Katalog Suçlar: Detaylı Hukuki Rehber ve Yargıtay Kararları (2025)
🔍 Hızlı Bakış (Özet)
- Katalog suçlar, CMK Madde 100/3’te sayılan ve işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunduğunda tutuklama nedeninin var sayıldığı suç grubudur.
- Bu suçlar arasında kasten öldürme, uyuşturucu ticareti, cinsel saldırı ve yağma gibi ağır suçlar yer alır.
- Katalog suç olması, hakimin ‘mutlaka’ tutuklama kararı vereceği anlamına gelmez; takdir yetkisi ve ölçülülük ilkesi esastır.
- Tutuklama kararına karşı itiraz yolu açıktır ve süreç Sulh Ceza Hakimliği veya Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde yürütülür.
İÇİNDEKİLER
-
➤ Katalog Suçlar Nedir? (CMK Madde 100 Kapsamı)
-
➤ Türk Hukukunda Katalog Suçlar Listesi
-
➤ Katalog Suçlarda Tutuklama Prosedürü ve Şartları
-
➤ Katalog Suçlar ve Diğer Suçlar Arasındaki Farklar
-
➤ Katalog Suçlarda ‘Somut Delil’ Şartı ve 2021 Değişikliği
-
➤ Katalog Suçlarda Tahliye ve Tutukluluğa İtiraz
-
➤ Sıkça Sorulan Sorular (Katalog Suçlar)
Katalog Suçlar Nedir? (CMK Madde 100 Kapsamı)
Katalog suçlar; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 100/3 fıkrasında tahdidi olarak sayılan, işlendiği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığı halinde şüpheli veya sanık hakkında tutuklama nedeninin var sayıldığı, kamu düzenini derinden sarsan ağır nitelikli suçlardır. Hukuk sistemimizde “Katalog Suçlar” terimi, kanun koyucunun ciddiyetine binaen özel bir tutuklama rejimi öngördüğü, toplum vicdanında derin yaralar açan suç tiplerini ifade etmektedir.
Ceza yargılamasının temel prensibi gereği aslolan tutuksuz yargılamadır. Normal şartlarda bir şüphelinin tutuklanabilmesi için hakimin; kişinin kaçma şüphesi olduğunu veya delilleri karartma ihtimalini somut olgularla gerekçelendirmesi gerekmektedir. Ancak suçun, CMK 100/3 maddesi kapsamındaki katalog suçlardan biri olması durumunda, kanun koyucu hakime bir takdir yetkisi ve yasal karine sunmaktadır: “Eğer isnat edilen fiil bu listede yer alıyorsa, kaçma veya delil karartma şüphesinin var olduğunu peşinen kabul edebilirsin.” Hukuk doktrininde bu durum, “Tutuklama Nedeninin Varsayılması” olarak tanımlanmaktadır.
CMK Madde 100 ve Uygulamadaki Yeri
Adliyedeki pratik uygulamada, soruşturma evresinde savcılık makamı ve Sulh Ceza Hakimlikleri, katalog suçların varlığı halinde tutuklama tedbirine daha sık ve seri bir şekilde başvurmaktadır. Genellikle Ağır Ceza Mahkemesi görev alanına giren suçların büyük bir kısmı bu listede yer alsa da, katalog suçlar sadece ceza miktarına göre değil, suçun niteliğine ve korunan hukuki yarara göre belirlenmiştir. Bu suçlar söz konusu olduğunda tutuklama yasağı hükümleri uygulanmaz ve adli kontrol şartları genellikle yetersiz bir tedbir olarak değerlendirilir.
Örnek Senaryo: Katalog Suç ile Adi Suç Arasındaki Uygulama Farkı
Senaryo A (Katalog Dışı): Şüpheli (X), bir iş yerinden bilgisayar çalarken yakalanmıştır (Hırsızlık). Hakim, (X)’in sabit ikametgahı varsa ve deliller (kamera kaydı vb.) toplanmışsa, kaçma veya delil karartma şüphesi olmadığı gerekçesiyle tutuklama talebini reddederek tutuksuz yargılanmasına karar verebilir.
Senaryo B (Katalog Suç): Şüpheli (Y), çocuğa karşı cinsel istismar suçlamasıyla (CMK 100/3-a-6) mahkemeye sevk edilmiştir. Bu suç bir katalog suçtur. Hakim, (Y)’nin kaçma ihtimaline dair somut bir bulgu aramaksızın, kanundaki “varsayım” ilkesine ve kuvvetli suç şüphesinin varlığına dayanarak doğrudan tutuklama kararı verebilir. Burada kanun, hakime tutuklama nedenini ayrıca gerekçelendirme yükümlülüğünden muafiyet tanımıştır.
