ile karşı karşıya kalacaktır. Bununla birlikte 2 yıl ve altında ceza alan suçlarda HAGB kararı verilmesi mümkün olduğundan inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin engellenmesi suçu açısından HAGB kararı verilmesi mümkündür.

Soruşturma ve Kovuşturma Evresi

Soruşturma Evresi: Mağdur olan kişinin Cumhuriyet Savcılığı’na yapacağı başvuru ya da kolluk kuvvetlerine yapacağı ihbar ile soruşturması aşaması başlar. İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçu şikayete bağlı bir suç olmadığı için Cumhuriyet Savcılığı tarafından resen soruşturulması gerekmektedir. Bu nedenle hem soruşturma evresi hem de kovuşturma evresinde mağdurun şikayetçi olmasına gerek yoktur.

Cumhuriyet savcısının şüpheli şahsın suçu işlediğine dair yeterli somut delilleri toplaması ve yeterli şüpheye ulaşması ile iddianame düzenlenir. İsnat edilen suç hakkında yeterli şüphe oluşmadığında Cumhuriyet Savcılığı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. Bu karara karşı tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz edilebilir. İtiraz kabul edilirse dosya doğrudan kovuşturma evresine geçmez, tekrar soruşturma evresinde incelenir. İtiraz reddedilirse dosya kapanır. İtirazı inceleyecek olan merci Sulh Ceza Hakimliğidir. Her koşulda iddianame düzenlendiği takdirde dosya kovuşturma evresine geçecektir. Soruşturma evresinde şüpheli konumunda olan fail de kovuşturma evresinde sanık konumuna geçecektir.

Kovuşturma Evresi: Kovuşturma evresi; savcılık tarafından hazırlanan iddianamenin mahkemece kabulü ile başlar. Kovuşturma evresi mahkeme tarafından yürütülmektedir. Kovuşturma evresinde sözlü yargılama yapılır ve yargılamalar duruşmalı olarak ilerler. Yargılama neticesinde kişiye verilecek ceza belirlenir. Şahsa ceza verilebilmesi için suçu işlediğinin sabit olması gerekir. Örneğin inanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçunun faili olarak iki şüpheli varsa ancak hangisinin suçu işlediği sabit değilse her ikisi de beraat edecektir. İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçunun kovuşturma evresi tamamlandığında sanığın suçu işlediği sabit ise verilecek ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenecektir. Artırım ve indirim nedenlerinin uygulanması da mahkemenin takdirine kalacaktır.

Gözaltı ve Tutukluluk

Bir kişi hakkında gözaltı kararı verilebilmesi için bu kişi hakkında somut delillerin var olması gerekir. Kişinin tek başına işlediği suçlarda belirlenen gözaltı süresi ile toplu olarak işlenen suçlarda gözaltı süreleri birbirinden farklı olarak düzenlenmiştir. Bunlarda 24 saati geçmemesi öne sürülmüştür. Toplu olarak işlenen suçlarda (birden fazla sanığı olan) bu süre 4 güne kadar uzatılmıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nu madde 91’de geçen fıkrada mülki amirlerin talimatı ile belirlenen bazı kolluk amirlerine bir kişiyi 24 saate kadar gözaltına alma yetkisi verilmiştir. Bu yetki suçlara göre belirlenmektedir. İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçunda da, savcının gözaltı kararı ile failin gözaltına alınması mümkündür.

Tutuklama, Ceza Muhakemesi Kanunu madde 100 ve devamındaki maddelerinde düzenlenmiştir. Tutuklama ile bir kişinin kesin hüküm öncesi mahkeme kararı ile kısıtlanması sağlanır. Önemle belirtilmelidir ki tutuklama kararını verebilecek tek merci mahkemelerdir. Cumhuriyet savcılıkları tutuklama kararı veremez yalnızca tutuklanmayı talep edebilir. Tutuklama kararının verilemeyeceği birtakım durumlar kanun kapsamında düzenlenmiştir. Örneğin kişi hakkında yalnızca adli para cezasını gerektiren bir suçtan dolayı yargılama yapıldı ve buna ilişkin ceza verildiyse tutuklama kararı verilmez. Bununla birlikte vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar dışında en fazla 2 yıl hapis cezası belirlenen suçlar hakkında da tutuklama kararı verilemez. İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçunda da tutuklama kararı verilmesi mümkündür. CMK 102/1gereğince suç kapsamında tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

İfade, Savunma ve Yargılama Süreci

İfade, kişi hakkında yapılan şikayet veya suç şüphesi olması üzerine olay hakkındaki bilgi ve savunmasının alınması için yapılan bir usuldür. Ancak İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçu şikayete tabi bir suç değil resen araştırılması gereken bir suçtur. Bu nedenle, resen soruşturulması yapılan bir suç hakkında kişinin ifadesi alınır. İfade kolluk görevlileri tarafından alınabileceği gibi bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından da alınabilir. Buna benzer şekilde sorgu ise şüpheli ya da sanığın hakim ya da mahkeme huzurunda kovuşturma evresinde suç hakkında dinlenmesidir.

