AvukatOfisi Ekibi

Ceza Hukuku

Tarih: 17-12-2025

İşkence suçu, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya idare yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi için gündeme gelir. TCK 94. maddede düzenlenmiştir. İşkence olarak, bir kimseye karşı insan onuruyla bağdaşmayan bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir.

İşkence teşkil eden fiiller, aslında kasten yaralama, tehdit, hakaret, cinsel taciz niteliği taşıyan fiillerdir. Ancak bu fiiller ani olarak değil sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içerisinde işlenmektedir. Bir süreç içerisinde süreklilik arz eder bir tarzda işlenen işkencenin en önemli özelliği, kişinin psikolojisi, ruh sağlığı, algılama ve irade yeteneği üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta ömür boyu devam etmesi, işkencenin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir.

İşkence suçu aşağıdaki şekillerde işlenmiş sayılır;

İşkence olarak, bir kimseye karşı insan onuruyla bağdaşmayan bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. İşkence teşkil eden fiiller, aslında kasten yaralama, tehdit, hakaret, cinsel taciz niteliği taşıyan fiillerdir. Ancak bu fiiller ani olarak değil sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içerisinde işlenmektedir. Bir süreç içerisinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen işkencenin en önemli özelliği, kişinin psikolojisi, ruh sağlığı, algılama ve irade yeteneği üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta ömür boyu devam etmesi, işkencenin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

Makale İçeriği

Toggle

İşkence Suçu Nedir?

İşkence suçu, “bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlar” dır. İşkence suçuyla korunan hukuki değer karma nitelik taşımaktadır. Öncelikle suçun düzenlendiği yere bakılarak korunan hukuki yararın, kişinin vücut bütünlüğü, ruh ve beden sağlığı, şeref ve haysiyeti ve bu bağlamda yaşama hakkı ve dokunulmazlığı olduğunu söylemek mümkündür. Bundan başka, bu suçla kişilerin özgür iradeleri ortadan kaldırılmakta, kimsenin kendisi veya yakınlarını suçlayıcı beyanlarda bulunmaya zorlanamayacağı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ilkelerinin ihlalinin de önüne geçilmesi sağlanmaya çalışılmaktadır. Böylece bu suçla ceza adaleti ve kamu idaresinin işleyişi de korunmaktadır.

Özetleyecek olursak işkence suçu ile TCK’nın “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı İkinci Kısmında “Hayata Karşı Suçlar” ve “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” dan hemen sonra düzenlenerek kişi dokunulmazlığı korunurken, failin kamu görevlisi olarak öngörülmesi suretiyle kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi korunmuş, ayrıca maddi gerçeğin zorla ortaya çıkarılması ile ilgili tereddütlerin önüne geçeceğinden de adliye korunmaya çalışılmıştır. Yargıtay’a göre, işkence suçu ile asıl korunan hukuki yarar, insan onurudur.

Türk Ceza Kanununun (TCK) 94. maddesiyle işkence eylemi suç olarak düzenlenmiştir. Madde şöyledir:

(1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/4 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz.

(2) Suçun;

a)Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

b)Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,

İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.

(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.

(6) (Ek: 11/4/2013-6459/9 md.) Bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez.

İşkence Suçu – TCK 94

Kanun Maddesi5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 94

ŞikâyetŞikâyete tabi değildir. Resen soruşturulur.

ZamanaşımıZamanaşımına tabi değildir.

Tutuklama ve Adli KontrolTutuklama ve adli kontrol kararı verilebilir.

UzlaşmaUzlaşmaya tabi değildir.

Etkin PişmanlıkEtkin pişmanlık hükümleri uygulanamaz.

İndirimŞartları varsa 62 indirimi uygulanabilir.

Memurluğa EtkiMemuriyete engeldir.

Görevli MahkemeAğır Ceza Mahkemesidir.

iskence sucu tck

İşkence Suçunun Şartları

İşkence suçunun oluşması için öncelikle, yapılan davranışların insan onuruyla bağdaşmayan bir davranış olması gerekir. İnsan onuruyla bağdaşmayan her davranış değil, mağdurun bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine veya aşağılanmasına yol açacak nitelikteki davranışlar bu suçu oluşturacaktır. Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, işkence suçunun asıl fiil unsuru, insan onuruyla bağdaşmayan harekette bulunulmasıdır. Bu nedenle anılan suç, serbest hareketli bir suçtur, insan onuruyla bağdaşmayan herhangi bir davranışla bu suç işlenebilir. Ancak suçun oluşması için mağdura insan onuru ile bağdaşmayan bir davranışta bulunulması yeterli değildir, aynı zamanda bu davranışın mağdurun bedensel veya ruhsal acıdan acı çekmesi veya algılama ve irade yeteneğinin etkilenmesi veya aşağılanmasına da yol açmaya elverişli olması da gerekir.

İşkence suçunun şartlarına bakacak olursak;

İlgili Makale: Yasadışı Bahis Suçu ve Cezası

İşkence Suçunun Unsurları

İşkence Suçunun Cezası Nedir?