Unutulmamalıdır ki, bir suçun katalog suçlar listesinde yer alması, hakimin mutlak surette tutuklama kararı vereceği anlamına gelmemektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu, ilgili maddede “tutuklama nedeni var sayılabilir” ifadesini kullanarak hakime takdir yetkisi bırakmıştır. Ancak mevcut yargı pratiğinde, somut delillerle desteklenen katalog suç isnatlarında, faillerin tutuksuz yargılanması istisnai bir durum teşkil etmektedir.
Türk Hukukunda Katalog Suçlar Listesi
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin 3. fıkrasında sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılan ve kuvvetli suç şüphesinin varlığı halinde tutuklama nedeninin varsayıldığı suç tiplerine hukuk doktrininde ve uygulamasında “katalog suçlar” adı verilmektedir. Bu liste dışında kalan suçlarda hakimin, şüphelinin kaçma şüphesi veya delilleri karartma ihtimalini somut olgularla gerekçelendirmesi zorunluyken, aşağıdaki suçlarda yasa koyucu bu tehlikenin varlığını peşinen kabul etmiştir.
CMK 100/3 maddesi uyarınca, tutuklama nedenlerinin var sayıldığı temel katalog suçlar ve Türk Ceza Kanunu (TCK) karşılıkları şu şekildedir:
- Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suçlar: Uluslararası hukukun en ağır ihlallerini teşkil eden bu eylemler, katalog suçların başında gelir (TCK Madde 76, 77, 78).
- Kasten Öldürme: İnsan hayatına yönelik bu ağır ihlal, temel şekli veya nitelikli halleri fark etmeksizin katalog kapsamındadır (TCK Madde 81, 82, 83).
- İşkence: Kamu görevlileri tarafından veya onların iştirakiyle işlenen işkence suçu, adli kontrol şartları yerine doğrudan tutuklamayı gündeme getirir (TCK Madde 94, 95).
- Cinsel Saldırı (Nitelikli Haller): Basit cinsel saldırı hariç olmak üzere, vücut dokunulmazlığının ihlali suretiyle işlenen nitelikli cinsel saldırı suçları (TCK Madde 102/2).
- Çocukların Cinsel İstismarı: Çocuğun üstün yararı ilkesi gereği, bu suç tipi mutlak surette katalog listesinde yer almıştır (TCK Madde 103).
- Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti: Özellikle “Uyuşturucu Ticareti” olarak bilinen ve kamu sağlığını tehdit eden bu suçlar, ağır ceza mahkemesi görev alanı içerisinde değerlendirilen kritik katalog suçlardandır (TCK Madde 188).
- Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma: Kamu düzenini ve güvenliğini tehdit eden örgütlü suç yapıları (TCK Madde 220).
- Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar: Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (TCK Madde 302, 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315).
- Silah Kaçakçılığı (Ateşli Silahlar Kanunu): 6136 sayılı Kanun’un 12. maddesinde tanımlanan silah kaçakçılığı eylemleri.
Katalog Suçlarda Uygulama ve Hakim Takdiri
Listelenen bu suçların varlığı halinde, mahkemeler genellikle adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı görüşündedir. Ancak, “tutuklama yasağı” kapsamında değerlendirilen durumlar veya delillerin tamamen toplanmış olması hallerinde, katalog suç olsa dahi tahliye kararı verilmesi hukuken mümkündür. Adliyedeki pratik uygulama incelendiğinde, özellikle Uyuşturucu Ticareti ve Cinsel Saldırı gibi toplumsal infial yaratma potansiyeli yüksek suçlarda, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller (DNA raporu, kriminal rapor, HTS kayıtları) dosyada mevcutsa, tutuklama tedbiri neredeyse otomatik bir reflekse dönüşmektedir.
Örnek Senaryo: Katalog Suç vs. Katalog Olmayan Suç Analizi
Vaka 1 (Katalog Dışı): Şüpheli (A), “Kasten Yaralama” (TCK 86/1) suçlamasıyla mahkemeye sevk edilmiştir. Hakim, (A)’yı tutuklamak isterse, kararında (A)’nın neden kaçacağına veya delilleri nasıl karartacağına dair somut, elle tutulur gerekçeler yazmak zorundadır. Sadece suçun işlendiğine dair şüphe yetmez.
Vaka 2 (Katalog Suç): Şüpheli (B), aracında yüklü miktarda uyuşturucu madde ile yakalanmış ve “Uyuşturucu Ticareti” (TCK 188) suçlamasıyla (Katalog Suç) sevk edilmiştir. Hakim, (B) hakkında tutuklama kararı verirken kaçma şüphesini ayrıca ispatlamak zorunda değildir. Karara sadece “Mevcut delil durumu ve isnat edilen suçun CMK 100/3 maddesindeki katalog suçlardan olması nedeniyle tutuklama nedeni varsayılmıştır” ibaresini eklemesi hukuken yeterli kabul edilir.
Hukuki Sonuç: Katalog suçlar, ispat yükünü savcılık/mahkeme üzerinden alarak şüpheli aleyhine bir karine oluşturur.