Kişi üzerine isnat edilen suç hakkında kendisini savunabilmelidir. Bu nedenle kişiye ayrıntılı olarak üzerine isnat edilen suç anlatılır. Ayrıca kendisini savunabilmesi için belirli bir süre de kişiye verilmektedir. Bununla birlikte inanç düşünce ve kanaat hürriyetinin engellenmesi suçu işlendiği takdirde koruma tedbirlerinin uygulanması mümkündür. Örneğin taşınmazlara ya da hak ve alacaklara el konulabilir. En önemlisi de kişinin teknik araçlarla izlenmesi mümkün hale gelir. Suçun örgüt kapsamında işlenmesi halinde tanık koruma programından yararlanılması da mümkün olur. Tanık yalnızca suçun mağduru değil aynı zamanda bu kişinin yakınları da olabilir. Yargılama 5235 sayılı kanunun 10, 11, 12. maddeleri uyarınca asliye ceza mahkemelerinde yürütülecektir.

inanc dusunce ve kanaat hurriyetinin kullanilmasinin engellenmesi sucu tck 115

Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme

Yargıtay Kararları

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Hakkında Mahkeme Kararları

Yargıtay 4. C.D, 20.12.2021 tarih, 2019/6675 E. 2021/29548 K. Sayılı Karar;

Sanıklara yükletilen inanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme eylemleri ile ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,

Anlaşıldığından, sanıklar …, … ve …’un temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden, tebliğnameye aykırı olarak TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA

Yargıtay 4. C.D. 20.02.2020 tarih, 2019/8234E. 2020/3763 K. Sayılı karar ile,

Eylem yönünden; şüphelinin yukarıda tarif edilen şekilde, müştekinin dini inancından kaynaklı kıyafeti ile yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale ederek bunları değiştirmeye zorlaması şeklindeki eylemi, 5237 Sayılı TCK’nın 115/3 ve 119/1.e maddelerinde düzenlenen Kamu Görevinin Sağladığı Nüfuzu Kötüye Kullanmak Suretiyle İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engellemek suçuna tekabül etmektedir. Rızası hilafına müştekinin fotoğraflarını çekip özel hayatının gizliliğini ihlal etmesi eylemine ilişkin ise bu dosyadan ayırma kararı verilip uzlaştırmaya tabi suç olduğundan ilgili büroya gönderilmiştir. (dosya no: 2019/7804)

Görev ve yetki yönünden; 2547 sayılı kanunun 53/c-7 maddesindeki “İdeolojik amaçlarla Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetleri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü veya dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayrılığına dayanılarak nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak maksadıyla işlenen suçlarla bunlara irtibatlı suçlar, öğrenme ve öğretme hürriyetini doğrudan veya dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükün, huzur ve çalışma düzenini bozan boykot, işgal, engelleme, bunları teşvik ve tahrik, anarşik ve ideolojik olaylara ilişkin suçlar ile ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinde, yukarıda yazılı usuller uygulanmaz; bu hallerde kovuşturmayı Cumhuriyet Savcısı doğrudan yapar” genel kurala istisna teşkil eden düzenleme uyarınca, Başsavcılığımızın suç nev’i itibariyle soruşturma yapmaya görevli olduğu anlaşılmıştır.

Şüphelinin savunmasına dayanak teşkil eden müştekinin kılık kıyafetinin yönetmeliğe aykırı olduğu iddiası yönünden; Mevcut mevzuat incelendiğinde de görüleceği üzere ülke sathında uygulanmak üzere, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik ile Milli Eğitim Bakanlığı ile Diğer Bakanlıklara Bağlı Okullardaki Görevlilerle Öğrencilerin Kılık Kıyafetlerine İlişkin Yönetmeliktik olmak üzere kılık kıyafetle ilgili 2 genel yönetmelik yayınlanmıştır. Bunlardan ilki olan 25/10/1982 tarihli “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik”, kamu hizmeti veren memurlar ile diğer kamu personelleri için geçerli olup, üniversite öğrencileri için uygulanma ihtimali bulunmamaktadır. Keza Yönetmeliğin 2. maddesi uygulama alanını “memurlar, sözleşmeli personel ve geçici personel ile kamuda çalışan işçilerle” sınırlandırmıştır. Kamu hizmeti verenler için çıkartılan bir yönetmeliğin, kamu hizmeti alan konumundaki üniversite öğrencilerine uygulanması hukuken de mümkün değildir. Bu konuda ikinci yönetmelik ise, 07/12/1981 tarihli “Milli Eğitim Bakanlığı ile Diğer Bakanlıklara Bağlı Okullardaki Görevlilerle Öğrencilerin Kılık Kıyafetlerine İlişkin Yönetmelik”tir. İlgili yönetmelik isminde de belirtildiği üzere, salt bakanlıklara bağlı öğrencileri kapsamaktadır. Üniversiteler ise özerk bir kurum olan Yükseköğretim Kuruluna bağlı olup, Milli Eğitim Bakanlığı ve dahi diğer Bakanlıklarla herhangi bağlantısı bulunmamaktadır.