TCK’nın 94. maddesinin birinci fıkrası uyarınca işkence suçunun basit halini işleyen kimseye 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası verilir. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde ise ceza, 5 yıldan 12 yıla kadar hapistir. Maddenin ikinci fıkrasına göre işkence suçunun çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı veya avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla işlenmesi halinde verilecek ceza, 8 yıldan 15 yıla kadar hapistir. Maddenin üçüncü fıkrasına göre, işkence cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşirse, faile verilecek ceza 10 yıldan 15 yıla kadar hapistir. Öte yandan bu suç işlendiğinde TCK’nın 53/5. maddesi de uygulama alanı bulacaktır. Kamu görevlisi olan fail, işkence suçunu kamu görevini kötüye kullanmak suretiyle işleyeceğinden, faile ceza verildiği hallerde TCK’nın 53/5. maddesi uyarınca cezanın yarısından bir katına kadar bir süre de, kamu görevinden yasaklanmasına da karar verilmelidir.

İşkence Suçu CezasıKanuni Dayanağı

TCK 94 Basit Hali Cezası3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası

İşkence Suçunun Kadına Karşı İşlenmesi5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası

İşkence Suçunun Nitelikli Hali (TCK94/2)8 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası

İşkence Suçunun Cinsel Yönden Taciz Olarak İşlenmesi Nitelikli Hali (TCK94/3)10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası

İşkence Suçunun İhmali Davranışla İşlenmesiİndirim sebebi yapılmaz.

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış İşkence Suçu (TCK 95/1)Ceza yarı oranında arttırılır.

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış İşkence Suçu (TCK 95/2)Ceza bir katı oranında arttırılır.

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış İşkence Suçu (Kemik Kırığı) (TCK 95/3)8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış İşkence Suçu sebebi ile Ölüm (TCK 95/2)Ağırlaştırılmış müebbet cezası

İşkence Suçunun Temel Halinin Cezası: Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesinde yer alan işkence suçunun temel hali 1. Fıkrada düzenlenmiştir. Yasa hükmüne göre, işkence suçunun temel hali için kişiye verilebilecek ceza 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasıdır. Hangi hareketlerin işkence niteliğinde olduğunun önceden belirlenmesine, tek tek sayılmasına imkan yoktur. Somut olayın özelliğine göre bir eylemin işkence olup olmadığını hakim takdir edecektir. Burada önemli olan husus, failin davranışının mağdurun bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama ve irade yeteneğinin etkilenmesine veya aşağılanmasına yol açacak nitelikte olmasıdır. Mağdurun aşırı derecede dayanıklılığı veya duyarsızlığı gibi nedenlerle bunlar subjektif olarak hissetmemiş veya önemsememiş olması suçun oluşumunu engellemez.

Suçun Nitelikli Halleri: TCK’nin 94/2. maddesinde mağdurun özelliğinden kaynaklanan bir nitelikli hale, aynı Yasanın 94/3. maddesinde ise fiilin özelliğinden kaynaklanan nitelikli hale yer verilmiştir. Bunları aşağıda tek tek ele alacağız.

İşkence Suçunun İndirim Halleri: İşkence suçunda TCK 94/5.  ile suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmayacağı düzenlenmiştir. Hakim suçun işleniş biçimi, suç işlemede kullanılan araçlar, zaman, yer gibi hususları dikkate alarak belirlediği temel cezada alt ve üst sınır arasında bir temel ceza belirler. Akabinde artırım nedenleri uygular ve sonrasında belirlenen cezada indirim hükümleri uygulanır. Şartları bulunuyorsa 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesinde yer alan indirim hükümleri uygulanabilir. Bunlar yaş küçüklüğü, iyi hal indirimi, içtima kuralları, akıl zayıflığı gibi sıralanabilir.

İşkence Suçunun İhmali Davranışla İşlenmesi: İşkence suçunu oluşturan insan onuruyla bağdaşmayan ve mağdurun bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesi, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesi, aşağılanması sonucunu doğuran davranışlar icrai veya ihmali şekilde olabilir. Mağdurun dövülmesi, sürekli hakaret edilmesi, tehdide maruz bırakılması icrai davranışa, mağdurun aç ve susuz bırakılması, tedavisi gereken hastalığının tedavi ettirilmemesi, tuvalet ihtiyacını gidermek için çağrılarına cevap verilmemesi ihmali davranışa örnek verilebilir. Bir failin, icrai nitelikteki işkence oluşturan davranışı engellemek yükümlülüğünde bulunmasına karşın bu kimsenin ihmali davranışla bu eyleme zımnen rıza göstermesi durumunda, TCK’nın 94/5. maddesi uyarınca icrai davranışta bulunan asıl fail ile aynı ceza ile cezalandırılır.