Bu suç listesi, kanun koyucunun “toplumsal tehlikelilik” algısını yansıtmaktadır. Dolayısıyla, bir eylemin bu listeye girip girmediği, soruşturma aşamasında savcının sevk maddesini belirlerken, kovuşturma aşamasında ise hakimin özgürlük kısıtlaması kararı verirken dikkate aldığı en temel parametredir.
Katalog Suçlarda Tutuklama Prosedürü ve Şartları
Katalog suçlarda tutuklama prosedürü, Ceza Muhakemesi Kanunu 100/3 maddesi uyarınca tutuklama nedenlerinin var sayıldığı hallerde dahi, kuvvetli suç şüphesinin somut delillerle ortaya konulmasını ve ölçülülük ilkesinin denetlenmesini zorunlu kılan nitelikli bir yargısal süreçtir. Kanun koyucu her ne kadar bu suç tiplerinde tutuklama nedeninin (kaçma şüphesi veya delil karartma ihtimali) varlığını bir karine olarak kabul etse de, bu durum hakime mutlak bir tutuklama emri vermez; aksine hakimin takdir yetkisini belirli bir çerçeveye oturtur.
Adliye pratiğinde, bir eylemin katalog suç kapsamına girmesi, soruşturma makamlarının reflekslerini doğrudan etkilemektedir. Savcılık makamı, isnat edilen suçun CMK 100/3 kapsamındaki suçlardan biri olması (örneğin kasten öldürme, uyuşturucu ticareti veya cinsel saldırı) durumunda, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı inancıyla hareket etme eğilimindedir. Ancak 2021 yılında yapılan yasal düzenlemeler ile katalog suçlarda dahi tutuklama kararı verilebilmesi için “kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil” bulunması şartı getirilmiş, soyut iddialarla tutuklamanın önüne geçilmek istenmiştir.
Soruşturma Aşamasında İşleyiş ve Adım Adım Yargısal Süreç
Şüphelinin özgürlüğünün kısıtlanmasına giden süreç, kolluk kuvvetlerinin fezlekesinden başlayarak Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen karara kadar birbirini takip eden zincirleme işlemlerden oluşur. Katalog suç iddiasıyla yürütülen bir soruşturmanın adliyedeki teknik işleyişi şu şekildedir:
- Gözaltı ve Delil Toplama Süreci: Katalog suç şüphesiyle yakalanan kişi, suçun ağırlığı ve delillerin toplanması gerekliliği nedeniyle genellikle gözaltına alınır. Bu aşamada kolluk kuvvetleri, savcının talimatıyla “somut delil” (kamera kaydı, HTS raporları, kriminal raporlar, tanık beyanları vb.) toplama faaliyetine yoğunlaşır.
- Savcılık Sorgusu ve Sevk Maddesinin Belirlenmesi: Gözaltı süresi sonunda şüpheli Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulanır. Savcı, eldeki delilleri değerlendirerek eylemin hangi suç tipine uyduğunu belirler. Eğer eylem, CMK 100/3 maddesindeki katalog suçlardan biriyse ve kuvvetli suç şüphesi varsa, savcı tutuklama talebiyle şüpheliyi hakimliğe sevk eder. Uygulamada savcılar sevk yazılarında açıkça “suçun katalog suçlardan olması” ibaresini gerekçe olarak kullanmaktadır.
- Sulh Ceza Hakimliği Sorgusu: Sürecin en kritik aşamasıdır. Şüpheli ve müdafii, tutuklama talebine karşı savunmalarını yapar. Hakim, burada iki temel hususu inceler: Birincisi, dosyadaki delillerin “Kuvvetli Suç Şüphesi” oluşturup oluşturmadığı; ikincisi ise suçun katalog suç olup olmadığıdır. Katalog suçun varlığı halinde hakim, şüphelinin kaçacağına dair ayrıca delil aramak zorunda değildir, kanun bunu varsayar.
- Karar ve Tutuklama Müzekkeresi: Hakim, tutuklamaya hükmederse gerekçeli kararında somut delilleri ve suçun katalog vasfını belirtir. Kararın tefhimiyle birlikte kalem personeli tarafından Tutuklama Müzekkeresi düzenlenir ve şüpheli ceza infaz kurumuna teslim edilir.
Örnek Senaryo: Somut Delil Kriterinin Etkisi
Vaka: Şüpheli (A) hakkında, mağdur (B)’ye yönelik “Cinsel Saldırı” (TCK 102/2 – Katalog Suç) iddiası bulunmaktadır. Olayın tanığı yoktur ve kamera kaydı bulunmamaktadır.
Durum 1 (Eski Uygulama): Sadece mağdur beyanı ve suçun katalog suç olması, “kuvvetli şüphe” için yeterli görülüp tutuklama kararı verilebilmekteydi.