Bu konudaki tek düzenleme YÖK Kanunu’ndadır. 2547 sayılı YÖK Kanunu Ek Madde 17–(Ek: 25/10/l990 -3670/12 md.) “Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile; yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir. “amir hükmünde de açıkça görüleceği üzere, kılık kıyafet mefhumu, bizzat yasa ile Yükseköğretim Kurumlarında serbest bırakılmıştır. Yine kanun maddesinde serbestinin tek sınırının, yürürlükteki kanunlar olduğu açıkça belirtilmiştir. Yürürlükteki kanunlarda da kadın kıyafetine ilişkin herhangi bir düzenlemeye rastlamak mümkün değildir. Anlatılan gerekçeyle şüphelinin savunmasının kanuni dayanaktan yoksun olduğu değerlendirilmiştir.

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suç Duyurusu Dilekçesi

(Suçun İşlendiği Yer) CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

MÜŞTEKİ: İsim Soyisim (TC Kimlik No) – (Adres Bilgileri)

VEKİLİ: AvukatOfisi Ekibi

Söğütözü Mah. Söğütözü Cad. No:2 Koç İkiz Kuleleri B Blok Kat:4 Daire:7,  06530 Çankaya

ŞÜPHELİ: İsim Soyisim (TC Kimlik No) – (Adres Bilgileri)

SUÇ: İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçu (TCK Madde 115)

SUÇ TARİHİ: …/…/…

SUÇ YERİ: (…)

KONU: Şüpheli şahıs hakkında işlemiş olduğu İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçu nedeniyle soruşturma başlatılması ve soruşturma neticesinde şahıs hakkında kamu davası açılması taleplerimizi havidir.

AÇIKLAMALAR

HUKUKİ SEBEPLER: TCK ve ilgili her türlü yasal mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER: Tanık, yemin, sözleşmeler, fotoğraf görüntüleri, mesajlar ve ilgili her türlü yasal delil.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli şahıs hakkında soruşturma başlatılmasını, soruşturma sonucunda kamu davası açılması yönünde karar verilmesini saygılarımızla vekâleten arz ve talep ederiz. (Tarih)

Müşteki Vekili

AvukatOfisi Ekibi

(e-İmza)

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 115. Maddesinde düzenlenmiş olup madde hükmü şu şekildedir:

Madde 115

(1) Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan meneden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Değişik: 2/3/2014-6529/14 md.) Dini inancın gereğinin yerine getirilmesinin veya dini ibadet veya ayinlerin bireysel ya da toplu olarak yapılmasının, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi hâlinde, fail hakkında birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.

(3) (Ek: 2/3/2014-6529/14 md.) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir kimsenin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale eden veya bunları değiştirmeye zorlayan kişiye birinci fıkra hükmüne göre ceza verilir.

İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin engellenmesi suçunun cezası 115. Maddede düzenlenmiştir. Yasa maddesine göre bir kişinin inançlarını açıklamasını engellemenin cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Bir kişinin ibadetini yerine getirmesinin engellenmesi ise aynı şekilde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Kişinin inançlarından dolayı yaşam tarzına müdahale edilmesinin cezası da yine aynı şekilde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak suçun nitelikli hallerinin varlığı halinde verilecek ceza 1 kat arttırılmaktadır.

Sebebi ne olursa olsun bir kişinin düşüncelerini ve kanaatlerini açıklamasına zorlanamaz. Bununla birlikte düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz. Anayasa’nın 25. Maddesinde açıkça hüküm altına alındığı üzere düşünce suçu diye bir şey yoktur. Herkes düşüncelerini özgürce belirtebilir.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

AvukatOfisi Ekibi, AvukatOfisi Ekibi Bürosu’nun kurucusudur.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

, lise eğitimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı bursu ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

S1. İnanç Düşünce ve Kanaat nedir?

İnanç Düşünce ve Kanaat hakkında yasal süreç ve dikkat edilmesi gerekenler için avukatınıza danışmanız önerilir.

S2. İnanç Düşünce ve Kanaat nasıl yapılır?

İnanç Düşünce ve Kanaat süreci, ilgili kanun hükümlerine göre şekillenir ve her dosya özgündür.

S3. İnanç Düşünce ve Kanaat ne kadar sürer?

Hukuki süreçlerin süresi, dosyanın karmaşıklığına ve mahkeme takvimine bağlıdır.

S4. İnanç Düşünce ve Kanaat masrafı ne kadardır?

Hukuki süreç masrafları, davanın türüne ve süresine göre değişiklik gösterir.

S5. İnanç Düşünce ve Kanaat için hangi belgeler gerekli?

Gerekli belgeler davanın türüne göre farklılık gösterir; detaylı bilgi için avukatınıza başvurunuz.

S6. İnanç Düşünce ve Kanaat zorunlu mudur?

Hukuki süreçlerde profesyonel destek almak, hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir.

Hukuki tavsiye değildir. Herhangi bir konuda bilgi almak istiyorsanız mutlaka avukatınıza danışmanız gerekmektedir.

Avukat  Otel Kayıtları ve İcra Takibinin Güvenlik Soruşturmasına Etkisi
AVUKATI ARA