Bir kimse, bir başka kamu görevlisinin gerek ihmali davranışla, gerekse icrai davranışla bir başka kimseye işkencede bulunduğunu görmesine veya bilmesine karşın buna engel olmaz ise, bu kişi de TCK’nın 94/5. maddesi uyarınca sorumlu olacaktır. İkinci fail, işkence yapan failin amiri durumunda ise, astını engellemekle yükümlü olduğu konusunda tereddüt yoktur. Ancak ikinci fail, işkence yapan kimsenin amiri değil ise, bu durumda bu kişinin işlenen suçu engelleme yükümlülüğü bulunup bulunmamasına göre sonuca varılacaktır. Eğer ikinci failin, işlenen suçu engelleme yükümlülüğü bulunmakta ise (kolluk kuvvetleri ve infaz kurumu görevlileri gibi) bu durumda failin işkence yapan kimseyi engelleme yükümlülüğüne karşın bu yükümlülüğü yerine getirmemesi durumunda, TCK’nın 94/5. maddesi uyarınca işkence suçuna ihmali davranışla katılmış olacaktır. Eğer ikinci failin işkence yapan kimsenin eylemini engelleme yükümlülüğü veya yetkisi yok ise ve bu kişi kamu görevlisi ise, işlenen suçu TCK’nın 279. maddesi uyarınca yetkili mercilere bildirmekle yükümlüdür, bu yükümlülüğü yerine getirip getirmemesine göre, 279. maddedeki suç oluşacak veya oluşmayacaktır. Burada önleme yükümlülüğünden bulunan kimsenin de, kasıtla hareket etmesi, işkence yapıldığını veya yapılacağını bilmesine karşın bunu önlememesi, en azından ses çıkarmaması gerekir. Bu kasıt doğrudan kast olabileceği gibi, olası kast da olabilir. Ancak failin taksirli olduğu durumlarda, TCK’nın 94/5. maddesi hükümleri uygulanamaz.

iskence sucu cezasi

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış İşkence Suçu Cezası

TCK’nın 95. maddesi ile işkence suçunun neticesi sebebi ile ağırlaştırılmış halleri ve cezaları düzenlenmiştir. Netice sebebi ile ağırlaşmış hallerin gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda şüphe olduğunda bu durumun tespiti için bu konuda uzman kurum olan Adli Tıp Kurumu’ndan veya Adli Tıp Grup Başkanlıklarından rapor alınmaktadır. Bu maddeye göre neticesi sebebi ile ağırlaşmış işkence hallerine bakacak olursak;

İşkence Suçu Örnekleri

İşkence Suçunun Özel Görünüşleri

Örneğin fail, mağduru Filistin askısına almak için gerekli teçhizatı hazırlamasına karşın, amirinin gelerek engel olması nedeniyle bu davranışını gerçekleştirmemesi durumunda eylem tamamlanmamış, teşebbüs aşamasında kalmış olacaktır. Fail, suçun icrasına başlamasına karşın, gönüllü olarak eylemi gerçekleştirmekten vazgeçerse bu durumda TCK’nın 36. maddesi gereğince, o ana kadar oluşan bir suç var ise o suçtan sorumlu olur, aksı takdirde eylem suç teşkil etmez.

Ancak birden fazla kamu görevlisi işkence suçunu işlemekte iseler, bu durumda yine iştirakin derecesine göre sorumlu olacaklardır. TCK’nın 94/5. maddesine göre, işkence suçunun ihmali davranışla işlenmesi halinde, faile verilecek cezadan indirim yapılmaz. Örneğin, karakoluna alınan kimselere işkence yapıldığını gören karakol amirinin, işkence yapanlara müdahale etmeden evine yatmaya gitmesi durumunda bu kişi de, işkence yapmaktan cezalandırılır ve cezasından indirim yapılmaz. Bu hükmün uygulanması için, bir kimsenin işkence yaptığının fail tarafından bilinmesi gerekir.

Ancak mağdur TCK’nın 87. Maddesi kapsamında yaralanırsa bu durumda 95. madde uyarınca faile verilen cezada artırım yapılır. Failin eylemi cinsellik içerecek şekilde olur ise, eylem cinsel taciz boyutunda kaldığı sürece, yalnızca TCK’nın 94. maddesinin 3. fıkrası hükmü uygulanır, ayrıca 105. madde uyarınca ceza verilmez. Ancak failin eylemi cinsel saldırı veya istismar boyutuna ulaşmış ise, bu durumda TCK’nın 94/1. maddesiyle beraber aynı Yasanın 102. ve 103. maddeleri de uygulanır, gerçek içtima hükümleri söz konusu olur. Ancak bu iki suçtan ceza verirken, TCK’nın 61. maddesi uyarınca 94/3. maddesi hükmündeki ceza da gözetilerek ceza belirlenir.

iskence sucu ispat

Uzlaşma, Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

İşkence Suçunda Soruşturma ve Kovuşturma Evresi

Mağdur ya da suçtan zarar gören kişi, suça konu eylemler nedeniyle Cumhuriyet Savcılığı’na ya da kolluk kuvvetlerine şikayetçi olabilir. Bu şikayet neticesinde Savcılığa intikal eden dosyada savcılık makamınca işlemler yapıldığı evre soruşturma evresidir. İşkence suçu şikayete bağlı bir suç olmadığı için Cumhuriyet Savcılığı tarafından resen soruşturulması gerekmektedir. Bu nedenle hem soruşturma evresi hem de kovuşturma evresinde mağdurun şikayetçi olması gerekmemektedir. Hal böyleyken şikayetten vazgeçmenin de dosya üzerinde bir etkisi olmayacaktır.

Soruşturma evresinde savcılık makamınca gerekli araştırma yapılır. Araştırmalar sonucunda Cumhuriyet savcısının şüpheli şahsın suçu işlediğine dair yeterli somut delilleri toplaması ve yeterli şüpheye ulaşması ile iddianame düzenlenir. Bunun aksi durumunda yeterli şüphe oluşmadığında Cumhuriyet Savcılığı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. Bu karara karşı tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz edilebilir. İtiraz kabul edilirse dosya doğrudan kovuşturma evresine geçmez, tekrar soruşturma evresinde incelenir. İtiraz reddedilirse dosya kapanır. İtirazı inceleyecek olan merci Sulh Ceza Hakimliğidir. Her koşulda iddianame düzenlendiği takdirde dosya kovuşturma evresine geçecektir. Soruşturma evresinde şüpheli konumunda olan fail de sanık konumuna geçecektir.