Durum 2 (Güncel Hukuki Durum): 4. Yargı Paketi sonrası getirilen “somut delil” şartı gereği; mağdur beyanını destekleyen adli tıp raporu, HTS kayıtları veya dijital materyal incelemeleri gibi yan deliller dosyada yoksa, suç katalog suç olsa dahi (A) hakkında tutuklama kararı verilmesi hukuka aykırılık teşkil eder. Sulh Ceza Hakimi bu durumda tutuklama talebini reddederek adli kontrol hükümlerini uygulamalıdır.
Tutuklama Yasağı ve Ağır Ceza Mahkemesi Görev Alanı
Katalog suçların neredeyse tamamı, ceza üst sınırları itibarıyla Ağır Ceza Mahkemesi görev alanı içerisine giren ve yüksek hapis cezası öngören suç tipleridir. Bu nedenle, CMK 100/4 maddesinde düzenlenen ve sadece adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda uygulanan “tutuklama yasağı”, katalog suçlarda fiilen uygulama alanı bulmaz.
Ancak unutulmamalıdır ki, bir suçun katalog listede yer alması, adli kontrol şartları ile serbest bırakılma ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaz. Hakim, “orantılılık” ilkesi gereği, tutuklamanın getireceği yükün, beklenen faydadan daha ağır olacağına kanaat getirirse, katalog suçlarda dahi (özellikle delillerin büyük oranda toplandığı aşamalarda) yurt dışı çıkış yasağı veya imza yükümlülüğü gibi tedbirlere başvurabilir.
Katalog Suçlar ve Diğer Suçlar Arasındaki Farklar
Katalog suçlar ile genel suç tipleri arasındaki en belirgin hukuki ayrım, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 100/3 maddesi uyarınca tutuklama nedenlerinin varlığının karine olarak kabul edilmesi ve hakimin tutuklama kararındaki gerekçelendirme yükümlülüğünün nitelik değiştirmesidir. Bu ayrım, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüphelinin özgürlüğünün kısıtlanması tedbirlerinin uygulanış biçimini doğrudan etkilemektedir. Katalog dışı suçlarda, hakimin tutuklama kararı verebilmesi için sadece kuvvetli suç şüphesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda şüphelinin kaçacağına veya delilleri karartacağına dair “somut olguların” ispatlanması zorunludur.
Buna karşılık, bir suçun katalog listede yer alması durumunda, kanun koyucu şüphelinin kaçma veya delil karartma ihtimalinin var olduğunu baştan kabul eder. Bu durum, hukuk tekniği açısından İspat Yükü kavramının yer değiştirmesi anlamına gelmektedir. Katalog dışı suçlarda tutuklama nedenini ispat yükü iddia makamında ve kararı verecek hakim üzerindeyken; katalog suçlarda, tutuksuz yargılanmayı veya Adli Kontrol tedbirlerinin yeterli olacağını savunma makamının gerekçelendirmesi, uygulamanın olağan akışında daha belirleyici bir rol oynamaktadır.
Uygulama ve Prosedür Farklılıkları Tablosu
Aşağıdaki tablo, katalog suçlar ile diğer suç tiplerinin, tutuklama tedbirleri ve süreleri açısından mukayesesini sunmaktadır. Bu tablo, özellikle Ağır Ceza Mahkemesi görev alanı içerisindeki suçların tasnifinde kritik öneme sahiptir.
| Kriter | Katalog Suçlar (CMK 100/3) | Katalog Dışı Diğer Suçlar |
|---|---|---|
| Tutuklama Karinesi | Mevcuttur. Tutuklama nedenlerinin var olduğu varsayılır. | Mevcut değildir. Kaçma/Delil karartma şüphesi somut delillerle ispatlanmalıdır. |
| Gerekçelendirme | Hakim, tutuklama nedenlerini ayrıca detaylandırmak zorunda değildir (Takdir yetkisi saklıdır). | Hakim, neden tutuklama tedbirine başvurduğunu “somut olgularla” gerekçelendirmek zorundadır. |
| Adli Kontrol Uygulaması | Mümkündür ancak “Kuvvetli suç şüphesi” varsa istisnai olarak uygulanır. | Öncelikli olarak uygulanması gereken tedbirdir (Ölçülülük İlkesi). |
| Tutukluluk Üst Sınırı | Uygulamada genellikle daha uzun süreler ve uzatma periyotları söz konusudur (Özellikle Terör suçlarında 7 yıla kadar). | Ağır cezalık işlerde en çok 2 yıl (+3 yıl uzatma), asliye cezalık işlerde en çok 1 yıl (+6 ay uzatma). |
Tutukluluk Üst Sınırı ve Süre Rejimi
Katalog suçların büyük bir kısmı, ceza miktarı bakımından ağır nitelikteki suçlardan oluştuğu için, bu suçlardaki Tutukluluk Üst Sınırı hesaplamaları da diğer suçlara nazaran farklılık gösterebilmektedir. Özellikle devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar, anayasal düzene karşı işlenen suçlar veya terörle mücadele kapsamındaki katalog suçlarda, tutukluluk süresi uzatma süreleri ile birlikte toplamda 7 yıla kadar çıkabilmektedir. Diğer suçlarda ise azami süreler, suçun vasfına (Asliye Ceza veya Ağır Ceza) göre daha sınırlı tutulmuştur.