Kovuşturma evresi; soruşturma aşaması neticesinde hazırlanan iddianamenin kabulü ile başlar.  Kovuşturma evresi mahkeme tarafından yürütülmektedir. Kovuşturma evresinde yargılamalar duruşmalı olarak yapılır. Duruşmada taraflar dinlenir. Sanığa verilecek ceza kovuşturma evresinin sonunda belirlenir. Örneğin işkence suçunun faili olarak iki şüpheli varsa ancak hangisinin suçu işlediği sabit değilse her ikisi de beraat edecektir. Bununla birlikte, kovuşturma evresi neticesinde verilecek kararlar beraat, HAGB hatta zamanaşımına uğradığı takdirde davanın düşmesi şeklinde sıralanabilir. İşkence suçunun kovuşturma evresi tamamlandığında sanığın suçu işlediği sabit ise verilecek ceza 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenecektir. Artırım ve indirim nedenlerinin uygulanması da mahkemenin takdirine kalacaktır.

İşkence Suçunda Gözaltı ve Tutukluluk

Bir kişi hakkında suça ilişkin somut delillerin var olması halinde hakkında gözaltı kararı verilebilir. Gözaltı süresi en fazla 4 gün olarak belirlenmiştir. Tek kişinin işlediği bir suçun gözaltı süresi ile toplu işlenen suçların gözaltı süresi farklılık göstermektedir. Tek kişinin işlediği bir suçta gözaltı süresinin 24 saati geçmemesi öngörülmüştür. Toplu olarak işlenen suçlarda (birden fazla sanığı olan) bu süre 4 güne kadar uzatılmıştır. İşkence suçunda da, savcının gözaltı kararı ile failin gözaltına alınması mümkündür.

Tutuklama kararı ise Ceza Muhakemesi Kanunu madde 100 ve devamındaki maddelerinde düzenlenmiştir. Tutuklama suç işlendiğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin bulunması halinde kişinin özgürlüğünün kesin hüküm öncesi mahkeme kararı ile kısıtlanmasıdır. Tutuklama kararları ancak mahkemeler tarafından verilebilir. Cumhuriyet savcılıkları tutuklama kararı veremez yalnızca tutuklanmayı talep edebilir. Tutuklama kararının verilemeyeceği birtakım durumlar kanun kapsamında düzenlenmiştir. Örneğin kişi hakkında yalnızca adli para cezasını gerektiren bir suçtan dolayı yargılama yapılıyorsa ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar dışında en fazla 2 yıl hapis cezası belirlenen suçlar hakkında da tutuklama kararı verilemez. İşkence suçunda tutuklama kararı verilmesi mümkün ve kuvvetle muhtemeldir. Tutuklamanın somut koşulları bulunmaktadır. Bu koşullar şu şekilde sıralanabilir:

İfade, Savunma ve Yargılama Süreci

İfade ile hakkında suç isnat olunan kişinin bilgi ve savunmasına başvurulmaktadır. Kişinin ifadeye gitmemesi durumunda hakkında yakalama kararı çıkarılabilir. İfade kolluk görevlileri tarafından alınabileceği gibi bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından da alınabilir. Şüpheli şahıs kendisini bizzat savunabileceği gibi bir avukatın yardımından da yararlanabilir.

İşkence suçu işlendiği takdirde koruma tedbirlerinin uygulanması da mümkündür. Örneğin taşınmazlara ya da hak ve alacaklara el konulabilir. En önemlisi de kişinin teknik araçlarla izlenmesi mümkün hale gelir. Suçun örgüt kapsamında işlenmesi halinde tanık koruma programından yararlanılması da mümkün olur. Tanık yalnızca suçun mağduru değil aynı zamanda bu kişinin yakınları da olabilir. Yargılama özel görevli mahkeme olan ağır ceza mahkemelerinde yürütülecektir.

Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme

a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,

b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,

c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,

d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,

e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,

geçmesiyle düşer.

Zamanaşımı süresinin dolması ile mahkemelerin dava konusu suç hakkında yargılama yapması mümkün değildir. İşkence suçunda ise zamanaşımı süresi yoktur. AİHM, işkence veya kötü muamele iddiası ile kamu görevlileri hakkında yargı mercileri tarafından yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda davanın zamanaşımı ile düşmesini ve ceza zamanaşımı ile eylemin cezasız kalmasını ihlal sebebi saymıştır.

Yargıtay Kararları

iskence sucu beraat

İşkence Suçu Hakkında Mahkeme Kararları

Yargıtay 8.Ceza Dairesi 07.07.2020 T., 2020/978 E. 2020/15091 K.