Adliyedeki pratik uygulamada, katalog dışı bir suçtan dolayı tutuklu bulunan şüphelinin tahliye talepleri, tutuklulukta geçen süre arttıkça “ölçülülük” ilkesi gereği daha yüksek kabul görme ihtimaline sahiptir. Ancak Tutuklama Karinesi sebebiyle, katalog suçlarda tutukluluk halinin devamı kararları, matbu gerekçelerle (örneğin; “suçun katalog suçlardan olması” ibaresiyle) daha uzun süreler boyunca verilebilmektedir. Bu durum, şüphelinin veya sanığın hukuki statüsünü doğrudan etkileyen en kritik ayrımdır.
Örnek Senaryo: Takdir Yetkisinin Farklılaşması
OLAY A (Katalog Dışı): Şüpheli (X), bir iş yerinden hırsızlık (TCK 142) suçlamasıyla, güvenlik kamerası kayıtları (kuvvetli suç şüphesi) ile yakalanmıştır. Suç katalog listede değildir.
Hukuki Süreç: Savcı tutuklama talep etse bile, Hakim; şüphelinin sabit ikametgahı olduğunu, delillerin (kamera kaydı) zaten toplandığını ve şüphelinin delilleri karartma imkanının kalmadığını belirterek tutuklama talebini reddedebilir veya adli kontrol şartları (imza atma vb.) ile serbest bırakabilir. Burada hakim, “neden tutuklamadığını” değil, “neden tutukladığını” açıklamak zorundadır.
OLAY B (Katalog Suç): Şüpheli (Y), Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti (TCK 188) suçlamasıyla, üzerinde yüklü miktarda madde ile yakalanmıştır. Bu suç CMK 100/3 uyarınca katalog suçtur.
Hukuki Süreç: Şüphelinin sabit ikametgahı olsa ve deliller toplanmış olsa dahi, Hakim; “Suçun CMK 100/3 maddesindeki katalog suçlardan olması ve yasa gereği tutuklama nedeninin varsayılması” gerekçesiyle doğrudan tutuklama kararı verebilir. Burada hakim, tutuklama nedenini (kaçma şüphesini) ayrıca somutlaştırmak zorunda kalmaz; çünkü kanun bu şüphenin varlığını peşinen kabul etmiştir.
Katalog Suçlarda “Somut Delil” Şartı ve 2021 Değişikliği
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan köklü değişiklikler neticesinde, bir suçun sırf katalog suçlar kapsamında yer alması, artık tek başına tutuklama kararı için yeterli bir gerekçe teşkil etmemekte; yasa koyucu, CMK 100/3 maddesi uyarınca yapılacak tutuklamalarda “kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin” varlığını şart koşmaktadır. Önceki bölümde izah edilen ve hakime geniş takdir yetkisi tanıyan “varsayılan tutuklama nedeni” pratiği, uygulamada kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal eden sonuçlar doğurması sebebiyle yasal bir bariyerle sınırlandırılmıştır.
Adliye pratiğinde uzun yıllar boyunca, şüphelinin isnat edilen suçu işlediğine dair “belirtilerin” bulunması ve suçun katalog suç olması, tutuklama tedbirinin uygulanması için kafi görülmekteydi. Ancak, kamuoyunda 4. Yargı Paketi olarak bilinen 7331 sayılı Kanun ile CMK’nın 100. maddesinin 3. fıkrasına eklenen ibare, sistemin işleyişini temelden değiştirmiştir. Artık ağır ceza mahkemesi görev alanı veya asliye ceza mahkemesi yetkisindeki bir katalog suç söz konusu olsa bile, dosya içerisinde şüphelinin o suçu işlediğini gösteren kamera kaydı, parmak izi, DNA bulgusu, HTS kayıtları veya tutarlı tanık beyanları gibi Somut Delil Şartı karşılanmadan tutuklama kararı verilememektedir.
Keyfi Tutuklama Yasağı ve Hukuki Güvence
Bu düzenlemenin temel amacı, hukuk devletinin vazgeçilmez bir unsuru olan Keyfi Tutuklama Yasağı ilkesini güçlendirmektir. Eski uygulamada hakimler, gerekçeli kararlarında sadece “Suçun CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması” ibaresini kullanarak tutuklama yapabilmekteydi. Yeni düzenleme ile birlikte, hakim sadece suçun vasfına değil, dosyada o suçu ispata yarayan delilin kalitesine ve somutluğuna odaklanmak zorundadır. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihatları da bu yönde evrilmiş; soyut iddialar veya sadece müşteki beyanı ile yapılan tutuklamalar, “somut delil eksikliği” gerekçesiyle hak ihlali olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.