Bir failin, icrai nitelikteki işkence oluşturan davranışı engellemek yükümlülüğünde bulunmasına karşın bu kimsenin ihmali davranışla bu eyleme zımnen rıza göstermesi durumunda, TCK.nın 94/5. maddesi uyarınca icrai davranışta bulunan asıl fail ile aynı ceza ile cezalandırılır. Başka bir deyimle bir kimse, bir başka kamu görevlisinin gerek ihmali davranışla, gerekse icrai davranışla bir başka kimseye işkence de bulunduğunu görmesine veya bilmesine karşın buna engel olmaz ise bu kişi de TCK.nın 94/5. maddesi uyarınca sorumlu olacaktır. Bir defa, ikinci fail, işkence yapan failin amiri durumunda ise, astını engellemekle yükümlü olduğu konusunda tereddüt yoktur. Ancak ikinci fail, işkence yapan kimsenin amiri değil ise bu durumda bu kişinin işlenen suçu engelleme yükümlülüğü bulunup bulunmamasına göre sonuca varılacaktır. Eğer ikinci failin, işlenen suçu engelleme yükümlülüğü bulunmakta ise (kolluk kuvvetleri ve infaz kurumu görevlileri gibi) bu durumda failin işkence yapan kimseyi engelleme yükümlülüğüne karşın bu yükümlülüğü yerine getirmemesi durumunda, TCK.nın 94/5 .maddesi uyarınca işkence suçuna ihmali davranışla katılmış olacaktır. Eğer ikinci failin işkence yapan kimsenin eylemini engelleme yükümlülüğü veya yetkisi yok ise ve bu kişi kamu görevlisi ise, işlenen suçu TCK.nın 279. maddesi uyarınca yetkili mercilere bildirmekle yükümlüdür, bu yükümlülüğü yerine getirip getirmemesine göre, 279. maddedeki suç oluşacak veya oluşmayacaktır. Burada önleme yükümlülüğü bulunan kimsenin de, kasıtla hareket etmesi, işkence yapıldığını veya yapılacağının bilmesine karşın bunu önlememesi, en azından ses çıkarmaması gerekir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 28.05.2019 T., 2019/9772 E. 2019/7732 K.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. maddesi “işkence yasağı”na ilişkin olup bu yasak kesin olarak öngörülmüştür. Demokratik toplumun temel değerlerinden birini teşkil eden işkence yasağı mutlak haklardandır, hiçbir şekilde istisnaya tabi tutulamaz, BM İşkence sözleşmesinin 2. maddesinde “hiçbir istisnai durum, ne savaş hali, ne de savaş tehdidi, iş siyasi istikrarsızlık veya herhangi bir olağanüstü hal işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilmez. Bir üst görevlinin veya resmi merciin emri işkencenin haklılığına gerekçe kabul edilemez” şeklindeki düzenlemeler gözetildiğinde haksız tahrik veya hukuka uygunluk nedenlerinin uygulanmayacağını kesin bir şekilde ifade etmiştir. İnsan onurunun korunan en yüksek değerlerden olmasından hareketle işkence suçunda uygulama olanağı bulunmayan 5237 sayılı TCK.nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanarak sanığa eksik ceza tayin edilmesi yasaya aykırı.

Yargıtay 8. CD. 26.03.2014 T. 2013/15223 E. 2014/7817 K.

İşkence, ulusal hukukta olduğu gibi uluslararası sözleşmelerle de yasaklanmıştır. T.C. Anayasası’nın 17. maddesinde herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtildikten sonra, “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz” denilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. maddesi uyarınca; “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı yahut haysiyet kırıcı ceza veya muameleye tâbi tutulamaz.” ve 15/2. maddesi gereğince de bu yasak olağanüstü durumlarda bile ortadan kaldırılamaz.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 5. maddesi ile de, “hiç kimsenin işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muameleye tâbi tutulamayacağı” kabul edilmiştir. İşkence olarak, bir kişiye karşı insan onuru ile bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. İşkence teşkil eden fiiller aslında kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyan fiillerdir. Ancak bu fiiller ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedir. Bir süreç içinde süreklilik arz eder bir tarzda işlenen işkencenin en önemli özelliği, kişinin psikolojisi, ruh sağlığı, algılama ve irade yeteneği üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, işkencenin bu kapsamda işlenen fiiline nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir. (TCK.94. Madde gerekçesi)

Somut olayda; jandarma görevlisi olan sanığın bir suç nedeniyle yakalanan şikayetçiye önce suçunu söyletmek amacıyla tokat atması, akabinde de Jandar Karakolunda falakaya yatırarak ayaklarının altına copla vurması, belli bir süreç içerisinde süreklilik gösteren ve dolayısıyla sistematik bir şekilde işlenen, insan onuru ile bağdaşmayan, mağdurun bedensel ve özellikle ruhsal yönden acı çekmesine neden olan, algılama ve irade yeteneğini ve buna bağlı olarak da hiçbir şekilde etkilenmeden, özgür iradesiyle ifade vermesini etkileyen, aşağılanmasına yol açan davranışlar olup işkence suçunun oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hüküm kurulması,

Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMUK.nun 326/son madde ve fıkrası uyarınca kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA)

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 17.05.2017 T. 2017/431 E. 2017/5652 K.

Sanıklar, …, …, … ve … hakkında açılan kamu davasının yerel Mahkemece yapılan yargılaması sonunda sanık …’in TCK.nun 257/2, 62, 50, 52. diğer sanıkların TCK.nun 94/1., 62. maddeleri gereğince cezalandırılmalarına ilişkin hükmün onanmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı olmamıştır.