Tutuklama nedenleri arasında sayılan kaçma şüphesi veya delilleri karartma ihtimali, katalog suçlarda kanunen “varsayılsa” bile, bu varsayımın devreye girebilmesi için ön şart, suçun işlendiğine dair somut delilin masaya konulmasıdır. Aksi takdirde, kuvvetli suç şüphesi oluşmamış sayılacak ve hakim, tutuklama yerine adli kontrol şartları uygulanmasına veya şüphelinin serbest bırakılmasına hükmetmek zorunda kalacaktır.
Örnek Senaryo: Somut Delil Kriterinin Uygulanması
Olay: Şüpheli (A) hakkında, mağdur (B)’ye yönelik “Çocuğun Cinsel İstismarı” (TCK 103) suçlamasıyla soruşturma başlatılmıştır. Bu suç, CMK 100/3 kapsamında bir katalog suçtur.
Eski Uygulama (2021 Öncesi): Hakim, sadece mağdurun beyanını ve suçun katalog suç olmasını dikkate alarak, “Suçun vasıf ve mahiyeti ile kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırını” gerekçe gösterip doğrudan tutuklama kararı verebilirdi.
Yeni Uygulama (4. Yargı Paketi Sonrası):
Hakim dosya incelemesinde şunları arar:
– Adli Tıp raporu var mı? (Fiziksel bulgu)
– Kamera kaydı veya HTS baz sinyali var mı? (Şüphelinin olay yerinde olduğuna dair)
– Görgü tanığı veya dijital materyal incelemesi var mı?
Sonuç: Eğer dosyada sadece mağdurun soyut beyanı varsa ve bunu destekleyen başka hiçbir somut delil (rapor, kayıt vb.) bulunmuyorsa; suç katalog suç olsa dahi Hakim tutuklama talebini REDDETMEK zorundadır. Şüpheli tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılır.
Sonuç olarak, katalog suçlar listesinde yer alan bir eylem nedeniyle şüphelinin özgürlüğünün kısıtlanması, artık otomatik bir prosedür değil, ispat külfeti artırılmış bir yargısal tasarruftur. Bu durum, soruşturma makamlarını (Savcılık ve Kolluk), şüpheliyi mahkemeye sevk etmeden önce daha titiz bir delil toplama süreci yürütmeye zorlamaktadır.
Katalog Suçlarda Tahliye ve Tutukluluğa İtiraz
Katalog suç isnadıyla verilen tutuklama kararlarına karşı, kararın şüphelinin yüzüne okunması (tefhim) veya kendisine tebliğ edilmesinden itibaren en geç 7 gün içinde, kararı veren merciin yargı çevresindeki bir üst mahkemeye hitaben sunulan gerekçeli itiraz dilekçesi ile başvurulması gerekmektedir. Şüphelinin tutuklanması, soruşturma evresinin sonuna kadar cezaevinde kalacağı anlamına gelmemekte olup, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) şüpheliye ve müdafiine etkin itiraz mekanizmaları sunmaktadır.
Katalog suçlarda (CMK 100/3 maddesi) tutuklama nedeninin “var sayılması”, hakimin tutuklama yasağı olan haller dışında takdir yetkisini keyfi kullanabileceği anlamını taşımaz. Özellikle 2022 yılında yapılan yasal düzenlemelerle birlikte, katalog suçlarda dahi “somut delil” şartının aranması, itiraz merciinin inceleme alanını genişletmiştir. Bu aşamada sunulacak tahliye talebi, şüphelinin masumiyetinden ziyade, dosyadaki delil durumunun tutuklama tedbiriyle orantısız olduğunu ispatlamaya odaklanmalıdır.
İtiraz Süreci ve Adli İşleyiş
Adliye pratiğinde tutukluluğa itiraz süreci, teknik detayların ve usul kurallarının en yoğun işlediği aşamadır. Bir şüphelinin katalog suç kapsamında tutuklanması durumunda izlenmesi gereken yasal prosedür ve dikkat edilmesi gereken hususlar adım adım şöyledir:
-
Süre ve Başvuru Usulü:
Tutuklama kararına karşı itiraz süresi hak düşürücü nitelikte olup 7 gündür. Bu süre, şüphelinin mahkeme salonunda kararı öğrendiği andan itibaren başlar. Başvuru, kararı veren Sulh Ceza Hakimliğine hitaben yazılan bir itiraz dilekçesi ile yapılır. Hakimlik, kararını düzeltmezse dosyayı değerlendirmek üzere bir üst numaralı Asliye Ceza Mahkemesi’ne (veya duruma göre Ağır Ceza Mahkemesi’ne) gönderir. -
Gerekçelendirme ve CMK 101 Vurgusu:
CMK 101. maddesi gereği, tutuklama kararında “kuvvetli suç şüphesi” ve “delillerin karartılma ihtimali” somut olgularla gerekçelendirilmelidir. İtiraz dilekçesinde, kararın “matbu” (basmakalıp) cümlelerle yazıldığı, şüphelinin kaçma şüphesinin bulunmadığı (sabit ikametgah, düzenli iş vb.) ve katalog suç olsa dahi somut delil eksikliği vurgulanmalıdır. -
Adli Kontrol Şartlarının Tartışılması:
Tutuklama en son başvurulacak tedbirdir. İtiraz mercileri, tutuklamanın “ölçülü” olup olmadığını denetler. Eğer adli kontrol şartları (imza yükümlülüğü, yurt dışı çıkış yasağı, ev hapsi) ile amaca ulaşılabilecekse, tutukluluğun devamı hukuka aykırıdır. Ağır ceza mahkemesi görev alanı içine giren suçlarda dahi, delillerin büyük oranda toplandığı hallerde adli kontrol tercih edilmelidir. -
İnceleme Merciinin Kararı:
İtirazı inceleyen mahkeme (genellikle Asliye Ceza Mahkemesi veya Nöbetçi Ağır Ceza), dosya üzerinden inceleme yapar. Adliye işleyişinde, dilekçenin hukuki derinliği ve delillere yaptığı atıf, inceleme süresini ve sonucunu doğrudan etkiler. Mahkeme, itirazı haklı bulursa şüphelinin tahliyesine veya adli kontrolle serbest bırakılmasına karar verir.