Katılan …’nun 30.11.2011 tarihinde işlediği iddia olunan cinsel istismar suçu nedeniyle Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/6180 sayılı soruşturma kapsamında;

30.11.2011 günü saat 18.00’de Bandırma 6. Ana Jet Üs Tümen Komutanlığında nezarete alındığı, dosyada mevcut belgelere göre sanıklardan … ve …’nun nezaretçi gözetimci er olarak, sanık …’ın inzibat eri olup, katılanı Bandırma Merkez Komutanlığından alıp İzmir Askeri Cezaevine teslim eden kişi olduğu, katılanın 01.12.2011 günü saat 08,30’da nezarethaneden çıkarılarak Bandırma Devlet Hastanesine götürüldüğü ve sanık … tarafından darp ve cebir izi bulunmadığına dair rapor düzenlenip, katılanın Bandırma Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanması üzerine aynı gün saat 17.00’da tekrar nezarete alındığı, 02.12.2011 günü saat 01.15’de Şirinyer Askeri Cezaevine sevki amacıyla nezarethaneden çıkarıldığı ve Şirinyer Askeri Cezaevi girişinde düzenlenen 02.12.2011 tarihli raporuna göre, boyun, kaş üzeri ve kollarda kesi, sıyrık ve ekimozların bulunduğu tespit edildiği, katılan …’nun sanık olarak yargılandığı …’nin 2011/233 esas sayılı dosyasının 02.03.2012 tarihli 3 nolu oturumda, nezarette kaldığı dönemde dövüldüğünü beyan etmesi üzerine mahkemece yapılan ihbar üzerine soruşturma başladığı ve kamu davasının açıldığı görülmektedir.

Katılan …’nun, iddiası olaydan yaklaşık üç ay sonradır. Diğer yandan dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre de özellikle katılanın sanık olarak yargılandığı Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/233 esas sayılı dosyasının suç ihbarının yapıldığı 02.03.2012 tarih üç nolu oturumda sanık müdafinin, sanığın zihinsel özürlü olduğunu, daha önce babasından darp gördüğü ve cinsel yönden tedavi gördüğü ve bu sebeple de mahkemece Adli Tıp Kurumuna sevkinin yapılmasına uygun görülmesi ve katılanın 11.02.2013 tarihli keşif esnasında sorulan sorulara ısrarla “kafam karışıktı” şeklindeki beyanları gözönüne alındığında katılanın beyanlarına değil, dosyada mevcut somut bilgi ve bulgulara itibar edilerek hüküm kurulması gerekmektedir.

Ancak, yerel mahkemece TCK.nun 32. maddesi kapsamında akıl hastalığı bulunmamakla birlikte zihinsel özürlü ve çelişkili beyanlarda bulunan katılanın beyanları esas alınarak hüküm tesis edilmiştir.

Keşif esnasında sorulan sorulara “kafam karışıktı” şeklinde kaçamaklı cevaplar veren ve akıl zayıflığı ileri sürülen katılanın beyanlarının mahkemece yapılan değerlendirmede hükme esas alınması ve bu beyanları “tutarlı” kabulü olanaklı değildir.

Bu sebeple, katılanın çelişkili, tutarsız beyanları yerine dosyada mevcut somut bulgu ve deliller esas alınarak delillerin değerlendirilmesi ve sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekmektedir.

a) Sanıklardan …, Bandırma Devlet Hastanesinde görevli pratisyen hekim olup 4483 sayılı Kanun gereğince hakkında ilgili mercilerden soruşturma izni almadan genel hükümlere göre soruşturma yapılarak kamu davası açılması nedeniyle öncelikle CMK.nun 223/7 maddesi uyarınca durma kararı verilerek 4483 sayılı Kanun gereğince işlem yapılması beklenilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

b) Sanık …, katılan …’yu 01.12.2012 günü sabah saatlerinde muayene etmiş ve rapor düzenlemiştir. Dosya kapsamına göre katılanın aynı gün saat 17.00’da tekrar nezarete alındığı 02.12.2011 günü saat 01.15’de İzmir ilinde sevkinin yapıldığı ve yaralama izleri bulunduğuna dair raporunda 02.12.2011 günü alınmış olması karşısında, yaralanmanın, katılanın iddia ettiği gibi ilk gün değil, sanık …’ın muayenesinden sonraki süreçte meydana gelmiş olabileceği, bu hususun şüpheli olup Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bir çok kararında da söz edildiği üzere şüpheden sanığın yararlanacağı genel ilkesi uyarınca sanık …’in beraatine karar verilmesi gerekmektedir.

2- TCK.nun 94. maddesinde düzenlenen işkence suçunun hareket unsuru “insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştirmek…” olarak gösterilmiştir.

Suçun oluşması için, gerçekleştirilen davranış ve hareketlerin insan onuru ile bağdaşmaması ve aynı zamanda bu hareketlerin mağdurun bedensel ve ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine veya aşağılanmasına yol açacak biçimde olması gerekmektedir.

10 Şubat 1984 tarihli “İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin” 2. maddesinde işkence kavramı tanımlanmıştır. Buna göre;

“İşkence, bir şahsa veya üçüncü bir şahsa, bu şahsın veya üçüncü şahsın işlediği veya işlediğinden şüphe edilen fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıyla, bilgi veya itiraf elde etmek için veya ayırım gözeten herhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsın teşviki veya rızası veya muvafakatıyla uygulanan fiziki veya manevi ağır acı veya ızdırap veren fiil anlamına gelir.

Bu yalnızca yasal müeyyidelerin uygulanmasından doğan, tabiatında olan veya arızi olarak husule gelen acı ve ızdırabı içermez.”

Anayasanın 17. maddesinin 3. fıkrasında “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” hükmü yer almaktadır.

TCK.nun 94. maddenin gerekçesinde işkence suçunun hareket unsuru olarak gösterilen fiillerin sistematik ve belli bir süreç içinde işlenmesi gerektiği “işkence teşkil eden fiiller, aslında kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyan fiillerdir. Ancak, bu fiiller ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedir. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen işkencenin en önemli özelliği, kişinin psikolojisi, ruh sağlığı, algılama ve irade yeteneği üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır.” denilmek suretiyle açıkça ifade edilmiştir.

10 Şubat 1984 tarihli “İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi” ile TCK.nun 94. maddesi ve diğer yasal düzenlemeler gözönüne alındığında belli bir sürece yayılmayan ve sistematik olmayan davranışlara işkence suçunu değil, davranışın oluşturduğu suçu oluşturacaktır.

Katılanın yaralanmasına ilişkin rapor incelendiğinde darp izlerinin baş, boyun ve kürek kemiği bölgelerinde olduğu görülmektedir. Katılanın iddiası ile mahkemenin kabulü gibi üç kişi tarafından saatlerce tekme, tokat ve sair aletlerle katılanın dövülmesi durumunda yaraların yalnızca raporda belirtilen bölgelerde değil, kol, bacak, diz, ayak, bel, kalça gibi bölgelerde de oluşması gerekmektedir.

Katılanın iddiaları ile katılanın iddialarını esas alınarak kurulan mahkumiyet hükmünün dosyadaki somut delillerde örtüşmemesi karşısında, sanıklarca katılanın yaralanması fiilinin belli bir sürece yayıldığı ve sistematik bir şekilde gerçekleştiği hususuda şüpheli kalmaktadır. Zira, katılandaki yaraların, baş, boyun ve kürek kemiği civarında oluşu göz önüne alındığında fiilin belli bir zaman diliminde yayılmayacak şekilde ani olarak gerçekleştiğinin kabulü gerekecektir.

Bu durumda da, aynı mekan ve zaman dilimi içinde ani olarak gerçekleşen yaralama fiilinin işkence olarak değil kasten yaralama olarak kabulü ile buna göre hüküm kurulmalıdır.

Diğer yandan, suç şüphesi nedeniyle Polis Merkezi Amirliği’nde bulunan mağdura bilgi veya itiraf elde etmek için vurulmadığı gibi fiilin “arizi” olarak meydana gelmesi ve ani gelişmesi, belli bir sürece yayılmaması ve sistematik olmayışı gözetildiğinde sanığın fiilinin “İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 1. maddesi ile TCK.nun 94. maddesi kapsamında işkence olarak kabulü olanaklı değildir.

Bu itibarla, sanıklar …, … ve …fiillerin kasten yaralama suçunu oluşturduğu düşünüldüğünden, işkence suçundan mahkumiyetlerine ilişkin yerel mahkeme kararının onanmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 28.05.2019 T. 2019/10305 E. 2019/7734 K.

2-) Sanıklar … ve … hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence suçundan kurulan hükümlere yönelik sanık … ile sanıklar müdafinin ve katılanlar vekillerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;

I-) Hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği; 06.10.2011 tarihli iddianamedeki anlatım ve nitelendirmeye göre, sanıklar hakkında TCK’nın 95/1-d maddesinde düzenlenen suçtan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı ve müteveffa Uğur Kantar’ın 12.10.2011 tarihinde öldüğü olayda, sanıklar hakkında TCK’nın 95/4. madde ve fıkrasında düzenlenen işkence neticesinde ölüme sebebiyet verme suçundan açılmış bir dava bulunmadığı halde, suç duyurusunda bulunulup dava açılması sağlandıktan sonra bu davayla birleştirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken ek savunma hakkı verilip CMK’nın 225/1. maddesine aykırı davranılması,

II-) Kabule göre de; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. maddesi işkence yasağına ilişkin olup bu yasak kesin olarak öngörülmüştür. Demokratik toplumun temel değerlerinden birini teşkil eden işkence yasağı mutlak haklardandır. Sözleşmenin 3. maddesi kapsamındaki devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri hiçbir şekilde askıya alınamaz ve istisnaya tabi tutulamaz. Devletin pozitif yükümlülüklerinden biri olan etkin soruşturma yükümlülüğü kapsamında cezasızlık sorunu AİHM’de birçok ihlal kararına konu olmuştur. Hakimin değişik kavram ve kurumlara ilişkin olarak gösterdiği gerekçeler ile takdiri indirim nedenleri yönünden dayandığı gerekçelerin uyumlu olması, çelişkiyi ifade edebilecek gerekçelere yer vermemesi gerekmektedir. Sanıkların insan onuruyla bağdaşmayan davranışları sonucu vatani görevini yerine getirmekte olan maktülün yaşamını yitirdiği somut olayda, tüm dosya kapsamından TCK’nın 62. maddesi gereğince indirim yapılmasını gerektirir bir neden bulunmadığı halde, yazılı şekilde uygulama yapılması,

3-) Sanıklar …, … ve … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik olarak Askeri Savcının ve katılanlar …, …, …, …, … vekillerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Tüm dosya kapsamı, mağdur ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanıklar …, … ve …’in diğer sanıklar … ve …’in işkence ve kasten yaralama suçlarını gördükleri ve bildikleri ancak yetkili makamlara bildirmedikleri olayda, eylemlerinin TCK’nın 279/1. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin suçu bildirmemesi fiilini oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,