Örnek Senaryo: Uyuşturucu Ticareti Suçlaması ve İtiraz
Olay: Şüpheli (A), bir arkadaşının aracında yolcu iken yapılan aramada torpido gözünde yüklü miktarda uyuşturucu madde bulunur. Araç sahibi (B) suçunu kabul eder ancak (A) da “Uyuşturucu Ticareti Yapma” (Katalog Suç) iddiasıyla tutuklanır.
Hukuki Hata: Sulh Ceza Hakimliği, suçun katalog suç olmasını ve miktarın fazlalığını gerekçe göstererek, (A)’nın olay yerinde bulunmasını “kuvvetli suç şüphesi” sayarak tutuklama kararı verir.
İtiraz Stratejisi: Müdafi tarafından 3 gün içinde sunulan itiraz dilekçesinde şu hususlara dikkat çekilir:
1. Parmak izi incelemesinde (A)’nın paket üzerinde izinin çıkmadığı,
2. HTS kayıtlarında (A) ile (B) arasında ticari bir ilişkiyi gösteren görüşme trafiği olmadığı,
3. (A)’nın sadece “bulunma” fiilinin “ticaret” kastını ispatlamaya yetecek somut delil olmadığı.
Sonuç: İtiraz mercii, suçun katalog suç olmasına rağmen, (A) yönünden kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olgu bulunmadığına kanaat getirerek, tutuklama kararını kaldırır ve şüphelinin adli kontrolle (yurt dışı yasağı) tahliyesine karar verir.
Tutukluluğun Gözden Geçirilmesi
Şüphelinin itirazı reddedilse dahi süreç burada sonlanmaz. Soruşturma evresinde en geç 30’ar günlük sürelerle tutukluluğun devam edip etmeyeceği Sulh Ceza Hakimliği tarafından kendiliğinden (resen) incelenir. Bu incelemeler sırasında veya yeni bir delil (örneğin lehe gelen kriminal rapor) ortaya çıktığında, süre beklenmeksizin her aşamada yeniden tahliye talebi sunulabilir. Katalog suçlar nelerdir sorusunun cevabı kanunda net olsa da, her somut olayın kendi delil yapısı içinde değerlendirilmesi zorunluluğu, savunma makamının aktif rol oynamasını gerektirir.
Sıkça Sorulan Sorular (Katalog Suçlar)
Katalog suçlar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100/3 maddesinde tahdidi olarak sayılan ve kuvvetli suç şüphesinin varlığı halinde tutuklama nedeninin varsayıldığı ağır nitelikli suç tipleridir. Uygulamada sanık veya şüphelilerin hukuki statüsünü doğrudan etkileyen bu düzenleme, tutuklama tedbirinin bir ceza infazına dönüşmemesi ilkesiyle dengelenmelidir. Aşağıda, katalog suç isnadıyla karşılaşılan durumlarda adli makamların yaklaşımı ve yasal süreler hakkında en sık tereddüt edilen hususlar, güncel Yargıtay içtihatları ve kanuni düzenlemeler ışığında cevaplanmıştır.
Katalog Suçlarda Tutuklama Kararı Verilmesi Zorunlu mudur?
Hukuk tekniği açısından en sık düşülen yanılgı, katalog suçların varlığı halinde hakimin takdir yetkisinin ortadan kalktığı düşüncesidir. CMK 100/3 maddesi, katalog suçlarda tutuklama nedeninin var olduğunu “varsayar” (karine). Ancak bu karine, hakimin mutlak surette tutuklama kararı vereceği anlamına gelmemektedir. Hakimin, dosya içerisindeki delil durumu, şüphelinin kaçma şüphesi bulunup bulunmadığı ve delilleri karartma ihtimalini değerlendirmesi gerekmektedir. Şayet kuvvetli suç şüphesi mevcut olsa dahi, somut olayda ölçülülük ilkesi gereği adli kontrol şartları ile amaca ulaşılabileceği kanaatine varılırsa, katalog suç işlendiği iddiasında bile tutuksuz yargılama kararı verilebilir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları, katalog suçlarda dahi tutuklamanın gerekçelendirilmesi zorunluluğuna işaret etmektedir.
Katalog Suçlarda Tutukluluk Süresi Ne Kadardır?
Tutukluluk süresi, suçun vasfına ve yargılamanın evresine göre değişkenlik gösterir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren katalog suçlarda tutukluluk süresi en çok 2 yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek 3 yıl daha uzatılabilir; dolayısıyla toplamda 5 yıla kadar uzayabilmektedir. Ancak Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar ile toplu işlenen suçlarda bu sürelerin farklı hesaplandığı ve uzatma sürelerinin iki katı olarak uygulanabildiği unutulmamalıdır. Soruşturma evresinde ise (henüz iddianame düzenlenmeden) ağır ceza mahkemesi görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok 1 yıl 6 aydır.
Tutuklama Kararına Karşı İtiraz Süresi ve Usulü Nedir?
Sulh Ceza Hakimliği veya mahkeme tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz süresi, kararın şüpheliye/sanığa tefhiminden (yüzüne okunmasından) veya tebliğinden itibaren 7 gündür. İtiraz, kararı veren merciye sunulacak bir dilekçe ile veya zabıt katibine beyanda bulunulmak suretiyle yapılır. Katalog suçlarda yapılan itirazlarda, matbu ifadeler yerine; somut delil durumu, şüphelinin sosyal statüsü, sabit ikametgah sahibi olması ve delillerin toplanmış olması gibi “tutuklama nedenlerini çürüten” argümanların sunulması, sonucun lehe dönmesi açısından kritik önem taşır.
Katalog Suç Yargılamalarında Avukat Zorunluluğu Bulunur mu?
Evet, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3 maddesi gereğince, alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda şüpheli veya sanığın müdafii (avukatı) bulunması şarttır. Katalog suçların büyük çoğunluğu (Kasten öldürme, uyuşturucu ticareti, cinsel saldırı vb.) ağır yaptırımlar içerdiğinden ve genellikle ağır ceza mahkemesi görev alanı içinde kaldığından, bu dosyalarda avukat zorunluluğu bulunmaktadır. Şüpheli veya sanık özel bir müdafi tayin etmezse, Baro tarafından kendisine zorunlu müdafi atanmak durumundadır. Bu, silahların eşitliği ilkesi ve adil yargılanma hakkının bir gereğidir.
Örnek Senaryo: Soruşturma Evresinde Azami Süre Hesabı
Olay: Şüpheli (A), “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti” (TCK 188) suçlamasıyla 01.01.2023 tarihinde tutuklanmıştır. Soruşturma savcısı delilleri toplamaya devam etmektedir.
Hukuki Analiz: Uyuşturucu ticareti, CMK 100/3 kapsamında bir katalog suçtur ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına girer. Soruşturma evresinde (dava açılana kadar) tutukluluk süresi genel kural olarak 1 yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde 6 ay daha uzatılabilir.
Sonuç: Şüpheli (A) hakkında 01.07.2024 tarihine kadar (1 yıl + 6 ay) iddianame düzenlenerek dava açılmazsa, isnat edilen suç ne kadar ağır olursa olsun ve kuvvetli suç şüphesi devam etse dahi, kanuni süre dolduğu için şüphelinin tahliye edilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu durum, beraat ettiği anlamına gelmez, sadece tutukluluk tedbirinin süresinin dolduğunu gösterir.
Tutuklama Yasağı Hangi Hallerde Uygulanır?
Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya hapis cezasının üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK 100/4). Ancak, katalog suçların neredeyse tamamı yüksek ceza hadlerine sahip olduğundan, katalog suçlar açısından pratik uygulamada bir tutuklama yasağı söz konusu değildir. Aksine, kanun koyucu bu suç tiplerinde tutuklamayı kolaylaştırıcı bir irade ortaya koymuştur. Yine de çocuklar (suça sürüklenen çocuklar) bakımından 15 yaşını doldurmamış olanlar hakkında, üst sınırı 5 yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemeyeceği hususu, katalog suç isnadı olsa dahi dikkate alınmalıdır.
İlgili Kanun Maddeleri ve Kaynaklar
- 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)
- Madde 100/3
- Türk Ceza Kanunu (TCK)
- Kasten Öldürme
- Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti
- Cinsel Saldırı
- Anayasal Düzene Karşı Suçlar
- Sulh Ceza Hakimliği
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu
- Ölçülülük İlkesi
- Somut Delil
Bu makale hazırlanırken Türk Medeni Kanunu, Borçlar Kanunu ve Yargıtay içtihatlarından faydalanılmıştır.