4-) Sanık …’ın; …, …, …, …, … , …, … , …, … ve …’e karşı toplam on beş kez, sanık …’in; … , …, …, …, …, …, … , …, … ve … ‘e karşı toplam on iki kez kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemlerinin incelenmesinde ve sanık …’ın …’a karşı iki kere; …’a karşı 2 kere; …’a karşı 2 kere ve …’a karşı dört kere; sanık …’in …’ya karşı iki kere ve …’a karşı dört kere kasten yaralama suçundan kurulan hükümlere yönelik olarak sanık … ile sanıklar müdafinin ve katılanlar vekillerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde ise;

Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

I-) Sanık … hakkında her bir mağdura karşı birer defa olmak üzere mağdur sayısınca (on beş defa) kasten yaralama suçundan ve sanık … hakkında her bir mağdura karşı birer defa olmak üzere mağdur sayısınca (on iki defa) kasten yaralama suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı halde; ek savunma hakkı verilmeden sanık …’ın …’a, …’a, …’a ve …’a karşı; sanık …’in ise …’ya karşı ve …’a karşı ayrı ayrı eylemleri nedeniyle sanık … hakkında toplamda yirmi bir defa ve sanık … hakkında toplamda 16 kere cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle CMK’nın 226/son maddesine aykırı karar verilmesi,

II-) Tüm dosya kapsamından TCK’nın 62. maddesi gereğince indirim yapılmasını gerektirir bir neden bulunmadığı halde yazılı şekilde uygulama yapılması,

Yasaya aykırı, Askeri Savcı, sanıklar … ve … müdafii, sanık … müdafii, sanık … ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın görevli ve yetkili Ankara Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İşkence Suç Duyurusu Dilekçesi

(Suçun İşlendiği Yer) CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

MÜŞTEKİ: İsim Soyisim (TC Kimlik No) – (Adres Bilgileri)

VEKİLİ: AvukatOfisi Ekibi

Söğütözü Mah. Söğütözü Cad. No:2 Koç İkiz Kuleleri B Blok Kat:4 Daire:7,  06530 Çankaya

ŞÜPHELİ: İsim Soyisim (TC Kimlik No) – (Adres Bilgileri)

SUÇ: İşkence Suçu (TCK Madde 94)

SUÇ TARİHİ: …/…/…

SUÇ YERİ: (…)

KONU: Şüpheli şahıs hakkında işlemiş olduğu işkence suçu nedeniyle soruşturma başlatılması ve soruşturma neticesinde şahıs hakkında kamu davası açılması taleplerimizi havidir.

AÇIKLAMALAR

HUKUKİ SEBEPLER: TCK ve ilgili her türlü yasal mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER: Tanık, yemin, sözleşmeler, fotoğraf görüntüleri, mesajlar ve ilgili her türlü yasal delil.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli şahıs hakkında soruşturma başlatılmasını, soruşturma sonucunda kamu davası açılması yönünde karar verilmesini saygılarımızla vekâleten arz ve talep ederiz. (Tarih)

Müşteki Vekili

AvukatOfisi Ekibi

(e-İmza)

İşkence Suçu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İşkence suçunun temel halinin cezası üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasıdır.

İşkence suçu, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya idare yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi için gündeme gelir. Eziyet ise, herkes tarafından işlenebilir. Eziyet olarak bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan,  kişinin bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açan davranışlarda bulunulması gerekir.

İşkence suçu ile ilgili görevli mahkeme, 5235 sayılı Yasanın 12. maddesi ile suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle Ağır Ceza Mahkemesidir.

TCK 94/6. Maddesi gereğince işkence suçundan dolayı zamanaşımı işlemez.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

AvukatOfisi Ekibi, AvukatOfisi Ekibi Bürosu’nun kurucusudur.

Avukat AvukatOfisi Ekibi

, lise eğitimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı bursu ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

S1. İşkence Suçu ve Cezası nedir?

İşkence Suçu ve Cezası hakkında yasal süreç ve dikkat edilmesi gerekenler için avukatınıza danışmanız önerilir.

S2. İşkence Suçu ve Cezası nasıl yapılır?

İşkence Suçu ve Cezası süreci, ilgili kanun hükümlerine göre şekillenir ve her dosya özgündür.

S3. İşkence Suçu ve Cezası ne kadar sürer?

Hukuki süreçlerin süresi, dosyanın karmaşıklığına ve mahkeme takvimine bağlıdır.

S4. İşkence Suçu ve Cezası masrafı ne kadardır?

Hukuki süreç masrafları, davanın türüne ve süresine göre değişiklik gösterir.

S5. İşkence Suçu ve Cezası için hangi belgeler gerekli?

Gerekli belgeler davanın türüne göre farklılık gösterir; detaylı bilgi için avukatınıza başvurunuz.

S6. İşkence Suçu ve Cezası zorunlu mudur?

Hukuki süreçlerde profesyonel destek almak, hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir.

Hukuki tavsiye değildir. Herhangi bir konuda bilgi almak istiyorsanız mutlaka avukatınıza danışmanız gerekmektedir.

Avukat  İdari Yargıda İstinaf Kanun Yolu | 2026 Kapsamlı Hukuki Rehber
AVUKATI ARA